Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Kürt partileri iktidara operasyon yerine diyalog ile çözüm çağrısı yaptı

Kürt partileri, ortak bir açıklama yaparak iktidarı operasyon yerine diyalog ile çözüme çağırdılar. İşgale son verin denilen açıklamada Kürt sorununun güvenlik siyasetiyle çözülemeyeceğine vurgu yapıldı.

BOLD – Kürt partileri, TSK’nın “Pençe” harekatı ve Kuzey Suriye’ye yönelik operasyon hazırlıklarına ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamanın Türkçesi DTK Eşbaşkanlık Divanı Üyesi ve HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz, Kürtçesi ise PDK-T üyesi Ozan Kardaş tarafından okundu.

EGEMENLİK ALANLARI İŞGAL EDİLİYOR

Türkiye’nin güvenlik gerekçesiyle düzenlediği sınır ötesi operasyonlarına ilişkin yapılan açıklamada, “Türkiye ve İran’ın; Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile Kuzey Suriye Demokratik Özerk Yönetimi (KSDÖY) egemenlik alanlarında işgalleri genişliyor-derinleşiyor” denildi.

OPERASYONLAR KÜRT SORUNUNU AĞIRLAŞTIRIYOR

Açıklamada şunları dile getirildi:

“Özellikle Türk Ordusunun 1980’lerden bu yana sürekli, ‘güvenlik nedeni ile’ yaptığı sınır ötesi harekâtların güvenlikle ilgilisi olmadığı gibi Kürt sorununu da ağırlaştırmıştır. Kürt sorunu Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana güvenlik siyasetiyle çözülmedi, çözülmez.”

KÜRTLERİN STATÜLERİNE YÖNELİK BİR HAMLE

Operasyonların Kürtlerin statülerine yönelik olduğu kaydedilen açıklamada, “Türk Ordusu; uzun zamandır Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi egemenliği altındaki bölgelerde haksız-hukuksuz ve uluslararası hukuku da çiğneyerek askeri harekâtı sürekliliğe dönüştürmüştür. Türkiye ve İran’ın Kürdistan’ın Güney ve Batısına yaptığı askeri harekatların tek nedeni Kürtlerin devlet olma korkusudur. Oysa Kürtlerinde diğer milletler gibi talep ettiği bir siyasal statüye sahip olma hakkı vardır” ifadelerine yer verildi.

TÜRKİYE’NİN DERDİ SINIR GÜVENLİĞİ DEĞİL

Açıklamada şunlar vurgulandı: “Açıktır ki Türkiye’nin derdi ‘sınır güvenliği’ ya da ‘Güvenli bölge’ değil. Derdi sınır güvenliği olsa ‘sınırda ortak devriye’ önerisine ‘evet’ derdi. Kaldı ki Türkiye’nin sınır güvenliği üyesi olduğu NATO’nun güvencesi altındadır, yani öyle bir sorunu yoktur. Türkiye, Efrin-Qamışlo-Şengal hattında kalıcı işgal hesapları yapıyor.”

OPERASYON DEĞİL BİR İŞGAL

Açıklamada, “Yapılanlar ‘askeri operasyon’ değil işgaldir. Planlanma, sınırda ve sınır ötesi askeri yığınak, kurduğu karakollar ve Efrin-Şehba-Hakurk pratiği kalıcı işgalin ilk ciddi işaretleri. İran’da, Türkiye benzeri bir işgal pratiğini IKBY ile KSDÖY’nin egemenlik alanlarında yayarak sürdürüyor. Hakeza, BM Yüksek Mülteciler Komisyonu (UNHCR) gözetiminde olan Mahmur Kampı çevresinde de kamp sakinleri yoğun baskı ve gözlem altındadır” denildi.

AÇIKLAMAYA KATILAN PARTİLER

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Devrimci Demokrat Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürt Demokratlar Platformu (KDP), Partîya Azadî, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP).

Mardin HDP teşkilatına Süleyman Soylu zulmü

Okumaya devam et
Reklamlar

Politika

Anayasa polemiğinde Ümit Özdağ’a ikinci yalanlama

İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’ın yeni anayasa iddiasına CHP lideri Kılıçdoroğlu’dan yalanlama geldi. Partilerle bir anayasa çalışması yapmadıklarını belirten Kılıçdaroğlu “Kamuoyunda tartışılıyor, ben de hayretle izliyorum” dedi.

BOLD – İyi Parti Milletvekili Ümit Özdağ’a Meral Akşener’in ardından bir yalanlama da Kemal Kılıçdaroğlu’dan geldi.Kılıçdaroğlu, Özdağ’ın 2018’de CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi’nin ortak anayasa çalışma yaptığı iddiasının doğruları yansıtmadığını belirtti.

Türkiye Sosyal, Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSES) yeni anayasa çalışmalarına kendisinin de katıldığını açıklayan Kılıçdaroğlu, toplantıda Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğunu aktararak, “Ortadoğu’yu tartıştık. TÜSES bir sivil toplum örgütü. Anayasa konusunda da toplantı yaptı. Akademisyenler görüşlerini ifade ettiler. Ortada ‘Bir anayasa yazıldı, dört parti bir araya geldi, anayasa taslağı hazırladı’. Böyle bir şey yok. Hayretle izliyorum” diye konuştu.

Tek bir parti tarafından hazırlanacak anayasa karşı olduğunun da altını çizen Kılıçdaroğlu “Dört partiyle oturup anayasa taslağı hazırlamamız asla söz konusu olmadı. Kaldı ki ben defalarca güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden söz ederim. Demokrasiye inanan pek çok siyasi parti lideri de güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden söz eder. Güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemden ne anlaşılacağı partiler kendi ekipleri özel olarak çalışıyorlar. Sayın Davutoğlu, bu konuda bir çalışma yaptıklarını ve önümüzdeki günlerde siyasi partileri ziyaret edip, görüşlerini ifade edeceklerini açıkladı” dedi.

Diğer yandan CHP lideri “Biz bir anayasa konusunda çalışma yapacak olursak, başvuracağım ilk parti İYİ Parti, Sayın Meral Akşener’dir. Onun görüşlerini almak olacaktır” diye konuştu. Akşener ise Ümit Özdağ’ın iddiasına “Hiçbir siyasi platform, şahıs, kişi ve parti ile anayasa çalışmamız” yoktur sözleriyle tepki göstermişti.

 

Okumaya devam et

Politika

Babacan: AKP Anayasa’yı yok sayıp seçimleri askıya alabilir

Deva Partisi lideri Ali Babacan, Türkiye’de demokrasiyle ilgili çok ciddi kaygılarının olduğunu açıkladı. AKP için “rejim” tanımlamasını kullanan Babacan, iktidarın Anayasa’yı ortadan kaldırabileceğini, seçimleri de askıya alabileceğini ileri sürdü.

BOLD – Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan çok tartışılacak iddiaları gündeme getirdi. Türkiye demokrasisi için “Çok hasta ama hala nefes alıp veriyor, ölmedi. Yani bu hastanın kötüye gitmesi ihtimal dahilinde” dedi.

BABACAN’A GÖRE SEÇİMLER BİR DAHA YAPILMAYABİLİR

6 Kasım tarihinde YouTube kanalı Flu TV’ye konuk olan Babacan, bu tezi için AKP’nin önceki icraatlarını gerekçe göstererek, “Çünkü Anayasa Mahkemesi’ni yok saydığınızda, Anayasanın kendisini yok saydığınızda artık bir hukuk devleti değilsiniz. Nihayetinde seçimler de hukukun gereği. Anayasada yazdığı için yapılıyor. Anayasayı yok saymaya başladığınızda seçimlerle ilgili, halkın iradesiyle ilgili, hükümleri… yani Anayasanın demokrasiyle ilgili hükümleri günün birinde askıya alınabilir” dedi. Türkiye’yi daha kötü günler beklediğini ileri süren Deva Partisi Genel Başkanı, “Ya vatan elden gidiyor kardeşim’…İşi bu noktaya getirirlerse ki olabilir, o zaman riskli bir sürece gireriz” ifadelerini kullandı.

“BU REJİM GİTTİKÇE OTORİTERLEŞTİ”

Babacan, AKP için “otoriter rejim” ifadesini kullanırken, bu rejimin Türkiye şartlarında devam etmesinin mümkün olmadığını da vurguladı. Babacan “Bu rejim gittikçe otoriterleşti. Eğer otoriter bir rejim refah üretmeye devam edebilseydi, ki bu tür ülke sayısı çok, özellikle doğal kaynağı, petrolü doğalgazı olan, hemen yakınımızdaki bazı ülkeleri kast ediyorum, körfez gibi. Doğal kaynağı var, rejim otoriter, hatta bazı ülkelerde monarşi ve o gelen parayı vatandaşlarına az ya da çok dağıtıyorlar. O tür rejimlerin bir miktar sürdürülebilirliği oluyor ama bizim öyle bir şeyimiz yok. Bizim doğal kaynağımız yok. Hem otoriter bir rejim hem de doğal kaynak yok, halka bu rejimin refah üretmesi mümkün değil. Olumlu sonuç üretmesi mümkün değil” dedi.

BABACAN’DAN TARTIŞILACAK İDDİA

Babacan, yabancı ülkelerle yaşanan problemlerin arkasında da aslında halkın fakirleşmesinin olduğunu vurguladı. Ekonomik problemlerin üzerini örtebilmek için AKP’nin yabancı ülkelerle gerilimi desteklediğini belirten Ali Babacan, “Eğer gerçekten başını derde sokacak derece bir dış güvenlik sorunu ortaya çıkarsa o zaman halkımız yoksulluğa razı olabilir. Aman ülke elden gitmesin, vatan elden gitmesin, diye yoksulluğa razı olabilir. Bunu da biz büyük bir tehlike olarak görüyoruz açıkçası. Zaten bütün bu dış ilişkilerin bozulması, herkesle kavgalı bir ülke haline gelmemizin aslında alttan alta temelinde bu ekonomik sorunların üstünün örtülmesi, bastırılması, adeta konuşulmasının engellenmesi var. O kadar büyük problemler varken sen hala asgari ücret şöyleydi yok bilmem yok gelirimiz zayıfladı. Ya vatan elden gidiyor kardeşim sen neden bahsediyorsun. İşi bu noktaya getirirlerse ki olabilir, o zaman tabii riskli bir sürece gireriz doğrusu.

“REJİM” POLEMİĞİ

Diğer yandan daha önce AKP ve CHP arasında “rejim” polemiği yaşanmıştı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, “Saray rejiminin sonu geliyor” açıklamasına cevap veren AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “Meclis’in iradesine saldırdılar birkaç ay evvel, arkasından seçilmiş hükümete ‘rejim’ demeye başladılar, sonra anti demokratik müdahalelerden bahsetmeye başladılar” demişti.

 

 

Okumaya devam et

Politika

MHP’li vekiller ihbar etti: Kılıçdaroğlu hakkında ‘muhtarlık dahi yapamasın’ fezlekesi

Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında MHP’li üç genel başkan yardımcısının suç duyurusu üzerine fezleke düzenlendi. Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılarak, “Suç ve suçluyu övme” iddiasıyla yargılanması istendi.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekede Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanması istendi.

MHP’nin üç genel başkan yardımcısının yer aldığı komisyon, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM’deki konuşmalarıyla ilgili dosya hazırlayıp Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık da “Suç ve suçluyu övme” iddiası ile Kılıçdaroğlu hakkında kovuşturma yapmak için dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi.

MUHTARLIK DAHİ YAPAMASIN

TBMM’ye gönderilen 10 sayfalık fezlekede, Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması halinde, hakkında 3 yıl hapis öngören TCK’nın 215 ve 218’inci maddeleri uyarınca işlem yapılacağı belirtildi. Fezlekede, CHP lideri için TCK’nın 53. maddesinin de uygulanarak muhtarlık dahil, seçme ve seçilme hakkından yoksun bırakılması, serbest meslek erbabı ya da tacirlik yapamaması da talep edildi. TBMM tarihinde ilk kez bir partinin oluşturduğu komisyon aracılığıyla ana muhalefet lideri hakkında fezleke hazırlanmış oldu.

DEMİRTAŞ’LA İLGİLİ KONUŞMASI

Fezlekede MHP’nin dilekçesinde yer alan Kılıçdaroğlu’nun yaptığı 10 farklı konuşmanın TBMM grup konuşması olduğu, yedi farklı konuşmasında da suç unsuru olmadığı belirtilip işleme gerek görülmedi. Buna karşın fezlekede Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu, belediyelere kayyum atanmasını eleştirmesi, iktidarın yargıyı siyasallaştırdığını söylemesi suç unsuru olarak yer aldı.

‘MUHBİR VEKİLLER ŞİKAYET EDİYOR’

CHP lideri Kılıçdaroğlu hakkındaki fezlekeye, “Ben Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan, Müyesser Yıldız’ın içeride tutulması doğru değil diye açıklama yapmıştım. MHP milletvekilleri beni şikayet ediyor, terörü övüyor diye. Savcı da dosyayı gönderiyor. Şimdi karşımıza muhbir milletvekilleri çıktı” diyerek tepki göstermişti.

Erdoğan, Berat Albayrak’ın görevden aldığı bürokratları Sayıştay’a atadı

Okumaya devam et

Popular