Bizimle iletişime geçiniz

Genel

HAKİM: Türkiye’de avcılık yasaklanmalı

Türkiye’de yerli avcıların geçtiğimiz yıl ne kadar hayvan öldürdükleri bile tespit edilemedi. Üstüne yabancı avcıların gelip avlanmasına izin veriliyor.

Türkiye’de hayvan hakları ihlallerini raporlayan ve bu ihlallerin yaptırımla sonuçlanması için mücadele veren Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), avcılık ve “av turizmi” nedeniyle yaşam hakları ellerinden alınan ve zarar gören hayvanlar ile ilgili, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan bilgi edinme yoluyla elde ettiği verileri açıkladı.

Bakanlık, öldürülen hayvanların Avlak Yönetimi Bilgi Sistemi’ne (AVBİS) avcılar tarafından sağlıklı bir şekilde girilmediğinden, 2018-2019 av sezonunda öldürülen yaban hayvanı sayısının kayıt altına alınamadığını bildirdi.

“YÜZ BİNLERCE YABAN HAYVANI ÖLDÜRÜLDÜ”

Bakanlık verilerine göre, Türkiye’de 2018 yılı sonu itibarıyla 275 bin 697 kayıtlı avcı bulunurken, bu şahısların 219 bin 492’si aktif olarak avlanıyor. HAKİM, avcılar tarafından öldürülen hayvanların aktif avcı sayısı düşünüldüğünde sadece bir sene için yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor.

6 BİN 972 AVCIYA CEZA KESİLDİ

HAKİM’in başvurusuna yanıt veren Tarım ve Orman Bakanlığı Av Yönetimi Daire Başkanlığı, 2018 yılında yapılan av kontrol ve denetimleri sırasında, yasa dışı avlandıkları tespit edilen 6 bin 972 avcıya, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na muhalefetten, toplam 6 milyon 506 bin 451 lira 20 kuruş idari para cezası uygulandığını ve 7 bin 170 yaban hayvanına el konulduğunu belirtti.

“AV TURİZMİ ADI ALTINDA 2 BİN 546 YABAN HAYVANI ÖLDÜRÜLDÜ”

Yerli avcıların haricinde, yurt dışından gelen avcılar da Türkiye’de avlandı. 2018’de yapılan “av turizmi” kapsamında, bin 26 yabancı uyruklu avcı Türkiye’ye gelerek avlandı ve yaban keçisi, yaban domuzu, çengel boynuzlu dağ keçisi, karaca, kızıl geyik, Anadolu yaban koyunu ve ceylan olmak üzere 2 bin 546 yaban hayvanı öldürüldü.

“DERHAL YASAKLANMALI”

Bakanlık verilerinin, avcılığın ne kadar büyük bir katliama sebep olduğunun resmi delili olduğunu belirten HAKİM Koordinatörü Burak Özgüner, “Avcıların keyfi için yüz binlerce yaban hayvanı, korkunç şekillerde öldürüldü, öldürülüyor. Avcılıkta birçok yöntem yasak olmasına rağmen yaban hayvanlarının işkence ile nasıl öldürüldüklerini sürekli raporluyoruz. Avcılığı, cinayet olarak tanımlıyoruz. Savunmasız hayvanların canını alan bir insan hobisi olarak karşımıza çıkan ve bakanlık için de kanlı bir gelir kapısı olan avcılık da av turizmi de derhal yasaklanmalı” diye konuştu.

“YABAN HAYVANI KURTARMA VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİNİN SAYISI ARTTIRILMALI”

Özgüner, avcıların yaraladığı ya da kazazede, hasta yaban hayvanlarının rehabilitasyonu ve tedavisi için merkezlerin yetersizliğinden bahsederek şunları söyledi:

“Şu anda Türkiye’de sadece 6 yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezi bulunuyor. Türkiye’de yaşayan yüzlerce farklı türden yaban hayvanı düşünülerek bu merkezlerin sayısının arttırılması, avcıların elinden kurtulan yaban hayvanlarının da yaşam şanslarını arttıracaktır. Yaralı yaban hayvanları, kilometrelerce yol kat edilerek bu merkezlere taşınırken yaşamını yitiriyor.”

HAKİM’E GÖNDERİLEN 2018 YILI VERİLERİ

2018 yılı sonu itibari ile kayıtlı avcı sayısı: 275 bin 697
2018 yılı sonu itibari ile aktif avcı sayısı: 219 bin 492
Yasa dışı avlanan ve yakalanan avcı sayısı: 6 bin 972
Avcılara uygulanan idari para cezası toplamı: 6.506.451,20 ₺
Av kontrol ve denetimlerde el konulan ölü ve canlı yaban hayvanı sayısı: 7 bin 170
“Av turizmi” kapsamında öldürülen yaban hayvanı sayısı: 2 bin 546
2018 yılı av turizmi geliri: 7.801.683 ₺
2018-2019 Av döneminde “avlanma izin kartı” satışından elde edilen gelir: 19.289.750,00 ₺
2018-2019 Av dönemi “avcılık belgesi harcı”ndan elde edilen gelir: 41.370.000,00 ₺
Bakanlığın kurtarma ve rehabilitasyon merkezlerine sevk edilen yaban hayvanı sayısı: 12 bin 178
Nakil sırasında ve bu merkezlerde yaşamını yitiren yaban hayvanı sayısı: 4 bin 744
Tedavilerinin ardından hayvanat bahçelerine kapatılan hayvan sayısı: Bin 701
Tedavilerinin ardından doğaya geri salınan yaban hayvanı sayısı: 5 bin 733

Genel

AKP’li Belediye Meclisi Üyesi Kovid-19 aşısını hangi sıfatla yaptırdı?

AKP’li Belediye Meclis üyesi ve eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı avukat Fatih Özata, Kovid-19 aşısı olduğunu açıkladı. Sağlık çalışanları ve riskli gruptaki 65 yaş üstü vatandaşlar bile henüz aşı olamamışken Özata’nın hangi unvanıyla aşı yaptırdığı tartışma konusu oldu.

BOLD –  AKP Eskişehir eski Gençlik Kolları Başkanı ve şimdiki dönemde Belediye Meclis Üyesi olan avukat Fatih Özata, instagram hesabında Kovid-19 aşısı olduğunu duyurdu. Özata’nın bu paylaşımı aşıyı hangi sıfatla yaptırdığı tartışmasını ve torpil iddialarını gündeme getirdi.

Türkiye’de aşılama çalışmaları Avrupa ülkelerinden oldukça geç başladı. Henüz sağlık çalışanları ve riskli olan gruplar aşılanmadı. Buna karşın bazı AKP’li isimlerin aşı olduğu iddiası tartışılırken AKP eski Eskişehir Gençlik Kolları Başkanı ve Belediye Meclisi üyesi Fatih Özata sosyal medya hesabından aşı olduğunu açıkladı.

İddiayı sosyal medya hesabından gündeme getiren CHP’li Barış Yarkadaş, “Özata aynı zamanda sağlıkçı değilse; aşıyı nasıl yaptırdı? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Umarım mantıklı bir cevabı vardır” ifadelerini kullandı.

 

Yarkadaş’ın paylaşımları üzerine, Özata özel hastanelerin avukatı olduğunu ve bu sıfatla aşı olduğunu açıkladı. Yarkadaş ise “Özata gerçek bir sağlık neferiymiş de haberimiz yokmuş! Veterinerler bile aşı olamazken hastane avukatı oluyor. Fatih Bey’i nöbete de bekliyoruz!” sözleriyle tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Genel

AYM cezaevinde işkenceye tazminat cezası verdi: Gardiyanlara yeni soruşturma açılacak

Kırıkkale F Tipi Cezaevinde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp edip kolunu kırdığı görüntüler ortaya çıktı. Anayasa Mahkemesi, Gündüz için 70 bin lira manevi tazminata hükmedip, gardiyanlar hakkında soruşturma açılmasını istedi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da konuyu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e sordu.

BOLD – 27 Mayıs 2017’de yaşanan ve cezaevinin güvenlik kameralarına yansıyan olayda, cezaevindeki hak ihlallerini protesto etmek amacıyla kantin önünde oturma eylemi başlatan Gündüz, kafası betona vurularak darp edildi. Ardından kolu bükülerek sürüklendi. Hastaneye kaldırılan Gündüz’ün kolunun kırıldığı tespit edildi.

TUTANAK: TUTUKLU KENDİNİ YERE ATTI

Olayla ilgili olarak nöbetçi müdürün de arasında bulunduğu 5 infaz koruma memuru, hakkında tutanak tutuldu.  Tutanakta olay, “Tutuklu koğuş şebekesi girişine getirildiğinde kapının açılması beklenirken kasten kolunun üzerine gelecek şekilde kendisini sertçe yere attı” diye anlatıldı. Memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadı.

CEZA GARDİYANLARA DEĞİL, TUTUKLUYA VERİLDİ

Koru kırılan Gündüz’e ise marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildi.

BAŞSAVCILIK TAKİPSİZLİK VERDİ

Gündüz’ün kolunun kırılmasıyla ilgili Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmadan takipsizlik kararı çıktı. Gündüz’ün avukatı Engin Gökoğlu’nun itirazından sonuç çıkmayınca, olay AYM’ya taşındı.

AYM İŞKENCEYİ GÖRDÜ

Anayasa Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda tutuklunun kolunun kırılmasını “eziyet” diye değerlendirerek, infaz koruma memurları hakkında yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi. Bu nedenle kararın örneğini Kırıkkale Başsavcılığı’na gönderen AYM, Gökhan Gündüz’e ise 70 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Olayın görüntülerini ise ANKA servis etti.

İŞKENCE ADALET BAKANINA SORULDU

Evrensel’in haberine göre HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde gardiyanların tutuklu Gökhan Gündüz’ü darp etmesini ve kolunu kırmasını Meclis gündemine taşıdı. Soru önergesi veren Gergerlioğlu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e şu soruları yöneltti:

-Kolu kırılan Gündüz’e marş söylediği için, bir ay haberleşme veya iletişim (mektup) araçlarından yoksun bırakma, onunla eylem yapan 3 arkadaşına da hücreye koyma veya ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezaları verildiği ve memurlar hakkında açılan idari soruşturmadan ceza çıkmadığı iddiaları doğru mudur?

-Yüksek Mahkeme’nin belirttiği Gökhan Gündüz’e yönelik işkence iddiasına dair ‘kamera görüntülerinin içeriklerinin ortaya konulamamış’ olmasının nedeni nedir?

-Eğer bu iddialar doğruysa Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı etkili bir soruşturma yürütemediği iddiası doğru mudur?

-Anayasa Mahkemesi’nin tespitine göre, bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında açılmış yeni bir soruşturma var mıdır?

-Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır? Bu işkenceyi uygulayan memurlar hakkında idari bir yaptırım uygulanmış mıdır?

-Geçmişte Gökhan Gündüz hakkındaki işkence soruşturmasının avukatlığını yapan Engin Gökoğlu’nun da tutuklu bulunduğu Tekirdağ Cezaevi’ndeki görevli memurlar tarafından kolunun kırıldığı iddiaları doğru mudur?

-Eğer bu iddialar doğruysa bu konuda açılmış soruşturma var mıdır? Açılmış soruşturma varsa hangi aşamadadır?

-Son 5 yıl içerisinde, işkence ve kötü muamele iddiasıyla hakkında soruşturma açılan memur sayısı kaçtır?

-Son 5 yıl içerisinde, maruz kaldığı kötü muameleler ve işkenceler sonucunda yaralanma ve sağlık problemleri oluşan kişi sayısı nedir?

Okumaya devam et

Genel

SMA’lı çocuk annesi Mürüvvet Aydar: Çocuğum gözümün önünde ölüyor yardım edin

2 buçuk yaşındaki SMA hastası Havin Ömür Aydar, yaşamak için yardım bekliyor. SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini, çok pahalı oldukları için ilaçları alamadıklarını söyleyen anne Mürüvvet Aydar “Çocuğun başında ölmesin diye bekliyorum. Yardım çığlımızı duyun” dedi.

BOLD – SMA hastası kızı olan Mürüvvet Aydar, kızının tedavisi için yardım çağrısı yaptı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların çok pahalı olduğunu belirten anne Aydar, SGK’nın bazı ilaçları ödemediğini söyledi. Aydar ayrıca parası ödenen ilaçlar için de sayısız kriter arandığını bunun da ilaçlara ulaşmayı zorlaştırdığını belirtti.

SMA HASTASI ÇOCUĞUN AİLESİ YARDIM BEKLİYOR

Gazete Duvar’dan Ali Vefa Yurdal’ın haberine göre İstanbul’da yaşayan SMA hastası 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar’ın annesi Mürüvvet Aydar, “Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” dedi.

YARDIM GECİKİRSE HAVİN’İN HAYATI RİSKE GİRECEK

Mehmet Şirin Aydar ve Mürüvvet Aydar çifti, Türkiye’deki Spinal Muskuler Atrofi (SMA) hastası binlerce çocuktan biri olan kızları 2,5 yaşındaki Havin Ömür Aydar için yardım bekliyor. Kızının 2 kilo daha alması halinde tedavisi için gerekli olan ilacın da önemini yitireceğini söyleyen anne Mürüvvet Aydar şunları anlattı: “Kızım 2,5 yaşında. Hastalığı 2 aylıkken fark edildi, tıbbı genetik testiyle 5 aylıkken SMA hastası olduğu tespit edildi. Biz de her aile gibi ilaç için mücadele ediyoruz. Kızım şimdi 11,5 kilo. Bu ilacı kullanması için 13,5 kilonun altında olması gerekiyor.”

“Kızım gözlerimizin önünde ölüyor” diyen anne Aydar ekonomik şartlardan ve ilaç fiyatlarından dert yandı. Kızının tedavisi için yardım isteyen Aydar “Kızımın şu an hayatta kalması için gereken ilaçlar bile çok pahalı. Öksürme cihazının parasını bile SGK ödemiyor. Bir çocuğum daha var, evin ihtiyaçları var, mutfak masrafları var… Çok zor günler geçiyoruz. Çocuğumuzun bir an önce tedavi olmasını istiyorum. Yardım çığlığımızı duysunlar. Kızım gözlerimizin önünde ölüyor. Bu hastalık ölümcül bir hastalık” ifadelerini kullandı.

İLAÇ BEKLERKEN KALBİ DURDU

Ülkede karşılanan ilaçlar için kriterlere girmenin çok zor olduğunu söyleyen Aydar şöyle devam etti: “SGK’nın karşıladığı ilaçlar için sayısız kriter var. O kriterlere girmek çok uzun sürüyor. Sıra beklerken çocuğun kalbi durdu. Yarın 7. dozunu almak için fizik ve solunum puanlamasına girecek ama büyük ihtimalle alınmayacak. Çocuk 6 cihaza bağlı yaşıyor. Solunumunu cihazla sağlıyor. Yutma yetisini kaybetmiş durumda, karnından tüple besleniyor. Sürekli nabzını kontrol eden cihazlara bağlı. Çocuğun başında ölmesin diye bekliyoruz. Kas sistemi çöktüğü için ağzında biriken tükürüğü bir makine yardımıyla ben çekiyorum.”

6 CİHAZA BAĞLI YAŞIYOR

Kızının vücuduna bağlı olan cihazlarla oyun oynamaya çalıştığını anlatan Aydar, “Bir yatakta sürekli gözetimimizde. Odasının yoğun bakım ünitesinden farkı yok. Odasındaki oyuncakları, kendisine bağlı olan sağlık üniteleri. Onlarla oyun oynamaya çalışıyor. Babası da ilaçları almak için sürekli rapor peşinde koşuyor. SGK ve hastane arasında sürekli mekik dokuyor. Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve raporları toplamak için çalışıyor” dedi.

Okumaya devam et

Popular