Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Erdogan, krizden “dış güçler”i sorumlu tutmaya devam etti: Ekonomik teröre teslim olmayacağız

Erdoğan, ilk çeyrekte ekonomik dengelenmenin devam ettiğini ve olumlu bir yönde yükselişin olduğunu iddia ederek, "Silahlı ve diplomatik teröre nasıl teslim olmadıysak, ekonomik teröre de teslim olmadık, olmayacağız" diye konuştu.

AKP’nin Kızılcahamam kampının kapanışında konuşan Erdoğan, “Silahlı ve diplomatik teröre nasıl teslim olmadıysak, ekonomik teröre de teslim olmadık, olmayacağız” dedi.

“Önümüzde seçim gerilimi yaşamayacağımız 4 yılı aşkın bir süre bulunuyor. İhtiyacımız olan yapısal dönüşümleri birer birer hayata geçirmekte kararlıyız” diyen Erdoğan, “Vatandaşlarımızı rahatlatacak adımları attıkça, başımızdaki kara bulutların dağılacağına inanıyoruz” açıklamasında bulundu.

Erdoğan, “Geçtiğimiz zorlu sınamalar bize büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa davasından asla taviz veremeyeceğimizi tekrar hatırlatmıştır. Bir kez daha gördük ki ya olacağız ya öleceğiz, bunun başka yolu yok” diye konuştu.

“Bu yılın ilk çeyreğinde ekonomide dengelenme devam etti. Göstergelere baktığımızda tüm verilerin artık olumlu bir yönde yükselişe işaret ettiğini görüyoruz” iddiasını dile getiren Erdoğan, “Bir dönem sınırlarımıza atılan füzeler, bombalar, kurşunlar neyse, son aylarda ekonomimize yapılan saldırılar da aynısıdır” şeklinde konuştu.

Erdoğan şöyle devam etti:

“Silahlı ve diplomatik teröre nasıl teslim olmadıysak, ekonomik teröre de teslim olmadık, olmayacağız.

Filanca yabancı finans kurumu şöyle diyormuş, filanca devlet ülkemize şaşı bakıyormuş, filanca kesim saçma sapan yollara tevessül ediyormuş… Bunların hiçbirinin zerre kadar kıymeti yoktur. Asıl olan ülke ve millet olarak bizim ne istediğimiz, ne yaptığımız, nereye varmak istediğimizdir.

“TÜRKİYE BUZ DAĞI GİBİDİR, GÖRÜNMEYEN KISMI ÇOK DAHA BÜYÜKTÜR”

Türkiye her alanda olduğu gibi ekonomide de öyle bir ülkedir ki, buz dağı gibi görünmeyen kısmı, görünen kısmından çok daha büyüktür.

CHP yönetimi başkadır, CHP’ye oy veren vatandaşlarımız başkadır. Bunu birbirinden ayıralım. Türkiye’de özellikle yerli ve milli olan her şeye yönelik linç kampanyası söz konusu olduğunda kimse CHP’nin eline su dökemez.

Birileri ısrarla 2023 hedeflerimizi bir hayal, bir serap gibi göstermeye çalışıyor. Halbuki biz hep birlikte bu hedeflere inanıp çalışırsak 2023’te çok daha ötesine geçmemiz mümkündür.

“ŞEHİT YAKINLARININ VE ÇUBUK HALKININ TACİZ EDİLMESİNE KARŞIYIZ”

(Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı)Biz saldırıyı açık bir dille kınadık. Biz, şehit yakınlarının ve koskoca bir ilçe halkının taciz edilmesine, tariz edilmesine, terörist ithamına ve hakarete maruz kalmasına karşı çıkıyoruz.

Gerek partide gerek yönetimde, bizimle birlikte yol yürüyen her bir arkadaşımızın milletimizin tamamına karşı sorumlu olduğunun bilinciyle hareket etmesi gerekiyor.

“AK PARTİ’NİN KADERİ ÜLKEMİZLE BÜTÜNLEŞTİ”

Hiç kimsenin şahsi ajandası, Türkiye’nin ve artık kaderi ülkemizle bütünleşmiş olan AK Parti’nin misyonunun önüne geçemez. Kendisini ülkesinden ve partisinden büyük görerek bu yolda yürümeye kalkanlar zaten baştan kaybetmiştir. Böylelerinin Türkiye’ye ve AK Parti’ye kaybettirmesine de izin veremeyiz.

Millete en iyi hizmeti kim yapıyorsa onunla yola devam etmek, ülkenin ve partimizin yöneticisi olarak bizim görevimizdir. Milletimizin bunca yıldır hükümette ve belediyelerde AK Parti’den umudunu kesmemiş olmasının sebebi kendi kendimizi yenileme becerimizdir.

Kendisine tanınan fırsatı, verilen imkanı kullanamayanlar nöbeti devretmeyi kabullenmek zorundadırlar.

“SEÇİMLERDEKİ BAŞARI SIRAMIZA GÖRE TÜM İLLERİ DOLAŞACAĞIM”

Ramazandan sonra başarı sırasına göre tüm illerimizi dolaşma azmindeyim ve dolaşacağım.

Ne dışarıdan ülkemize yönelen ekonomik ve siyasi saldırılar ne de içeride ekilmek istenen fitne tohumları bizi gerçek gündemimizden kopartamayacak.

Aday yapılmadığı için istifa edip kimisi bağımsız, kimisi başka partiden gidip aday olmuşlardır, seçimi de kazanmıştır, kazanabilir. Bunlar bizi de üzmesin. Şimdi bundan sonra onlar kendi dertlerine baksınlar, biz bu tür safralardan kurtulduğumuz için rahat olalım.”

Ekonomi

Babacan TÜİK’e Algıları Ayarlama Enstitüsü ismi verdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun büyüme rakamlarını gerçekçi bulmadı. Babacan, TÜİK’e ‘Algıları Ayarlama Enstitüsü’ ismi verdi.

BOLD – Partisinin 1. Milas İlçe Kongresi’nde konuşan Babacan, 13 yıl bakanlık yaptığı AKP hükumetini eleştirdi. Babacan, “Algıları Ayarlama Enstitüsü diyor ki, Türkiye ekonomisi büyüdü. G-20 ülkeleri arasında Çin’den sonra ikinci ülke olduk büyümede. Algıları Ayarlama Enstitüsü’nün yeni oyuncağı da bu. Diyorlar ki geçen yıl 1,8 büyüdük. Milli gelir arttı diyorlar. Milli gelir enflasyondan fazla arttı diyorlar.” dedi.

Türkiye’de geçen yıl çalışan sayısının 2019 yılına göre 3 milyon azaldığına işaret eden Babacan, “Ülkede çalışan sayısı azalıyor, çalışanların çalışma saatleri de azalıyor, buna rağmen ekonomi büyüyor. Bu büyümeye akıl erdiren varsa bir bana anlatsın.” diye konuştu.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

TMSF Başkanı: Mahkemelerden 1-2 onama bekliyoruz

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Muhiddin Gülal’dan, yargıya talimat olarak yorumlanan bir açıklama geldi. Gülal, “2021’de büyük gruplarda 1-2 onama bekliyoruz. Koza Altın devlete geçerse Türkiye Varlık Fonu’na devredilebilir” dedi.

BOLD – TMSF’nin yıllık değerlendirme toplantısında konuşan Gülal, fonun el koyduğu 796 şirketin 2020 yılı kârının yüzde 36 artışla 3.4 milyar TL olduğunu söyledi. Kayyım atanan şirketlerde 40 bin 61 kişinin çalıştığını kaydeden Gülal, “42.5 milyar lira aktif büyüklükle devraldığımız bu şirketlerde yüzde 65 büyüme sağlayarak 70.2 milyar lira seviyesine ulaştık. 18 milyar lira olan öz kaynak büyüklüğü yüzde 61 artışla 29.1 milyar liraya ulaştı. Şirketlerimiz 2020’yi olağanüstü performansla kapattı.” dedi.

MAHKEMELER HIZLI KARAR VERMELİ

Devletin ve TMSF’nin bu kadar fazla şirketi yönetmesinin zor olduğunu ve bu yükten kurtulması gerektiğini kaydeden Gülal, “Bu şirketler ile ilgili gelecek projeksiyonu yapmak için davaların sonuçlanması gerekir. En hızlı şekilde bu kararların çıkmasını ümit ediyorum. Müsadere kararı çıkanlar var. 2021’de büyük gruplarda 1-2 onama bekliyoruz. Koza Altın devlete geçerse Türkiye Varlık Fonu’na devredilebilir.” diye konuştu.

AĞRI’DA ALTIN ÇIKARACAĞIZ

Akın İpek ve ailesine ait olan ancak TMSF’nin el koyduğu Koza Altın’ın geçen yıl üretiminin azaldığını itiraf eden Gülal, şirketin cirosunun yüzde 14, net kârının yüzde 2.5 arttığını belirtti. Koza’nın Ağrı’daki Mollakara madeninde tesis kurmayı gerektirecek bir altın rezervi olduğunu belirten Gülal, “Mayıs sonu ya da Haziran itibariyle tesisimizi kuracağız. Minimum 300 milyon dolarlık yatırım yapacağız. Oradan altın çıkarmayı planlıyoruz.” diye konuştu. Gülal, Ağrı’da yaklaşık 1000 kişilik istihdam sağlanacağını aktardı.

KÂR EDEN ŞİRKETLERİ SATMIYORUZ

Gülal, mevcut şirketlerin satılıp satılmayacağına ilişkin soruya şu cevabı verdi: “Şirketin ekonomik devamlılığı tehlike arz ediyorsa şirketin satışı gündeme gelebiliyor. Koza’yı, Erciyes’i ve diğer kar eden şirketleri şu andaki hukuki altyapıyla satmamız mümkün değil. Naksan Grubu’nu satabiliriz. Royal Halı ve Naksan Plastik’in satışı ile ilgili ihale süreci yaşadık. Salgın şartları nedeniyle talip çıkmadı, önümüzdeki dönemde tekrar ihale yapmak istiyoruz.”

Halka arz konusuna ilişkin bir soruya karşılık Gülal, Erciyes Anadolu Holding, Aydınlı Grubun arz edilebileceğini belirterek, Koza’daki arz oranını artırabileceklerini söyledi.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

Halk kahvaltıda omlet yemeye hasret kaldı

Resmi istatistiklere de yansıyan gıda fiyatlarındaki artış durdurulamıyor. Son bir yılda ayçiçeği yağı yüzde 55, yumurta yüzde 52 oranında arttı. Tereyağının yanına yaklaşamayan halk, sıvı yağ ile omlet yapmaya bile hasret kaldı.

BOLD – Yoksulun temel gıda ürünleri son bir yılda yüzde 50’leri aşan oranlarda zamlandı. Son bir yılda ayçiçeği yağı yüzde 55, yumurta yüzde 52, mercimek yüzde 50 arttı.

MUTFAK YANGIN YERİNE DÖNDÜ

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı gerçek hayattan uzak fiyat artışları bile yoksulun mutfağının bir yılda adeta yangın yerine döndüğünü gösterdi. Pandeminin bütün ağırlığının yaşandığı geçen yılın şubat ayından bu yılın şubat ayına kadar geçen bir yıllık sürede yoksulun mutfağına giren 50’yi aşkın temel gıda ürünü içerisinde neredeyse zam görmeyen ürün kalmadı. Birçok temel gıda ürününün fiyatı zamlarla yükselirken, geliri ve alım gücü düşen halk, boğazından kesip sofrasındaki tabağı küçülttü.

RESMİ RAKAMLAR ÇARŞI, PAZARI YANSITMIYOR

Halkın yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığı eleştirilerine uğrayan TÜİK’in çarşı, pazar ve marketlerden derlediği temel gıda maddelerinin fiyatları bile son bir yılda olağanüstü yükseldi. TÜİK’in derlediği çarşı pazar, market fiyatlarına göre, geçen yılın şubat ayında litresi 10 lira 90 kuruşa satılan ayçiçeği yağı bu yılın şubat ayında yüzde 55.4 gibi olağanüstü düzeyde artarak 16 lira 97 kuruşa fırladı. Aynı şekilde geçen yıl tanesi 54 kuruştan satılan yumurta bu yılın şubat ayında yüzde 52 artarak 82 kuruşa çıktı. 7 lira 64 lira olan mercimeğin kilosu 11 lira 47 kuruşa, portakalın kilosu 3 lira 73 kuruştan 5 lira 74 kuruşa yükseldi.

SEBZE FİYATLARI YÜZDE 40 ARTTI

Yoksulu temel gıda ürünlerine yaklaşamaz hale getiren zamlar bununla da kalmadı. Geçmişte en düşük maliyetli yemekler arasında yer alan lahana ve pırasanın fiyatı sadece bir yılda yüzde 40’lara varan oranlarda arttı. Pirinç, bulgur, ekmek, makarna, tavuk eti gibi yoksulun tenceresinden eksik olmayan gıdalar bile yüzde 20 ile yüzde 40 aralığında zamlandı. Süt ve yoğurttaki artış yüzde 20’leri aştı. Geçen yıl 29 lira olan balık bile bir yılda 40 liraya dayandı.

Toplumsal olaylara hazırlık: Biber gazı ve kelepçe alınacak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0