Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Savcı Pekgüzel’in eşi cezaevi yolunda can verdi

KHK’lı savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in eşi Firdevs Pekgüzel cezaevi ziyareti yolunda yaptığı kazada can verdi. Geriye üç çocuğu kaldı.

BOLD-15 Temmuz’dan sonra KHK ile ihraç edilen savcı Mehmet Ali Pekgüzel, eşini kaybetti. Pekgezel’in bir oğlu da kazada ağır yaralandı. Mehmet Ali Pekgüzel, örgüt üyeliği suçlamasıyla 7.5 yıl hapis cezası almış tutukluluğunun devamına karar verilerek Yargıtay sürecini beklemek üzere Ankara Sincan Cezaevi’ne nakledilmişti.

Denizli’de yaşayan Pekgüzel ailesi, açık ve kapalı görüşler için sürekli olarak Ankara’ya gidip gelirken, Savcı Pekgüzel’in Manisa Cezaevi’ne nakil talebi ise kabul edilmemişti.

İKİ OĞLU ÜNİVERSİTEYİ BIRAKTI

OHAL döneminde mesleğinden ihraç edilen Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklanınca ailesi ekonomik olarak zor günler yaşamış ve üniversiteyi okuyan iki oğlu eğitimlerini yarıda bırakmak durumunda kalmışlardı. Ailenin bir de ilkokula giden kızı bulunuyor.

Ev hanımı olan Firdevs Pekgüzel (43) ise bu süreçte evde yaptığı butik pastaları satarak geçimini sürdürmeye çalışıyordu. Bioenerji ve yaşam koçluğu kurslarını tamamlayan Firdevs Pekgüzel’in bu alanda iş bulmaya çalıştığı belirtiliyor.

6 Mayıs 2019 günü eşini Ankara Sincan Cezaevi’nde ziyaret ettikten sonra dönüş yolunda meydana gelen kazada Firdevs Pekgüzel’in olay yerinde hayatını kaybettiği, aracı kullanan 23 yaşındaki büyük oğlunun ise yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklanırken gülümseyerek poz vermişti.

CEZAEVİ SÜRECİ İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Ergenekon Davası’nda duruşma savcısı olan Mehmet Ali Pekgüzel, bu sebeple tutuklandıktan sonra oldukça kötü şartlara maruz bırakıldı.

Medyaya kelepçeli görüntüleri servis edilen Mehmet Ali Pekgüzel’in kişilik haklarının ihlal edildiği yönündeki talebi reddedildi. Pekgüzel tutukluluk süresi boyunca sürekli farklı cezaevlerine nakledildi. Manisa Cezaevi’nde kalorifersiz bir hücreye konulan Pekgüzel’in tutukluluk sürecinin neredeyse tamamını tek başına hücrede geçirdiği belirtiliyor.

İSTANBUL VALİSİNİ ARAMASI ÖRGÜT ÜYELİĞİNE DELİL SAYILDI

Mehmet Ali Pekgüzel, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davada, 7 yıl 6 ay hapis cezasını çarptırılmıştı. Hüküm 2018 yılı Ağustos ayında açıklanırken, Pekgüzel’in Yargıtay sürecini de tutuklu beklemesi kararlaştırılmıştı.

İddianamede Pekgüzel’in, örgüt üyeliğine delil olarak HTS kayıtlarında Hizmet Hareketi’ye bağlantılı kişilerle görüştüğünün belirtilmiş ve eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile 12 Haziran-27 Temmuz 2014 tarihlerinde 4 kez görüşmesi ise ikinci delil olarak iddia edilmişti.

Pekgüzel bu görüşmelerin tamamının mesleği konumu gereği olduğunu savunmuş ve delilsiz olarak yargılandığını belirtip beraatini talep etmişti.

ERGENEKON DAVASINDAN YARGILANMASI SÜRÜYOR

Savcı Pekgüzel’in örgüt üyeliği dışında Ergenekon davasından yargılaması ise sürüyor. Pekgüzel bu davadaki yargılamasında; “Ergenekon’un ispatı benim burada olmamdır” derken, duruşmaların çoğuna getirmemiş SEGBİS sistemi üzerinden katılabilmişti.

CEZAEVİ YOLU ÖLÜM YOLU

OHAL döneminde tutukluların ailelerinin bulunduğu illerden farklı illere sevkedilmeleri bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmaya başlandı. Cezaevi görüşünün çok erken başlaması nedeniyle aileler geceyi yolda geçiriyorlar. Bu sebeple özellikle dönüş yolunda yorgunluğun etkisiyle çok sayıda kaza meydana geldi ve çok sayıda aile faciası yaşandı.

Baba tutuklu anne ağır yaralı çocuklar öldü

Genel

Ağzından kan gelen verem hastası Tenzile Acar hücrede tutuluyor

Cezaevinde verem teşhisi konulan 23 yaşındaki Tenzile Acar bir aydır hücrede tutuluyor. Acar’ın halası Nebiha Akay, yeğeninin ağzından kan geldiğini söyledi.

BOLD – Verem hastası bir insan hücrede tutuluyor. İstanbul’da 2017 yılında tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen 23 yaşındaki Tenzile Acar, cezaevine girdiği günden bu yana sağlık sorunları yaşıyor. Beş yıldır tedavi edilmeyi bekleyen Acar’a boğazından kan gelme şikayeti üzerine kaldırıldığı hastanede verem teşhisi konuldu.

Teşhis konulduktan sonra tek kişilik hücreye konulan Acar’ın en temel ihtiyacı olan suyun bile karşılanmadığını belirten halası Nebiha Akay, yeğeninin bir önce serbest bırakılmasını istedi.

“AĞZINDAN KAN GELİYOR VE YEMEK YİYEMİYOR”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Akay, yeğeninin bir aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek şöyle dedi:

“Tenzile beş yıldır cezaevinde ve hasta. Tutuklandıktan sonra Tenzile’de hastalıklar baş gösterdi. Hastaneye elleri kelepçeli götürülüyor. Asker gözetiminde muayene edilmek isteniyor. Tenzile, bu uygulamaları reddettiği için tedavi edilmiyordu. Fakat bu duruma karşı doktorların cevabı ise, ‘Tedavi olmak istiyorsan bu uygulamaları kabul etmen gerekiyor’ oldu. Tenzile de o dönem bu uygulamaları kabul etmedi. Bu nedenle her geçen gün hastalığı da ağırlaştı. Şimdi de verem teşhisi konuldu. Ağzından kan geliyor ve yemek yiyemiyor. Bir aydır tek kişilik hücrede tutuluyor. İhtiyaçları hiçbir şekilde karşılanmıyor. Zaten hastalığı nedeniyle de tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Durumu çok ağır ve kritik.”

“DURUMU AĞIRLAŞIYOR, AYAKTA DURACAK HALİ YOK”

Akay, yeğeni için şu çağrıyı yaptı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve insan hakları örgütlerine hasta tutuklulara sahip çıkın çağrısı yapıyoruz. Ya bu hasta tutukluları serbest bıraksınlar ya da tedavi etsinler. Tenzile’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ayakta duracak hali yok. Pandemiden kaynaklı annesi de görüşüne gidemiyor. Sadece Tenzile değil, şu anda cezaevlerinde onun gibi binlerce hasta tutuklu var. Hasta tutukluları serbest bırakın. Bu insanları tutarak elinize ne geçecek? Eğer birazcık vicdanları varsa hasta tutukluları bırakırlar. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmadan Tenzile’yi bıraksınlar. Bu tecride son versinler. Tenzile’nin başına bir şey gelirse sorumlusu başta Erdoğan sonra da devlettir.”

Okumaya devam et

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0