Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP’li Yasin Aktay: Abdullah Gül boşa umutlanmasın

AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, eski cumhurbaşkanlarından Abdullah Gül’ün Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararına yönelttiği eleştirilere verdiği yanıtta, “Boşuna umutlanmasın” dedi.

Yeni parti iddiaları ile gündeme gelen Abdullah Gül, İstanbul seçiminin iptal edilmesi üzerine karardan rahatsızlığını dile getirmişti. Ekrem İmamoğlu’na verilen mazbatanın geri alınmasını eleştiren Gül, AYM’nin 2007’de aldığı 367 kararına atıfta bulunmuş ve “o gün ne hissettiyse aynısını hissettiğini ve bir arpa yol alınamadığını” söylemişti.

BİR ARPA BOYU YOL ALAMAYANLAR

Gül’e AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay cevap verdi. Aktay, Yeni Şafak’ta “Yarım yamalak bir dram içinde bir arpa boyu yol alamayanlar” başlığıyla bir yazı kaleme aldı.

Aktay, “11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün YSK kararını 367 kararına benzetmesi dahi bu yarım yamalak dramı tam bir drama çeviremez, boşuna umutlanmasın. Ama sayın Gül’ün kendi hikayesi ile İmamoğlu hikayesi arasında kurduğu paralellik her bakımdan ibretlik bir hadise olarak kayda geçecektir. 367’deki apaçık zulmü bugün kendi haklarını arayanlara atfetmenin hiçbir vicdanla telafisi yok” dedi.

KİMLERLE YOL YÜRÜDÜĞÜNÜ AŞİKAR ETTİ

Aktay yazısında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Gül, ‘bir arpa boyu yol alamamışız’ diyerek bu özdeşleştirmeyi yaparken aslında sadece artık kimlerle ağladığını, kimlerle güldüğünü, kimlerle de yol yürüdüğünü iyice aşikar etmiş oluyor. 367 gibi bir dehayı üreten cin fikirli cellatlarıyla yürünen yol insana ne hissettirir, doğrusu ben bilemiyorum. Allah onların yolundan uzak tutsun. O yol gaflet ve delalet yoludur. Her gün defalarca o yoldan uzak kalalım diye dua ediyoruz. Sayın Gül de ediyor diye biliyoruz, ama hangi ara AK Parti’nin çok açık bir durumdaki hak arayışını kendisine yapılan bu dalaletle özdeşleştirecek noktaya gelmiş, hayret doğrusu?”

367 KARARI NEYDİ?

Cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçildiği dönemde, Anayasa’nın 102. maddesine göre seçilebilmek için, ilk iki turda nitelikli çoğunluk (367 oy), sonraki iki turda ise salt çoğunluk (276 oy) alınması şarttı. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 367’nin yalnızca karar yeter sayısı olmadığını, aynı anda toplantı yeter sayısı olduğu görüşünü savunmuştu. 27 Nisan 2007 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ilk oylamasında toplam 357 oy kullanılırken, Abdullah Gül 352 oyun sahibi olmuştu.

Oylamanın arkasından CHP ‘367 iddiasıyla’ seçimi Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı. Aynı günün akşamı Genelkurmay Başkanlığı resmi internet sitesine, daha sonra “e-muhtıra” olarak nitelendirilecek bir basın açıklamasında bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs tarihinde verdiği kararın ardından, cumhurbaşkanlığı seçimi esnasında Meclis Genel Kurulu’nda en az 367 milletvekilinin bulunması gerektiğine hükmetti ve TBMM’deki birinci tur oylamasında iptal kararı verdi. Türkiye daha sonra erken seçime gitti.

YSK kararı sonrası Abdullah Gül net konuştu: 367 krizinde ne hissettiysem aynı duyguları yaşadım

Politika

Yargıtay Devlet Bahçeli’yi kırmadı: HDP için inceleme başlatıldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’yi kapatmak için çağrı yaptığı Yargıtay harekete geçti. Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderdi.

BOLD- Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da sanıkları arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani iddianamesinin ekleri ile birlikte gönderilmesini istedi.

NTV’nin haberine göre Kobani soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında olduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında hazırlanan fezlekelerin örneği de talep edildi.

Başsavcılık kaynakları, tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin takip edildiğini vurgulayarak, söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.

HDP KAPATILIR MI?

Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli Başsavcılıkça yapılacak inceleme sonucu HDP’nin ‘terör eylemlerinin odağı’ olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.

BAHÇELİ “ÖNEMLİ GELİŞME” DEDİ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grubuna hitaben yaptığı konuşmada Yargıtay’ın başlattığı için incelemeyi ilk kez dillendirdi.

Bahçeli, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, terör örgütü PKK’yla irtibatı, iltisakı ve ittifakı meydanda olan HDP hakkında inceleme başlatması çok önemli ve beklediğimiz bir gelişme.” dedi.

Bahçeli şunları kaydetti: “Anayasa Mahkemesi delilli ve belgeli şekilde HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğunu tespit ederse ki başkaca bir seçenek yoktur, HDP diye bir partiden, kapatmaya sebep olan üye ve yöneticilerinden söz etmek artık mümkün olamayacaktır. Türkiye bir hukuk devletiyse HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır.”

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu’ndan mektup: Bu karar insan haklarına darbedir

Terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla cezaevine gönderilmek istenen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm vekillere bir mektup göndererek hakkındaki kararın hukuksuzluğunu anlattı.

BOLD – 2016 yılında yazdığı bir yazı ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm milletvekillerine bir mektup gönderdi.

“DOKUNULMAZLIĞIMA AYKIRI BİR ŞEKİLDE YARGILANDIM”

Kendisine verilen cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbe olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Milletvekili seçildiği bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.” dedi.

“İNSAN HAKLARI REFORM PAKETİ NE KADAR SAMİMİ?”

Adalet Bakanı Abdülhamit tarafından bugün açıklanacak İnsan Hakları Reform paketiyle ilgili görüşlerini de ifade eden Gergerlioğlu, “Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru ‘İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU’NUN MEKTUBUNUN TAMAMI

Değerli Milletvekilleri;

Hakkımda 2016 yılındaki Facebook ve Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, “silahlı örgüte üye olma ve terör örgütü propagandasını yapma” suçlarından soruşturma başlatılmıştır. 2017 yılında hazırlanan iddianamede paylaşımlarımdan bir tanesi TMK 7/2 kapsamında değerlendirilmiş ve kamu davası açılmıştır.

Davaya konu paylaşım [1], ulusal bir medya kuruluşunun halen yayında olan bir linkidir. [2] Haberin içeriği PKK’nin çözüm sürecine ilişkin yayımlanan bir açıklamasıdır. Haberi “Bu çağrı hakkıyla değerlendirilmeli, bu işin sonu yok!” mesajı ile paylaşmıştım.

Yerel Mahkeme, “PKK/KCK terör örgütünün propagandası mahiyetinde terör örgütü mensuplarının silahlı fotoğraflarına yer vererek terör örgütü PKK’nın şiddet, cebir içeren yöntemlerini övücü ve teşvik edici şekilde propagandasını yaptığı ve böylece üzerine atılı bulunan yasadışı silahlı PKK terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği” gerekçesiyle, hakkımda 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.

2018 yılında milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı almama rağmen istinaf yargılamasına devam edilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise kararı 28.01.2021 tarihinde onamıştır. [3]

Yargıtay kararında, hakkımda yasama dokunulmazlığı bakımından yaptığı değerlendirmede Anayasa’nın 83. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen “seçimden önce başlanılmış olmakla birlikte hak ve özgürlükleri kötüye kullanıldığı” gerekçesiyle dokunulmazlıktan yararlanamayacağıma hükmetmiştir. Gerekçe olarak da Anayasa Mahkemesi’nin 2008 tarihli bir kararına atıf yaparak; “düşünce açıklamalarının kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğini, ancak her düşünce açıklamasının değil, demokratik yaşam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturan düşünce açıklamalarının” bu kapsamda olduğunu belirtmiştir.

Kararda yaptığım; paylaşımda mesajın “örgüt mensuplarının silahlı fotoğrafının görsel olarak kullanıldığı, örgütün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği” gerekçesiyle bu açıklamanın sahiplenildiği belirtilmiştir. Kast açısından paylaşımım “PKK’yi meşru göstermeye çalıştığım, örgütün siyasi veya sosyal etkinliğini artırmak, sesinin kitlelere duyurulmasını sağlamak, örgütün başa çıkılması imkânsız bir güç olduğu ve amacına ulaşabileceği kanaatini toplum üzerinde oluşturmak, halkın örgüte sempatisini artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı” ifade edilmiştir.

Hakkımdaki Karara İlişkin Hukuki Değerlendirme;

Yargıtay’ın onama kararına yazılan karşı oy yazısında hem dokunulmazlık açısından hem de suçun unsurları açısından kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Onama kararında yer almayan hukuki tartışmalar karşı oy yazısında yer bulmuş, bu karşı oy yazısı ile yargılamanın da verilen cezanın da hukuka aykırılığına açıkça dikkat çekilmiştir.

Öncelikle mahkûmiyet kararının kesinleştiği bu dönemde halen milletvekili sıfatına sahip olduğumu hatırlatmak isterim.

Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklik ile yasama dokunulmazlığına istisna tutulan hakkın kötüye kullanımına ilişkin madde büyük bir değişiklik geçirmiştir. Maddeden açıkça “düşünce” ifadesi çıkarılmış olması nedeni ile propaganda suçu açıkça bu kapsamdan çıkarılmıştır.

Bu yönüyle anayasaya ve kanuna aykırı bir şekilde, dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin yargılamasına devam edilmesi ve hakkında cezaya hükmedilmesi açıkça anayasaya, siyasi faaliyette bulunma, seçme ve seçilme evrensel haklarına ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır.

Öte yandan milletvekili olduğum dönemden çok önce de insan hakları savunucu olarak pek çok toplumsal olaya dikkat çektiğim, bunları kamuoyu gündeme taşıdığım unutulmamalıdır. Suç teşkil ettiği iddia edilen paylaşım da çözüm sürecine dair tartışmaların devam ettiği bir dönemde barış çağrısıyla yapmıştır. Ulusal bir haber sitesinin linki ile birlikte şiddete teşvik amaçlı taşımayan bir paylaşım nedeniyle ağır bir suçtan dolayı cezalandırılmam ifade özgürlüğüne yapılan açık bir müdahaledir.

Ayrıca kararda düşünce açıklamamın doğrudan ya da dolaylı olarak nasıl açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır.

Bahsi geçen haber linkinin halen erişime açık olmasına karşılık, bu linki alıntılayarak paylaştığım için hapis cezasına çarptırılmam ve milletvekilliğimi kaybetme riskiyle karşı karşıya olmam hukuk kurallarının herkese eşit olarak uygulanmadığının kanıtıdır. Bu madde kapsamında yargılanan pek çok milletvekilinin yargılamalarının mahkeme kararıyla durduğunu ama benim yargılamamın kasıtlı devam ettirildiğini de bilginize sunarım.

Bir insan hakları savunucusu olarak, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapmış ve çözüm sürecine doğrudan katkım bulunduğunu alenileşmiş bir haberin içeriğini paylaşmasının propaganda suçu olarak değerlendirilmesi gerek mahkûmiyet kararını onayan Yargıtay’ın, gerekse de Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırıdır.

Dolayısıyla milletvekili seçildiğim bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.

Sayın Enis Berberoğlu örneğinde olduğu gibi kararın alelacele ve siyasi rant elde etmek amacıyla Meclis’e getirtilip okutulması amacıyla Yargıtay tarafından hızlı bir şekilde çıkarılan bu karar çok açık bir hak ihlallerine yol açacaktır. Anayasa Mahkemesi tarafından da hakkımda ihlal kararı vermesi kuvvetle muhtemeldir.

Bugün benim aldığım cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da benim gibi insan hakları savunucusu bir milletvekiline verilmiş olması insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbedir. Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru “İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?”

Son olarak hakkımda verilen Yargıtay kararı sonrası yazılar yazıp açıklamalar yapan siyasi partiler, siyasiler, akademisyenler ve gazetecilere teşekkür ederim. Aşağıda hakkımda verilen kararla ilgili yazılan yazılardan bazılarını bulabilirsiniz. Bu yazılar hukuksuzluğu anlama noktasında sizlere daha da yardımcı olacaktır.

Saygılarımla

Yargıtay Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezasını onayladı

Gergerlioğlu’nun mahkumiyet kararında hukuka aykırı 18 hata

Okumaya devam et

Politika

Erdoğan ve saraylarını korumak için bir yılda 263 milyon TL harcandı

Çıktığı seyahatlerde sonu gelmeyen konvoylarla gündemden düşmeyen Tayyip Erdoğan’ın korunması için 2020 yılında tam 263 milyon TL harcandı. TBMM korumalarına da 100 milyon TL gitti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Saray ve köşklerinin güvenliğini de sağlamakla görevli Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı her yıl bir serveti yutuyor. Emniyet Genel Müdürlüğünün mali tablolarına göre, Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı, 2020 yılında tam 263 milyon 627 bin TL harcadı. Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre başkanlığın bütçesi, Siber Suçlarla Mücadele, Narkotik Suçlarla Mücadele, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstihbarat Başkanlığı ve Özel Harekat Başkanlığı gibi Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı birçok başkanlığı da geride bıraktı.

TBMM Koruma Daire Başkanlığının geçen yıl harcadığı miktar ise 99 milyon 500 bin TL oldu. Mali tablolarda, Emniyet Genel Müdürlüğünün “Barışı Destekleme / Koruma Harekatları” adı altında da 18 milyon TL harcadığı belirtildi.

HER TÜRLÜ BİNA VE TESİSİN GÜVENLİĞİ

Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’nın görev tanımı ise şöyle: “Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı, Cumhurbaşkanı ve aile bireylerinin can güvenliği ve saygınlığı başta olmak üzere, konut, çalışma yeri, her türlü ulaşım vasıtası ile intikali esnasında, yakın koruma hizmetlerinden sorumludur. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’na ait tüm yerleşkelerin ve Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu her türlü bina ve tesisin güvenliğini sağlamakla görevlidir.”

Başkanlığın gerisinde kalan birimler (milyon TL)

  • Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı: 96,3
  • İstihbarat Başkanlığı: 186
  • Trafik Uygulama Ve Denetleme D. Başkanlığı: 1,50
  • Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı: 77
  • Asayiş Dairesi Başkanlığı: 21

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0