Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İki bin görme engelli KHK ile ihraç edilmiş

Af Örgütü’nün “Dönüşü Olmayan İhraçlar Raporu”na göre iki bin görme engelli KHK’yla ihraç edilmiş, OHAL Komisyonu ihraç onaylayan bir mekanizma, iade olanları ise dışlanma bekliyor.

BOLD-Uluslararası Af Örgütü Basın Koordinatörü Türkiye Şubesi Basın Koordinatörü Beril Eski, “Dönüşü Olmayan İhraçlar Raporu”nu anlattı.

Gazeteci Çağlar Cilara’nın Onuncu Köy programına konuk olan Eski, OHAL Komisyonunun ihraçları onaylayan bir mekanizma gibi çalıştığını söyledi.

2018 Ekim ayında açıklanan raporun OHAL Komisyonunun çalışma şekli ve 109 komisyon kararını incelediğini anlatan Eski “Bu rapor ortaya koyuyor ki ihraçlar nasıl adil süreçle yapılmadıysa OHAL komisyonu da adil bir süreç işletmiyor. Kamudan ihraç edilenler neredeyse üç yıldır itirazlarına cevap bekliyor ve çok az mağdurun itirazı kabul edildi” dedi.

2 BİN GÖRME ÖZÜRLÜ MEMUR İHRAÇ EDİLDİ

OHAL sürecinde kamudan ihraç edilen 130 bin kişinin ihraç edildiğini bu rakam içerisinde kamu işçisi ve özel sektör çalışanlarının bulunduğuna dikkat çeken Eski, “İhraçlar denilince kamuoyu genelde asker, polis, öğretmen olarak algılıyor oysa ihraçlar çok geniş bir mesleki alanı kapsıyor. Ziraat mühendisinden müzisyene, sağlık çalışanlarından, savcı hakim ve adalet çalışanlarına, akademik personelden teknik personele aileleri ve yakınlarıyla birlikte yüz binlerce insan etkilenmiş durumda. Mesela ihraçlar arasında görme özürlü sadece 2 bin memur var” diye konuştu.

KHK’LILARIN SESİNİ DUYURACAKLARI BİR MECRA YOK

Kanunen suç olarak tanımlanmayan gerekçelerle işlerini kaybeden insanların haklarını arayacak, seslerini duyuracak bir mekanizmanın olmadığını anlatan Eski, “Bir sabah uyandığınızda ihraç edildiğini öğreniyorsunuz ve zorluklar o gün başlıyor, başta ekonomik sorunlarla karşılaşıyorsunuz, sosyal sorunlar, kendini anlatamıyor, görüşülebilecek bir makam bulamıyorsunuz. Bankaya para yatırmak, sendikaya üye olmak, çocuğunu okula yazdırmak gibi yapıldığında suç olmayan gerekçelerle ihraç edildiğinizi yıllarca birlikte çalıştığınız arkadaşlarınıza idarecilerinize anlatamıyorsunuz” ifadesini kullandı.

DOSYALARIN HENÜZ YARISI İNCELENDİ, 58 BİN BAŞVURU REDDEDİLDİ

OHAL Komisyonun 125 bin başvurudan şimdiye kadar 58 bin dosyayı reddettiğini, 4 bin 700 işe iade kararı verdiğine işaret eden Eski şöyle konuştu:

“15 ay gibi süreyle kurulan komisyon süresini çoktan aştı ve henüz dosyaların ancak yarısını inceleyebildi. Diyelim ki komisyondan ret cevabı aldınız, başvurunuz kabul edilmedi, komisyon size gerekçeli bir karar vermiyor, genel geçer kavramlarla reddedildiğine dair cevap alıyorsunuz. bu süreçten sonra İlk Derece İdare Mahkemesi, daha sonra Bölge İdare Mahkemesi, ondan sonra Danıştay ve en sonunda da Anayasa Mahkemesi’ne başvurabiliyorsunuz. İlk Derece İdare Mahkemesi sadece Ankara’da var, bu yetkiyi tek bir mahkemeye verdiler. Bu mahkeme on binlerce dosyaya nasıl bakıp karar verebilecek bu da ayrı bir konu.

DAMGALANMA SÜRECİNE MARUZ KALIYORLAR

Sosyal olarak bir damgalama sürecine maruz kalıyorlar. Psikolojik sorunlar yaşıyorlar, sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar, hiçbir şey yapmalarına müsaade edilmediği gibi iş de bulamıyorlar. Akademisyenlerin inşaatlarda çalışması, memurların kombi tamirciliği, hakim, savcıların garsonluk yapması gibi örneklere rastlıyoruz. Eğitimli insanların geçimlerini sağlamak için çok düşük ücretle çalışıyorlar. Evlerini arabalarını satmaları, yalnızlaştırılmaları, terörist damgası yemeleri, suçlarını bilmemeleri bu kesimde ağır psikolojik travmalara yol açıyor. Bu süreçte ruh ve beden sağlığını kaybedenler var, intihar edenler var.”

İADE DE TAM ANLAMIYLA BİR İADE DEĞİL

İnceledikleri 109 karardan 7’sine iade verdiklerini söyleyen Beril Eski, bu iadelerin de tam anlamıyla bir iade olmadığını söyledi: “Çalışmadığınız dönemin maaşını alıyorsunuz ama faizini alamıyorsunuz. İşe iade ediliyorsunuz ama daha düşük bir pozisyonda işe başlıyorsunuz. Akademisyenler eski çalıştıkları kuruma değil, 2016’dan sonra kurulan İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki üniversitelere yerleştiriliyor. Ya da akademik kadroda değil, araştırma merkezinde görevlendirme yapılıyor. Tam anlamıyla ve etkin bir şekilde iade sağlanmıyor. Tazminat ve onarım sürecinin de eksik yürüdüğünü tespit ettik.”

KOMİSYON TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ DEĞİL

Komisyonun 7 üyesinin cumhurbaşkanlığı, adalet ve içişleri bakanlığı tarafından, iki üye de HSYK tarafından atandığını belirten Eski, bu durumun komisyonun bağımsız ve tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) OHAL Komisyonunun tarafsız ve bağımsızlığını inceleme yetkisini saklı tuttuğunu hatırlattı.

KOMİSYON ÜYELERİ DE TEHDİT ALTINDA 

Eski komisyon üyelerinin de psikolojik baskı ile çalıştıkları ifade ederek “Komisyonun bağımsızlığı ile ilgili ciddi şüpheler var. Ayrıca cumhurbaşkanlığı komisyon üyelerini, terör örgütüyle iltisaklı diye görevlerine aniden son verebiliyor. Dolayısıyla komisyonun değerlendirme yapan üyeleri de değerlendirdiklerini kişilerin yaşadıkları yaşama tehditi altında.” dedi.

ADALETE GÜVENİ KAYBETMİŞ DURUMDALAR

Komisyonun mağdur edilenlere ne kadar bir sürede cevap vereceğinin belli olmadığını değinen Eski, şunları kaydetti:

“Geç gelen adalet, adalet değildir. Bu çalışmanın bu kadar uzun sürmesi adaletin sağlanamayacağı anlamına geliyor. İnsanlar çok çaresiz adalete olan güvenlerini kaybetmiş durumdalar, hukukun temel ilkeleri ihlal edildi. Ulusal ve uluslar arası hukuk ilkeleri çiğnendi. 33 bin 500 öğretmen, 7 bin sağlık çalışanı, 31 bin 500 polis, 6 bin akademisyen, 13 bin asker ve 39 bin diğer kamu çalışanı ihraç edildi. Güvenlik açığı kapatılabilir, çok kısa bir eğitimle kişiler asker polis olabilir ancak bir akademisyen bir doktor, öğretmen kısa süreli eğitimle yetiştirilemez. Uluslararası Af Örgütü olarak Türkiye’deki keyfi sürecin sona ermesi, herkesin işine geri iade edilmesi, KHK’ların kaldırılması, kayıpların tazmin edilmesidir.”

İHRAÇ GEREKÇELERİ SUÇ OLMAYAN SEBEPLER

İhraç sebeplerinin hukuk en temel ilkesine aykırı olduğunu ifade eden Beril Eski, “Siz hangi davranışınızdan dolayı ve ne yaptığınızı bilmeden ihraç ediliyorsunuz ve buna karşı kendinizi yazılı olarak savunabiliyorsunuz. Tanık gösteremiyorsunuz, sözlü savunma yapamıyorsunuz, duruşma görüşme gibi bir prosedür işletemiyorsunuz. Sendikaya üye olmak, banka hesabı, kızının belli bir okula gitmesi ihraç sebebi. Aslında bunlar suç değil. Daha sonra bunlar suç ilan edilse bile yapıldığı dönemde suç değil. Hukukun en temel ilkelerinden biri suçun net ve kesin olmasıdır. Önceden bellidir, tanımlanmıştır. Suç işlendiği tarihte suç olarak tanımlanmamışsa geriye yönelik işletemezsiniz. Yapıldığı tarihte suç olmayan bir şeyden dolayı insanları yargılayamazsınız. O açıdan hiç adil bir süreç değil.” ifadelerini kullandı.

Gündem

ABD’deki ‘Stop Erdoğan’ ilanına Ankara’dan soruşturma

Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekmek için ABD’nin New York şehrinde verilen ‘Stop Erdoğan’ reklamları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

BOLD – ABD merkezli Advocates of Silenced Turkey (Susturulan Türkiye’nin Savunucuları) tarafından New York’taki Times Meydanı’nda dijital ekrana ‘Stop Erdoğan’ yazılı reklam verildi. Bu reklam sayesinde başta ABD olmak üzere tüm dünyada milyonlarca insan, Erdoğan’ın hukuksuzluklarını bir kez daha hatırladı.

Reklama Twitter üzerinden tepki gösteren AKP Sözcüsü Ömer Çelik, reklamda Erdoğan’a değil Türk milletine saldırı yapıldığını öne sürdü. “Cumhurbaşkanımızın kararlı yürüyüşünü durduramazlar” dedi.

Bu açıklamanın hemen ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da harekete geçti. ABD’nin New York kentinde reklamları veren ve organize eden kişiler hakkında soruşturma başlattı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Amerika’nın New York eyaletindeki bir kısım caddelerde bulunan reklam panolarında: ‘STOP TRIPLED IN FEMICIDE ERDOGAN’S TURKEY’, ‘5,000 WOMEN +780 BABIES ARE POLITICAL PRISONERS IN TURKEY’ şeklinde ilanların verildiği, bu ilanların giderlerinin Türkiye’deki sessizler tarafından karşılandığı ve organize edildiğine dair videoların bazı sosyal medya hesaplarında paylaşılması üzerine, yapılan paylaşımlar ihbar kabul edilerek reklam ilanlarını veren ve organize eden kişiler hakkında soruşturma başlatılmıştır.”

Okumaya devam et

Gündem

OECD’ye atanan Kerem Alkin uyardı Berat Albayrak dikkate almadı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan tarafından geçen ay OECD Daimi Temsilciliği’ne atanan Kerem Alkin’in 15 Temmuz’dan bir hafta sonra yazdığı raporla Damat Berat Albayrak’ı olacaklar konusunda uyardığı ortaya çıktı: Hukuktan ayrılmayın!

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD Daimi Temsilciliği’ne atadığı Prof. Dr. Kerem Alkin’in 15 Temmuz’dan bir hafta sonra Berat Albayrak’a gönderdiği rapor ortaya çıktı. Alkin, iyimser, durağan ve kötümser olarak üç senaryo yazarken, AKP hükumetinin kötümser senaryoyu tercih etmesi dikkat çekti.

DAMAT ALBAYRAK’A 22 TEMMUZ’DA GÖNDERDİ

Berat’s Box’ta yer alan ve Berat Albayrak’a 22 Temmuz 2016’da gönderilen “Darbe Girişimi Sonrası Senaryo” isimli raporda Alkin üç senaryo sunuyor. Alkin’in Damat Albayrak’a sunduğu senaryo şu şekildi…

OHAL’İ KALDIRIP NORMAL HAYATA DÖNÜN VURGUSU

İyimser Senaryo:

· Darbeye girişimine katılan ve sayıları bini aşan asker ve sivil yakalanır ve tutuklanır, Türk Silahlı Kuvvetleri darbe girişimine doğrudan ve dolaylı destek veren tüm unsurlardan temizlenir. 1 Ağustos’u beklemeden gerçekleştirilen Yüksek Askeri Şura’da, TSK ile ilişiği kesilen üst subayların yerine yeni atamalar gerçekleştirilir. Cumhurbaşkanlığı ve Hükumet halkın meydanlardaki demokrasi mücadelesinin sonuç verdiğini belirterek, normal hayata dönüleceğini, halkın artık evine çekilebileceğini açıklar.

· Darbe girişiminin tüm risklerinin bertaraf edilmesine bağlı olarak, Körfez Ülkeleri’nden başlayarak, yabancı işadamları ve turistlerin Türkiye ziyaretleri yoğunlaşmaya başlar. Körfez Ülkeleri direkt ve dolaylı sermaye girişleri ile Türk Ekonomisi’ne destek olur. Olağanüstü Hal uygulaması, üç ayı da beklemeden eylül ayı başında kaldırılır ve Türkiye’de hayatın hızla normale dönüşü, Türkiye’nin dünyadaki algısının iyileşmesini sağlar. Yabancı sermaye Türkiye’deki portföyünü yeniden genişletir.

GÜMRÜKLER ETKİN ÇALIŞMALI, ÜRETİM AKSAMAMALI

· Türk gümrüklerinin etkin çalışması ve üretimin aksamamasına yönelik tedbirler ile, Türk iş dünyasında teminlerde sorun yaşanmaz, ihracat TL’deki değer kaybına bağlı olarak, rekabet avantajını iyi değerlendirir. TİM tarafından açıklanan veriler, Türkiye’nin ihracat hacminde kısmi bir artışın dahi gerçekleştiğini teyit eder. Yabancı şirketlerin Türkiye ziyaretleri yeniden yoğunlaşır. Darbe girişiminin Türkiye’nin dış ticaret hacmine etkisi hayli sınırlı kalır.

· Başta Çin olmak üzere, dünya ekonomisinin lokomotifi konumundaki ekonomilerde gözlenen büyüme performansı sorunu ve bu soruna bağlı olarak düşük seyreden küresel emtia fiyatları, Türkiye’nin hammadde ve ara mamul ithalatına olumlu yönde yansımayı sürdürür. Ardı ardına yaşanan dış politika gerginliklerine, terör eylemlerine ve darbe girişimine bağlı, turizm gelirlerindeki kayıplar, Türkiye’nin hammadde ve ara mamul ithalatındaki gevşemeyle dengelenir. Cari açıktaki düşük seyir yıl sonuna kadar devam eder.

NORMALLEŞME İLE KUR DA NORMAL SEVİYELERİNE İNER

· Başta Brexit’in ana ve artçı etkilerine bağlı olarak, ABD Merkez Bankası (FED) temmuz sonu ve eylül ortasındaki toplantılarda, 2016 yılı içinde bir faiz artış kararı almanın hayli zor olduğunu belirtirken, Euro Bölgesi’nin durgunluğa girme riskini bertaraf etmek adına, Avrupa Merkez Bankası (ECB) düşük faiz politikası, negatif mevduat faizi politikası ve her ay 80 milyar euroluk tahvil alımından oluşan genişletilmiş para politikasını sürdürür ve küresel ölçekte hem dolar, hem de ve esas olarak euro cinsinden borçlanma maliyetlerini düşük seyrini sürdürür. Türk bankaları ve Türk şirketlerinin eurobond ihraçları ve Türk bankalarının sendikasyon kredileri makul bir tempo ile devam eder; özel sektörün borçlarını çevirmesi noktasında hiç bir sıkıntı gözlenmez.

· Türk Lirası’nın döviz kurları karşısındaki değer normalleşir. Dolar-TL kuru, önce 3,00-2,96 TL, ardından da 2,96-2,92 TL bandına döner. Sonbahar başı, döviz kurlarının normalleşmesi, TL’nin değer kaybından, devalüasyondan kaynaklanabilecek enflasyonist etkiyi sınırlı tutar; gerek yıllıklandırılmış manşet enflasyon, gerekse de yıllıklandırılmış çekirdek enflasyondaki yükseliş çok sınırlı kalır.

· Moddy’s 5 Ağustos’taki, takvime bağlı değerlendirmesini pas geçer ve darbe girişiminin Türk ekonomisi ve Türkiye’nin uluslararası derecelendirme notu üzerine etkisinin değerlendirmesini sonbahar ortasına erteler. 19 Ağustos’ta değerlendirmesini yurt içi ve yurt dışı ekonomi aktörleri ile paylaşan Fitch ise, Türkiye’nin darbe girişiminin ilk ve artçı etkilerini iyi yönetmesi, kamu mali disiplini, bütçe disiplini, bankaların sermaye yeterliliği, TCMB’nin bağımsızlığı, döviz kurları ve faiz hadlerinin seyri ve bilhassa, Türkiye’nin iç ve dış borçlarını çevirme ve tazeleme kapasitesi açısından, görünümünü ‘durağan’, derecelendirme notunu da ‘yatırım yapılabilir’ düzeyde tutmayı teyit eder. İki ayrı kuruluşunun Türkiye’nin ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunu teyit etmesine veya değiştirmemesine bağlı olarak, içeriye sermaye girişi hızlanır ve bu gelişme Türk Lirası’nın güçlenmesi adına, normalleşmeyi hızlandırır.

OHAL’İN DEVAMI ANTİ DEMOKRATİK UYGULAMALARIN ARTTIĞI İZLEMİNE YOL AÇAR

· Meclis’in onayladığı OHAL, 65. Hükumet’e Meclis’i by-pass ederek kanun hükmünde kararname ve kanun hazırlama yetkisi verse de, 65. Hükumet, demokrasi ve insan hakları konusundaki algıyı zedelememek adına, bu imkanı Türkiye’nin imajını olumsuz yönde etkileyecek ve anti-demokratik uygulamaların hızla arttığı yönünde bir izlenim verecek şekilde kullanmaz. Türkiye’nin zedelenmiş olan ‘hukuk devleti’ imajını güçlendirecek adımlar atılır. 65. Hükumet ve Ekonomi Yönetimi ekonomi alanında reformları hızla sürdürür. Söz konusu, ekonomi alanındaki reformlar ‘Sektörel Dönüşüm’, ‘Yapısal Reformlar’ ve ‘AB’ye Üyelik Süreci’ boyutunda hızla devam ettirilir. Meclis’te, partiler arasındaki müzakereler sonunda, ‘idamın getirilmesi’nden vaz geçilir ve AB tarafının tam üyelik müzakerelerini askıya almasına sebep olabilecek bir gelişme bertaraf edilmiş olur.

· OHAL uygulamasında, gelişigüzel gözaltına almalardan, iş dünyasına yönelik tartışmalı düzenlemelerden ve darbe karşıtı kesimin sokak hareketlerinden bilhassa kaçınılır. Hukukun egemenliği kavramını zedeleyebilecek her türlü gelişmenin önlenmesi hususunda gereken hassasiyet gösterilir. 1. ve 2. kuşak komşu ülkeler ile ilişkilerin iyileştirilmesine ve gelişmesine yönelik çabalara hız verilir. Mısır’la da ilişkilerin normalleşmesi boyutunda adımlar hızlandırılır. Ağustos ayının ilk yarısında, Moskova’da gerçekleşen Erdoğan-Putin görüşmesi çok iyi geçer ve Rusya maddi ve manevi olmak üzere, Türkiye’ye olan desteğin artarak devam edeceğini açıklar. Bölge ülkelerinden pek çok siyasi liderin Türkiye ziyaretleri ile, yoğun destek mesajları verilir.

SERMAYE ÇIKIŞINA SEBEP OLUR

Durağan Senaryo:

· Bu senaryo setinde, Moody’s 5 Ağustos’ta not indirir; ancak Fitch 19 Ağustos’ta not indirmez. Ancak, bir ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunun kaybedilmesi dahi, Türk hisse senedi ve tahvillerinden 4-5 milyar dolarlık çıkışa sebep olabilir. Net sermaye çıkışı ise, dolar-TL kurunu 3,10-3,20 TL bandına getirecektir. Bu durumda, TL’deki zayıflamanın enflasyon üzerindeki etkisi artar.

· Bu durumda, Türk bankaları, özel sektör ve Hazine açısından, tahvil yoluyla iç ve dış borçlanmanın maliyetleri artar. Hazine’nin tahvil borçlanma faiz aralığı yüzde 11-13’e yükselir. Bununla birlikte, en az bir ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunun korunmuş olması, Türkiye’nin, bir miktar daha pahalıya da olsa, dış borçlarını çevirmesini ve Türk Ekonomisi’nin ciddi bir sıkışma yaşamamasını sağlar.

OHAL’İN UZATILMASI EKONOMİYİ VURUR

· 3 aylık OHAL uygulaması, darbe girişiminin artçı şoklarının bastırılması ve firari askeri ve sivil personelin yakalanması ve tutuklanmasına yeterli olmaz. Yeni bir darbe girişimi riskinin devamına bağlı olarak, OHAL bir 3 ay daha uzatılır. Bu durum, 2016 yılı turizm gelirlerinde yüzde 40’lara varan gelir kaybı anlamına gelir ve yıl sonuna doğru cari işlemler açığının yeniden arttığına şahit olabiliriz.

· Vatandaştaki süregelen huzursuzluk ve endişe, yurt içinde hane halkı tüketim harcamalarına yansır ve Türk ekonomisinin büyümesine en önemli katkıyı sağlayan hane halkı tüketim harcamalarındaki yavaşlama, özel sektör yatırımlarının da neredeyse durma noktasına gelmesine bağlı olarak, Türkiye’nin büyüme sürecini yüzde 1,75-2,5 bandına getirir. Hükumet’in büyük kamu yatırımları ile büyümeye yapmış olduğu katkı, Türk bankacılık sektöründe gözlenebilecek sıkışmaya bağlı olarak, kısmen yavaşlayabilir.

HUKUKUN EGEMENLİĞİ ALGISI ZEDELENİR

Kötümser Senaryo:

· Bu senaryo setinde, Moody’s 5 Ağustos’ta; Fitch de 19 Ağustos’ta not indirir. Türkiye’nin iki ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunu kaybetmesi ile, Türk hisse senedi ve tahvillerinden 7-9 milyar dolarlık çıkışa sebep olur. Net sermaye çıkışı ise, dolar-TL kurunu 3,40-3,50 TL bandına getirecektir. Bu durumda, TL’deki zayıflamanın enflasyon üzerindeki etkisi ciddi bir boyuta ulaşır ve yıl sonunda çift haneli enflasyon görme riskimizi arttırır.

· Bu durumda, Türk bankaları, özel sektör ve Hazine açısından, tahvil yoluyla iç ve dış borçlanmanın maliyetleri çok ciddi artar. Hazine’nin tahvil borçlanma faiz aralığı yüzde 17-22’ye yükselir. İki ‘yatırım yapılabilir ülke’ notunun da kaybedilmiş olması, Türkiye’nin, dış borçlarının çevrilmesini hayli zora sokar ve uluslararası finans çevreleri ve uluslararası bankalar, Türk bankalarından ve özel sektörden kredi geri çağırması yapabilir. Türk Ekonomisi’nin ciddi bir sıkışma gözlenir. Dışarıdan kaynak girişinin çok sıkışması büyümeyi sıfırlara yaklaştırabilir.

· 3 aylık OHAL uygulaması, darbe girişiminin artçı şoklarının bastırılması ve firari askeri ve sivil personelin yakalanması ve tutuklanmasına yeterli olmadığı gibi, bir veya iki kez yeni bir ufak veya orta çapta darbe girişimi denemesi de gözlenebilir. Yeni bir darbe girişimi teşebbüsü, ‘hukukun egemenliği’ algısını zedeleyecek boyutta, Hükumet’i Meclis’i by-pass ederek, çok sert yasal düzenlemeler yapmaya zorlar. Hükumet, kimi bölgelerde Sıkı Yönetim ilan etmek zorunda kalabilir. Bu durum, 2016 yılı turizm gelirlerinde yüzde 70’lere varan gelir kaybı anlamına gelir ve yıl sonuna doğru cari işlemler açığının ciddi manada arttığına şahit olabiliriz.

Temel Beklentim: Yüzde 50 İyimser-Yüzde 50 Durağan Senaryo Karışımı

KEREM ALKİN KİMDİR?

28 Haziran 1965, İstanbul doğumlu olan Prof. Dr. Kerem Alkin İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından, lisansüstü eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans programı ile sürdürdü. Doktorasını 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim Dalı’nda tamamlayan Alkin, 2004 yılında profesör oldu. Alkin, 2010 – 2013 yılları arasında Bloomberg HT Televizyon Kanalı Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürüttü ve 16 Nisan 2013’den itibaren İstanbul Ticaret Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 11 Mart 2014’den, 23 Mart 2015’e kadar Nişantaşı Üniversitesi Rektörlük görevini sürdüren Alkin, 26 Mart 2015’den bu yana İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyeliği ve aynı zamanda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İnternet Geliştirme Kurulu üyeliği görevini de sürdürmekte. Sabah ve Daily Sabah gazetelerinde de köşe yazarlığı yapan Alkin, geçen ay İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı OECD Daimi Temsilciliği’ne atandı.

Erdoğan, Sabah Gazetesi yazarını OECD Daimi Temsilciliğine atadı

Okumaya devam et

Gündem

Çocuğun üzerine zırhlı araç süren polisin görüntüsünü paylaşan HDP’ye ‘kin’ soruşturması

Batman’da sokaktaki bir çocuğun üzerine zırhlı aracı süren polis hakkında işlem yapmayan savcılık, görüntülerini paylaşan HDP İl Örgütü hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek iddiasıyla soruşturma başlattı.

BOLD – Batman’ın Bağlar Mahallesi’nde 28 Şubat Pazar günü İl Emniyet Müdürlüğüne ait zırhlı araç, çocukların bulunduğu alana hızla girdi. Bir çocuk, üzerine aracı süren polisten metrelerce kaçarak ezilmekten kurtuldu. Skandal görüntüleri sosyal medyada paylaşan HDP İl Örgütü hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma açtı. HDP’ye halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçlaması yöneltildi.

MA’nın haberine göre HDP Batman İl Eşbaşkanı Ömer Kulpu, polislerin yargılanmasını beklerken İl Emniyet Müdürlüğü tarafından kendilerinin arandığını ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu işlendiği gerekçesiyle soruşturma açıldığı bilgisinin verildiğini söyledi.

HUKUKUN GELDİĞİ AŞAMA

Emniyet Müdürlüğü’nde görevli memurların kendisine “Hesabı kim kullanıyor” diye soru sorduğunu belirten Kulpu, yaptıkları “Bugün Batman Bağlar Mahallesinde Emniyet’e ait zırhlı aracın çocuğu kovalaması ve ezmeye çalışması görüntülerde net bir şekilde görülmektedir. Yetkilileri göreve çağırıyoruz. @adalet_bakanlik, @icisleri, @BatmanEmniyet, @batmanvaliligi” paylaşımda suç aranmasının hukukun geldiği aşamayı gösterdiğini söyledi.

Zırhlı aracın bir çocuğu ezmeye çalışırken çevredekiler tarafından kayda alındığını ve bu görüntünün kendilerine ulaştırdığını kaydeden Kulpu, şöyle devam etti:

“Görüntülerde de gözüküyor. Polis çocuğu ezmek için zırhlı aracı son sürat üstüne sürüyor. Polisin bu ihmalkarlığını sosyal medya hesabımızda paylaştık. Paylaşırken de yetkilileri etiketleyip göreve çağırdık. Lakin bu çağrımız bize soruşturma olarak geri döndü. Aslında bu yaşananlar ve görüntüler, durumun vahametini ortaya koyuyor. Reform yapacaklarını açıklayanlar, şimdiden reformlara başlamış durumda. Polis hakkında soruşturma açılması gerekirken bizim hakkımızda soruşturma açıldı.”

ZULÜM SAKLANMAK İSTENİYOR

Kendilerine bu ve buna benzer görüntülerin gelmesi halinde yeniden paylaşacaklarını vurgulayan Kulpu, şunları söyledi: “Ortada bir zulüm var ve bu zulüm saklanmak isteniyor. Görüntüler hakkında vekillerimiz Meclis’e önergeler de sundu. Hukuki anlamda ne gerekiyorsa onu yapacağız. Kimse bir çocuğun üzerine zırhlı araç sürüp onun hayatını tehlikeye atma hakkını kendinde görmesin.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0