Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan’ın korumalarından avukata dayağa ‘orantılı müdahale’ kalkanı

Cumhurbaşkanlığı koruma polisleri tarafından darp edilen avukat Sertuğ Sürenoğlu ile ilgili yargı süreci durduruldu. İstanbul Valiliği, koruma görevlisi iki polis memurunun ‘orantılı müdahale’de bulunduğunu kaydederek soruşturma izni vermedi. Avukat Sürenoğlu’nun yüzündeki yaralar için ise valilik, “götürüldüğü araca kafa atarak kendisine zarar verdi” iddiasında bulundu.

BOLD Avukat Sürenoşlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Demirören ve Kalyoncu ailelerinin düğününe katılmak üzere Çırağan Sarayı’na gittiği 13 Nisan günü Cumhurbaşkanlığı konvoyu nedeniyle saray önündeki caddede trafik yoğunluğuna tepki göstermişti. Yeniköy’den Beşiktaş’a gitmeye çalışan avukat Sürenoğlu, el-kol hareketleri yaptığı gerekçesiyle konvoydaki Cumhurbaşkanlığı koruma polisleri tarafından yakalanarak, bir araca bindirilmişti. Çırağan Sarayı bahçesinde iki saat kadar araç içinde bekletilen Sürenoğlu, burada darp edildiğini kendisine hakaret edildiğini ifade etmişti. Gözü morardığı anlaşılan Sürenoğlu, olay sonrası kendisine zorla bir tutanak imzalatıldığını öne sürerek, şikâyetçi olmuştu.

SORUŞTURMA İZNİ YOK

Olay ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü bir polis başmüfettişini görevlendirdi. Başmüfettiş ön inceleme raporunu 26 Haziran 2019’da tamamladı. Rapor sonrası İstanbul Valiliği, şüpheli iki koruma polisi E. T. ve E. F. A.’ya ilişkin kararını verdi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya’nın imzasını taşıyan yazıda, iki polis için soruşturma izni verilmediği kaydedildi.

MÜDAHALE ORANTILIYMIŞ

Yazıda, Sürenoğlu’nun üç ayrı noktada trafik polislerine tepki gösterdiği, konvoya yönelik de el ve kol hareketi yaptığı kaydedilirken, polislerin müdahalesinin ‘orantılı’ olduğu ifade edildi. Yazıda, cumhurbaşkanı ve devlet başkanının korunması gereken kişiler arasında ilk sırada yer aldığı belirtilerek, “Bu korumayı yapan görevlilerin en ufak bir ihmal veya hataları telafisi mümkün olmayan çok büyük olaylara sebebiyet verebilir” dendi.

‘ARACA KAFA ATARAK KENDİSİNE ZARAR VERDİ’

Cumhuriyet’in haberinde ise, Sürenoğlu’nun yüzündeki yaralara ilişkin, “Götürüldüğü araç içerisinde beklerken aracın sert kısımlarına kafasını vurarak kendisine zarar verdi” iddiasında bulunuldu. Görüntülerde olmamasına karşın Sürenoğl’nun “şerefsiz köpek” dediğini iddia edilen yazıda, Sürenoğlu’na zorla tutanak imzatılmasına ilişkin ise “35 yaşında olgun ve eğitimli bir insan olduğu düşünüldüğünde Çırağan Oteli’nde merkezi bir yerde kalabalık bir ortamda kendisini tehlikede hissetmesi ve bu tutanağı imzalamak zorunda kaldığını söylemesi hayatın olağan akışına aykırı” denildi. Valilik yazısı, 16 Ağustos günü avukat Sürenoğlu’na tebliğ edildi. Sürenoğlu’nun karara karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde dava açacağı belirtildi.

Kanserli hücreleri onaran ilacı bulan Prof. Oğuz Aslan Özen cezaevinde ölüme sürükleniyor

 

Gündem

Emine Erdoğan: Mafya babaları rol model olamaz

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde televizyon dizilerini eleştiren Emine Erdoğan “”Ne olur insanlık onurunu reytinge kurban etmeyelim. Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin” dedi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’dan televizyon dizilerine ‘mafya’ eleştirisi geldi. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çevrim içi olarak düzenlenen “Şiddetle Mücadelede Televizyon Dizilerinin Rolü” konulu programa video mesajla katılan Emine Erdoğan “Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin” ifadelerini kullandı.

Mesajında kadına yönelik şiddetin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada önemli bir problem olduğunu belirten Erdoğan, “kürese bir pandemi” tanımlaması yaptı.

Şiddet olaylarıyla ilgili medyanın kullandığı haber diliyle ilgili de eleştirilerde bulunan Erdoğan “Daha çok ilgi çekiyor diye şiddet ve korku ön plana çıkartılıyor. Ne olur insanlık onurunu reytinge kurban etmeyelim. Katiller, mafya babaları, zorbalar rol model gibi lanse edilmesin.” dedi.

Okumaya devam et

Gündem

AİHM’den ‘gizli tanık’ kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sadece gizli tanık beyanlarıyla yapılan tutuklamaların hak ihlali olduğuna hükmetti. Kürt siyasetçi Hasan Bakır’a gizli tanık ifadelerine dayanılarak verilen 3 yıl hapis cezasının hak ihlali olduğu vurgulandı.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de yargının delilsiz yargılamalarda başvurduğu gizli tanıklık ile ilgili emsal bir karar verdi. 2009’da kapatılan Demokratik Toplum Partisi Ergani İlçe Başkanı Hasan Bakır’ın başvurusunu karara bağlayan mahkeme, Bakır’a bir düğünde sarı, kırmızı, yeşil kumaşla halay çekmesi ve köy kahvehanesinde yaptığı bir konuşmadan dolayı gizli tanık ifadelerine dayanılarak 3 yıl ceza verilmesini hak ihlali olduğuna hükmetti.

Gizli tanık ifadesinin ceza için tek başına yeterli delil olamayacağına dikkat çeken AİHM,  “savunma sorgulayacağı kişinin kimliğini bilmezse, bu kişinin önyargılı, saldırgan ve güvenilmez olduğunu gösterme imkanından yoksun kalır” görüşünü bildirdi.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberinde gizli tanık uygulamasının Türkiye’de 2008 yılında yürürlüğe girdiği ve birçok siyasi davada öne çıktığı belirtildi. Gizli tanık uygulamasının Danıştay, Çağdaş Hukukçular Derneği, KCK, basın davaları, DHKP-C soruşturması ve Gülen Cemaati gibi siyasi davalarda başvurulan bir yöntem olarak öne çıktığı kaydedildi.

GİZLİ TANIK TEK BAŞINA OLMAZ

Hukukçuların “hakikati ortaya çıkarmak için değil, cezalandırmaya yönelik suça delil oluşturmak için” kullanıldığı gerekçesiyle eleştirdiği gizli tanık uygulamasını AİHM’de hukuka aykırı buldu. AİHM’nin kararını değerlendiren İnsan Hakları Avukatı Benan Molu, AİHM’in  kararının pek çok davada emsal olarak kullanılabileceğini söyledi. Molu, “Gizli tanık özellikle avukatların ve sanıkların yokluğunda dinlenme şeklinde yaygın olarak kullanılıyor. AİHM, gizli tanık beyanlarının güvenilirliği ve inandırıcılığı sorgulanmadan, gerekçelendirme yapılmadan bu beyanların tek başına delil olarak kullanılmasının ihlale yol açacağını vurguluyor” ifadelerini kullandı.

475 sanıklı Akıncı Üssü davasında yarın karar açıklanacak

Okumaya devam et

Gündem

MİT kontrolünde yasa dışı silah ticareti: Katar’dan gelen 7 konteynır dolusu dolar üsse taşındı

Eski Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli eski Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır, MİT kontrolünde Asya ve Afrika’daki sıcak savaş noktalarına yasa dışı silah satıldığını açıkladı. Silah ticaretinin içinde bizzat yer alan Bozkır, iddiasına ilişkin fotoğraf ve video görüntüleri de paylaştı.

BOLD – Türkiye bir kez daha yasa dışı silah ticareti yapma suçlamasıyla karşı karşıya. Daha önce de birçok kez benzer iddialar gündeme taşınırken son olarak hafta sonu Türkiye’ye ait bir yük gemisine, kaçak silah taşıdığı iddiası ile Libya açıklarında Alman Ordusu tarafından baskın yapıldı.

Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapan eski Yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır, Türkiye’nin yasadışı silah sevkiyatı ve para transferlerine ilişkin dikkat çeken iddiaları gündeme taşıdı. Silah ticaretinde bizzat görev aldığını belirten Bozkır, 2007 yılında yurtdışındaki bağlantıları sayesinde ticarete başladığını ve Gürcistan, İran, Afganistan, Bosna Hersek ve Azerbaycan gibi silahlı çatışmaların olduğu ülkelere; ekipman, yiyecek ve insani yardım malzemeleri tedarik ettiğini söyledi.

“SURİYELİ TÜRKMENLERE SİLAH SATTIM”

ukraynahaber.com’da yer alan habere göre Bozkır, müşterileri arasında Suriye’deki Türkmen aşiretlerinin de olduğunu söyledi. Ayrıca Suriye’deki iç çatışmaların açık savaşa dönüştüğü 2012 yılında Suriyeli ortağı, Türkmen grupların saha komutanı Halil Harmid’e silah tedarik etmeye başladığı bilgisini de verdi.

MİT KONTROLÜNDE YAPILDI

Yasak silah ticaretini detaylarıyla anlatan Bozkır, Suriye’ye silah sevkiyatına, Türk makamlarının da olumlu yaklaştığını ve sevkiyatın Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlilerinin kontrolünde gerçekleştiğini ileri sürdü. Suriye’ye önceleri, hafif silahlar ve mühimmat giderken daha sonra taşınabilir füze sistemleri, patlayıcılar ve ayrıca silah yedek parçaları götürüldü.

KATAR’DAN 7 KONTEYNIR DOLAR GELDİ

Bozkır yaptığı kimi silah sevkiyatlarıyla birlikte para alışverişlerinin görüntülerini de kaydetti. O görüntüler ise Strana’da yayınlandı. Konteynırların fotoğraflarını paylaşan ve “Gözümle görmesem inanmazdım” diyen Bozkır, silahların paralarının Katar üzerinden dolar olarak konteynırlarla Türkiye’ye getirildiğini ve 7 konteynır dolusu doların askeri üsse taşıdığını iddia etti. Tüm silah ve para trafiği ise MİT’in kontrolünde gerçekleşti.

BOZKIR: MİT TİCARETTEN EKSTRA PARA ALDI

2012’den 2015’e kadar Doğu Avrupa ve Orta Asya’dan Türkiye adına resmi şekilde silah satın aldığını belirten Bozkır, eski Varşova Paktı ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinden gelen silahları Suriye’ye götürdüğünü belirtti. 2012 ve 2015 arasında Türkmenlere 49 sevkiyat yaptığını anlatan Bozkır, silah ve mühimmatın üzerine yiyecek ve sebze yüklediklerini bu şekilde kamufle ettiklerini kaydetti. Her bir sevkiyatın iki ila dört milyon dolar olduğunu ifade eden Bozkır, silah tüccarlarına ödemelerin nakit olarak yapıldığını parayı yurtdışına büyük valiz ve çantalarla MİT yardımıyla çıkardıklarını da anlattı.

Bozkır ayrıca parayı teslim alırken maliyeti iki-üç milyon dolar şişirdiklerini, aradaki farkı ise MİT’in aldığını iddia etti. Kendisi de her bir ticaretten 10 bin dolar aldı.

MİT TIRLARI DURDURULUNCA UKRAYNA’YA GÖNDERİLDİ

Yine Bozkır’ın verdiği bilgiye göre silah taşıyan TIR’lar Türkiye’de polis tarafından durdurulunca MİT, kendisinden acilen yurtdışına çıkmasını istedi. İsmi veri tabanında işlenmeden iki saat önce adına Ukrayna’ya bir bilet alındı ve havalimanına kadar MİT tarafından götürüldü. Ondan “yakalanan mallarla ilgili tüm sorunlar çözülene kadar da Ukraynalı eşi ve çocuğuyla yurtdışında kalması” istendi.

HABLEMİTOĞLU SUİKASTINA KARIŞTI MI?

Bozkır’ın iddiasına göre 2018’de Erdoğan’a yakın nüfuzlu işadamlarından silah ticareti teklifi geldi. Ancak teklifi kabul etmeyince ismi Türk yetkililer tarafından Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikastına karıştırıldı ve İnterpol’ün listesine konuldu.

ERDOĞAN İADESİNİ BİZZAT İSTEDİ

Türkiye Bozkır’ın iadesini talep etti. Araya AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da girdi ve bizzat Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’den iade istedi. Bozkır ise röportajında, kendisi gibi önemli tanıkların Türk hapishanelerinde şüpheli bir şekilde öldüğünü anlattı. MİT tarafından kaçırılmaktan korktuğunu belirten Bozkır, Ukrayna makamlarından ek koruma ve siyasi sığınma başvurusunda bulundu. Ancak Ukraynalı yetkililer bu konuda henüz bir karar almadı.

Okumaya devam et

Popular