Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Financial Times: TCMB, döviz rezervlerini kısa vadeli borçlanarak artırıyor

Financial Times, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) rezervlerini milyarlarca dolar borçla takviye ettiğini, bunu da özel bankalardan swap yoluyla kısa vadeli döviz borcu alarak sağladığını yazdı.

Seçim arifesinde hükümetin ricasıyla bankaların yabancılara fonlamayı kısması SWAP faizlerini yüzde 1000’lere yükseltmiş, TCMB de “arka kapıdan faiz artırımına” başvurmak zorunda kalmıştı.

Böylece bankalar arasında çok sık kullanılan, fakat sokaktaki vatandaşın hemen hiç gündemine gelmeyen bir finansal enstrüman da manşetlere geçmişti. Artık SWAP piyasası normale döndü, swap eğrisi yüzde 26 civarında bir TL faizi fiyatlıyor, fakat SWAP’lar gündemimizden çıkmadı.

TCMB’nin her hafta yayınladığı analitik bilançoda olağan dışı hareketler bir çok uzmanın dikkatini çekti. TCMB’nin kamuya döviz borç verdiği, kamunun da el altından döviz satarak TL’yi savunduğu iddiaları dillerde dolaşmaya başladı.

Son olarak da yabancı yatırımcı ve bankalar TCMB’in net F/X rezervlerindeki gerilemeyi dillerine doladı. Bu gerileme son 2 veri haftasında durdu, ama şüpheler dağılmadı. Bazı uzmanlar TCMB’nin bu kez kulaklarından döviz mevduatı fışkıran özel bankalardan swap yoluyla borç alarak net F/X rezervlerini yüksek gösterdiğini öne sürdü. TCMB bu konuda açıklama yapacağını vaadetmesine rağmen uzun süre sessiz kaldı.

Dün Financial Times’da (FT) çıkan “Turkey props up reserves with billions of dollars in short-term borrowing” (Türkiye rezervlerini milyarlarca dolar borçla takviye ediyor) başlıklı haberde TCMB’nin cevabı yayınlandı.

Haber, “TCMB rezervlerini kısa vadeli dolar borçla takviye ederek olası bir krizde TL’yi savunma gücünü abartıyor” ifadeleriyle başlıyor.

İnternet sitesinde dün yukarıdaki şekilde yayımlanan haber bugünki FT basılı gazete nüshasında ise manşete çıkarılmış.

TCMB’NİN NET REZERVLERİ SADECE 16 MİLYAR DOLAR

TCMB’nin en son raporunda net rezervleri 28.1 milyar dolar hesaplandı. Fakat, FT’nin swap işlemleri ayıklandıktan sonra bulduğu meblağ sadece 16 milyar dolar.

TCMB, Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ, Piyasalar = GOP) içinde kısa vadeli dıç borçlarına oranla en az F/X rezerv tutan merkez bankası, bu yüzden de olası para kaçışlarına karşı “ekonomimizin kırılgan” olduğu söyleniyor.

FT’nin müracatı üzerine yazılı bir cevap yollayan TCMB, swap işlemlerinin rezerv meblağını etkileyebileceğini kabul etti, fakat muhasebeleştirmenin uluslararası normlara uygun olduğunun altını çizdi.

Ancak, FT’nin görüştüğü bazı piyasa katılımcıları bu açıklamadan sonra dahi rahatsızlıklarını ifade etti. Investec Bankası GOP traderı Julian Rimmer, “Bu (swapların) olağan işlemler olduğunu düşünmüyorum. Merkez Bankaları gerçekler hususunda bu denli ketum olmamalı” yorumunu yaptı.

Aşağıdaki grafiK, “Türk merkez bankası swapların kullanımını dramatik miktarlarda artırıyor” başlığını taşıyor.

“REZERV ARTIRMANIN GELENEKSEL YÖNTEMİ BU DEĞİL”

Adını vermek istemeyen bir eski TCMB yöneticisi ise “Bunlar borç, kazanılmış para değil. Rezerv artırmanın geleneksel yöntemi bu değildir” dedi.

FT hesaplarına göre geçmişte swap hesabında 500 milyon dolardan fazla bakiye göstermeyen TCMB’nin bu kalemde borçları 8 Nisan haftasında 13 milyar dolara yükseldi.

Adını vermek istemeyen beş uzman veya yatırımcı da FT ile rezerv düzeyi hakkında kaygılarını paylaştılar. FT’ye göre bu kişiler JP Morgan aleyhinde soruşturma başlatılmasından sonra bu konuda açıkça konuşmaktan çekindiklerini söyledi.

FT, tanımların biraz değiştiği günlük analitik bilançodan da SWAP işlemlerini çıkartarak rezerv hesabı yaptı. Bu hesaba göre net F/X rezervler nisan ayı boyunca 11.5 milyar doların altında seyretti. Eş yöntemlerle hesaplanan mart başı rezervleri ise 28.7 milyar dolar olarak rapor edildi.

FT’ye göre, swap işlemleri dahil edilse bile mart-nisan arasında rezervlerde bir kayıp var. FT bu kaybın TCMB’nin kamuya verdiği borçla ilgili olup olmadığını sordu.

TCMB soruya açık cevap vermedi, fakat “SWAP operasyonları bankamızın yerli bankaların likidite yönetimi ve etkin çalışmasını sağlamada kullandığı uluslararası kabul gören bir yöntemdir” demekle yetindi.

TCMB ayrıca genel kabul görmüş rezerv rasyosunun brüt rezervler olduğunu, çünkü gerektiği zaman tüm bu meblağın bankanın kullanımına amade olduğunu vurguladı.

Halen 77 milyar dolar olan brüt rezervlerin de bir yıl içinde 177 milyar dolar dış borç çevirmesi gereken ekonomi için yetersiz olduğu iddia ediliyor.

Aşağıdaki grafiğin başlığı “Türkiye’nin net yabancı varlıkları ve kısa vadeli swap borçlanması” başlığını taşıyor. Mavi çizgi net yabancı varlıklar, pembe çizgi kümülatif swaplar.

Financial Times makalesinin belki de en çarpıcı yanı swaplar çıkarıldıktan sonra TCMB’nin net rezervlerinin kalan miktarı. Aslında bütün yazı neredeyse aşağıdaki grafiği vermek için yazılmış desek yanlış olmayabilir.

“Analistler, Türkiye’nin cephaneliğinin kısa vadeli borçlanmayla doluymuş gibi gösterildiğini söylüyor” başlığını taşıyor.

Burada da mavi çizgi TCMB net yabancı varlıklar yani net rezervleri gösterirken, pembe çizgi swap borçlanması çıkarıldıktan sonra kalan net rezervleri gösteriyor. Grafiğin içindeki okla gözüken yazıda ise ise o noktada TCMB’nin swap kullanımı burada hızlanıyor diyor.

Bu yazıda dikkat edilmesi gereken bir şey var. O da 2008 krizinin patlak vermesinden beri bütün büyük merkez bankaları dahil, merkez bankalarının FT’nin tabiriyle savaş deposunun doldurulması için swap’ları kullandı. Yani bunu yapan ilk TCMB değil. Üstelik o kriz zamanları çok ciddi merkez bankalarının ve bankacılık sistemlerinin rezervleri, kur ve faiz riskleri çok ciddi boyutlara çıkmıştı.

Yani acil zamanlarda bu tür yöntemlerin bazen bir miktar aşırıya kaçacak şekilde bile olsa kullanılması gayet meşru. Sorun bunun acil ve kısa dönemlerde kullanılabilecek geçici bir önlem olduğunu ve uzun dönemde bunlara güvenmemek gerektiğini unutmakta olabilir.

Onun için FT’nin bu haberini okuyup akılda tutmak ve bir an evvel Türkiye’nin rezervlerini geliştirmek için daha çok güven yaratacak, daha kalıcı, daha uzun vadeli yöntemlere geçmesini istemek faydalı olacaktır.

kaynak: paraanaliz.com

Ekonomi

500 ve 1000 liralık banknotlar için hazırlıklar başladı

Hükumet 500 ve 1000 liralık yeni banknotlar için düğmeye bastı. Liradan altı sıfır atmakla övünen iktidar, yanlış ekonomi politikaları nedeniyle en yüksek değerdeki 200 liralık banknot bile pula çevirdi.

BOLD – Bankalara gönderilen ATM’lere küçük kupürlü banknot yerleştirme talimatını eleştiren CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Erdoğan Toprak, hükumetin 500 ya da 1000 liralık yeni banknotlara hazırlık yaptığını söyledi.

ARTIK 200 TL İLE FİLELER DOLMUYOR

Sözcü’den Başak Kaya’ya konuşan Toprak, markette ve pazarda filenin 200 liraya bile dolmadığını, küçük kupürlü banknotlarla yapılan ödemelerde de tomarla para ödendiğini dile getirdi. “Yükselen enflasyonla pula dönüşen en yüksek kupürlü banknot da yetersiz hale geldi. 500 ya da 1000 liralık yeni banknotlara hazırlık yapılıyor” dedi.

ENFLASYON 200 TL’Yİ PULA DÖNÜŞTÜRDÜ

Liradan altı sıfır atmakla övünen iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi politikaları ve enflasyonun çift hanede olmasının, en yüksek değerdeki 200 liralık banknotu da pula dönüştürdüğünü vurgulayan Toprak, “Daha yüksek kupürlü banknot basma ihtiyacı doğdu” dedi.

SÜREKLİ 100 VE 200 LİRALIK BANKNOTLAR BASILIYOR

Hayat pahalılığında küçük kupürlü banknotların, cüzdanlarda değersiz kağıt para kalabalığına dönüştüğünü vurgulayan Toprak, “Değeri kalmayan 100 veya 200 liralık banknotların kullanımı da arttı. Piyasada tedavüldeki banknotların yüzde 50’yi aşan bölümü bu banknotlardan oluşuyor. Yükseliş hızı bu şekilde sürdüğü takdirde yakında 500 hatta 1.000 liralık banknotların tedavüle sokulması kaçınılmazdır” dedi.

200 TL YILLAR İÇERİSİNDE ERİDİ

Sürekli artın enflasyon Türk Lirası’nın da değerini düşürüyor. Yüksek enflasyon nedeniyle 200 liranın yıllar içerisinde alım gücü iyice düştü. Tedavüle çıktığı 2009 yılında 200 lira ile 13 kilo dana eti, 38 kilo tavuk eti, 19 litre zeytinyağı, 56 kilo muz, 2.5 çeyrek altın, 130 dolar alınabilirken şimdi 2.5 kilo dana eti, 7 kilo tavuk eti, 5 litre zeytinyağı, 13 kilo muz, 0.25 çeyrek altın ve 27 dolar alınabiliyor.

 

Selahattin Demirtaş: Daha cesur olmanın vakti çoktan geldi de geçiyor

Okumaya devam et

Ekonomi

TÜİK bir jeoloğa emanet

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, verileri tartışmalı TÜİK’in başına Jeoloji Mühendisliği mezunu Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer’i atadı. Önceki başkan Muhammed Cahit Şirin de Emine Erdoğan’ın özel kalem müdürünün eşiydi.

BOLD – Bir yıl olmadan görevden alınan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Muhammed Cahit Şirin’in yerine Prof. Dr. Sait Erdal Dinçer atandı. Dinçer’in İstanbul Teknik Üniversitesinde Maden Mühendisliği Fakültesi Jeoloji Mühendisliği bölümü mezunu olması dikkat çekti.

KARAR RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararına göre TÜİK Başkanlığı’na Prof. Dr. Sait Ercan Dinçer atandı. Kararın 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 38’inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince verildiği belirtildi.

JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ MEZUNU

Dinçer, 1986-1990 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Maden Mühendisliği Fakültesi Jeoloji Mühendisliği bölümünde okudu. Aynı üniversitede İşletme Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yaptı. Dinçer aynı zamanda 1992-1995 yıllarında Marmara Üniversitesi ekonometri alanında yüksek lisans yaptı. Dinçer doktorasını da Marmara Üniversitesi ekonometri bölümünde yaptı.

ESKİ BAŞKAN EMİNE ERDOĞAN’IN ÖZEL KALEMİNİN EŞİYDİ

Açıkladığı veriler tartışma konusu haline gelen TÜİK’in önceki başkanı Muhammed Cahit Şirin, bir yıl bile olmadan geçen ay ortasında görevden alındı. Mayıs 2020’de göreve gelen Şirin, Emine Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Elif Esen’le evli. TÜİK’ten yapılan açıklamada başkanlığa Muhammed Cahit Şirin’in yerine Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Ahmet Kürşad Dosdoğru’nun vekaleten atanmıştı.

ESKİ TÜİK BAŞKANI DA VERİLERE GÜVENMİYOR

Eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir, kendisi görevdeyken 4 yıl boyunca Gelirler İdaresi’nden veri alamadığını ve TÜİK’e veri vermeyen kişinin de Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal olduğunu söyledi. TÜİK’e yönelik eleştirilerin son yıllarda çok yükseldiğini belirten Aydemir, “İnsanlar, artık açıklanan verilere güvenmez hâle geldi. İşin doğrusu, evet, ben de TÜİK’in enflasyon, istihdam, büyüme gibi alanlarda yayınladığı verilerin artık çok şüpheli ve tartışmalı olduğu konusunda hemfikirim” dedi.

Selahattin Demirtaş: Daha cesur olmanın vakti çoktan geldi de geçiyor

Okumaya devam et

Ekonomi

Emeklilik dilekçesi veren EYT’li gözyaşlarına boğuldu

Kendilerini Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) olarak adlandıran 6 milyon kişiden biri olan Duygu Kösedağ, bugün emeklilik dilekçesi verdi. Yaşa takıldığı için 11 yıl gecikmeli yaşlılık tahsis kartı alabilen Kösedağ, “Gözyaşlarımı tutamadım” dedi.

BOLD – Türkiye’nin çözüm bekleyen önemli sorunlarından EYT, aileleriyle birlikte 15 milyona yakın vatandaşı ilgilendiriyor. Muhalefet partileri emeklilik bekleyenlerin sorunu çözmeyi vaat ederken AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Kasım 2019 tarihinde İstanbul’da resti çekti. Erdoğan, “Milletimin zararına olan bir şeye asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum” ifadelerini kullandı.

11 YIL GECİKMELİ EMEKLİLİK

Seslerini duyurmak için Umut Partisi ismiyle siyasi parti bile kuran EYT’liler dernek, sosyal medya ve diğer alanlardaki örgütlülüğüyle biliniyor. Anlık gelişmeleri paylaşan EYT’lilerden Duygu Kösedağ’ın emeklilik dilekçesi vermesi heyecana sebep oldu. Kösedağ, “31 yıl sonra 11 yıl gecikmeli gelen nihayet emeklilik dilekçemi verdim. Yaşlılık tahsis kartımı elime aldığımda göz yaşlarımı tutamadım. Görevli bayan EYT’li miydiniz dedi. Demek bu kadar belli oluyor hakkımızın ötelendiği. Darısı bütün eyt’li arkadaşlarımın başına” diye yazdı.

EYT NEDİR?

Bir partiyi iktidara taşıyabilecek ya da iktidardan indirebilecek kadar kalabalık olan EYT’liler, 8 Eylül 1999’da kabul edilen 4447 sayılı Kanun ile gündeme geldi. Kanundan önce erkekler için 25, kadınlar için 20 yıl sigortalılık süresi ve 5 bin günlük prim gün sayısı emekli olmak için yetiyordu. Yapılan düzenlemeyle emeklilik yaşı kadınlarda 58’e, erkeklerde 60’a yükseltilirken, emeklilik için gerekli prim gün sayısı ise 7 bin güne yükseltildi. Prim gün sayısını dolduran ancak yaşı kadınlarda 58’e erkeklerde 60’a ulaşmayanlar emekli maaşına bağlanamıyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0