Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Atilla Yeşilada ABD’nin İran’a petrol ambargosunun Türkiye’ye etkilerini anlattı

Amerika, İran’dan petrol alan 8 ülkeye muafiyet tanıyordu. Türkiye’de onlardan biriydi. Muafiyet kalktı. Bunun ekonomiye olası ürkütücü etkilerini Atilla Yeşiada anlattı.

BOLD-Ekonomist Atilla Yeşilada, ABD’nin İran’dan petrol ithalatı konusunda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkeye tanıdığı muafiyetleri uzatmama kararı sonrası yıllık zirveye yaklaşan petrol fiyatlarına ilişkin, “Bizim önümüzde 6 aylık bir yüksek petrol dönemi ve bunun ödenmesi var. Petrol fiyatlarındaki artış 6 ay arayla doğal gaz fiyatlarına yansır” dedi.

Son Youtube yayınına; “Türkiye’nin enerjisi bitiyor. Çok ciddi bir enerji sorunuyla karşı karşıyayız” diye başlayan Yeşilada, ABD’nin 8 ülkeye tanıdığı İran yaptırımlarından muafiyeti kaldırdığını ve bu ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu hatırlattı.

Bu gelişmenin siyasi, petrol bağlamında ekonomik ve hemen arkasından da Türk lirası ve cari açık gibi boyutlarına dikkati çeken Yeşilada, şunları kaydetti:

“Siyasi boyutu çok tehlikeli. Birincisi, Amerika İran’ın petrol ihracatını sıfırlamakta ve rejimi indirmekte kararlı. Resmi niyeti böyle olmasa da görülmeyen niyeti bu. İran da bunun karşılığında eğer gerçekten petrol ihracatı sıfırlanırsa Hürmüz Boğazı’nı kapatacak. Yani oradan petrol sevk eden Körfez ve Arap ülkelerinin geçişini de engelleyecek, olay çıkartacak.

Bu senaryo ne kadar gerçekçi bilemem ama iki taraf da gerilimi böyle tırmandırmaya devam ederse, petrolde risk priminin artması yüzünden 100-120 dolarları konuşuruz. Ve o zaman Türkiye ekonomisi, petrol ithal eden her ülkenin ekonomisi içinden çıkılmaz boyuta gelir.

“TRUMP SURİYE’DEN DE IRAK’TAN DA ÇEKİLMEYECEK”

Bizi ilgilendiren bir olay daha var. Amerika’nın İran’ın etkinliğini sınırlamak ve bölgedeki müttefikleri Suudi Arabistan ve İsrail’e destek vermek konusunda ne kadar kararlı olduğunu çözemiyoruz. Bu desteğin verilebilmesi ve İran’ın bölgede sınırlanması için ABD’nin Irak ve Suriye’deki varlığını sürdürmesi lazım. Trump’a bunu anlatıyorlar şimdi.

Trump Suriye’den çekilmeyecek. Irak Kürt bölgesinden de çekilmeyecek. Dolayısıyla bizim oyun planımızı buna göre kurmamız lazım. Ya ona karşı oluruz, ya ABD ile iş birliği yapar Irak ve Suriye’deki nüfuz alanımızı geliştiririz. Bu, hükümetin ve halkımızın vereceği bir karardır.

“TÜRKİYE’NİN YİNE İRAN YAPTIRIMLARIN DELME FİKRİ VAR”

Türkiye’nin yine Avrupa gibi çeşitli dolar dışı takas mekanizmalarıyla İran’a yaptırımları delme fikirleri var. Bunlar aslında meşru gibi gözükse de hiçbir faydası olmadığı gibi sadece ABD’yi daha da sinirlendirecek. Ayrıca mesele de şu: Yapsanız da İran’ın geliri yok. Dolayısıyla sizden daha fazla mal almayacak.

“İRAN’IN BİZİMLE NE KADAR DOST OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK LAZIM”

Zaten bütün bunlar gerçekleşebilseydi doğal gaz karşılığı mal alışverişi yapardık. Barter veyahut da takas. İki tarafın da ekonomisi düzelirdi. İran bunlara razı olmuyorsa bizimle ne kadar dost olduğunu düşünmek lazım.

Petrol fiyatlarına gelelim. Brent petrol Pazartesi 75 dolar civarında kapandı. Türkiye’de çok basit aritmetik hesaplar var. Brent petrolde her 10 dolarlık artış, bizim cari açığımızı 3.5 milyar dolar civarında artırıyor. Merkez Bankası’nın son enflasyon raporundaki tahmini 63 dolardı. Merkez’i kınamıyorum, herkesin tahmini buydu. Şimdiden 75 dolar…

“PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞIN CARİ AÇIĞA ETKİSİ ŞİMDİDEN 4 MİLYAR DOLAR”

Analistler kendi tahminlerinde ne kullanıyorlar bilmiyorum ama onlar da 63 kullanıyorsa şu anda beklentilere nazaran 4 milyar dolar daha yüksek olur. Kaldırılamayacak bir şey değil ama Türk lirasının durum malum, bizi biraz daha zedeler.

Tabii enflasyona yansıması var. Zaten araba kullanan herkes ne kadar yansıdığını biliyor. Hükümet, bu enflasyona sirayeti engellemek için eşel mobili geri getirdi. Yani petrol fiyatları arttığı ölçüde vergiyi indiriyor, böylece akaryakıt pompasında fiyat artışını hissetmiyoruz.

“EŞEL MOBİL BU ORTAMDA BÜTÇEYİ PARÇALAR”

Eyvallah. Allah razı olsun hükümetimizden ama bunun şöyle bir zararı var: Mart bütçesine baktığınızda ÖTV ve KDV gelirlerinin çok ciddi boyutta düştüğünü görüyorsunuz. Bu sürdürülebilir bir sistem değil. Türk lirasının yavaş da olsa sürekli değer kaybettiği, petrol fiyatlarının yükseldiği bir ortamda eşel mobil bütçeyi parçalar.

Zaten şu anda trend olarak milli gelirin yüzde 4’üne giden bir bütçe açığı var. Altından kalkamayız. Dolayısıyla bir şekilde bu duracak.

“PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞ, TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN CİDDİ BİR DARBE”

Ayrıca petrol yalnız akaryakıt olarak ithal edilmiyor. Plastik olarak, ilaç, gübre… Kimya sanayisinin pek çok girdileri petrole bağlı. Dolayısıyla direkt akaryakıttan enflasyona geçişi engelleseniz, ötekilerden engelleyemiyorsunuz. Yine bir miktar enflasyon artıyor. Özellikle tarım ürünlerinde hemen hemen hiç engelleyemiyorsunuz. Dolayısıyla bu gelişme Türkiye ekonomisi açısından ciddi bir darbe.

Nisan tüketici güvenini aldık. Martta da anket bazında ekonomide morallerde düzelme vardı. Ben bunun bu düzelmeyi geri çevireceği korkusu içindeyim. Tahminim, yaz ayları boyunca brentte 80, çok düşük bir ihtimalle 85’i görürüz. Ondan sonra yine petrol fiyatları düşmeye başlar. 70’lere kadar, hatta 65’lere kadar gerileyebilir.

Çünkü birincisi, Amerika’da kaya petrolü üretimi artarak devreye giriyor, ikincisi OPEC dengeler piyasayı ama bunlar zaman alır. Bizim önümüzde 6 aylık bir yüksek petrol dönemi ve bunun ödenmesi var.

Burada hiç konuşulmayan bir sorun ve hükümetin bütçe giderlerini artıran gizli bir mesele de şu: Bizim bütün doğal gaz kontratlarımız, İran ile olsun, Rusya ile olsun, fiyat hep petrole bağlı. Brente, urala, şuna buna bir benchmark’a bağlıdır. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artış 6 ay arayla doğal gaz fiyatlarına yansır.

Hükümet tabii ki vatandaşın mağduriyeti artmasın diye bunları yansıtmıyor ya da çok geç yansıtıyor ama bu sefer BOTAŞ ödüyor bunları. BOTAŞ batıyor, o da bütçeden para alıyor. Özetle petrol fiyatlarının artışını küçümsememek lazım. Çok ciddi bir şekilde dayak yiyor. Ya hükümet dayak yiyor, ya halk dayak yiyor. Bu işin sonunun nereye gideceğini söyleyeyim:

“TÜRKİYE’DEN DAHA DA CİDDİ PARA KAÇIŞI YAŞANABİLİR”

Bütçe açığı şu anda yabancı yatırımcı ve kreditörler açısından Türkiye’nin tek çıpasıydı. Yani ayakta kalan tek temeldi, tek sütundu Türkiye ekonomisini istikrarda tutan. Onu da kaybetmemiz halinde buradan daha da ciddi para kaçışı yaşayacağız.

Borsadan, tahvilden çıkan parayı kastetmiyorum. Kredileri yenilemekte işimiz zorlaşabilir. Yabancı bankaların Türk bankalarında döviz mevduatı var, oradan bir miktar çıkış olabilir. Dolayısıyla bu petrolde bahsettiğim senaryo gerekleşirse, yani ya 75 dolarda 6 ay kalırsak, ya 75’ten 80’e çıkarsa, oralarda bir 6 ay beklersek hükümet çok can acıtıcı bütçe tasarruf tedbirleri almak zorunda kalacak.

“TÜRKİYE’DEKİ BÜYÜK YATIRIMLAR DURDURULMAK ZORUNDA KALACAK”

Ya zam yapacak, işte tütün ve alkollü içeceklerden başlayıp, akla gelebilecek her şeye zam yapacak, ya da harcamaları kesecek, projeler durdurulacak, alt yapı durdurulacak.

Başka da fazla bir şey yok. Yani bunun dışında maaşları kesemeyeceğine, emekli sandığına, sosyal güvenliğe yaptığı ödemeleri kesemeyeceğine göre Türkiye’deki bütün yatırımlar durdurulmak zorunda kalacak.

“PETROL FİYATLARINDAKİ ARTIŞ, AMERİKAN DOLARI İÇİN OLUMLU”

Petrolde böyle bir durum, petrol ihraç eden ülkelerin para birimleri için olumlu. Bu çok basit bir şey. Brezilya için olumlu. Enteresan bir şekilde Amerikan Doları için de olumlu. Çünkü şu anda Amerika, Suudi Arabistan’dan sonra 2 numaralı petrol üreticisi oldu. Bir kısmını da ihraç ediyor. Rus Rublesi için olumlu.

Türkiye, Hindistan, Çin için olumsuz. Bizim için çok olumsuz. Çünkü biz hemen hemen bütün enerjimizi dışarıdan satın alıyoruz. Tabii bu çok kötü bir zamana denk geldi Türk lirası açısından. Bir yandan Merkez Bankası’nın gerçek rezervlerinin ne olduğu konusunda soru işaretleri var. Merkez Bankası nedense bir türlü bunlara açık açık cevap vermiyor.

“FİNANS ÇEVRELERİ İSTANBUL SEÇİMLERİYLE ÇOK YAKINDAN İLGİLENİYOR”

İkincisi İstanbul seçimleri. Artık 3 haftadır konuşuyoruz, hala bir sonuca bağlanmadı. Ve AKP’ye yakın duran basının aksine bu konu ile finans çevreleri çok yakından ilgileniyor. Çünkü Türkiye ekonomisinin bir buçuk ay daha seçim belirsizliğini kaldıramayacağını biliyorlar.

En son olarak da tabi ki S-400 krizi var. S-400 krizinin çözülememesi halinde çok ağır yaptırımlar gelecek.

Amerika’nın muafiyetleri kaldırma kararı S-400’lerle alakalı değil. Hindistan’a da yaptılar, herkese yaptılar. Ama bize bir jest yaparlardı, bunu da yapmaktan imtina ettiler. Dolayısıyla eğer Ankara’da bazı stratejik akıllar Trump’ın son anda devreye girip bizi S-400 badiresinden kurtaracağını zannediyorsa çok yanılacaklar.”

Ekonomi

Vatandaş dolarını satmıyor

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘dolarları satın’ dedikçe vatandaş dolar almaya devam ediyor. Erdoğan’ın ilk çağrısından bu yana vatandaşlar 95,6 milyar dolar aldı.

BOLD – Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak 2 Aralık 2016 tarihinde Dolar/TL kuru 3,51 seviyesindeyken “Dolarlarınızı bozdurun TL ve altına yatırın” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın ‘bozdurun’ çağrısına rağmen 1 dolar 4,73 TL’ye fırladı. Erdoğan’ın döviz kuruna sözlü müdahalesini yaptığında vatandaşların bankalardaki döviz miktarı 137 milyar dolardı. 26 Şubat 2021 tarihi itibariyle yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki döviz miktarı 232 milyar 676 milyon dolara yükseldi. Bozdurun çağrısını dinlemeyen vatandaşlar 95,6 milyar dolar aldı.

VATANDAŞ GÜVENMİYOR

AKP lideri, 26 Mayıs 2018 tarihinde ikinci kez döviz bozdurun çağrısı yaptı. Ancak vatandaş yine dolar almayı sürdürdü. 27 Aralık 2019 tarihinde bu rakam 192 milyar 999 milyon 119 bin dolara çıktı. 2020 yılında ise doların rekor üstüne rekor kırması üzerine 1 dolar 8,50 TL’ye kadar çıktı. Erdoğan, 16 Aralık 2020 tarihinde de ‘dolarınızı bozdurun’ talebinde bulundu. Ancak Türkiye ekonomisine ve TL’ye güvenmeyen vatandaşlar dolar almayı sürdürdü. Geçen yılın sonunda 236 milyar dolara kadar çıkan vatandaşlar ve şirketlerin döviz mevduatı 2 aydır bir azalıyor bir artıyor.

TERS DOLARİZASYON OLMUYOR

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın döviz alım ihaleleri için beklediği vatandaşların döviz satışı 26 Şubat haftasında da olmadı. Analistlerin ters dolarizasyon ismi verdikleri vatandaşın dolar bozdurması sınırlı kaldı. 234 milyar 734 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 232 milyar 676 milyon dolara geldi. Ancak yaşanan gerilemenin tamamı şirket hesaplardan yapılan döviz satışlarından kaynakladı. Şirket hesaplarında 2 milyar 54 milyon dolarlık düşüş yaşandı. Bireysel hesaplardaki azalma sadece 4 milyon dolarda kaldı.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

590 bin kişinin doğalgazı kesildi

Türkiye’de pandemi nedeniyle milyonlarca kişi işinden olurken halk, ekmeğini bile yazdırarak almaya başladı. İktidara yakın şirketlerin işlettiği doğalgaz dağıtım firmaları ise borcunu ödeyemeyen 590 bin aboneye acımadı.

BOLD – Koronavirüs salgını sonrası artan ekonomik kriz nedeniyle işsiz kalan veya geliri azalan vatandaşların sayısı hızla artarken, birçoğu faturalarını bile ödeyemez hale geldi. Geçen yılın 9 ayında ülke genelinde 590 bin abonenin doğalgazı, borcundan dolayı kesildi.

BOTAŞ GENEL MÜDÜRÜ: TÜRKİYE’DE GAZ UCUZ

Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre yılbaşından bu yana doğalgaza 3 kez zam gelirken, Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) Genel Müdürü Burhan Özcan ise Türkiye’de doğalgazın ucuz olduğunu savundu. TBMM KİT Komisyonu’nda konuşan Özcan, “Ankara’da bir metreküp doğalgaz 2.13 lira. Londra’da 4.2, Sofya’da 5.06, Almanya’da 6.06, Roma’da 7.7 ve Amsterdam’da ise 10.13 lira” dedi ve doğalgazın birçok ülkeye kıyasla daha ucuz olduğunu vurguladı. Özcan, geçen yıl konutlarda ve sanayi doğalgazında hiç fiyat artışı yapılmadığını söyledi.

CHP’Lİ SERTEL’DEN “MAAŞLARLA KIYASLAYIN” TEPKİSİ

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel ise bu sözlere asgari ücret ile cevap verdi ve “Almanya’da asgari ücretli, bir aylık maaşıyla 2 bin 354 metreküp doğalgaz alabiliyor, bizde ise bunun yarısı ve 1.326 metreküp alabiliyor. Bizim bir asgari ücretlimiz İngiliz’in asgari ücretlisinin dörtte 1’i kadar doğalgaz alabiliyor. Maaşlarla kıyaslayın, doğalgaz fiyatları çok yüksek” açıklamasını yaptı.

BU YIL ZAM YÜZDE 3’Ü GEÇTİ

BOTAŞ Genel Müdürü Özcan, geçen yıl konutlarda ve sanayi doğalgazında hiç fiyat artışı yapılmadığını söylese de BOTAŞ’ın son yayınladığı tarife tablosuna göre, mart ayından geçerli olmak üzere doğalgaza yüzde 1 oranında zam yapıldı. Ocak ve şubat aylarında da BOTAŞ doğalgaza yüzde 1’er zam yapmıştı. Böylece yeni yılda yapılan zam oranı yüzde 3’ü geçti.

GAZ BULUYORUZ AMA FİYAT ARTIYOR

CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya da doğalgaza her ay zam yapılmaya başlandığını ifade etti. Millet canıyla uğraşırken bu kadar zammın vicdanları sızlattığını vurgulayan Kaya, “Karadeniz’de doğalgaz bulundu, doğalgaz fiyatları arttı. Dolar çıkıyor, doğalgaz artıyor, dolar düşüyor yine doğalgaz fiyatları artıyor. 100 metrekare bir evin aylık doğalgaz faturası 400 liradan aşağı gelmiyor. Biz neden dünyanın en pahalı doğalgazını kullanıyoruz?” dedi.

 

AKP’nin dış politikasının maliyeti: Savunma sanayii ambargolarla eziliyor

Okumaya devam et

Ekonomi

Geçmediği yolun parasını ödeyen halk şimdi yapımını da üstlenecek

Yolcu garantisi verilen otoyol, demiryolu projeleri için Saray’ın müteahhitleri yurt dışından kredi bulamadı. AKP ise bu müteahhitlerin ‘yap-işlet-devret’ borçlarının Hazine tarafından üstlenilmesi için kanun teklifi hazırladı. Projeler için yandaş müteahhitlerin ceplerinden para çıkmayacak.

BOLD – Deli Dumrul projeleri olarak nitelendirilen hazine garantili yap-işlet-devret (YİD) projelerini yapacak şirketlere yabancı kreditörler güvenip borç vermiyor. AKP Hükumeti ise bu borcu da halkın sırtına yüklemeye hazırlanıyor.

DAHA ÖNCE 17.2 MİLYAR DOLARLIK KISMINI HAZİNE ÜSTLENDİ

AKP milletvekilleri, geçen yıl pandemiye rağmen yapılan ve isimleri “maskeli ihaleler”e çıkan 50 milyar lirayı aşkın otoyol ve tren yolu ihalelerini kazanan şirketlerin yurt dışından bulacakları kredi borçlarını halkın üstlenmesi için yeni bir yasa teklif hazırlayıp TBMM’ye sundu. Yasa çıkarsa, bugüne kadar birçok şirketin 17.2 milyar dolarlık borcunu üstlenmek zorunda bırakılan Hazine’ye 50 milyar liranın üzerinde yeni borç yükü binecek.

TÜM BORÇ HAZİNE TARAFINDAN ÜSTLENİLECEK

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre AKP Milletvekili Ahmet Kılıç imzasını taşıyan Kanun Teklifi, geçen yıl Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün herkese açmadan ‘davet’ usulüyle gerçekleştirdiği otoyol ve tren yolu ihalelerini alan şirketlerin yurt dışından buldukları borcun Hazine tarafından üstlenilmesini öngörüyor. YİD projelerini yapan şirketlerin döviz kredilerine Hazine ‘garanti’ veriyor olmasına rağmen şirketler garantiyi yeterli bulmayıp borcun direkt Hazine tarafından üstlenilmesini de istiyor.

YANDAŞLARA BORÇ PARA VEREN OLMADI

Yasa teklifinin gerekçesinde, geçen yıl yapılan ihaleleri kazanan firmaların yurt dışından kredi arayışına gittikleri, ancak yabancı kreditörlerin ‘geri alamayız’ endişesiyle firmalara borç para vermediği bir anlamda itiraf edilirken, güvensizlik pandemiye yüklenmeye çalışıldı.

BORÇ SARAYIN MÜTEAHHİTLERİNİN

Hazine’ye yeni yük getirecek düzenlemeden, toplamda 44 milyar lirayı aşan Rönesans’ın iki, Kalyon ve ERG İnşaat’ın birer projesinin yararlandırılacağı, diğer projelerle birlikte tutarın 50 milyar lirayı geçebileceği belirtiliyor. Geçen yıl yapılan ihalelerle Rönesans Kuzey Marmara Otoyolu’nun “Nakkaş-Başakşehir” kesimini 8.4 milyar lirayla; Mersin -Adana- Osmaniye- Gaziantep Yüksek Standartlı Demiryolu İnşaatı ihalesini de 6.8 milyar lirayla kazanmıştı. ERG İnşaat 2.2 milyar Euro’yla (yaklaşık 20 milyar TL) Ankara-İzmir Hızlı Tren, Kalyon da 9.5 milyar lirayla Bandırma- Bursa- Yenişehir- Osmaneli Demiryolu Hattı ihalesini kazanmıştı.

AKP’nin dış politikasının maliyeti: Savunma sanayii ambargolarla eziliyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0