Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Halime Gülsu davasında skandal karar: Kovuşturmaya gerek yok

Tarsus Cezaevi’nde ölüme sürüklenen Halime Gülsu hakkında skandal karar verildi.

Cumhuriyet Savcısı Zeki Topaloğlu bir yıl sonra kararını açıkladı ve sorumluların hepsi hakkında takipsizlik verdi. Kararı Halime Gülsu’nun abisi İrfan Gülsu Twitter hesabından duyurdu.

MERSİN CUMHURİYET SAVCILIĞININ VERDİĞİ KARAR

HAK İNİSİYATİFİ’NİN HAZIRLADIĞI “HALİME GÜLSU’NUN YAŞAM HAKKINI İHLAL EDENLER YARGILANSIN” BAŞLIKLI RAPOR

Halime GÜLSU Gaziantep Üniversitesi İngilizce bölümünden mezun olduktan sonra bir süreliğine -daha sonra KHK ile kapatılan- özel eğitim kurumlarında öğretmenlik yapmıştır. Görev yaptığı kurumun kapatılmasından sonra ,ailenin ifadesi ile annesinin de bakıma muhtaç olmasından dolayı çalışmaya devam etmemiş, evde olduğu sürede ise kendilerinin hazırlayıp satışını gerçekleştirdikleri yiyecek ürünlerinin geliri ile KHK mağduru ailelere yardımlar yapmıştır.

Söz konusu bu faaliyeti gerekçe gösterilerek 20.02.2018 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile evinde gözaltına alınıp TEM şubesinde alıkonulmuş, 15 gün süren gözaltı süresi sonucunda ise Mersin 4.Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tutuklanarak Tarsus Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir.

Halime GÜLSU 34 yaşında vefat etmeden 15 yıl önce SLE ( Sismik Lupus Eritematozus ) hastalığı teşhisi konulan birisiydi. Söz konusu hastalık; kişinin yaşam koşullarını ağırlaştıran, ölümcül olabilen, steril ve sağlıklı yaşamsal ortamı zorunlu kılan, tedavi süreci ise ciddi bir prosedür gerektiren bir hastalıktır. Şahsın cezaevine girmeden yaklaşık 2 ay öncesi de dahil olmak üzere hastalığının pasif duruma geçirildiği, uzun yıllardır günlük ve haftalık periyotlar ile düzenli kullanılması gereken ilaçların olduğu ailesi ve doktoru tarafından teyit edilmiştir.

Gözaltı sürecinden başlayarak hastalığı göreceli bir şekilde kötüleşmeye başlamıştır. Şahsın CİMER’e kendi yazdığı şikayet mektubunda da belirttiği üzere gözaltında kaldığı iki haftalık süreçte sadece günlük kullanması gereken ilaçlarını yanına alabilmiş, haftalık olan ilacı alamadığını, ailesinden talep edilmesini istemiş, bir haftanın sonunda polislerin aileye bilgi verdikleri söylenmiş ancak aileye bilgi verilmediği ortaya çıkmıştır. Bu süreçte de sadece günlük olan ilacı kullanmış, asıl önemli olan haftalık kullanılan ilacın iki dozu eksik kalmıştır. Bunların üstüne uzun gözaltı süreci ve uygun olmayan fiziksel koşullar da eklenince durumu buradayken kötüleşmeye başlamıştır.

Yargılama esnasında da belirtmesine rağmen hastalığı ile ilgili bir işlem yapılmayıp tutuklu yargılanması kararı verilmiş ve cezaevi sürecinde de çok sayıda ‘’ acil ‘’ kodu ile yazdığı revire çıkarılması talebine de ancak gözaltı sürecinden itibaren, 1 ay sonra karşılık verilmiştir. Cezaevindeki sorumlu doktor tarafından hastalığını belirtmesine rağmen Romotoloji bölümüne sevk edilmesi gerekirken Mersin Şehir Hastanesi Dahiliye bölümüne sevk edilmiş ve iddia edildiği üzere tetkikler eksik yapılarak cezaevi görevlilerine önemli bir rahatsızlığı olmadığı bilgisi verilmiştir. İlaçlarına ise ancak abisiyle yaptığı görüşmede kendi talebi neticesinde bir hafta sonra ulaşabilmiş ve yaklaşık olarak iki ay süresince düzenli kullanması gereken ilaçlarını kullanamamıştır. Bu süreçte ise öncesinde cezaevi yönetimine teslim edilen raporun kaybedildiği bilgisi de ailesi tarafından iddia edilmektedir.

Yaşanan bu ihmaller zinciri sonrası ve ağır cezaevi koşulları nedeniyle Halime GÜLSU’nun durumu ağırlaştığından dolayı 23.04.2018 tarihinde talebi üzerine tekrar Dahiliye servisine götürülmüş ve oradan da Romotoloji servisine sevki yapılmış ancak son güne kadar götürülmemiştir. 25.04.2018 tarihinde durumunun ağırlaşması üzerine Mersin Şehir Hastanesi Romotoloji servisine götürülmüş ve aynı gece kalp ve böbrek yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Hak İnisiyatifi olarak 34 yaşında gencecik bir öğretmenin yaşam hakkını ihlal eden bu ihmaller zincirinin etkin bir şekilde soruşturulup sorumluların ortaya çıkarılmasını, kasıt ihtimalinin araştırılmasını, sorumlular hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ediyoruz. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı ve konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi de kamuoyunun bilmesini istiyoruz.

 

Hapishanede göz göre göre ölüme sürüklenen Halime Gülsu’nun son mektubu

Halime Gülsu’nun annesi: Kızımı öldürdüler Allah da onları tüketsin

Gündem

Türkiye’de koronavirüs: 10 saniyede kontrolsüz normalleşme

Türk Tabipleri Birliği, 1 milyon kişide günlük vaka sayısının son 3 aydaki değişimini grafik haline getirdi. Salgının Türkiye’de ne denli hızlı büyüdüğü gözler önüne serildi.

BOLD – Mart ayı başında adım atılan ‘kademeli normalleşme’ uygulaması, Türkiye’ye vaka patlaması olarak geri döndü. Şubat ayı sonlarına doğru günlük 5 binler civarına kadar düşen vaka sayıları mevcut durumda 55-60 binin üzerinde seyrediyor. İktidar ise olan bitene karşı bazı ‘önlemler’ açıklarken uzmanlar bu önlemlerin de yetmeyeceği görüşünde.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) de vaka sayısında son haftalarda yaşanan büyük artışı ortaya koyan bir grafik yayınladı. TTB yönetimi, resmi Twitter hesabından paylaşılan, son 3 aydaki “1 milyon kişide günlük vaka sayısı” grafiği’ne şu notu düştü: “10 saniyede ‘kontrolsüz normalleşememe’nin özeti!”

Okumaya devam et

Gündem

Evi 111 kez basılan 90 yaşındaki Ebubekir Yağarcık: Devlete hakkımı helal etmeyeceğim

Köy boşaltmaları sonucu 90’lı yıllarda Şırnak Cizre’ye yerleşen 90 yaşındaki Ebubekir Yağarcık’ın evi farklı gerekçelerle tam 111 kez basıldı. Gözaltı ve cezaevinde işkence gören Yağarcık, “Devlete hakkımı helal etmeyeceğim” dedi.

BOLD – Köy boşaltmaları sonucu 1990’lı yıllarda Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Rubar köyünden ilçe merkezine yerleşme zorunda kalan Ebubekir Yağarcık’ın (90) evi polis tarafından bugüne kadar farklı gerekçelerle tam 111 kez basıldı. Baskılardan kaynaklı ikametini sık sık değiştirmek zorunda kalan Yağarcık ailesi, her baskında tüm eşyaları dağıtıldı, kapı ve pencereleri kırıldı. Çoğu sabah gözünü baskınla açan ailenin tüm bireyleri, gözaltı, tutuklama ve işkencelerden geçti.

8 GÜN BOYUNCA YEMEK VERİLMEDEN İŞKENCE EDİLDİ

Mezopotamya Ajansı’ndan Zeynep Durgut’a konuşan Ebubekir Yağarcık, ilk gözaltına alındığında 13 ay cezaevinde kaldığını anlatarak, “1990’lı yıllarda Kürtlere karşı çok yönlü bir saldırı söz konusuydu. İlk gözaltına alındığımda 13 ay cezaevinde kaldım. Yine 1993 yılında ihbar sonucu evim basıldı ve gözaltına alındım. Gözaltı sürecinde saatlerce işkence edildim. Tam 8 gün boyunca elektrikli işkence gördüm. 8 gün boyunca bana yemek vermediler. Sadece ekmeği suya bandırıp veriyorlardı. O günden beri ses tellerim bozulmuş. Hiçbir suçum yoktu. Ortada bir delil ve bir kanıt yoktu. 8 gün aradan sonra Şırnak’a götürüldüm ve mahkemeye sevk edildim. Daha sonra da ‘Örgüte yardım’ iddiasıyla tutuklandım” dedi.

8 YAŞINDAKİ KIZIMI DA GÖZALTINA ALDILAR

Baskınların sistematik hale dönüştüğüne belirten Yağarcık, “Ev baskınları sonucunda gözaltına alınmayan çocuğum kalmadı. 20 yaşındaki oğlumdan 8 yaşındaki kızıma kadar, hepsi gözaltına alınmış. Her ev baskınında polisler, kapılarımızı kırıp, bize hakaretler etti. Her ev baskınında ‘diz çökün’ diyorlardı. Ben bir defa bile onların önünde diz çökmedim ve boyun eğmedim” dedi.

DEVLET KENDİNİ HİÇBİR ZAMAN UNUTTURMADI

Baskınların birinde oğlunu çırılçıplak soyulup yağmurda bekletildiğini anlatan Yağarcık, “Oğlumu çırılçıplak soyarak yağmurun altında öylece beklettiler. Buna çok öfkelendim ve polislere, ‘Onu öldürün ama bunu yapmayın’ dedim. Allah onların yanında bırakmasın. 2020’de yapılan başka bir ev baskınında polis müdürüne, ‘111 defadır siz benim evimi basıyorsunuz ve 111 defadır da evimde tek bir şey görmüş veya bulmuş değilsiniz. Siz niye böyle yapıyorsunuz?’ diye sordum. Daha sonra da polise, ‘Bu Türkiye’nin ayıbıdır’ dedim. Bunun söylememle birlikte polis müdürü sustu ve bir şey diyemedi. Devletin zulmünü unutmam. Kaldı ki devlet kendini hiçbir zaman unutturmadı” dedi.

“İSTEDİĞİM TEK ŞEY BARIŞ VE HUZUR”

“Onlara hakkımı helal etmeyeceğim” diyen Yağarcık, “Bütün ömrüm bu kötü şeylerle geçti. Şimdi 90 yaşındayım. Ömrümde görmek istediğim tek şey barış ve huzur. Kürtlerden tek isteğim Kürtlüklerinden taviz vermesinler. Kürtçe konuşsunlar, Kürtçe mücadele etsinler. Bu kadar ölüm, kan, katliam ve gözyaşından sonra devlet benim gözümde hiçbir zaman iyi olmaz. Devletin bize yaşattığı zulmü Nemrut kendi halkına yaşatmamıştır. O yüzden hakkımı onlara hiçbir zaman helal etmeyeceğim” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

Yıldız Gül’ü katlettiler: Boğazı kesildi sürünerek yardım istedi

İstanbul Esenler’de ağaçlık alanda boğazından bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül, sürünerek yardım istedi. Çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırılan kadın kurtarılamadı.

BOLD – Olay, Esenler Mahmutbey Yolu, Sultangazi istikametinde dün akşam saat 20.00 sıralarında meydana geldi. Yol kenarındaki ağaçlık alanda bıçaklanan 38 yaşındaki Yıldız Gül ağır yaralandı. Yaralı kadın sürünerek yola kadar ulaştı. Kadını gören sürücüler yardım için durdu. Olay yerine ambulans ve polis çağrıldı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri boğazından bıçaklanan kadına ilk müdahaleyi yaparak hastaneye kaldırdı. Yıldız Gül, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Olay yerine gelen polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi alarak inceleme yaptı. Polis ekipleri saatlerce hem yeşillik alanda hem de yol kenarında detaylı çalışma yaptı. Polis, çevredekilerden bilgi alırken, güvenlik kameralarını da inceleme altına aldığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü sürdürülüyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0