Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Merkez Bankası’nın adımları doları yerinde tutmaya yeter mi?

Prof. Selva Demiralp, dolar/TL'nin sabit tutulabilmesi için Merkez Bankası'nın politika faizinde mevcut seviyeyi korumasının dahi yeterli olmayabileceğini, ayrıca politika metninden "ek sıkılaştırma" ifadesinin çıkarılmasının isabetsiz olduğunu belirtti.

Prof. Selva Demiralp, dolar/TL kurunun frenlenebilmesi için günün şartlarında politika faizinde mevcut seviyeyi korumanın dahi yeterli olmayabileceğini, ayrıca politika metninden “ek sıkılaştırma” ifadesinin çıkarılmasının isabetsiz bir adım olduğunu ifade etti.

Demiralp, paraanaliz.com’daki yazısında şu ifadelere yer verdi:

Merkez Bankası geçen haftaki toplantısında politika faizini sabit bıraktı. Karar isabetli mi? Amacınız eğer kurdaki yukarı yönlü hareketi bastırmak ve yeni bir atağı önlemekse faiz indirimine gidilmemesi olumlu elbette.

Ancak kurdaki yukarı yönlü baskıların giderek arttığı bir ortamda politika faizinde mevcut seviyeyi korumak da yeterli olmayabilir. İşte bu şartlar altında politika metninden “gerekirse ek sıkılaştırma yaparız” ifadesinin çıkarılması kanımca isabetsiz bir adım.

Merkez yakın dönemde yeni bir faiz artırımına gider mi? Metinde yapılan güvercin değişiklik sonrası yeni bir sıkılaştırma olasılığı oldukça düşük görünüyor. Peki kuru ilave faiz artırımı yapmadan düşürebilir miyiz?

Kurun yükselmesi TL’nin bir yatırım aracı olarak cazip bulunmadığını gösterir. Burada Merkez’in elindeki silah faizi artırıp TL varlıkları cazip hale getirmektir. Ama politika faizini bir kenara bırakıp TL varlıkların cazibesini azaltan faktörleri bulup onları devre dışı bırakabilirsek de TL’yi güçlendirebilmemiz mümkün. Peki nedir bu faktörler?

Enflasyonla topyekün mücadele kapsamında bankalardan beklenen fedakarlık kredi ve mevduat faizlerini düşürmeleri oldu. Ancak piyasa mekanizmasından herhangi bir sebeple uzaklaştığınız zaman muhakkak başka sorunlar yaratırsınız. Keza kredi faizlerinin düşük tutulması risklerin doğru fiyatlanamamasını ve düşük faizden kredi veren bankaların özel sektörün riskini devralması problemini doğurdu.

Özellikle kamu bankaları için sermayelendirme ihtiyacı büyüdü. Mevduat faizlerinin düşük tutulması yerli tasarrufçuyu dolara yönlendirdi ve kuru tetikledi.

Sonuç olarak, Merkez politika faizini artırmasa bile piyasa faizlerinin arz ve talebin kesiştiği yerde serbestçe belirlenmesi TL mevduata olan talebi artırarak kuru olumlu etkileyecektir.

Nisan başında açıklanan ekonomi programında bankalardaki sorunlu kredilerin tasfiyesi konusunda kurulacak bir fondan bahsedildi, ancak detay yer almadı. Piyasalar bir süredir bu detayları bekliyor. Zaman ilerledikçe ve bu detaylar netleşmedikçe tedirginlikler tekrar alevleniyor.

Söz konusu fonun piyasa mekanizması ile tutarlı bir çerçeve dahilinde bir an önce uygulamaya konması ortamı netleştirerek kuru sakinleştirecek bir diğer faktör.

Bir süredir Merkez Bankası rezervlerinde piyasa uzmanlarının hesaplamaları ile örtüşmeyen bir azalış gözleniyor. Bu durum, Merkez’in kura müdahale ettiğine dair şüpheler doğuruyor. Merkez’in dövize müdahalesi yasak değil elbette ama serbest piyasada doğru fiyatlama yapılabilmesi için bu tür müdahalelerin ilanı gerekiyor.

Merkez’den tatmin edici bir açıklama alamayan piyasalar Merkez’in bağımsızlığını sorguluyor ve kurdaki mevcut seviyelerin sürdürülebilir olmadığı inancı ile TL’den daha çok kaçıyor.

Seçimlerle ilgili belirsizlikler ve dış ilişkilerde yaşanan gerginlikler şüphesiz kuru olumsuz etkiliyor. Bu belirsizliklerin giderilmesi de kuru politika faizinden bağımsız olarak düşürecektir.

Ekonomi

Temmuz 2019’dan beri en yüksek enflasyon: Yüzde 15,61

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan tarafından verileri tartışmalı TÜİK’in başına jeoloji mühendisi Sait Erdal Dinçer’in atanmasının ardından ilk enflasyon rakamları açıkladı. Tablo yine vahim…

BOLD – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Beklenenden hızlı artan tüketici fiyatları, aylık yüzde 0,91 artış gösterdi. Bir önceki ay yüzde 14,97 olan yıllık enflasyon yüzde 15,61’e yükseldi. Bu rakamla birlikte Temmuz 2019’dan beri en yüksek enflasyon değerine ulaşıldı.

EN BÜYÜK ARTIŞ SAĞLIK VE GIDADA

Aylık yüzde 0,75 artış göstermesi beklenen Şubat ayı enflasyonu beklentileri de aşarak aylık yüzde 0,91 oranında arttı. Ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Şubat ayında düşüş gösteren diğer ana gruplar yüzde 0,98 ile eğlence ve kültür ve yüzde 0,93 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Şubat ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 3,00 ile sağlık, yüzde 2,57 ile gıda ve alkolsüz içecekler ve yüzde 1,32 ile lokanta ve oteller oldu.

415 MADDENİN 263’ÜNÜN FİYATLARI ARTTI

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar sırasıyla, yüzde 23,74 ile ev eşyası, yüzde 22,47 ile ulaştırma ve yüzde 20,61 ile çeşitli mal ve hizmetler oldu. Şubat 2021’de, endekste kapsanan 415 maddeden, 117 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 35 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 263 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti. Şubat ayında fiyatı en çok artan ürün dolmalık biber oldu.

ÜRETİCİ FİYATLARI YÜZDE 27 ARTTI

Yurt içi üretici fiyatlarında da hızlı artış dikkat çekti. Yİ-ÜFE 2021 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 3,92, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,09 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,14 artış gösterdi.

İş kazalarıyla göstermelik mücadele: SGK ölenlerin kaydını bile tutmuyor

Okumaya devam et

Ekonomi

İş kazalarıyla göstermelik mücadele: SGK ölenlerin kaydını bile tutmuyor

AKP hükumeti döneminde yaklaşık 27 bin işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Bu rakam SGK verilere göre daha az. Çünkü SGK, iş kazalarının daha çok yaşandığı tarım, bitkisel ve hayvansal üretim, ormancılık ve tomrukçuluk işkollarını ve göçmen/mülteci işçi ölümlerini verilere dahil etmiyor.

BOLD – Türkiye’de 19 yılda 27 bin işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. İSİG Meclisi’nin tuttuğu kayıtlara göre sadece 2020 yılında yaşamını yitiren işçi sayısı 2 bin 427. En çok iş cinayeti inşaat ve tarımda yaşanırken salgında durum değişti. En büyük kayıp sağlık, büro ve taşımacılık sektöründe oldu.

ÖNLEM ALMAYAN PATRONLAR YARGILANMIYOR

Bugün İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü. AKP iktidarı döneminde iş cinayetleri durmak bilmedi. Alınmayan önlemler, cezaların caydırıcı olmaması ve patronların yargılanmaması nedeniyle iş cinayetlerinde çocuk, genç, yaşlı, kadın on binlerce işçi yaşamını yitirdi; son 19 yılda 27 bine yakın işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

EN ÇOK KAZA İNŞAAT VE TARIM İŞKOLLARINDA

İş kazaları genellikle inşaat ve tarım işkollarında gerçekleşti. Ölüm nedenleri arasında ise göçük, düşme, ezilme ve trafik kazaları başı çekti. 2020 yılında ise 2 bin 427 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2020 yılında gerçekleşen iş cinayeti istatistikleri de salgın nedeniyle değişti. Salgın döneminde en çok iş cinayeti sağlık iş kolunda yaşanırken bunu büro ve taşımacılık işkolu takip etti.

SADECE SOMA’DA 301 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

AKP döneminde iş cinayetleri katliam boyutuna vardı. Cumhuriyet tarihinin en büyük maden kazası da yine AKP döneminde 2014 yılının Mart ayında Soma’da yaşandı. Soma katliamında 301 madenci yaşamını yitirirken, sorumlular dahil tutuklu sanıkların tamamı serbest bırakıldı. Soma gibi Davutpaşa patlaması, OSTİM, Esenyurt çadır yangını, Torunlar asansör faciası, Ermenek maden büyük iş kazası yine AKP döneminde meydana geldi.

SALGINDA ÇALIŞTIRILAN 823 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Salgında karantina sürecinde hayatın durmasına rağmen işçiler iş yerlerine gidip çalışmak zorunda kaldı. Kasiyer, kurye, başta olmak üzere farklı alanlarda üretim yapan fabrikalar dahi üretime ara vermedi. Virüs görülen iş yerlerinde karantinaya alınması gereken işçiler çalıştırıldı. Salgın sürecinde on binlerce işçi Kovid-19’a yakalanırken 823 işçi virüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

ÇALIŞTIRILMALARI YASAK ÇOCUKLAR İŞ KAZASINDA ÖLDÜ

Geçen yıl çalıştırılmaları yasak olan 14 yaş ve altı 22 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 15-17 yaş arası yaşamını yitiren işçi sayısı 46 oldu. 18-27 yaş arası 258 işçi, 28-50 yaş arası 1079 işçi, 51-64 yaş arası 708 işçi, 65 yaş ve üstü 159 işçi ve yaşı bilinmeyen 155 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımında ise 148’i kadın 2 bin 279’ı erkek işçi öldü.

Altan’ın avukatından Yargıtay’a: Hak, hukuk, vicdan, insaf diyorum

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[email protected]
To: [email protected]
Date: 2016-08-18 10:06
Subject: SORU CEVAPLAR

10. 15 Temmuz sonrası gelinen noktada piyasalar rahatlamış görünüyor. Dolar düşüyor. Hükümetten ekonomi alanında müjdeler ardı ardına geliyor. Yeni dönemi nasıl görüyorsunuz?
Yeni Dönemin en büyük projelerinden birisi Varlık Fonu. Bu fon nasıl yönetilecek? BES’in yönetiminde eleştiriler olmuştu. Devlet için büyük bir kaynak. Bu kaynaktan büyük yatırımların fonlanmasının yanında gelecekte bu fondan sağlanan, elde edilen kar olarak büyük gelir bekliyor musunuz?
Bu kalkışma, bu hain girişimin bir amacı da Türkiye’yi hedeflerinden koparmak, yine dış yardımlara muhtaç hale getirmekti. Türkiye’nin sıçramaya hazırlandığı bir döneme denk geldi. Ama ülkemize, ekonomimize olan güven ortada. Cuma gerçekleşen girişimin ardından pazartesi hayat normal seyrinde devam etti. Piyasalara müdahale ihtiyacı bile olmadı.
Şimdi kısa bir gecikmeyle de olsa bu adımları atıyoruz. İşte bunların başında Varlık Fonu. Bu fon Türkiye’nin büyük projelerini, yatırımcıyı destekleyecek, tasarrufla birlikte içeride canlanma sağlayacak. Çok büyük önem veriyoruz.

Okumaya devam et

Ekonomi

Türkiye milli gelirde Mauritius ve Nauru’nun gerisine düştü

Ekonomik krizin daha da derinleştiği Türkiye, milli gelirde gerilemeye devam ediyor. Türkiye, 2020 yılı için açıklanan 8.599 dolarlık kişi başına milli geliriyle Mauritius, Nauru, Guyana gibi adı az bilinen ülkelerin gerisinde yer aldı.

BOLD – AKP hükumeti tarafından vaat edilen 25 bin dolar milli gelir her geçen yıl daha da geriliyor. Türkiye 8 bin 599 dolara düşen kişi başına milli gelirle 192 ülke arasında 74’üncü sıraya düştü.

HALK GEÇEN YIL 528 DOLAR FAKİRLEŞTİ

Sözcü’den Nuray Tarhan’ın haberine göre Türkiye, 2020 yılı için açıklanan 8.599 dolarlık kişi başına milli geliriyle, Mauritius, Nauru, Guyana, Bulgaristan, Romanya, Nauru, Kazakistan, Uruguay, Polonya gibi onlarca ülkenin gerisinde yer aldı. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Türkiye, 25 bin dolara çıkacağı vadedildiği halde 2019 yılına göre 528 dolar azalan kişi başına milli geliriyle 192 ülke arasında 74’üncü sıraya düştü.

8 YILDAKİ ERİME 241 MİLYAR DOLAR

CHP Parti Sözcüsü ve Hazine eski Müsteşarı Faik Öztrak, geçen yıl milli gelirin 44 milyar dolar azaldığını belirterek, başkanlık sistemine geçilen 2013 yılından bu yana erimenin 241 milyar dolara ulaştığını söyledi. Öztrak, 2013 yılında 958 milyar dolar olan milli gelirin geçen yıl 717 milyar dolara düştüğünü vurguladı.

MİLLİ GELİR 2007’NİN GERİSİNE DÜŞTÜ

2013’te 12 bin 480 dolar olan kişi başına gelirin, 2020’de 8 bin 599 dolara düştüğünü hatırlatan Öztrak, “Her bir yurttaşımızın cebinden 7 yılda 3 bin 983 dolar alındı. Milli gelirimiz 2008’in gerisine, kişi başına gelirimiz de 2007’nin gerisine düştü. Ülke olarak 12-13 yılı birden kaybettik. Bugüne geldiğimizde Türkiye maalesef 3 yıl önceye göre hem daha borçlu hem de artık elinde yeterli cephane de kalmamış durumda” dedi.

Altan’ın avukatından Yargıtay’a: Hak, hukuk, vicdan, insaf diyorum

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0