Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Cemre Birand: Lütfen, cezaevindeki hastalara ve bebeklere odaklanın

Bağımsız Gazetecilik Platformu P24, altı yıldır gerçekleştirdiği “Mehmet Ali Birand Konuşmalar Serisi”ni bu yıl 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde İsveç Konsolosluğu’nda gerçekleştirdi. Konuşmacılar arasında yer alan Mehmet Ali Birand’ın eşi Cemre Birand, cezaevinde anneleriyle birlikte tutuklu bulunan bebeklere dikkat çekti.

T24’ten Merve Bavra’nın haberine göre 17 Ocak 2013’te yaşamını yitiren Usta Gazeteci Mehmet Ali Birand’ın anısına düzenlenen programın açılışını P24 kurucularından gazeteci Andrew Finkel gerçekleştirdi.

Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde düzenlenen programa T24 yazarı gazeteci Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand’ın eşi Cemre Birand, Avrupa Parlamento Üyesi Rebecca Harms, hukukçu Sarah Clarke ve Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 16 Aralık 2015’teki sokağa çıkma yasağı protestosunu izlerken ‘heyecanlı’ olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan ve 3 ay 16 gün hapis yatan gazeteci Beritan Canözer konuşmacı olarak katıldı.

Mehmet Ali Birand’ın eşi Cemre Birand, eşinin ölümünün üzerinden altı yıl geçtiğini ancak kendisinin hâlâ öncülük yaptığı işlerle yaşamaya devam ettiğini kaydetti.

Mehmet Ali Birand’ın asla korkmayan bir insan olduğunu, ne olursa olsun gerçeğin peşinden gitmekten asla vazgeçmediğini söyleyen Cemre Birand, “Dizlerimin üstünde, elimde çocuğum ‘Ne olur gitme’ diye ağlardım. Üstümden atlayıp geçerdi. Haber için ne olursa olsun geçip giderdi. Mehmet Ali dönemin başbakanına, ‘Kanser misin?’ diye soran tek kişiydi. Artık bu soruları soracak kişiler görmüyoruz.

Bazıları ülkelerinden edildi, bazıları cezaevinde, bazıları da evlerinde ne hata olduğunu anlamaya çalışıyorlar” diye konuştu. Hâlâ ümidinin olduğunu belirten Cemre Birand, “Avrupa’daki dostlarımız ‘Şöyle, böyle yapılmalıdır’ diye ifadeler kullanıyor ancak bunun bir faydası yok” dedi.

Müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 1000 güne yakın süredir cezaevinde olan gazeteci ve yazar Ahmet Altan’ın Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla gönderdiği mektuptaki bazı ifadelere değinen Cemre Birand, “Ahmet Altan’ın da bugün cezaevinden gönderdiği mektubunda söylediği gibi, ‘Özgürlüğümüz için başka bir cümle kurmamız gerekiyor” ifadelerini kaydetti. Cemre Birand sözlerini, “Lütfen cezaevindeki hastalara bebeklere odaklanın” sözleriyle bitirdi.

Hasan Cemal’den Mehmet Ali Birand’a: Bugünlerin tanığı olsaydın, kahrolurdun

Ardından sahneye çıkan gazeteci Hasan Cemal, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2019 basın özgürlüğü raporuna göre Türkiye’nin 180 ülke arasından 157. Sırada olduğunu belirterek sözlerine başladı.

“Ne kadar hazin” diyerek bu durumdan dolayı yaşadığı üzüntüyü dile getiren Cemal, Mehmet Ali Birand’a, “Bugünlerin tanığı olsaydın, biliyorum kahrolurdun. Çünkü çok iyi bilirdin: Basın özgürlüğü olmayan bir ülkede demokrasi olmazdı.

Ve basın özgürlüğünden yoksun bir ülkede ne mi olurdu? O ülkenin hapishaneleri gazeteci milletiyle dolu olurdu; o ülkede iktidara biat etmeyi reddeden gerçek gazeteciler işsiz kalırdı” diye seslendi.

Yazdığı 14. Kitabının yayınevinin son anda vazgeçmesinden dolayı basılamadığını hatırlatan Cemal şöyle konuştu:

“Sevgili Mehmet Ali; benim durumum da parlak sayılmaz. 75 yaşına geldim. Meslekte 50. yılındayım. Hâlâ davalarım var. Hakkımda son olarak terör örgütü propagandasından 9 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Haftaya savunma yapacağım. Bir kötü haberim daha var sana: 14. kitabım geçen yılbaşında çıkacaktı. Yayınevi son anda basmaktan vazgeçti, tehlikeli buldu kitabı.”

Cemal konuşmasının devamında şunları kaydetti:

“Sevgili Mehmet Ali; seni kıskanırdım. Beni epeyce atlatmıştın bu güzel meslekte. Kitaplarınla, röportajlarınla birçok işe imza atmıştın Türkiye’de. Ama zamanla ben de sana yetişmiş, seni atlatmaya başlamıştım. Gazetecilik heyecanı içindeki itiş kakışlarımıza, hatta kavgalarımıza, sevgili Cemre tanıktı. Ne güzel günlerdi. Sevgili Mehmet Ali; güzel mesleğimiz bugün çok büyük bir çöküşü yaşamakta. Bu çöküşe tanık olsaydın, biliyorum, kahrolurdun.

“İktidardakilerin ana muhalefet liderinin linç girişimine uğramasına tepkisiz kaldığı bir ülkede neyin hukukundan bahsediyoruz!”

İstanbul’daki seçim sonuçlarının bir ay boyunca resmileşmediği bir ülkede hukukun üstünlüğünden bahsedebilir misiniz? İktidardakilerin ana muhalefet liderinin linç girişimine uğramasına tepkisiz kaldığı bir ülkede neyin hukukundan bahsediyoruz? Sevgili Mehmet Ali, Değerli arkadaşlarımız Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan hâlâ hapishanede. Susturmak için Selahattin Demirtaş hâlâ cezaevinde. Yakın zamana kadar Cumhuriyet gazetesini yöneten meslektaşlarımız tekrar hapis cezasına çarptırıldı. Sevgili arkadaşımız Osman Kavala sivil toplum için yaptığı aktif çalışmalar sebebiyle Silivri’de tutuluyor. Bakın buradaki genç meslektaşımız Berivan, insanlarının acı çektiğini haber yapmaya çalıştığı için hapse atıldı. Bu demokrasi olabilir mi? Evet, seni çok özlüyorum.”

Avrupa Parlamento Üyesi Rebecca Harms: Türkiye’ye bakınca bir ‘gazeteciler cezaevi’ görüyorum

Avrupa Parlamento Üyesi Rebecca Harms, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde pek çok yerde önemli etkinlikle olmasına karşın Türkiye’ye geldiğini ifade etti. Türkiye’nin gazeteciler için bir cezaevi haline geldiğini söyleyen Harms, “Türkiye’ye baktığım zaman bir ‘gazeteciler cezaevi’ görüyorum. Gazeteciler en korkunç durumda ama yine de burada yazmaya devam ediyorlar” sözlerini kaydetti.

5 yıldan az cezası olan eski Cumhuriyet çalışanları Güray Öz, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Yusuf Emre İper’in 25 Nisan’da yeniden cezaevine girmesinin ardından yeniden başlatılan Adalet Nöbeti’ni hatırlatan Harms,

“Daha dün adliyede birlikte büyük bir protestoda yer aldılar. Çok cesur insanlar bunlar. Kafalarının üzerinde aslında bir tehlike olmasına rağmen, çalışmaya ve protestoya devam ediyorlar. Ve müthiş bir belirsizlik var. Bu davalar sonuçlanınca nereye gideceği belli değil. Nazlı Ilıcak Mehmet Altan, ağırlaştırılmış cezalar aldılar. Ve bu davanın nereye gideceği belli değil” dedi.

“Şunun sözünü veriyorum size; Avrupa Birliği ülkelerinde bunun unutulmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapacağım” diyen Harms, sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi:

“Bu gerçekten en son noktada alarm zilidir. Biz insan hakları mahkemesinin bu tür davaları olayları görmezden gelmesine izin veremeyiz. Bu tür konular için yerel bir çare yok. Çünkü hukukun üstünlüğü söz konusu değil. Bundan dolayı da sizlere yaptığınız bütün çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum.”

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Genel

Özlem Zengin’e “ahlaksız kadın” tepkisi: Erkek taklidi yapan siyasetçi

Çıplak aramayı ifşa eden kadınları “Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” sözleriyle hedef alan AKP’li Özlem Zengin, büyük tepki çekti. CHP’li eski Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, “Erkek taklidi yapan siyasetçi olmak tercih edilmiş!” dedi.

BOLD – AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in çıplak aramanın mağduru olmuş kadınlara yönelik sözleri büyük tepki topladı. Meclis Genel Kurulunda konuşan Zengin, çıplak arama ifşalarının kendisini hedef aldığını ileri sürerek “Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder. Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” demişti.

“KOLTUĞU KORUMAK ADINA…”

CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve 26. Dönem İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, “Onurlu ve ahlaklı bir “kadın siyasetçi” bu sözleri söylemez! Bu sözler, RTE’de sıkça zuhur eden cinsiyetçi-eril dilin bir kadın bedeninde yeniden üretilmesinden başka bir şey değildir. Koltuğu korumak adına kadın olmak değil, erkek taklidi yapan siyasetçi olmak tercih edilmiş.!” ifadelerini kullandı.

“AKP KENDİ ‘MAKBUL’ KADININI YARATIYOR”

HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Biz AKP kadınları ayrıştırıyor, kendi “makbul” kadınını yaratmak istiyor derken tamda bunu kast ediyorduk. Özlem Zengin, çıplak arama işkencesine maruz kalmış kadınları; ‘onurlu, iffetli’ olmamakla suçladı. Bu bakışın bütün kadınlara kaybettirdiği çok açık!” açıklamasıyla tepkisini gösterdi.

“KADIN OLARAK BEN UTANDIM”

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise, “Yaklaşık 20 yıl sonra ‘Avukatlık yemininde başımı açtığım için kafamı kaldıramadım’ diyen Özlem Zengin TBMM’de, Çıplak aramaya maruz kalan ‘namuslu’ kadın bunu söylemek için 20 yıl beklemez. Kadın milletvekili olarak bu kadın milletvekilinden utandım. O söylemeye utanmadı.” dedi.

“DAHA AŞAĞILIK BİR AÇIKLAMA ZOR DUYARIZ”

Zengin’in konuşmasına TİP Milletvekili Barış Atay da tepki gösterdi. Atay, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Bundan daha utanç verici, aşağılık bir açıklama zor duyarız.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0