Bizimle iletişime geçiniz

Politika

‘Sondaj Usulü’ seçilen 51 sandıkla olağanüstü itiraz hazırlığı

YSK’nın, AKP’nin bütün İstanbul oyları yeniden sayılsın talebini reddetmesinin ardından gözler “sondaj usulü” belirlenen 51 sandığa çevrildi. Peki bu sandıklar neye göre seçildi, çıkacak sonuçlar süreci nasıl etkileyecek?

Para Analiz, 51 sonucu değiştirme ihtimali bulunmayan bu 51 sandıktaki sayımla ne amaçlandığına ilişkin ilginç bir analiz yayınladı.

Analize göre, AKP’nin sondaj usulü ile seçtiği bu sandıklarından bir veya bir kaçından, olağan dışı oy dağılımı veya farklılıklar çıkması halinde “olağanüstü itiraz talebi” devreye girecek.

İşte o çarpıcı analiz. YSK kararını açıkladı. Yaklaşık 4,5 saat süren toplantıdan AK Parti’nin İstanbul’da tüm oyların yeniden sayım talebi reddedilirken, 21 ilçedeki 51 sandıkta yeniden sayım yapılmasına karar verildi. Büyükçekmece’deki durum ise daha sonra karara bağlanmak üzere ertelendi.

BU KARAR NE ANLAMA GELİYOR?

Muhalefet cephesi bu kararı sosyal medyada “İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Başkanı Oldu” diye yorumladı.

AK Parti cephesinde ise görünüşte bir hayal kırıklığı var. Çok haklı itirazlarımız vardı ama reddedildi diyor YSK’daki temsilcileri…

SÜREÇ GERÇEKTEN BİTTİ Mİ?

CHP’nin YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu’na göre hemen hemen biti. Daha doğrusu bu son 51 sandık sayıldığında bitmiş olacak.

Bu zamana kadar çok daha fazla sayıda sandık yeniden sayıldığı halde sonucu değiştirecek bir oy farkı ortaya çıkmadığına göre 51 sandıkta da böyle bir şeyin çıkma ihtimali sıfıra yakın. Muhalefetin sevincinin kaynağı da işte bu olasılık hesabı.

MUHALEFET ERKEN Mİ SEVİNİYOR?

Fakat AK Parti’ye bakılırsa durum hiç de öyle değil. AK Parti YSK Temsilcisi Recep Özel karar hakkında şöyle dedi: “51 sandıkta sayım kararı aldı. Diğer taleplerimiz reddedildi ama bu sürecin bittiği anlamına gelmiyor. 51 sandıkta bütün oylar sayılacak. Olağanüstü itiraz talebiyle yeniden geleceğiz.”

Yani itirazlar bitmiş değil. İşin bir de bu 51 sandık sonucu değiştiremeyecekse neden sayılıyor meselesi var. Zira seçim kurulları ve YSK defalarca, çeşitli itirazları, itiraz doğru olsa bile seçim sonucunu etkilemeyeceği gerekçesiyle reddetmişti. Öyleyse bu 51 sandık o sonucu nasıl değiştirebilir?

KİLİT KELİME SONDAJ USULÜ

Bu 51 sandık nasıl seçildi? AK Parti YSK Temsilcisi Özel’in “YSK’nın yerleştirmiş içtihatlarına bağlı kalarak, haklı taleplerimizi, gerekçelendirerek, spesifik olarak bazı sandık numaralarını verdik. 51 sandıkta karar aldı.” sözlerine dikkat!

Yani o 51 sandığın sondaj usulü, istatistiksel anlamda rassal /random) olarak seçilmişliğe denk gelmiyor. Özel olarak itiraz edilmiş ve AK Parti tarafından verilmiş sandıklar… Buna rağmen o sandıklarda da sonucu değiştirecek bir fark imkansıza yakın. Öyleyse niye?

OLAĞANÜSTÜ İTİRAZ TALEBİ

Buradaki ipucu yine Recep Özel’in sözlerinde var. Eğer bu sandıklarda olağan durumdan biraz daha farklı bir sonuç çıkarsa bu kez bu sandıkları örnek göstererek “olağanüstü itiraz talebi” ile yeniden itiraz edecekler.

Yani denilecek ki “Bizim bütün ilçe oyları sayılsın talebimizi reddettiniz ve 51 sandık kararı verdiniz ama bakın o 51 sandıkta bazı olağan dışı oy dağılımı ve farklılıklar çıktı. O zaman şimdi artık tüm oyların sayımını kabul edin.”

Bu arada YSK Büyükçekmece hakkındaki kararı da dün vermedi ve bugüne erteledi. Bu karar da önemli; çünkü orada bütün seçimin iptaline ilişkin bir iddia var. AKP orada büyük miktarda sahte seçmen kaydedildiğini iddia ediyor ve Nüfus Müdürlüğü’nde çalışan biri de gözaltında.

SEÇİMİN MADDİ TEMELİ ORTADAN KALKAR

Burada iki sorun var: İlki seçim öncesi YSK Başkanı bizzat kendisi buna benzer itirazlar için hayali, sahte, mükerrer seçmenlerin olmadığını söylemişti. Ayrıca seçmen listelerine itirazın bir süresi var. Eğer bu süreye artık uyulmazsa bütün ülkede seçmen listelerine itiraz sonsuza kadar sürebilir. Yani ülkede seçim yapmanın maddi temeli ortadan kalkar.

Bir diğer sorun ise Büyükçekmece’de yürütülen adli soruşturma ve mahkeme süreci aylarca hâttâ yıllarca sürebilir bu durumda ne olacak?

Yani her iki durumda da önce Büyükçekmece meselesinde seçimi kazanan CHP adayı Hasan Akgün’ün başkanlığını herkes –en azından bir süre- kabul edilmek zorunda gibi…

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

YSK önümüzdeki üç gün içinde siyasi partilerin itirazlarını alacak. Bundan sonraki üç günde karar verme süreci devreye girecek. 13 Nisan’da bu süreç tamamlanacak. Ayrıca her seçimde olduğu gibi bu seçimde olağanüstü itiraz süreci’ denen bir seçenek daha bulunuyor. Bu da siyasi partilerin her yerde usulsüzlüklerin olduğu, maddi hatalar yapıldığı gibi olağanüstü tespitte bulunursa, seçim itiraz sürecinin tamamlanmasından ve İstanbul’da ilgili kişinin mazbatayı almasından sonra söz konusu parti İstanbul’da seçimlerin tümden iptaline ilişkin itirazda bulunabiliyor.

AKP SON İTİRAZ BİÇİMİNİ DE KULLANACAK

AKP YSK Temsilcisi bu son itiraz biçimini de kullanacaklarını şimdiden ilan etti. Her durumda sonraki olağanüstü itirazları bir kenara koyarsak İstanbul seçiminin kesin sonucu bu hafta sonu belli olacak.

Eğer olasılık hesaplarına bakarsak İmamoğlu’nun seçildiğinin ilan edilmesi kesin gibi. İki farklı ihtimal daha var. İlki 51 sandığı ve Büyükçekmece’yi gerekçe göstererek AKP’nin tüm İstanbul oylarının yeniden sayılması talebini bir kez daha YSK önüne getirmesi…

İMAMOĞLU’NUN MAZBATASINI ALMASINA ENGEL DEĞİL

Diğeri ise sonuç açıklandıktan sonra olağanüstü itiraz yoluna gitmesi… İlk durumun sonucu değiştirme ihtimali de “normal koşullarda” son derece az… Fakat ülkede insanlar ne yazık ki bu süreçte normal koşullara belki de haklı olarak, hiç inanmıyor.

İkinci durum ise 3-4 gün içinde İmamoğlu’nun mazbatasını almasına engel değil. Fakat burada da akla takılan şey, Erdoğan’ın Moskova’ya uçmadan az önce dile getirdiği genel usulsüzlük iddiası…

Yani merkezi idare bu iddiaya dayanarak İmamoğlu’nu da tıpkı başka kayyum atamaları olayındaki gibi görevden alır mı? Farazi olarak mümkün… Esasen hızlı anayasal, yasal ve teamül değişimlerinin olduğu Türkiye’de “farazi olarak” her şey mümkün!

AKP İÇ VE DIŞ DENGELERİ İNCELİYOR

Ne var ki İstanbul, sıradan bir küçük il değil. Ülkenin ekonomik ve sosyal olarak bazı kriterlere göre yaklaşık yüzde 30’unu bazı kriterlere göre 40’ını oluşturan dev bir metropol. Ülkenin ticari ve kültürel başkenti…

İstanbul hakkında dünyanın demokratik standartlarını apaçık ihlal anlamına gelecek bir uygulama sadece borsayı, dövizi, mali piyasaları değil; tüm ekonomiyi ve hatta siyasi dengeleri ciddi şekilde etkileyebilir.

Herhalde tüm bu itirazlar alt düzeyde yapılırken AK Parti’nin üst düzet kurmayları işte bu iç ve dış dengeleri; ekonomik, sosyal dengeleri de incelemekle meşguller.

YSK gece yarısı kararını verdi: AKP’nin 31 ilçede oyların tamamının yeniden sayımı talebini reddetti

Politika

Türkiye’nin kurulması yasak partisi: PİA

Mehmet Kamaç ve arkadaşları İçişleri Bakanlığı önünde başlattıkları parti kurma eyleminin 9. gününde. Eylemin gerekçesi 2,5 yıldır devam ettikleri ama başarılı olamadıkları parti kurma mücadelesi.

BOLD – Mehmet Kamaç ve arkadaşlarının parti kurmaya karar vermelerinin üzerinden 2,5 yıl geçti. Ancak İçişleri Bakanlığı, İnsan ve Özgürlük Partisi’nin (PİA) kuruluş dilekçesini 2,5 yıldır çeşitli gerekçelerle almamaya direniyor. Türkiye’deki geçerli yasalara göre parti kurmak için İçişleri Bakanlığı’na internet üzerinden imzalı bir dilekçe vermek yeterli. PİA kurucuları, imzalı dilekçeyi vermek için 2,5 yıldır her yolu denediler. Ancak İçişleri Bakanlığı PİA’nın kuruluş başvurusunu almamakta kararlı.

OYLARIN BÖLÜNME KAYGISI

turkishminute.com’un haberine göre Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’nın dilekçeyi almamaktaki direncinin arkasında kurduğu ittifaka zarar verebileceği endişesi var.

PİA, barışçıl Kürt İslamcılar olarak nitelenebilecek bir hareketin temsilcisi olarak kurulmak isteniyor. Ancak Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar isimli başka bir Kürt İslamcı parti var. Türk Hizbullahı’nın temsilcisi olan Hüdapar, daha radikal görüşlere sahip bir yapılanma ve uzun yıllardır Erdoğan’a verdikleri destekle biliniyorlar.

PİA’nın kurulması, Erdoğan’ın ittifak halinde olduğu Hüdapar’ın oylarında bölünme anlamı taşıyor. PİA ayrıca Kürt Hareketi’nin en büyük partisi HDP’yle de iyi ilişkileri olan bir grup. HDP, Erdoğan’ın en önemli hedeflerinden biri ve HDP’nin genel başkanı Selahattin Demirtaş, 4 yılı aşkın süredir tutuklu.

Gazeteci İrfan Aktan’a göre; PİA’nın kuruluş dilekçesinin alınmaması devletin Kürt İslamcılar arasında yaptığı ideolojik tercihin yansıması.

https://twitter.com/MemetkamacKamac/status/1351445600844308481?s=20

İlk başvuru 2018’de

PİA, ilk kuruluş dilekçesini 14 Mayıs 2018’de internet üzerinden yaptı. Başvuru işleme bir ay boyunca konmadı. Bakanlık ardından “başvuruyu posta yoluyla yapın” şeklinde bildirim yaptı. Kurucu heyet evrakları posta yoluyla da gönderdi. Ardından bizzat İçişleri Bakanlığı’na giderek başvurunun sonucunu sordular. Yaklaşık iki yıl boyunca her defasında aldıkları cevap, “evraklar inceleniyor” şeklinde oldu.

Partiyi kurmak isteyen heyetin başındaki isim olan Mehmet Kamaç, geçtiğimiz hafta İçişleri Bakanlığı yetkililerine dilekçeyi bu kez elden teslim etmek için mücadele ederken gözaltına alınmak istendi.

Bakanlığın PİA’ya verdiği son yanıtta parti iç tüzüğünde bulunan “Kürtlere anadilde eğitim talebinin” Anayasaya aykırı olduğu ve düzeltilmesi talep edildi.

İçişleri Bakanlığı’nın parti tüzüğünü denetleme yetkisi bulunmadığını, kuruluş dilekçesini almak zorunda olduğunu belirten PİA kurucu heyeti, İçişleri Bakanlığı önünde “evrakları teslim nöbeti” başlattı. 9 gündür devam eden eylemde, Bakanlık yeni bir faza geçti ve PİA kurucu heyetindeki isimlerin Bakanlık binasına girişleri yasaklandı.

Tayyip Erdoğan’ın son dönemde demokrasi ve hukuk reformu söylemlerini yeniden gündeme getirmesine atıf yapan Mehmet Kamaç, “Anayasa rafa kalkmış, bu ülkede parti kurdurulmuyor. Siz hangi reformdan bahsediyorsunuz?” diye soruyor.

30’dan fazla başvuru

“Süreç aylarca sürse de her gün bakanlığın önüne gidip oturmaya kararlıyız” diyen Kamaç, 30’dan fazla başvuru yaptıklarını ama Bakanlığın almamakta ısrarlı olduğunu söylüyor.

Türkiye’de yakın dönemde başka siyasi partilerin kurulduğunu, İçişleri Bakanlığı’nın tavrının sadece kendilerine olduğunu belirten Kamaç, Bakanlık tarafından başvurularının kabul edilmemesini yürüttükleri Kürt merkezli siyaset ve seçimde HDP ile kurdukları ittifakın da etkisinin olduğunu düşünüyor. Kamaç yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

“Anlaşılan tabanı Kürdistan’da olan Kürt siyasi partilerin kurulmasına müsaade edilmiyor. İnsan ve Özgürlük Partisi dindar-muhafazakar kökenden gelen bir parti. Kanaatimce Kürt ve Kürdistan meselesini hak, adalet ve özgürlük ekseninde ele alan ve modern dünyanın değerleriyle birlikte İslami değerler ile meseleyi ortaya koyan partimizi bir tehdit olarak algılamış olabilirler. Olay bir parti meselesi olmaktan çıktı. Bu hukuk ve demokrasi meselesine dönüştü. Konuyu hukuk ve demokrasi olarak gören ve önceleyen kesimlerle paylaşarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Başvurumuz kabul edilene kadar bakanlıktaki bekleyişimiz devam edecek.”

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: Her alanda sorunumuz var herkes sandığı bekliyor

Kırşehir’de bulunan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’yi artık yönetemediğini belirterek, “Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli temaslar için Kırşehir’deydi. Ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu gazetecilere açıklamalarda bulundu.

SOYLU VE GÜL POLEMİĞİ

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında başlayan polemiğe değinen Kılıçdaroğlu: “Türkiye’de en sorunlu alanlardan birisi yargı. Yargıya iktidarın müdahale ettiğini ve talimat verdiğini, bu talimat çerçevesinde yargının karar aldığını biliyoruz. Ama hükümetten iki ayrı bakanın bu konuda tartışma zemini yaratmaları, bu hükümetin Türkiye’yi nasıl yönetemediğinin açık göstergesidir. AKP Hükumeti, Erdoğan artık Türkiye’yi yönetemiyor. Her alanda sorunumuz var” yorumunu yaptı.

“SANDIK BEKLENİYOR”

Ülkedeki ekonomik krizin neden olduğu işsizlik ve yoksulluk sorununa da dikkat çeken CHP lideri: “Bu milletin temelde bir sorunu var. Herkes bekliyor. Neyi bekliyor. Herkes sandığı bekliyor. Sandığı koyun önümüze diyorlar” dedi.

Bir soru üzerine Kılıçdaroğlu erken seçim için herhangi bir tahmininin olmadığını söyledi.

ABD’de göreve başlayan Joe Biden ile ilgili bir soru karşısında Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Ben Türkiye’nin bütün ülkelerle barış içinde yaşamasını isterim. Türkiye’nin kendi demokrasisini geliştirmesini isterim. ‘Türkiye’de demokrasi vardır’ algısının bütün dünyaya yerleşmesini isterim. Türkiye bir baskı ve otoriter rejim içinde. Bu otoriter rejimden Türkiye’nin kurtulması lazım. Efendim, falan kişi eleştirdi, yakala hapse at. Ne yapsın bu adam, derdini de mi anlatamayacak? Derdini anlattı diye adamı yakalayıp hapse mi atarsınız, tutuklar mısınız?”

Erdoğan’ın terörist listesi

Okumaya devam et

Politika

Yargıya isyan eden Soylu’ya Adalet Bakanı Gül’den uyarı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, annesi ile çekildiği fotoğrafa sosyal medyada küfür eden kişinin serbest bırakılmasına isyan etti. Adalet Bakanı Gül ise “Kimse yargıya parmak sallayamaz” diyerek Soylu’yu uyardı.

BOLD – İçişleri Bakan Süleyman Soylu, sosyal medyada annesi ile olan fotoğrafının altına küfür eden kişinin adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösterdi. Soylu’nun paylaşımından sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz” açıklaması geldi.

“BAKAN OLSAM NE YAZAR”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından annesine yapılan hakaretlerden ötürü isyan etti. Twitter’dan yaptığı paylaşımda hareket eden şahsın adli kontrol şartıyla serbest kalmasına tepki gösteren Bakan Soylu, karara şu şekilde tepki gösterdi: “45 gündür anam hastanede,

Annemle fotomun altına küfreden alçak mahkemeye çıkıyor ve adli kontrolle serbest,

Ne yapmalıyım Bakan olsam ne yazar. Millet, devlet işleriyle boğuşurken anasının namusuna sahip çıkamamak ne ifade eder. Tweetimle yeniden alınırsa da provokasyon sayacağım” dedi.

KİMSE YARGIYA PARMAK SALLAYAMAZ

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de Soylu’nun açıklaması sonrası yaptığı paylaşımda, “Klavye başına geçip sosyal medyada bana her gün tutuklama siparişi verenlere sesleniyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Burada kanunlar, kurallar, usuller işler; hukuk işler. Bu işleyişi beğenmeyen gider itiraz hakkını kullanır ama yargıya parmak sallayamaz. Adalet Bakanından da bu işleyişe müdahale etmesini bekleyemez. Adalet Bakanının cübbesi yoktur, görevim süresince o cübbeyi giymedim ve kimse kusura bakmasın asla da giymeyeceğim” ifadelerini kullandı. Bu paylaşım, Bakan Soylu’ya cevap olarak yorumlandı.

Kanser tedavisi gören eski Milletvekili Hatice Kocaman tutuklandı

 

Okumaya devam et

Popular