Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Mal varlığına el konulanlar için yol haritası

OHAL döneminde ve sonrasında on binlerce insanın ve kurumun mal varlığına el konuldu. Avukat Bozkurt, mal varlığına el konanlar ve tedbir konanlar için yol haritası çıkardı.

BOLD – Avukat Mehmet Reşat Bozkurt, Türkiye’de mal varlıklarına el konan ya da mal varlıkları üzerine tedbir kararı konulan Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik davalar için yol haritası çıkardı.

Mal varlıklarına el konulanların yapabileceklerine ilişkin yol haritasını 27 twitte özetleyen Avukat Bozkut, ayrıca sorusu olanların @LawyersInExile Twitter adresine dm üzerinden yazabileceklerini de belirtti.

AVUKAT BOZKURT’UN PAYLAŞIMLARI

Avukat Mehmet Reşat Bozkurt’un @ResatAv Twitter adresinden yaptığı paylaşımlar şöyle:

Hizmet Hareketi mensuplarına dönük davalarda; Malvarlıklarına el koyma ve tedbir kararları ile ilgili genel bir yol haritası çıkardık. Umarım faydası olur. Süreçle ilgili sorular olursa her zamanki gibi dm den [email protected]

1-Uyarı: Kural olarak Mahkemeler ve İdari kurumlar tarafından Malvarlıklarına konulan tedbir kararları maliklere tebliğ edilmediğinden dolayı itiraz yoluna başvurmak için zamanaşımı sürelerinin işlemeyeceği kanaatindeyiz.

2- Karara yapılan itirazlar ve benzeri yazışmalar kararın öğrenildiği anlamına geleceği için de bu kez zamanaşımı süreleri işlemeye başlayacaktır.

3- Bu süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılacak olan başvuruya kadar uzanan uzun bir süreç olacağından ve her sürecin ayrı ayrı zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerinin bulunmasından dolayı itiraz edecek kişilerin bu durumu bilerek bu sürece başlamaları gerekmektedir.

4- Zira herhangi bir yerde durmak ya da zaman kaybetmek tüm hakların kaybedilmesine yol açabileceğinden dolayı sürecin kesintisiz olması gerekmektedir.

5- Tedbirin yasal dayanağının ve tedbiri koyan makamın tespit edilmesi.
Öncelikle malvarlığına koyulan tedbirin hangi makam tarafından ve hangi yasal dayanağa göre konulduğu tespiti önem arz ediyor.
El koyma ve tedbirler genel olarak iki yasal dayanağa göre yapılmaktadır.

6- Ceza Usulü Muhakemeleri Kanunu (CMK) 128. Maddesine göre konan tedbirler, bu kanuna göre; yargılamaya konu suçtan elde edilen malvarlıklarının yargılama sonucunda müsaderesi yani el konulacağı hüküm altına alınmıştır.

7- Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 20/A. Maddesine göre konun tedbirler; terör faaliyetleri sebebiyle kamu kurum ve kuruluşlarının uğramış olduğu zararların tazmini amacıyla şüpheli ve sanıklara ait malvarlıklarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek +

8- ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine hakkındadır.

9- Tedbir koyan makam ve tedbirin yasal dayanağı;
• e-devlet uygulamasının tapu kayıtları bölümünün kısıtlamalar ve şerhler kısmından görülebilir.
•Tapu dairelerine giderek bizzat öğrenilebilir.
•Bankalara gidilip hesaba konun tedbirler hakkında gerekli bilgiler alınabilir.

10-
•Araçlar için Trafik Tescil Şubelerine gidilip tedbir hakkında bilgi alınabilir.
•Ayrıca dava dosyası olanlar dava dosyalarında tedbirlerle ilgili bilgileri görebilirler.

11- Tedbir ile ilgili bilgi istenirken hangi makam tarafından konulduğu ve hangi yasal dayanakla konulduğunun öğrenilmesi gerekmektedir. Sadece tedbiri koyan makamın öğrenilmesi, aşağıda izah edileceği üzere başlatılacak hukuki süreçler için yeterli değildir.

12- CMK 128 maddesine göre Sulh Ceza Hakimleri tarafından tedbir konulmuş olması ve henüz iddianame hazırlanmamış yani dava açılmamış olması halinde yapılacak itirazların öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine yapılması gerekmektedir.

13- Burada dikkate edilmesi gereken husus bu kararlar taraflara tebliğ edilmediği için dilekçe veren kişi öğrenme tarihi olarak en fazla 7 gün öncesine kadar bir tarih yazmalıdır.

14- Dava açılmış olması(iddianamenin mahkemeye sunulmuş olması) halinde, davanın görüldüğü Mahkeme esas kararla beraber el koyulan mallar ile ilgili de karar verecektir.Malların müsadere edilmesine karar verilmesi halinde istinaf ve temyiz yolları ile itiraz edilecektir.

15- Bu kararların da olumsuz olması halinde 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi buradan da olumsuz karar çıkması halinde ise 4 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava yoluna başvurulacaktır.

16- Ayrıca yargılama devam ederken de yargılamanın yapıldığı Mahkemeden tedbirin kaldırılması talep edilebilir. Mahkemece bu talep reddedildiğinde bu karara da yine itiraz edilir, itiraz aynı Mahkemeye yapılmakla birlikte bir üst numaralı yahut en yakın Ağır Ceza Mahkemesince +

17- karara bağlanır. İtiraz sonucu verilen karar kesindir. Bu karar aleyhine de 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, buradan olumsuz karar alınması hainde de 4 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

18- TMK 20/A maddesine göre Sulh Ceza Hakimleri tarafından tedbir konulmuş olması ve henüz soruşturma dosyasının savcılık aşamasında olup iddianame hazırlanmamış olması halinde, itirazların öğrenme tarihinden itibaren 7 gün içinde Sulh ceza hakimliğine yapılması gerekmektedir.

19- Burada da dikkate edilmesi gereken husus bu kararlar taraflara tebliğ edilmediği için dilekçe veren kişi öğrenme tarihi olarak en fazla 7 gün öncesine kadar bir tarih yazmalıdır.

20- Ceza davasının açılmış olması halinde ise dosyanın görüldüğü Ağır Ceza Mahkemesine verilmesi suretiyle kaldırılması talep edilmeli Mahkemece bu talep reddedildiğinde bu karara da yine itiraz edilir, itiraz aynı Mahkemeye yapılmakla birlikte bir üst numaralı yahut +

21- en yakın Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanır. İtiraz sonucu verilen karar kesindir. Bu karar aleyhine de 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, buradan olumsuz karar alınması hainde de 4 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

22- ÖNEMLİ!!! Bu maddeye göre tedbir konulmuş olması halinde madde gereğince 2 yıl içerisinde Hukuk Mahkemelerinde dava açılıp Mahkemece tedbirin devamı yönünde karar alınmaz ise, bu tedbirlerin kendiliğinden kalkacağı hükme bağlanmıştır.

23- Dolayısıyla tedbir kararının konulmasından itibaren iki yıl geçmiş ve herhangi bir Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açılmamış ve tedbir kararının devamı yönünde karar alınmamış olması durumunda doğrudan ilgili kuruma başvurulması gerekmektedir.

24- Kaldırma talepli dilekçeler önce kuruma kurumun kabul etmemesi halinde de eğer soruşturma tamamlanmamış ise kararı veren Sulh Ceza Hakimliğine tamamlanmış olması halinde dosyanın görüldüğü Ağır Ceza Mahkemesine verilmesi suretiyle kaldırılması talep edilmelidir.

25- Kararın olumsuz olması halinde ise bu karar aleyhine de 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine, buradan olumsuz karar alınması hainde de 4 ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulabilir.

26- Kurum tarafından verilecek red kararı idari bir tasarruf olduğundan, bu karara karşı yetkili idare mahkemesinde iptal davası da açılabilir.

27- Not: Aihm başvuru süresi 6 aydan 4 aya indirilmiş idi. Ancak henüz iki ülke onayı olmadığı için bu madde yürürlüğe girmemiştir. Şu anda yapılan başvurularda 6 aylık süre halen geçerlidir. Ancak ileride buna dikkat etmek gerekmektedir..

Genel

Ağzından kan gelen verem hastası Tenzile Acar hücrede tutuluyor

Cezaevinde verem teşhisi konulan 23 yaşındaki Tenzile Acar bir aydır hücrede tutuluyor. Acar’ın halası Nebiha Akay, yeğeninin ağzından kan geldiğini söyledi.

BOLD – Verem hastası bir insan hücrede tutuluyor. İstanbul’da 2017 yılında tutuklanıp Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderilen 23 yaşındaki Tenzile Acar, cezaevine girdiği günden bu yana sağlık sorunları yaşıyor. Beş yıldır tedavi edilmeyi bekleyen Acar’a boğazından kan gelme şikayeti üzerine kaldırıldığı hastanede verem teşhisi konuldu.

Teşhis konulduktan sonra tek kişilik hücreye konulan Acar’ın en temel ihtiyacı olan suyun bile karşılanmadığını belirten halası Nebiha Akay, yeğeninin bir önce serbest bırakılmasını istedi.

“AĞZINDAN KAN GELİYOR VE YEMEK YİYEMİYOR”

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Akay, yeğeninin bir aydır tek kişilik hücrede tutulduğunu belirterek şöyle dedi:

“Tenzile beş yıldır cezaevinde ve hasta. Tutuklandıktan sonra Tenzile’de hastalıklar baş gösterdi. Hastaneye elleri kelepçeli götürülüyor. Asker gözetiminde muayene edilmek isteniyor. Tenzile, bu uygulamaları reddettiği için tedavi edilmiyordu. Fakat bu duruma karşı doktorların cevabı ise, ‘Tedavi olmak istiyorsan bu uygulamaları kabul etmen gerekiyor’ oldu. Tenzile de o dönem bu uygulamaları kabul etmedi. Bu nedenle her geçen gün hastalığı da ağırlaştı. Şimdi de verem teşhisi konuldu. Ağzından kan geliyor ve yemek yiyemiyor. Bir aydır tek kişilik hücrede tutuluyor. İhtiyaçları hiçbir şekilde karşılanmıyor. Zaten hastalığı nedeniyle de tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Durumu çok ağır ve kritik.”

“DURUMU AĞIRLAŞIYOR, AYAKTA DURACAK HALİ YOK”

Akay, yeğeni için şu çağrıyı yaptı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve insan hakları örgütlerine hasta tutuklulara sahip çıkın çağrısı yapıyoruz. Ya bu hasta tutukluları serbest bıraksınlar ya da tedavi etsinler. Tenzile’nin durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ayakta duracak hali yok. Pandemiden kaynaklı annesi de görüşüne gidemiyor. Sadece Tenzile değil, şu anda cezaevlerinde onun gibi binlerce hasta tutuklu var. Hasta tutukluları serbest bırakın. Bu insanları tutarak elinize ne geçecek? Eğer birazcık vicdanları varsa hasta tutukluları bırakırlar. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmadan Tenzile’yi bıraksınlar. Bu tecride son versinler. Tenzile’nin başına bir şey gelirse sorumlusu başta Erdoğan sonra da devlettir.”

Okumaya devam et

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0