Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Genç öğretmen cezaevinde akıl sağlığını kaybetti, Bakırköy’de yer yok diye koğuşuna geri götürüldü

İki yıldır tutuklu bulunan ve üç kez cezaevi değiştirilen İngilizce öğretmeni Harun Karateke akıl sağlığını kaybetti. Bakırköy’de yer yok diye koğuşuna geri götürülen, kendini duvarlara çarpan, ailesini tanımayan ve 3 yaşında bir çocuk gibi konuşan genç öğretmenin hazin hikayesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL

Cemaat soruşturmaları kapsamında Mart 2017’de tutuklanan ve üyelikten 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılan Harun Karateke (27), cezaevinde akıl sağlığını kaybetti. Önce Bipolar teşhisi konulan Karateke’ye, geçen hafta Bolu Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde şizofren teşhisi konuldu.

8 aydır Bolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Karateke, cezaevi yönetimi tarafından 20 Mayıs 2019 pazartesi günü Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede yer olmadığı için aynı gün akşam cezaevine geri getirildi.

Bu hafta tekrar Bakırköy’e sevk edilmesi beklenen gencecik bir öğretmen, sağlık durumu ortadayken tahliye edilmek yerine, iki yıldır cezaevi aracının içinde oradan oraya dolaştırılıyor.

İki yıldır tutuklu bulunan Harun Karateke, annesi ve babasıyla Konya Cezaevi’nde.

CİMER’E, SAVCILIĞA DİLEKÇE VERDİK

Üniversiteden yeni mezun olan ve çok kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra tutuklanan Harun Karateke’nin ailesi oldukça endişeli. Ablası Sümeyra Karateke Çetin, doğru ve sağlıklı bilgi alamadıklarını, herkesin başka bir şey söylediğini ifade etti ve “Geçen hafta Cezaevi Savcılığı’na dilekçe verdik. Kardeşimin akli dengesinin yerinde olmadığını, kendine, etrafına zarar verdiğini, tedavi edilmesi gerektiğini belirttik. İşlemlere hemen başlarız dediler. 21 Mayıs Salı günü için de size haber veririz dediler. Ama herhangi bir gelişme olmadı. CİMER’e de dilekçe verdik” dedi.

2014’te Konya Erbakan Üniversitesi İngilizce Öğretmenliğini bitiren Kareteke, bir yıl KPSS’ye hazırlandı. Bu süreçte ‘AKP tarafından kapatılmayan’ özel bir okulda öğretmenlik yaptı. 2017 Ocak ayında askere gittiğinde tutuklandı. 100 kişinin ismini veren bir tanığın ifadesinde adı geçtiği için tutuklanan Karateke, 400 kişiyle birlikte Konya Çatı Davası’nda yargılanıyordu.

Harun Karateke, cezaevine girmeden önce, 25 yaşındayken.

Karateke, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Meram ilçesindeki Fatih Sultan Mehmet Spor Salonu’nda, Nisan 2018’de görülen son duruşmada kendini şöyle savunmuştu:

“Ben ByLock kullanmadım. ByLock raporlarının çelişkili olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet Savcılığından gelen ilk raporda ByLock tespit edilemediği belirtilmişken, ilgili mütalaada aksi yönde ifadeler yer alıyor.” Genç öğretmenin dosyası şu an İstinaf Mahkemesi’nde.

Üç yaşında bir çocuk gibi konuşan, kendine zarar verebilen Harun Karateke, görüş günlerinde yanına oturan ailesini fark etmiyor.

Eşi Süleyman Çetin’in kardeşiyle aynı cezaevinde bulunduğunu ve iç görüş yaptıklarını belirten Sümeyra Karateke Çetin, “En son geçen cuma görüşmüşler. Moralimizi bozmamak için bize daha iyi olduğunu söylüyor. Yarım saat konuşmuşlar. Tarihi sormuş Harun, Ramazan’ın kaçındayız demiş. Dün revirden bilgi aldık, her gün iğne yapıp ilaç verdiklerini söylediler.” ifadelerini kullandı.

Süleyman-Sümeyra Çetin ve oğulları, Bolu T Tipi Cezaevi.

HER ŞEY ÜST ÜSTE GELDİ

Bolu T Tipi Kapalı Cezaevine sevk edildikten sonra sağlık durumu biraz düzelen Harun Karateke’nin son bir ayda, birdenbire akıl sağlığını yitirmesine en büyük etken, aile olarak yaşadıkları sıkıntılar ve hastalığının başladığı yer olan Konya Cezaevi’nin ağır şartları gösteriliyor.

35 yıllık evli olan, ev hanımı Hatice ile emekli Veli Karateke’nin 4 çocuğu bulunuyor. Raziye (32), Hüseyin (30), Sümeyra (28) ve Harun (27). Çekirdek ailede 6 kişi, dayıların da bulunduğu geniş ailede 14 kişi, hiçbir hukuki dayanağı olmayan nedenlerle soruşturma geçirmiş. Baba Veli Karateke de bir süre cezaevinde kalmış. Kendisi de matematik öğretmeni olan Sümeyra Karateke Çetin ailece yaşadıklarını şöyle anlattı:

Hatice-Veli Karateke’nin Sümeyra ve Harun dışında 2 çocuğu daha bulunuyor.

 

KARDEŞİM HASSAS BİRİ, BİZE HEP DESTEK OLURDU

Kardeşim iyi olduğu zamanlarda bize destek olurdu. Hassas bir kişiliği var. Ama her şey üst üste geldi. 24 Nisan 2019’da benim mahkemem bitti, abimin mahkemesi başladı. Abim benim mahkememden birkaç gün önce iki gözaltına alındı. Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde asistandı abim. Yüksel lisansını bitirmiş, doktoraya başlamıştı.

ABİMİN ÜZERİNE FABRİKA CAMI DEVRİLDİ

Üniversite kapatılınca işsiz kaldı. Bir fabrikada iş buldu ama orada üzerine fabrika camı devrildi. Omurgası kırıldı. Ameliyat oldu, platin ve vida takıldı, 6 ay yattı ancak bu kadar toparlayabildi. Şimdi iyi ama bir işte çalışamıyor. Doktoru, ağrılar ara ara olur, dinlenmen gerekiyor, ömür boyu çekebilirsin dedi. Abimin kazası üniversite kapanıp işsiz kaldığı için oldu biraz da. O kazadan sağ çıkmasının bir mucize olduğunu söylüyorlar.

Ben de 2016’dan beri işsizim. Eşimle birlikte aynı okulda matematik öğretmeniydik. Ama ben çocuktan dolayı ara ara çalıştım. Eşim de daha sonra tutuklandı. Benzer sebeplerden 9 yıl 4 ay ceza verdiler. Başka hiçbir delil olmadığı halde sadece öğretmenlik sigortamdan dolayı bana da 2 yıl bir ay ceza verdiler. İkimizin de dosyası İstinaf’ta.

Abim hasta ve ameliyatlı, çocuğu var, benim durumum belli zaten hepsi birleşince bunları çok kafasına takmış Harun. Koğuş arkadaşları ‘sürekli sizi düşünüyor’ dediler. ‘Nasılsın’ diye sorduğumda da hep ‘Sizi düşünüyorum’ diye cevap veriyor.”

DAHA 25 YAŞINDAYKEN TUTUKLANDI

Kardeşim Mart 2017’de tutuklandığında daha 25 yaşındaydı. Birkaç ay sonra haziran, temmuz gibi rahatsızlandı. Daha önce böyle bir hastalığı yoktu. Bir anda titreme geliyor, ayılıyor, kitlenip kalıyor. İlk başta doktor epilepsi olabilir demişti. Sonrasında Bipolar denildi. Cezaevinde Bipolar tedavisi gördü.

KENDİNE ZARAR VEREBİLİR

Bipolarda bir depresyon, bir de mani dönemi oluyor. Mani döneminde çok enerjik kardeşim, kendine zarar verebiliyor. Uyumuyor, sürekli konuşuyor, koşuyor, kendini atabiliyor. Beş dakika önce depresyonda ise beş dakika sonra o enerjik dönemi yaşayabiliyor. Yani ne yapacağı belli değil.

3 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK GİBİ

Harun Karateke, Bolu Cezaevinde yeğeniyle.

Önce Konya E Tipi Cezaevindeydi. Cezaevinin ağır şartları da hastalanmasında etkili oldu. İlk koğuşunda 45 kişi kalıyorlardı. Bir tuvalet, bir banyo vardı. Havalandırmaya, bahçe gibi olan o küçük yere çıkmaya iki günde bir hakkınız var. O da dakikayla. Tuvalete, banyoya sırayla gitmek zorundasınız, liste yapılıyor. Sıcak su belirli günlerde vardı. Kapalı görüş 15 dakikaydı. Açık görüş de 2 ayda birdi. Bir sürü sıkıntı. Telefon günümüzde ancak 1-2 dakika konuşabiliyoruz. Harun yemek yedin mi diye soruyorum. ‘Harun yemek yedi’ diyor, 3 yaşındaki bir çocuk gibi konuşuyor.

HASTALIK RAPORLARINI MAHKEME DOSYASINA EKLEDİK AMA…

Kardeşimin hastalığı başladığı dönemde abim trafik kazası geçirdi. Ameliyat oldu. Sonra benim eşim tutuklandı. Kendisini ziyarete gidemedik. Onun verdiği sıkıntıyla hem de ailede olan diğer sıkıntılardan dolayı sanırım hastalığı arttı.

Yargılanma süreci başlayınca hastalığına dair raporları, ilaç kullandığını, belgeleri dosyasına eklemiştik. O dönemde Konya’da pilot bir uygulama başlamıştı. Birkaç koğuşu karıştırdılar, adli suçlularla diğer tutukluları aynı koğuşa koydular. 3-4 ay adli suçlularla kaldı. Sonra tekrar değiştirdiler.

Ceza alınca kardeşimi Konya’dan Kayseri Cezaevi’ne gönderdiler. Konya çok kalabalıktı, ceza alanları başka yerlere gönderiyorlardı. Ağustos’a kadar Kayseri’de kaldı. Annemler de benim yanımda olduğu için Kayseri’ye gidip gelmek zor oluyordu. Bu yüzden kardeşimin sevkini, yargılanması bittikten sonra Bolu T Tipi Cezaevi’ne istedik. 8 aydır burada. Aslında 8 aydır iyiydi Harun. Doktorlar ilaç kullanmasına gerek kalmadı demişti. Ama birkaç haftadır durumu kötü, gittikçe kötüleşiyor.

YANIMIZA OTURDU, BİZİ FARK ETMEDİ BİLE

19 Mayıs’taki açık görüşümüzde de iyiydi. İğne vurmuşlardı. Eli, kaşının üstü biraz mordu, yeşile dönmüştü. Kaşı patlamış, çarpmış herhalde bir yere. Yanımızda 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. En son geçtiğimiz salı günü görüştük. Hiç iyi değildi. Kendinde değildi. Böyle bir şey beklemiyorduk. Yanımıza oturdu, bizi fark etmedi bile. Varmışız yokmuşuz… Bir ara ‘Aa abla hoşgeldiniz’ dedi, sonra kendine kendine bir şeyler konuşmaya başladı, tekrar ‘Aa abla sen mi geldin’ dedi.

FENALAŞTI, KENDİNİ DUVARA ÇARPTI

Sonra fenalaştı, kendini duvara çarptı. Gardiyanlara sordum, bir sıkıntı mı oldu, kardeşim böyle değildi ne oldu diye. Onlar da fenalaştığını ve henüz doktorun görmediğini söylediler. Onun hakkında konuştuğumuzu anlayınca ‘Ben gidiyorum’ dedi kalkıp koşmaya başladı, 7-8 kişi tutmaya çalıştı, kendine bir şey yapacak diye. Koğuşa götürdüler. Revire götürülmesi lazım. Şu an doktor yok, psikiyatrist yok, revirde de kimse yok, yarına kadar bekleyeceğiz dediler. Tek başına koğuşa götürüp bıraktılar.

HERKES BAŞKA BİR ŞEY SÖYLÜYOR

Bilgi almaya gittik geçen hafta. Biz ilaçlarını veriyoruz, doktora götürüyoruz, yarın da doktora gidecek, daha fazla da bilgi veremeyiz, dediler. Revir görevlisi diyor ki, ilacını veriyoruz, içiriyoruz, hastanedeki doktor diyor ki, ilacını veriyorlar, ama Harun içmiyor. Koğuştakiler de diyor ki, ilacını vermiyorlar, Harun içmek istiyor, ilacı geldiğinde içiyor. Yani herkes başka bir şey söylüyor. Burada kalamaz diye rapor almak için başvurular yapıldı. Ancak Adli Tıp onay verirse tahliye olabilecek.

 

BOLD ÖZEL

Üç kız kardeşin 8 Mart’ı: İkisi sürgünde biri ise tutsak!

15 Temmuz bahane edilerek ‘terörist’ suçlamasıyla yargılanan Dilek, Kader ve Sibel kardeşler, Türkiye’deki yüz binlerce insan gibi hukuksuzlukların mağduru oldu. İşten kovuldular, sürgün edildiler, hapse atıldılar…

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dilek Dost, Kader Demirel ve Sibel Tuz’un hayatları 15 Temmuz 2016’dan sonra kabusa döndü. Dilek Dost, eşi tutuklu diye ilaç almaya gittiği eczaneden kovuldu. Sibel Tuz, hukuksuzluklar nedeniyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Üç üniversite mezunu ziraat mühendisi Kader Demirel ise İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu…

DİLEK DOST: KOCASI TUTUKLU DİYE ECZANEDEN KOVULAN BİR KADIN

Dilek Dost.

Üç çocuk annesi 51 yaşındaki Dilek Dost, 18 ay hapis yattıktan sonra 7 Aralık 2017’de tahliye edilen eşinden 4 gün sonra İstanbul’da gözaltına alınıp Kahramanmaraş’a götürüldü. AKP hükümetinin kayyım atadığı, kapatılan derneklerde yöneticilik ve Maraş’ta bir kız yurdunun müdürlüğünü yaptığı için aranıyordu. Polis sorgusunda kendisine neden o yurtta çalıştığı soruldu. Gazete aboneliği, Bylock programını kullanması, Bank Asya’da parasının olması, kapatılan Lalegül Derneğine üyeliği, çocuklarını kapatılan okullara göndermesi gerekçe gösterilerek 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bir hafta gözaltında kaldıktan sonra denetimli serbestlikle bırakılan Dilek Dost, ülkesinde hayat tutunmak için çok mücadele etti. Eşinin memleketi Giresun Tirebolu’da bir tekstil atölyesinde çalıştı. O dönemde asgari ücret 1700 TL olmasına rağmen, işvereni tarafından büyük bir haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kaldı. Sırf eşi tutuklu olduğu 1000 TL maaşla çalışmaya razı oldu. Akrabalarının lokantasında çalışırken de ucuz iş gücü muamelesi gördü. Eşi tutuklu olduğu dönemde bir süre İstanbul’daki babasının evinde yaşayan Dilek Dost, bir ihracat firmasında 40 kişiye aşçılık da yaptı.

“KIRK KİŞİ SİZE HAKİMLİK, SAVCILIK YAPIYOR”

Atatürk Üniversitesi Muhasebe bölümünden mezun olan Dilek Dost’un çevresinden gördüğü baskı ise dayanılmazdı. O günleri şöyle anlatıyor: “Eşim içeride ama bana kırk kişi hakimlik, savcılık yapıyor. Herkes soruyor, cevap veriyorsunuz ama asla tatmin olmuyorlar. Kapatılan kurumlarda çalıştığımız, çocuğumuzu okula verdiğimiz ve bankaya para yatırdığımız için bunları yaşıyoruz. ‘Beni niye almıyorlar, demek ki bir şey yaptınız’ diye bakıyorlar. Hapisteki insan bir savcıyla, bir hakimle muhatap, dışardaki insan herkese ifade veriyor.”

Dilek Dost’un ilaç almaya gittiği bir eczanede yaşadığı daha da korkunç: “Ben tansiyon ve şeker hastasıyım. O dönem eşimin memleketi Tirebolu’dayım. İlaçlarım için her ay bir eczaneye gidiyordum. Eczacı ‘neden yazdırmıyorsunuz’ diye sordu. Sosyal güvencemiz olmadığını söyledim. Birkaç kez böyle sordular. En sonunda eşimin içeride olduğunu söyledim. Bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Abla ilaçlarını bir dahakine başka bir eczaneden al. Size yaşam alanı tanınmayınca mecburen ülkenizden ayrılmayı düşünüyorsunuz.”

KADER DEMİREL: BİR FABRİKATÖRÜN EVİNE TEMİZLİĞE GİDEN 3 DİPLOMALI KADIN

Kader Demirel.

Dilek Dost’un bir küçüğü olan 48 yaşındaki Kader Demirel, 8 Aralık 2020’de İzmir’de GBT kontrolünde “kaçma şüphesiniz var” denilerek tutuklanıp Şakran Cezaevine gönderildi. O da tıpkı ablası gibi aynı nedenlerle yargılanmış ve 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Yargıtay’da bulunan Demirel, eşi tutukluyken karşısına çıkan her zorlukla mücadele etmiş, ama kimseye derdini anlatamamıştı.

Atatürk Üniversitesi Ziraat Mühendisliği mezunu olan Kader Demirel, daha sonra iki yıl sosyoloji ve ilahiyat okudu. Kütahya Sosyal Hizmetler İl müdürü olan eşi tutuklanınca her şeyi bir kenara bıraktı. Önce, saati bulaşıkçılık yapmak için görüşme gitti. Onun da eşinin tutuklu olmasını öğrenen iş sahibi fırsatçılık yapıp saatine bir saat bulaşık yıkaması karşılığında 3 TL verdi. O kapıdan boş dönen Kader Demirel, bir fabrikatörün evine temizliğe gitmeye başladı. 15 Temmuz’un hemen ardından tutuklanan eşi 4,5 yıl hapis yattıktan sonra denetimli serbestlikle bırakıldı ancak bu kez 3 ay önce kendisinin cezaevi süreci başladı.

SİBEL TUZ: “SUÇLU OLSAM BEN GİDİP KENDİM TESLİM OLURUM”

Sibel Tuz ve Dilek Dost, artık Almanya’da yaşıyor ve yeni hayatlarına alışmaya çalışıyorlar.

Üç kız kardeşin en küçüğü Sibel Tuz (41), Atatürk Üniversitesi’nde Tıbbi Laboratuvar bölümünden mezun olduktan sonra 2016’ya kadar İstanbul’daki Beyaz Çizgi Derneği’nde çalıştı. Önce Haziran 2016’da dernek kapatıldı. O da ablaları gibi dernekte çalıştığı için, gazeteye abone kampanyaları düzenlediği için terör örgütü üyesi olduğu iddia edilince ülkesinden ayrılmaya karar verdi. Ama bunu hemen yapamadı. Çocuklarının pasaportu yoktu. 15 Temmuz’dan sonra önce eşi Afrika’ya gitti. Kendisi İstanbul’da, 1, 3 ve 5 yaşlarındaki üç çocuğuyla, kimi zaman annesinin kimi zaman ablarının desteğiyle hayatta kalmaya çalıştı.

Sibel Tuz o günlerin çok zor geçtiğini anlatıyor: “Yaşadıklarımı imtihanım olarak görüyorum ama yapılan haksızlıkları da kabul edemiyorum. Benim bir hatam, suçum olsa zaten vicdanım rahat etmez gidip kendim teslim olurum. Cezam neyse çekerim. Ama hiçbir şey yapmamışsınız, kimseye zarar vermemişsiniz, size bir ceza kesiliyor. Tabi ki bu kabul edilecek bir şey değildi. Ülkemle vedalaşamadan, son bir kez bakamadan Meriç’i geçmek zorunda kaldık. Ya nehri geçip hayatta kalacaksın, ya ölümle burun buruna geleceksin ya da özgürlüğünden mahrum olacaksın. Yıllarca üç seçenek arasında yaşamaya mecbur bırakıldık. Çocuklarıma dedeleri pasaport çıkarttı. Onlar aile birleşimiyle Almanya’ya geldi. 60-70 yaşındaki anne-babamız çok yıprandılar, beklediler, ağladılar, yol gözlediler. Yaşadığımız sıkıntılarda hep yanımızda olan babamız stresten kanser oldu ve iki ay önce kaybettik.”

17 Nisan 2019’da Meriç geçip Yunanistan’a giden oradan da Almanya’ya ulaşmayı başaran Sibel Tuz, eşi ve çocuklarıyla sonunda biraraya gelebildi. Şimdi bir yandan dil ve kültürünü öğrenerek Almanya’ya adapte olmaya çalışıyor diğer yandan da dördüncü çocuğunu büyütüyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

3. dalga mı?: Korona hasta sayıları patladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haftalık korona hasta sayılarını gösteren haritayı paylaştı. Türkiye’nin 81 ilinde de Kovid-19 hasta sayısı arttı.

BOLD – Bütün şehirlerde korona hasta sayısı arttı. En fazla artış ise Sinop’ta oldu. 100 bin kişide 160 hastanın görüldüğü Sinop’ta 27 Şubat-5 Mart haftasında 314,15 vaka tespit edildi. Bu oranla Sinop yüksek riskli şehirler kategorisinde yer aldı.

İSTANBUL VE ANKARA’DA DA ARTTI

Bold, Bakan Koca’nın paylaştığı 27 Şubat-5 Mart tarihli İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritasını bir önceki haftayla karşılaştırdı. Buna göre İstanbul’da 100 bin kişide 99,18 vaka görülürken yeni haritada 117,57’ye yükseldi. Ankara’da ise 100 bin kişide testi pozitif çıkan kişi sayısı 33,84’ten 54,83’e tırmandı. İzmir’de de tablo değişmedi ve bir haftada vaka sayıları hızlıca tırmandı.

Mavi kategorideki düşük riskli Doğu ve Güneydoğu illerinde de hasta sayılarında hızlı bir artış yaşandığı haritaya yansıdı.

21-26 Şubat İllere Göre Vaka Sayısı Haritası

BAKAN DETAY VERMEDİ

Bakan Koca, “Kontrollü normalleşme için illerimizin 100.000 nüfusa karşılık gelen haftalık vaka sayılarını içeren insidans haritasının güncel hali ektedir. Yüksek riskli illerimiz risklerini düşürmek için daha tedbirli olmalı. Normalleşme kontrollü gerçekleşmeli” çağrısında bulundu.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

PTT, sıvı yağa 32 lira zam yaptı

Vatandaşa ucuz yağ satma vaadinde bulunan Posta Telgraf Teşkilatı (PTT) 32 lira zam yaptı. PttAVM.com 5 litrelik Ayçiçek yağını geçen ay 57,90 liraya satarken şimdi 89,95 liraya çıkardı.

BOLD – Üst üste gelen zamlarla vatandaşın mutfağına almakta zorlandığı sıvı yağa yine zam geldi. BİM, Şok ve A-101 gibi indirim marketlerinde 59,50 liraya satılan 5 litrelik sıvı yağın fiyatı 62,50 liraya yükseldi.

İNDİRİMLİ HALİ BİLE PİYASADAN PAHALI

Asıl zam ucuz yağ satma sözü veren PTT’de oldu. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin Ayçiçek yağı 57,90 TL’den 99,96 liraya fırladı. PttAVM.com internet sitesi üzerinden satışa sunulan yağa yüzde 10 indirim yapılarak 89,95 liraya düşürüldü. İndirimli haliyle bile PTT’nin sattığı yağ piyasadaki Ayçiçek yağlarından 27,45 lira daha yüksek fiyatta.

VATANDAŞIN GÜNDEMİ ZAM

Türkiye İstatistik Kurumu’na göre yüzde 15,61’e yükselen enflasyonda gıda zamları önemli yer tutuyor. Zam üstüne zam gelen Ayçiçek yağındaki fiyat artışları sosyal medyada da vatandaşın tepkisini çekiyor. Yurttaşlar, çektiği videolarda marketten aldıkları sıvı yağı törenle evine getiriyor. Son olarak Güldür Güldür Show programında da sıvı yağa gelen zamlar iğneleyici bir dille eleştirildi.

 

Ayçiçek yağına gelen zamlar herkesin gündeminde.

Sıvı yağda ithalatçı firmaya 7 milyon dolar, yerli çiftçiye 4 lira

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0