Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

FLAŞ! Ankara Barosu Avukatları “Diplomatlara İşkence”yi kanıtlayan rapor yayınladı

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına tutulan Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına işkence yapıldığını Ankara Barosu bir raporla resmen duyurdu. Jopla tecavüz tehdidi iddiaları resmi rapora girdi.

BOLD- 20 Mayıs’ta, 42 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda Dışişleri Bakanlığı’nın eski çalışanı 249 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İlk gün 78 diplomat gözaltına alınırken ardından bu sayı 100’e çıktı.  Dışişleri Bakanlığı’ndan KHK ile ihraç edilen diplomatlara yöneltilen suçlama Hizmet Hareketi’yle ilişkileri olduğuydu.

Diplomatların gözaltına alınmalarının ardından tecavüz tehdidine varan ağır işkencelere maruz kaldıklarına ilişkin ilk bilgiler geldi. HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, işkence iddialarını duyuran ilk isim oldu. Gergerlioğlu diplomatlara jopla tecavüz edildiğini ve ağır işkencelerin Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde sürdüğünü duyurdu.

Kamuoyuna yansıyan bilgiler üzerine Ankara Barosu’na bağlı bir avukat grubu gözaltında işkence görenlerle görüşmek için başvurdu.

Ankara Barosu avukatlarından oluşan heyet, diplomatlardan 6’sıyla yaptıkları görüşmede, 5 diplomatın işkence gördüğünü tespit etti. Baro, konuyla ilgili geniş bir rapor yayınlarken, farklı kişilerle yapılan görüşmelerde birbiriyle tutarlı işkence anlatımları olduğunu, işkence gören kişilerin darp edildiklerini, bir kısmının tamamen, bir kısmının ise belden aşağı soyundurulduğunu, makat kısımlarında job gezdirildiğini ve kayganlaştırıcı bir sıvı dökülerek tecavüze kalkışıldığını raporlaştırdı.

KAN DONDURAN AYRINTILAR

Raporda diplomatlara yapılan işkencelerin kendi ağızlarından anlatımlarının bir kısmı kan donduran cinstendi:

“3 kişi tamamen soyulduklarını, 1 kişi belden altı soyulduğunu, 1 kişi ise pantolonun yarıya kadar soyulduğunu ve devamında; tamamen ve bel altı soyulan toplam 4 kişi, tekrar ters kelepçelenerek cenin pozisyonuna getirildiklerini, makatlarında jop gezdirildiğini, bu sırada konuşmaları konusunda tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını, kendilerine bir ile iki dakika arasında değişen süreler verildiğini, sonrasında “ikinci aşamaya geçiyoruz” denilerek makatlarına yağ veya kayganlaştırıcı olduğunu düşündükleri bir madde döküldüğünü, yine makatlarında jop gezdirilerek işkenceye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir.”

Raporda diğer işkence görenlerin de anlatımlarına yer verilirken vücudunda morluklar bulunan bir diplomatın morlukları Ankara Barosu avukatlarına gösterdiği ve bu durumun Baro avukatları tarafından fotoğraflandığı belirtildi.

Öte yandan Ankara Barosu’ndan geniş bir heyetin yayınladığı rapor öncesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bir açıklama yaparak işkence iddialarını yalanlamıştı.

 

RAPORUN TAMAMI

 

ANKARA BAROSU

AVUKAT HAKLARI MERKEZİ, CEZAEVİ KURULU VE İNSAN HAKLARI MERKEZİ

ANKARA İL EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MALİ SUÇLAR SORUŞTURMA BÜROSUNDAKİ İŞKENCE İDDİALARINA DAİR RAPORDUR

Konu     : 26 Mayıs 2019 günü kamuoyuna ve basına yansıyan Ankara İl Emniyet Genel Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosundaki işkence iddialarına ilişkin Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Kurulu ve İnsan Hakları Merkezi tarafından yapılan görüşme incelemelere ilişkin rapordur.

AÇIKLAMALAR

26 Mayıs 2019 günü ilk olarak Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından “Ankara Emniyetinde işkence iddiaları var” şeklinde paylaşımda bulunmuştur. İşkence iddialarını ile ilgili olarak ilerleyen saat ve günlerde basına Mali Suçlar Soruşturma Bürosunda gözaltında tutulan KHK ile ihraç edilen Dış İşleri Bakanlığı personeli olduğu ifade edilen ve yaklaşık 100 kişi olduğu söylenen diplomatlarla ilgili olarak;“bayılıncaya kadar dövme, taciz ve işkenceye maruz kalanları izletme, en az dört ayrı vakıada insanlık onuruna yakışmayacak işkenceler yapıldığı, işkencenin Ankara Emniyetine dışarıdan gelen ve kendilerini MİT olarak tanıtan kişiler tarafından yapıldığı, bayılan kadar dövülen bir diplomatın hastaneye kaldırıldığı, doktorların buna dair herhangi bir rapor düzenlemediği, işkencenin halen devam ettiği ve gittikçe daha da ağırlaşacağının dile getirildiği, işkenceyle ifade imzalatılmaya çalışıldığı” iddiaları kamuoyuna ve basına yansımıştır.

Konuyla ilgili kötü muamele ve işkence iddiaları ile ilgili gözaltında olan kişilere hukuki yardımda bulunan müdafilerce de baromuz merkez ve kurullarına şikayetlerde bulunulmuştur.

İşkenceye ilişkin şikayetlerin yanı sıra müdafilik görevi kapsamında gözaltındaki müvekkilleri ile görüşmeye giden meslektaşlara savcılık yazılı talimatı doğrultusunda “… görüşeceğim şahsın soruşturma dosyası ile ilgili müdafiliğini yapacağıma dair vekalet alarak soruşturma dosyasına konulmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunacağımı beyan ve taahhüt ederim” yazılı CMK hükümlerine aykırı bir şekilde tutanak imzalatılmak istendiği yönünde de şikayetler ulaşmıştır. (Ek-1 Savcılık talimat yazısı ve imzalatılmak istenen örnek tutanak)

Kötü muamele ve işkence iddiaları ve CMK hükümlerine aykırı olarak müdafiden vekalet sunacağına dair yazılı taahhüt alınmak istenmesi iddialarını yerinde incelemek üzere baromuz Avukat Hakları Merkezi, Cezaevi Kurulu ve İnsan Hakları Merkezi tarafından görevlendirmeler yapılmış ve görevlendirilen meslektaşlar, Ankara İl Emniyet Genel Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna 27 Mayıs 2019 günü görüşme ve incelemelerde bulunmak üzere gitmiştir.

Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna Gidiş ve Yaşananlar

  • Vekalet Sunulmasına Dair Taahhüt Alınması

İlgili büroya ilk olarak baromuz Avukat Hakları Merkezi yetkilileri intikal etmişlerdir. CMK hükümlerine aykırı olarak müdafiden vekalet sunacağına dair yazılı taahhüt alınmasına dair savcılık talimatı ile ilgili olarak yapılan görüşmeler neticesinde Mali Suçlar Soruşturma Bürosu amirlerince tutanak ile taahhüt alınması uygulamasına son verilmiştir.

  • Kötü Muamele ve İşkenceye Uğradığı Yönünde İsimleri Bildirilen Kişilerle Görüşme

Tutanak ile taahhüt alınması uygulamasının baromuz Avukat Hakları Merkezince yapılan görüşmeler neticesinde sonlandırılmasının ardından Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna giden Cezaevi Kurulu, İnsan Hakları Merkezi ve Avukat Hakları Merkezi üyelerinden oluşan ikinci bir heyet kötü muamele ve işkence iddiaları ile ilgili olarak isimleri bildirilen 6 kişiyle kapalı bir odada görüşme gerçekleştirmiş ve kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığı iddia edilen kişilerle birlikte, kişilerin anlatımlar tutanak ile imza altına alınmıştır. (Görüşülen kişilerin isimleri iş bu raporda gizli tutulmuştur.)

Tutanaklar ile de sabit olan ve yapılan görüşmeler neticesinde kötü muamele ve işkence iddialarına dair tespitler şunlardır:

  • Görüşülen 6 kişinin tamamı “mülakat” adı altında görüşmelere götürüldüklerini, burada itirafçı olmaya zorlandıklarını, tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Görüşülen 6 kişinin tamamı birden fazla defa mülakata çıkarıldıklarını, mülakatta kendilerine psikolojik baskı uygulandığını, mülakatı gerçekleştiren kişileri görseler teşhis edebileceklerini ifade etmişlerdir.

 

  • Görüşülen 6 kişiden 5’i mülakatlar haricinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade etmiştir. Görüşme yapılan 1 kişi bizzat bir işkence ve kötü muameleye maruz kalmadığını, ancak aynı koğuşta kaldığı kişilerden ve Sulh Ceza Hakimliğine gözaltı süre uzatım işlemleri sırasında toplu olarak görüldüklerinde orada bulunan diğer kişilerden işkence ve kötü muamele iddialarını duyduğunu ifade etmiştir. Bu kişinin duyum üzerine anlatımları kötü muamele ve işkenceye maruz kalan kişilerin anlatımları ile uyumludur. Yine bu kişinin işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını duyduğunu beyan ettiği isimler ile işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığını beyan eden kişilerin isimleri arasında farklılık gözlemlenmemiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığı ifade eden 5 kişinin ortak anlatımlarına göre; bu kişiler (bir kişi cumartesi gecesi, bir kişi cumartesiyi pazara bağlayan gece, üç kişi ise pazar gecesi) gözaltındaki tutuldukları koğuşlardan çıkarıldıklarını, Ankara İl Emniyet Genel Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosunun giriş katında bulunan bölümü getirildiklerini (bir kişi bu yere kelepçesiz getirildiğini, dört kişi ise ters kelepçeli olarak getirildiğini ifade etmiştir.)büronun girişindeki dar koridorda kapısında “girilmez” yazılı kapıdan içeri sokulduklarını, buradan karanlık bir odaya sokulduklarını, karanlık odaya bırakan kişilerin çıktıklarını, karanlık odada yüzlerini karanlık sebebiyle göremedikleri kişilerin, kendilerini önce duvara yasladıklarını, gözlerini bağladıklarını (ters kelepçe takılmayan kişi bu odada ilk olarak kendisine ters kelepçe takıldığını ifade etmiştir.) sonrasında diz çöktürdüklerini, bir süre süründürdüklerini, jop ile kafalarına vurulduğunu, konuşmazlarsa jopu makatlarına sokulmakla tehdit edildiklerini, karanlık odadaki kişilerin jopu vücutlarında gezdirdiklerini ifade etmişlerdir.

 

Bu yaşananların ardından; 3 kişi tamamen soyulduklarını, 1 kişi belden altı soyulduğunu, 1 kişi ise pantolonun yarıya kadar soyulduğunu ve devamında; tamamen ve bel altı soyulan toplam 4 kişi, tekrar ters kelepçelenerek cenin pozisyonuna getirildiklerini, makatlarında jop gezdirildiğini, bu sırada konuşmaları konusunda tehdit ve hakaretlere maruz kaldıklarını, kendilerine bir ile iki dakika arasında değişen süreler verildiğini, sonrasında “ikinci aşamaya geçiyoruz” denilerek makatlarına yağ veya kayganlaştırıcı olduğunu düşündükleri bir madde döküldüğünü, yine makatlarında jop gezdirilerek işkenceye maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. 1 kişi ise pantolonun çıkarılmaya çalıştığını, pantolonunun yarıya kadar zorla çıkarıldığını, zorlayarak geri çektiğini, vücudunda ve kıyafetleri üzerinde iken jop gezdirerek işkenceye maruz kaldığını ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 5 kişiye karanlık odada kendilerine işkence ve kötü muamele uygulayan kişilerin seslerini Mali Suçlar Soruşturma Bürosunda yüzünü gördükleri ve sesini duydukları kişilerden herhangi biri olup olmadığı sorulmuş, farklı kişiler olduklarını ifade etmişlerdir. Kendilerini tanıtıcı bir ifade kullanıp kullanmadıkları sorulduğunda 4 kişi bu yönde bir ifade kullanılmadığını, 1 kişi ise “biz dışarıdan geldik, profesyonel bir ekibiz” diye söylemde bulunduklarını ifade etmiştir.
  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 5 kişi günlük doktor muayenesi sırasında yanlarında bir kolluk görevlisinin bulunduğunu, can güvenliklerinden duydukları korku ve kaygı sebebiyle yaşadıkları doktora anlatamadıklarını ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 1 kişi ikinci aşama olarak ifade edilen işkence ve kötü muamele durumu öncesinde odada bulunan bir kişinin kendisine evli olup olmadığını sorduğunu, evli olduğunu söylemesi üzerine “bak bir daha karınla yatamazsın, geceleri kalkıp ağlarsın” dediğini ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 1 kişi süründürme esnasında dizlerinde morluklar oluştuğunu (morluklar giden komisyon tarafından bizzat görülmüş ve fotoğraflanmıştır.) işkencenin son bulmasını müteakip gündüz gerçekleşen ilk doktor muayenesinde bunu doktora ifade ettiğini, doktorun kendisine sözlü olarak morluk diye rapora yazdığını beyan etmesinin ardından, doktor muayenesi sırasında bulunan kadın polis memurunun panikleyerek cep telefonunu eline aldığını ve birilerine bir şeyler yazdığını, sonrasında kendisinin odadan çıkarıldığını ve raporun tanzim edilmiş halinin kendisine gösterilmediğini, devamında gözaltı süre uzatım işlemleri için Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiklerini, gözaltı uzatım kararının ardından götürüldükleri muayenede aynı doktorun darp cebir izi yoktur diye rapor yazdığını, diğer raporun akıbeti konusunda bilgisi olmadığını ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 1 kişi işkence ve kötü muameleye başlanmadan önce kendisine “Burada jop sokuyoruz, bunları duymuşsundur, hepsi doğru” denildiğini ve devamında yukarıda anlatılan işkence ve kötü muamele işlemlerine maruz kaldığını ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 1 kişi, yaşadıklarının ardından kaldığı koğuşa döndüğünde arkadaşlarına bir şey söyleyemediğini, sadece işkence var diyebildiğini, sonrasında uyuduğunu, uyandığında tuvalete gitmek istediğini, tuvalete giderken bayıldığını, 112 sağlık ekiplerinin geldiğini, tansiyonuna bakıldığını ve sonrasında gelen ekiplerin gittiğini,  yaşananların ardından sabah olduğunda da baygınlık geçirdiğini, 48 saattir uyuyamadığını ifade etmiştir.

 

  • İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden 1 kişi gözaltı süresinin uzatılması için Sulh Ceza Hakimliğine çıkarıldıklarında Sulh Ceza Hakimine kötü muameleye maruz kaldığını söylediğini, hakimin kendisine cevaben “bir tek sen mi niye başkasında yok” diye cevap verdiğini, bunun üzerine İşkence ve kötü muameleye maruz kaldığını ifade eden diğer 1 kişinin de “ben de işkenceye uğradım” dediğini, hakimin cevaben “ben doktor değilim, bu benim işim değil, doktora anlatın bunları” dediğini aynı sorguda bulunan 2 kişi ifade etmiştir.

 

DEĞERLENDİRMELER

Görüşme öncesi Mali Suçlar Soruşturma Bürosu yetkililerine baromuz merkez ve kurullarından görevli olarak giden meslektaşlarımız görüşme yapmak istediklerini kişilerin isimlerini bildirdiklerinde bu kişilerden 3’ünün etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istedikleri için ifadelerinin alındıkları ve salıverildikleri bildirilmiştir. Bu kişilerin dosyaları incelenmiş, dosyalarında rapor edilmiş, bir işkence ve kötü muamele bulgusuna rastlanmamıştır. Aynı şekilde görüşme yapılan ve yukarıdaki tespitlere konu kişilerin raporları da incelenmiş ve herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığını rapor edilmiştir. Tespite konu görüşmelerin yapıldığı kişiler etkin pişmanlıktan faydalanarak salıverilen 3 kişinin de ismini vererek onlarında da kendileri gibi işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını mülakatlara giden kişilerden ve gözaltı süre uzatım kararı için adliyeye sevk edildiklerinde Sulh Ceza Hakimliğinde karşılaştıkları diğer kişilerden duyduklarını ifade etmiştir. AİHS ve diğer uluslararası sözleşmelerde de yazılı olduğu üzere doktor raporunun varlığı tek başına işkence ve kötü muamele yaşanmadığının göstergesi değildir. Yukarıda tespitlere konu anlatımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kişiler kolluk görevlisi nezaretinde doktor muayenesine hukuka aykırı bir şekilde çıkarılmıştır. Dinlenen kişilerin anlatımları birbirleri ile çelişmemekte, aksine uyum göstermektedir. Anlatımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kişilerin darp, cebir izi bırakılmayacak şekilde işkence ve kötü muameleye maruz kaldıklarını doğrulamaktadır.

Anayasa’nın işkence yasağını düzenleyen 17/3 md. hükmü şu şekildedir:

“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

AİHS md 3 hükmü ise daha şu şekildedir:

“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 1. maddesi şu şekildedir:

“Sözleşme amaçlarına göre, “İşkence” terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayırım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatıyla uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızî olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.

Bu madde, konu hakkında daha geniş uygulama hükümleri ihtiva eden herhangi uluslararası bir belge veya millî mevzuata halel getirmez.”

Hükümleri ile işkence ve kötü muamele uluslararası ve ulusal normlarda yasaklanmıştır.

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 4. maddesi şu şekildedir:

Her Taraf Devlet, tüm işkence eylemlerinin kendi ceza kanununa göre suç olmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde, işkence yapmaya teşebbüs ve işkenceye iştirak veya suç ortaklığı yapan şahsın fiili suç sayılacaktır.

Her Taraf Devlet, fiilleri ağırlıklarını dikkate alarak uygun müeyyidelerle cezalandıracaktır.

Uluslararası normlarda işkencenin suç olarak tanımlanmasını ve cezai müeyyideler uygulanması gerektiği hükme bağlanmıştır. Türkiye’de yukarı bahsi geçen sözleşmeye taraf devletlerden biridir.

Türk Ceza Kanununun İşkence başlıklı 94.maddesi şu şekildedir;

“(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.”

Türk Ceza Kanunumuzda işkence suçu cezai müeyyideye sahiptir. Bu açıdan yukarıdaki tespitler de dikkate alınarak ilgililer hakkında derhal soruşturma başlatılmalı ve işkence suçuna göz yuman ve işkence suçunu işleyen kişiler başta olmak üzere kişilerin maddi ve manevi varlığına saldırıda bulunan kişilerin tespit edilerek cezalandırılması gerekmektedir.

 

Bu amaçla;

  • Gözaltında olan kişiler yönünden soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinin muhtemel bir işkence, kötü muamele soruşturmasının şüphelileri olabilecekleri değerlendirildiğinde, gözaltındakilere yönelik işkence ve kötü muamelenin devamının engellenmesi ve soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi için soruşturmadan el çektirilmeleri,

 

  • Günlük hekim muayenelerinin Türkiye’nin de taraf olduğu İstanbul Protokolüne uygun olarak yapılması gerekmesine rağmen, protokole aykırı bir şekilde muayenede kolluk bulundurulması sebebiyle, muayene işlemlerinin İstanbul Protokolüne uygun olarak yapılması için gerekli talimatların verilmesi,

 

  • Ankara İl Emniyet Genel Müdürlüğü Mali Suçlar Soruşturma Bürosunda gözaltında bulunan tüm şüphelilerin emniyet ifadelerinin tamamlanması beklenmeksizin savcılık karşısına çıkarılması,

 

  • İşkence suçunu işleyen kişilerin tespiti için re’sen soruşturma başlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve faillerin tespiti açısından etkin ve yeterli bir adli soruşturmanın yürütülmesi, özellikle delilerin toplanabilmesi ve olası delil karartma eylemlerinin önüne geçilebilmesi için; 5271 sayılı CMK m. 160/2 ve m. 164 hükümleri uyarınca adli kolluk olarak İl Jandarma Teşkilatı birimlerinden ve mensuplarından istifade edilmesi, emniyet birimlerinin ve mensuplarının ise iş bu soruşturmada doğrudan görevlendirilmemesi,

 

  • Gözaltına alınan şüphelilerin Ankara İl Emniyet Müdürlüğünde tutuldukları farklı nezarethanelerdeki yerlerden başlayarak, Mali Suçlar Soruşturma Bürosuna her yönden giriş ve çıkışları gösterir kamera görüntüleri ile Mali Suçlar Soruşturma Bürosunun içerisinde tüm kamera görüntülerinin, gözaltındaki şüphelilerin mülakat ve işkence amacıyla götürülme anlarının ve şüpheli kolluk görevlilerinin tespitini sağlayacak şekilde, gözaltı işlemlerinin başladığı ilk tarih olan 20 Mayıs 2019’dan başlayarak 28 Temmuz 2019 gününe kadar tüm kamera kayıtlarının ham görüntülerinin ivedi olarak toplatılması, daha önce kolluğun gerek avukatlara gerekse şüphelilere yönelik darp ve işkence iddialarıyla benzer başvurularda kamera kayıtlarının 30 gün saklandıktan sonra silindiğinin belirtildiği bilindiğinden, kamera kayıtlarının saklanmamasının işkence ve kötü muamele iddialarına yönelik delil karartma anlamına geleceği açık olduğundan, bu nedenle delillerin toplanması ve korunması konusunda yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi,

 

  • Soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinin muhtemel bir işkence, kötü muamele soruşturmasının şüphelileri olabilecekleri değerlendirildiğinde işkence ve kötü muamele iddiasına ilişkin soruşturma tamamlanıncaya kadar, soruşturma tamamlanıncaya kadar bahsi geçen operasyonlarda görev alan personelin açığa alınması,

 

  • İşkence ve kötü muamele iddiasını alan hakimin işlem yapma yükümlülüğü olmasına, rağmen kişilerce Sulh Ceza Hakimine işkenceye uğradıklarını beyan etmeleri karşısında hiçbir işlem tesis edilmediğini beyan etmeleri de dikkat alınarak, gözaltı süre uzatım kararı veren ilgili Sulh Ceza Hakiminin tespit edilerek hakkında gerekli yasal işlemlerin başlatılmasının sağlanması,

 

Hukukun bir gereği ve zorunluluktur. Bu açıdan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmesi halinde baromuz kurul ve merkez üyelerince tutulan tutanak ve kayıtları talep ve gereği halinde sunmaya hazır olduğumuzu, Ankara Barosu olarak işkence ve kötü muamelelerin son bulması için her alanda hukuki mücadelemizi sonuna kadar vereceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız. 28.05.2019

 

ANKARA BAROSU BAŞKANLIĞI

Gündem

AİHM’den Ahmet Altan kararı: Hükumeti devirmek istediğine dair hiçbir kanıt yok

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ahmet Altan’ın açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, Altan’ın hükumeti devirmek istediğine dair hiçbir kanıt bulunmadığına hükmetti. Bu arada mahkeme gazeteci Murat Aksoy’un da haklarının ihlal edildiğine karar verdi.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1500 gündür tutuklu olan yazar Ahmet Altan’ın yaptığı başvuruda Türkiye’yi mahkum etti. AİHM, Ahmet Altan’ın suçlanması ve mahkum edilmesine temel oluşturan ifade ve yazıların makul şüphe oluşturamayacağı sonucuna vardı.

Yüksek mahkeme, Altan’ın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış, “emniyet ve güvenlik”, “adil yargılanma” ve “ifade özgürlüğü” haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme buna karşılık, Altan’ın siyasi bir nedenle yargılanıp mahkum edildiği tezini kabul etmedi.

Ankara Altan’a manevi tazminat olarak 16 bin euro ödeyecek.

Mahkeme, 2016 darbe girişimi sonrasında tutuklanan Altan’ın, darbe girişimi ve yasa dışı örgüt ile bağlantısına dair makul şüphe olmaksızın suçlandığına ve yargılama öncesinde hukuksuz bir şekilde tutuklandığına hükmetti.

AİHM’in kararında “Başvurucunun (Ahmet Altan) hiçbir eylemi Türk hükümetini devirmeye yönelik bir planın parçası olduğuna işaret etmiyor.” denildi. Mahkeme, Altan’ın suç işlediğine dair makul şüphenin bulunmadığı hükmüne vardı.

HAK İHLALİ KARARLARI

AİHM’den yapılan açıklamaya göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ‘Hürriyet ve Güvenlik Hakkı’ başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ile ‘İfade Özgürlüğü’ başlıklı 10’uncu maddenin ihlal edildiğine 1’e karşı 6 oyla hükmedildi. Hürriyet ve Güvenlik Hakkı başlıklı 5’inci maddenin 4’üncü ile 5’inci fıkralarının ihlal edildiği hükmüne ise oy birliği ile varıldı. Heyet, aynı maddenin 4’üncü fıkrasında yer alan “yargı sürecinin hızı” ile ilgili hususta bir ihlal olmadığına oy birliği ile hükmetti. ‘Hakların Kısıtlanmasının Sınırları’ başlıklı 18’inci maddenin ihlal edilmediğine ise 1’e karşı 6 oyla karar verildi.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TOPLUMUN TEMEL TAŞIDIR”

AİHM kararında, basın özgürlüğünü de kapsayan ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temel taşlarından biri olduğunun altını çizdi.

Mahkeme açıklamasında, Altan’a yöneltilen suçlamaların makul şüpheye dayanmadığından, dolayısıyla aldığı cezanın kanunda yeri bulunmadığından gazetecinin ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir” ifadesine yer verdi.

Altan’ın yargılanma sürecinde dosyasına erişiminin kısıtlandığına dikkat çeken AİHM, davayla ilgili kanıtların ancak iddianame tamamlandıktan sonra sanığa sunulmasının, Altan’ın kendini etkili bir şekilde savunmasını engellediğini vurguladı.

“YARGI SÜRECİ OLAĞANÜSTÜ HALDEN DOLAYI KABUL EDİLEBİLİR”

Mahkeme, tüm yargılama sürecinin 15 ay 8 gün sürmesinin normal şartlarda ‘hızlı’ olarak nitelenemeyeceğini ancak darbe girişiminden sonra mahkemelerdeki dava dosyalarının artışı ile ülkedeki olağanüstü hal durumu değerlendirildiğinde bu sürenin kabul edilebilir olduğunu açıkladı.

2016 yılındaki darbe girişiminin ardından silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Altan, 2017’de AİHM’e, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS), özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5.maddesinin, ifade özgürlüğünün 10. maddesi, haklarının kullanımını kötü kullanılmasıyla ilgili 17 maddesi ile hakların kısıtlanmasının sınırlanmasıyla ilgili 18. maddelerinin Türkiye tarafından ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştu.

GAZETECİ MURAT AKSOY HAKKINDA KARAR

AİHM, 2016 yılında ‘örgüt üyeliği’ gerekçesiyle tutuklanan gazeteci Murat Aksoy hakkındaki kararını da açıkladı. Mahkeme, Aksoy’un tutukluluğunun özgürlük ve güvenlik hakkı ile ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi.

Aksoy’un siyasi amaçlarla tutuklandığı iddiası incelemeye gerek görülmedi. Karara Türkiye’nin AİHM’deki yargıcı Saadet Yüksel şerh koydu.

Halkbank’ın temyiz başvurusu görüşüldü: Karar daha sonra açıklanacak

Okumaya devam et

Gündem

HSK güvenlik soruşturması yürürlüğe girmeden uygulamaya başladı

Geçen hafta TBMM’de tartışmalı bir şekilde geçen kamuya girecek kişilerden güvenlik soruşturması talep edilmesi kanunu daha uygulamaya girmeden Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından uygulanmaya başlandı. İşe alınacak 3 engelli işçiden güvenlik soruşturması istendi.

BOLD – Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üç engelli işçi alımı için ilan verdi. İşçilerden adli sicil kaydı isteyen HSK, ayrıca adaylardan fotoğraflı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu doldurmalarını talep etti.

MALVARLIKLARINI SAKLAYANLAR DA BAŞVURAMIYOR

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği, İŞKUR aracılığıyla temizlik görevlisi olarak üç engelli sürekli işçi alımı için ilan verdi. Şartları tutan adayların, 16 Nisan’a kadar başvurularını İŞKUR Ankara İl Müdürlüğüne yapmaları istendi. İşçilerde 18 yaşını tamamlamış olmaları ve 36 yaşından gün almamış olmaları, Türk vatandaşı olmaları, kamu haklarından mahrum bulunmamaları, TCK 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamaları şartları aranacak.

ENGELLİLERDEN ASKERLİK BELGESİ TALEP EDİLDİ

İlanda ayrıca engelli bireylerden askerlikle ilişkileri olmadığına dair belge talep edildi. Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmaması istenen ilanda ayrıca adayların herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almamış olmaları gerektiği vurgulandı. Adayların en az ilköğretim, en fazla ortaöğretim mezunu olması istendi. Önlisans ve daha üst öğrenime sahip başvurucuların başvuruları kabul edilmeyecek.

İKİ AY DENENECEKLER, YAPAMAYANLAR TAZMİNATSIZ ATILACAK

Adaylar kura çekimi ile belirlenecek. Kura sonucu isimleri belirlenen asıl adaylar sözlü sınava alınacak. Sözlü sınav, adayların başvurdukları hizmet alanına ilişkin meslekî bilgi ve becerilerden, yürütmekle yükümlü olacakları vazifelerdeki yetkinliklerini ölçmeye yönelik ve eğitim düzeylerine uygun olarak yapılacak. Sözlü sınava girmeye hak kazandığı halde ilan edilen sınav tarihlerinde sınava katılmayan adaylar, sınav hakkını kaybetmiş sayılacak. Ataması yapılan kadro ve pozisyonlar için iki aylık deneme süresi uygulanacak. İş sözleşmesi Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekterliği tarafından deneme süresi içinde bildirim süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedilebilecek. Atanma hakkı kazanan işçilere işe başlatılması planlanan 2021 yılı için günlük ücret temizlik görevlisi pozisyonunda istihdam edileceklere brüt 124,02 TL olarak ödenecek.

ATANACAKLARDAN GÜVENLİK SORUŞTURMASI BELGESİ İSTENİYOR

Atamaya hak kazananlardan öğrenim belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi, adli sicil kaydı, askerlik durum belgesi, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Formu, Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak engellilik durumunu belirtir ve işçi olarak çalışmasına engel bir durumunun olmadığına dair sağlık kurulu raporu istenecek.

Adalet ve Uyuşturucu Partisi

Okumaya devam et

Gündem

Millet aç ama Diyanet sahur ve iftar programlarına 1.4 milyon TL veriyor

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü, canlı yayınlarda kullanılmak üzere kamera ve 30 ayrı malzeme için bu ay başında 897 bin lira harcadı. Sahur ve iftar programları için Ankara’dan İstanbul’a ekip gönderen Diyanet, bunların otel, yol, yemek gibi masraflar için 500 bin TL harcayacak.

BOLD – Diyanet İşleri Başkanlığı’nın pandemi sürecinde gerçekleştirdiği yüksek harcamalara bir yenisi daha eklendi. Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü, kamera ve 30 ayrı malzeme satın alımı için 897 bin TL parayı gözden çıkardı. Diyanet ayrıca sahur ve iftarları Ankara yerine İstanbul’da yaparak 500 bin lira fazladan harcama yapacak.

SALGIN BAHANESİYLE İHALE PAZARLIKLA YAPILDI

BirGün’den Mustafa M. Bildircin’in haberine göre Kovid-19 salgınında giderek derinleşen ekonomik darboğaz nedeniyle bazı kamu idareleri acil olmayan ihtiyaçlarını ertelerken Diyanet’in, “İvedi” diyerek kamera ve canlı yayın malzemesi satın aldığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre idare, 27 Kasım 2020 tarihinde Radyo ve Televizyon Daire Başkanlığı hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında acil ihtiyaç duyulan malzemeler için ihale açtı. İhale ise salgın gerekçe gösterilip, Kamu İhale Kanunu’nun, “Öngörülemeyen olaylarda” kullanılmasına izin verilen pazarlık yöntemiyle yapıldı.

İSTANBUL’DAKİ PROGRAMLARA ANKARA’DAN EKİP

İhaleye iki şirket teklif verdi. Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü, ihaleye verilen iki teklifi 1 Nisan’da karara bağladı. İhale, Teratek isimli şirketin üzerine bırakıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı ile şirket arasında 897 bin 670 TL’lik sözleşme imzalandı. İstanbul’da gerçekleştirilen iftar ve sahur programının canlı yayınları için Ankara’dan götürülen ekip ve ekipmanlar için ise geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 500 bin liranın üzerinde para harcanacak.

Boğaziçi eylemlerinin 100 günü

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0