Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya’da yaşayanların dörtte biri göçmen kökenli

Almanya’da nüfusun yaklaşık dörtte birini göçmen kökenliler oluşturuyor. Ülkede yaşayan 20 milyondan fazla göçmen kökenlinin yarısı Alman vatandaşlığına sahip.

BOLD – Almanya’da Federal İstatistik Dairesi tarafından açıklanan veriler, ülkede her dört kişiden birinin göçmen kökenli olduğunu ortaya koydu. Federal İstatistik Dairesinden yapılan açıklamaya göre, Almanya’da 2018 yılında yaklaşık 20 milyon 800 bin göçmen kökenli kaydedildi. Bu da ülke nüfusunun yüzde 25.5’ine tekabül ediyor. 2018 yılı verisi, yaklaşık 83 milyon nüfuslu ülkede kaydedilen en yüksek göçmen kökenli sayısı olarak kayıtlara geçti.

YÜZDE 2.5 ORANINDA ARTTI

İstatistik Dairesinin açıklamasında, göçmen kökenlilerin sayısının bir önceki yıla göre yüzde 2,5 oranında artış gösterdiği belirtildi. Açıklamaya göre, Almanya’da 2017 yılında 20 milyon 300 bin göçmen kökenli kayıtlara geçmişti.

Almanya’da bir kişi veya bu kişinin ebeveynlerinden her ikisi ya da biri doğduğunda Alman vatandaşı değilse o kişi Alman vatandaşı da olsa, göçmen kökenli olarak kabul ediliyor.

2018’de Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin yüzde 52’si Alman vatandaşlığına sahipken, yüzde 48’i yabancı bir ülkenin pasaportunu taşıyor.

AİLEVİ NEDENLER ÖN PLANA ÇIKIYOR

Federal İstatistik Dairesi’nin yaptığı araştırmalara göre Almanya’ya yerleşen göçmenlerin yüzde 48’i ailevi nedenlerle Almanya’ya gelmiş. Yüzde 19’u çalışmak için, yüzde 15’i iltica veya sığınma yoluyla ve yüzde 5’i ise eğitim amacıyla Almanya’ya yerleştiğini belirtti.

ABD’den Çin’e rağmen Tayvan’a 8 milyar dolarlık F-16 satışı

Dünya

Alman polisi ırkçı kundaklama olayına ilişkin ‘itiraf mektubunu’ gizledi

Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Kempten kentinde, 17 Kasım 1990 günü beş Türk ailenin yaşadığı evde çıkan yangına ilişkin korkunç bir gerçek ortaya çıktı. Alman polisinin olaya ilişkin ırkçı “itiraf mektubunu” gizlediği ve olayı Türklerin üzerine attığı ortaya çıktı.

BOLD – Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinden birkaç hafta sonra, 5 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve iki kardeşinin ağır yaralanmasına yol açan yangının, ırkçılar tarafından yapılmış kundaklama olduğu ve saldırının üstlenildiği mektubun polis tarafından sümen altı edildiği belirlendi.

Alman kamuoyunda büyük infial yaratan olayla ilgili, savcılığın devreye girdiği ve soruşturma dosyasının yeniden açılacağı belirtildi.

YANGININ SORUMLULUĞU TÜRKLERİN ÜZERİNE YÜKLENDİ

Polis, Zafer Tupdibi adlı çocuğun öldüğü yangının ardından başlatılan soruşturma kapsamında yangının, binada oturan Türklerin kendi arasındaki bir kavgadan kaynaklandığını açıklamış ve ırkçı çevrelerle bağlantısı olmadığını öne sürerek, olaydan 1,5 yıl sonra soruşturmayı kapatmıştı.

Şimdi yıllar sonra gelen bir ihbar üzerine Die Zeit ve Tagesspiegel gazetelerinin savcılıktan olayla ilgili bilgi istemesi üzerine acı gerçek ortaya çıktı ve 30 yıl sonra da olsa bu saldırının aydınlanması umudu doğdu. Buna göre, gelen talep üzerine dosyaları açan Münih Başsavcılığı olayın bir kundaklama olduğunu kanıtlayan ve ırkçıların olayı üstlendiği, polis tarafından işleme konulmasının engellendiği anlaşılan itiraf mektubunu buldu.

ART ARDA YAŞANAN SALDIRILAR GÖRMEZDEN GELİNDİ

Kempten’deki bu saldırıdan önce de Neonaziler bölgede başka saldırılar gerçekleştirmişlerdi.

Kaufbeuren’de, 6 Ekim 1990’da bir işçi yurdunun kundaklandığı, hemen ardından 12 Ekim 1990’da da bir mülteci yurdunun ateşe verildiği, burada 7 mültecinin yaralandığı, aynı gün İmmendorf’ta kundaklanan bir mülteci yurdunda da iki mültecinin yaralandığı biliniyor.

Irkçı örgütleri takip eden uzmanlar, Kempten ve diğer kentlerdeki saldırıların arkasında, 1992’de yasaklanan “Nationalistische Front” (Milliyetçi Cephe) adlı örgütün olduğunu tahmin ediyor.

SÜMENALTI OLAYI NSU CİNAYETLERİNİ HATIRLATTI

Kempten ve diğer olayların faalleriyle ilgili bilgilerin, Neonazi terör örgütü NSU cinayetlerinde olduğu gibi sümen altı edilmiş olması ihtimali ön plana çıkıyor. Almanya’nın çeşitli kentlerinde 2000-2007 yıllarında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren, bombalı saldırılar düzenleyen ve banka soyan NSU, Kasım 2011’de bir tesadüf sonucu Thüringen eyaletinde gün yüzüne çıkmıştı.

NSU cinayetlerinde de, polisin saldırılar arasında bağlantı kurmaması ve soruşturmalarda uyuşturucu, organize suç gibi tahminlerin peşine düşmesi ve Türk – Kürt çeteleri arasındaki hesaplaşma olarak tanımlaması tartışmalara yol açmıştı.

NSU’nun ortaya çıkması sonrasında yapılan soruşturmalarda da, Alman iç istihbaratı Anayasayı Koruma Teşkilatı muhbirlerinin NSU üyelerine finansal imkanlar sağladığı, hatta cinayet işlenen olay yerlerinde bulunduğu belirlenmişti. Kempten’deki olay da, ırkçılarla ilgili şimdiye dek bilinmeyen, gizli bilgilerin ortaya çıkacağını gösteriyor.

Salgın tahliyesi: Elektronik kelepçe ile eve gönderiliyorlar

Okumaya devam et

Dünya

AB: Türkiye’ye yaptırımlar konusunda tek bir açıklama ve hamle üzerinden hareket etmeyeceğiz

Avrupalı Birliği (AB) liderlerinin 10-11 Aralık’ta yapacağı zirve öncesi Türkiye’nin, Oruç Reis gemisini Antalya Limanı’na çekmesi AB’yi ikna etmedi. AB Sözcüsü, tek bir açıklama ya da hamle üzerinden hareket edilmeyeceğini belirtti.

BOLD – Avrupa Birliği’nden Oruç Reis’in Antalya Limanı’na dönüşüyle ilgili yapılan açıklamada, “AB liderleri, tek bir açıklama ya da hamle üzerinden hareket etmeyecek.” denildi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, günlük basın toplantısında, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin Antalya Limanı’na dönüşüyle ilgi bir soruyu cevapladı.

AB liderlerinin, Türkiye’den beklentileriyle ilgili açık bir şekilde mesaj verdiğini aktaran Stano, “AB liderleri, aralıkta bir araya gelecek ve Türkiye’nin gerilimi azaltma ve yapıcı diyalog alanında beklentileri yerine getirip getirmediğini değerlendirecek.” diye konuştu.

“ATILACAK ADIMLAR TÜRKİYE’NİN FAALİYETLERİ İLE BAĞLANTILI OLACAK”

Stano, “AB liderleri, tek bir açıklama ya da hamle üzerinden hareket etmeyecek. Değerlendirme sürecinde, belirlenen süre zarfındaki davranışlar ve açıklamalar göz önünde bulundurulacak.” ifadesini kullandı.

AB’nin bu zaman zarfında, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin bir konferans hazırlığını da yürüttüğünü anımsatan Stano, aralık zirvesinde ise atılacak adımların, Türkiye’nin faaliyetleriyle bağlantılı olacağını öne sürdü.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaptığı çalışmalarla Yunanistan ve Avrupa Birliği ile arasında gerilime yol açan sismik araştırma gemisi Oruç Reis’in Doğu Akdeniz’de görev yaptığı yerden bugün Antalya Limanı’na döndüğünü duyurmuştu.

Oruç Reis AB zirvesi öncesi Antalya Limanı’na geri döndü

Okumaya devam et

Dünya

Suikast sonucu hayatını kaybeden İranlı nükleer bilimci Fahrizade toprağa verildi

İran’da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden nükleer bilimci Muhsin Fahrizade, başkent Tahran’da toprağa verildi. Bu arada İranlı bir yetkili, Fahrizade suikastında kullanılan silahların İsrail yapımı olduğunu iddia etti.

BOLD – Fahrizade için İran Savunma Bakanlığında düzenlenen cenaze törenine ailesi ile çok sayıda bakan, asker, milletvekilleri ve siyasiler katıldı.

Fahrizade’nin naaşı kılınan cenaze namazının ardından Tahran’daki İmamzade Salih Türbesinin avlusuna defnedildi.

Savunma Bakanı Hatemi, törende yaptığı konuşmada, suikastı yanıtsız bırakmayacaklarını ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olan ülke lideri Ali Hamaney’in vereceği emrin de fiili olacağını söyledi.

SUİKASTTE KULLANILAN SİLAHLAR İSRAİL YAPIMI

Bu arada İranlı bir yetkili, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Fahrizade suikastında kullanılan silahların İsrail yapımı olduğunu söyledi.

İran’da Arapça yayın yapan devlet televizyonu El Alem’e konuşan adı açıklanmayan yetkili, İsrail’in Fahrizade suikastında parmağı olduğuna dair deliller bulunduğunu belirtti.

Söz konusu yetkili, “Siyonist rejim, Fahrizade suikastı için İran devrimi karşıtı unsurları kullandı. Terör saldırısında kullanılan silahlar uydudan kontrol edilebilen İsrail yapımı” ifadelerini kullandı.

MUHSİN FAHRİZADE SUİKASTI

1958 yılında İran’ın Kum kentinde doğan Fahrizade, fizik profesörüydü ve İran Savunma Bakanlığı’nın araştırma ve inovasyon biriminin başındaydı.

Cuma günü öldürülene kadar İran kamuoyu tarafından tanınan bir isim olmadığı anlaşılan Fahrizade buna karşılık İran’ın nükleer programını takip edenlerin bildiği bir kişiydi.

Tahran yakınlarındaki Davament bölgesinde düzenlenen saldırı ile ilgili bütün ayrıntılar açıklığa kavuşmuş değil. İran basını ve yetkililer suikastle ilgili birbiriyle çelişen açıklamalar ve haberler yayınladılar.

ABD İSRAİL’İ İŞARET ETTİ

Suikast ile ilgili haberinde New York Times gazetesi, üç ayrı Amerikalı yetkilinin, saldırının arkasında İsrail’in olduğunu söylediğini yazdı.

Gazete haberinde, ABD’nin önceden saldırı hakkında ne kadar haberdar olup olmadığının net olmadığını da duyurdu.

İNTİKAM AÇIKLAMALARI

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Cuma günkü suikast ile ilgili ilk açıklamasında hemen İsrail’e işaret etmişti.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in askeri danışmanı Hüseyin Deghan da saldırının faillerinin “şimşek gibi vurulacağını” söyledi.

Hamaney de Cumartesi günü saldırı ile ilgili paylaştığı mesajda, “faillerin kesin şekilde cezalandırılacağını” kaydetti.

Devrim Muhafızları’ndan yapılan açıklamada ise İran’ın bu saldırının intikamını alacağı söylendi.

Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami Twitter’da paylaştığı mesajda, saldırıdan İsrail’i sorumlu tutarak, “Şimdiye kadar hiçbir saldırıyı yanıtsız bırakmadığımızı gösterdik” dedi.

Dünyanın konuştuğu suikastta ABD, İsrail’i işaret etti

Okumaya devam et

Popular