Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumartesi Anneleri 756. kez buluştu: “Hükumet annelerin acılarını yarıştırıyor”

Cumartesi Anneleri, 756’ncı kez bir araya geldi. Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sordular, faillerinin yargılanması istediler. Diyarbakır’daki anneler de gündemdeydi.

BOLD – Cumartesi Anneleri’nin 756’ncı buluşmasında yine polis engeli vardı. Galatasaray Meydanı’na gitmek isteyen anneler, polis müdahalesinin ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesinin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Gündemde Diyarbakır HDP il binası önünde oturma eylemi yapan anneler de vardı.

ÖZEL HAREKATÇILAR GÖTÜRDÜ

Bu hafta Ankara Altındağ Nüfus Müdürüyken 2 Ekim 1993 yılında özel harekat polisleri tarafından gözaltına alınıp 4 Kasım 1993 yılında cansız bedenine ulaşılan 3 çocuk babası Abdülmecit Baskın için adalet istendi.

İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Sebla Arcan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “41 yaşında 3 çocuk babası olan Abdülmecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürüydü. 2 Kasım 1993 tarihinde iş yerindeki makamından çıktıktan sonra özel harekat polisleri tarafından gözaltına alındı. 4 Ekim 1993 tarihinde elleri arkadan bağlı, 3 kurşunla öldürülmüş bedenini bir çiftçi Ankara Gölbaşı mevkiinde buldu. Bulunduğu yer Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi’ne çok yakın mesafedeki metruk bir binanın arkasıydı. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Baskın’ın gözaltına alındığı inkar edildi. Tüm başvurular etkin bir soruşturma yapılmadan sonuçsuz bırakıldı.”

ÇEKİN ELLERİNİZİ…

Arcan, HDP Diyarbakır il binası önünde çocukları dağa götürüldüğünü söyleyerek oturma eyleminde olan ailelere de değindi. Hükumetin annelerin acılarını yarıştırdığını söyledi. Arcan, “Çekin istismarcı ellerinizi annelerin yaralarından. Onların yarasını saracak, evlatlarına kavuşmalarını sağlayacak adımlar atın. Bu toprakları evlat acısının mekanı haline getiren politikalarınıza son verin. Hukukun, adaletin ve barışın egemen olduğu bir Türkiye için adımlar atın” diye konuştu.

Tank-Palet Fabrikası sorusuna kızdı, Fox TV’yi fırçaladı

Dünya

Newsweek: ABD Menbiç’i Rus askerlerine teslim etti ve hızlıca çekildi

Amerikan Newsweek dergisi, ABD ordusunun Pazartesi günü Menbiç’den acil çekilme başlattığını böylece Rus ordusunun bölgede konuşlanmasına yardım edildiğini söyledi.

BOLD – Amerikan haber dergisi Newsweek’de yer alan habere göre Menbiç kenti ABD güçleri tarafından Rus askerlerine teslim edildi.

Haberini ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) üst düzey bir yetkiliye dayandıran Newsweek dergisi, emrin Savunma Bakanlığı’na Pazartesi günü ulaştığını ve 24 saat içinde çekilmenin tamamlanması için bakanlığın çalıştığını bildirdi.

ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, “Uzun süredir bölgede olduğumuz için, Rus güçlere, daha önce güvenli olmayan bölgelere hızlıca giriş yapmaları konusunda yardımcı olduk. Bu, aslında bir devir-teslim. Ayrılırken olabildiğince hızlı olmak için taşınacak her şeyimizi alıp, taşınamayan hassas malzemeleri yok ettik” dedi.

ABD ve Rusya’nın birlikte attığı bu adım sonrası, Rusya destekli Suriye rejim ordusu Menbic’e girdi ve kontrolü tamamen sağladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, ABD askerlerinin Irak’a gitmek üzere Menbiç’ten ayrıldığını bildirdi.

RESULAYN’DA ÇATIŞMALAR YOĞUNLAŞTI

Bu arada Suriye’nin sınır kenti Rasulayn’da çatışmalar yoğunlaştı.

Milli Savunma Bakanlığı’nın 12 Ekim’de “kontrol altına alındığını” duyurduğu Rasulayn’dan açıklama yapan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ise, TSK’nın şehrin sadece bir kısmına girdiğini savunmuştu.

SDG’nin Salı günü sabah saatlerinde Rasulayn’da kontrolünü kaybettiği bölgelere yönelik yeni bir saldırı başlattığı bildirildi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, şehir merkezinde SDG ile Türk ordusu ve Türkiye destekli Suriyeli muhalifler arasında çatışmaların yoğunlaştığını duyurdu.

Rusya: Suriye ordusu Menbiç’in kontrolünü tamamen ele geçirdi

Okumaya devam et

Gündem

Su tesisatçısı kendini hakim olarak tanıtıp avukatları dolandırdı

Dolandırıcılıktan 13 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir su tesisatçısının, kendisini Yargıtay hakimi olarak tanıtıp çok sayıda avukattan yetki belgesi aldığı ortayı çıktı. Kazandığı davalar da yeniden görülüyor.

BOLD – Gaziantep’te kendisini ‘Yargıtay hakimi’ olarak tanıtıp, avukatlardan yetki belgesi toplayarak dolandırıcılık yapan su tesisatçısı M.B, bir avukatın dikkati sayesinde son işinde yakayı ele verdi. M.B’nin dolandırıcılıktan kesinleşmiş 13 yıl hapis cezası olduğu tespit edildi.

AVUKATLARDAN VEKALET TOPLAMIŞ

M.B, kendisini Yargıtay 4’üncü Ağır Ceza Dairesi Başkanı Hakim E.Ö. olarak tanıtıp, temyiz edilen bir dosyada kararı bozma vaadiyle Gazinatep’te çalışan avukat Y.S.’den İstanbul Barosu’na kayıtlı bir avukat adına yetki belgesi aldı. Bir davası olan esnaf S.E.’den de her türlü uyuşmazlıkları çözeceğini söyleyerek, İstanbul Barosu’na kayıtlı başka bir avukat aracılığı ile vekalet aldı.

AVUKATIN DİKKATİ ORTAYA ÇIKARDI

Esnaf S.E., bir süre sonra Yargıtay hakimi zannettiği M.B’yi, avukat Salih Ergen ile görüştürdü. Ergen, durumdan şüphelenerek hukuki sorular sordu. Sorulara yanlış cevap veren M.B’nin dolandırıcı olduğunu anladı. Bozkır’ın kullandığı ismi araştıran avukat Salih Ergen, durumu savcılığa suç duyurusunda bulundu.

KAZANDIĞI DAVALAR YENİDEN GÖRÜLÜYOR

Polis tarafından bir kafeteryada kahvaltı yaparken gözaltına alınan M.B’nin üzerinde, sahte Yargıtay hakimi kimliği ile aynı adı taşıyan sahte avukatlık kimliği çıktı. M.B’nin 2005 yılında İstanbul ve Trakya’da ‘boşanma avukatı’ olarak bazı dosyaları aldığı, Lüleburgaz Adliyesinde ise suçüstü yakalanarak tutuklandığı ortaya çıktı. M.B’nin girdiği davaların yeniden görüldüğü öğrenildi.

 

KHK’lı Betül Güneş: Korkmayın, daha ne olabilir, en fazla ölürüz!

Okumaya devam et

Gündem

KHK’lı Betül Güneş: Korkmayın, daha ne olabilir, en fazla ölürüz!

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden ihraç edilen akademisyen Betül Güneş: “Bu çukurdan ancak cesaretle çıkabiliriz. Korkmayın. Zaten bize dava açılmış. Bir çoğumuz içeri girip çıkmışız. Daha ne olabilir. En fazla ölürüz.”

BOLD- Bankasya’da hesabı olduğu gerekçesiyle önce açığa alınan sonra da ihraç edilen akademisyen Betül Güneş, 15 Temmuz’dan bugüne yaşadıklarını anlattı. 4,5 aylık hamileyken gözaltına alınan ve 3 gün gözaltında kalan Güneş, “O süreci hatırlamak dahi istemiyorum. Allah yasaklamamış olsaydı kesinlikle intihar ederdim.” dedi.

Açığa alındığını gün hamile olduğunu da öğrenen Güneş, “4 yıldır zaten farklı nedenlerden dolayı hamileliği ertelerken tam böyle bir süreçte hamile kaldığımı öğrendim. Tabi bu benim için çok büyük bir yıkım oldu. 8 ay açıkta kaldım. Doğumumdan tam bir ay önce de ihraç edildim.” diye konuştu.

Bu süreçte hiçbir arkadaşıyla, komşusuyla görüşmediğini, herkesin iletişimi kopardığını anlatan Güneş, “Ben yine şanslıydım, ailem yanımdaydı, birçok insanın anne babası dahi yüz çevirmişti. Ama beni kendimden de daha çok yaralayan Gökhan Açıkkollu ve onun gibi insanların yaşadıkları oldu. Hamileliğim 9 ay boyunca ağlamakla geçti. Her an bu araba acaba polis arabası mı diye bekliyorduk. Çünkü alacaklar biliyoruz, bundan kaçış yok.” ifadelerimi kullandı.

KESİNLİKLE İNTİHAR EDERDİM

“Benim ilk görev yerim Erzincan. Gözaltına alınınca oraya götürüleceğimi ama oradan beni ekip almaya gelene kadar Ankara’da kalacağımı öğrendim. Normalde hamile bir kadının dışarıdan yemek alma hakkı vardı, ‘terörist’ dahi olsa, bu vardır. Ama hiçbir şekilde bana böyle bir hak tanınmadı.” diyen Güneş şöyle devam etti:

“Zaten oradaki yiyecekleri yiyecek durumda da değildim, çok kötüydü. Beni bırakmayacaklar, doğumu hapishanede yapacağım diye düşünmeye başlamıştım. Üç günüm ağlayarak geçti. Hiçbir şey yoktu artık gözümde. Allah intiharı yasaklamamış olsaydı kesinlikle intihar ederdim. O süreci hatırlamak dahi istemiyorum. Çünkü kendinizden geçiyorsunuz ama evladınızın ne suçu var.”

Mahkemeye çıkarıldıktan sonra yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldığını ifade eden Güneş, böyle bir süreçte bunun bile ne büyük bir şans olduğunu anlattı: “Doğumdan bir gün sonra ya da o gün hastane kapısında polislerin beklediğini, kadınların kelepçe ile doğuma girdiklerini okuyordum. Bu psikolojiyle bunları yaşayınca çok daha farklı oluyor. Bunlar yaşamamış olsanız zaten böyle şeyler hayal dünyanızda olmaz. Ben emniyetin kapısından geçmemiş insanım, pasaport almak dışında. Gözaltına alınmak vs, bunlar o kadar uzak şeyler ki…”

Doğumdan bir hafta sonra ağır ceza mahkemesinde hakkına dava açıldığını öğrenince Güneş’in yaşadığı travmalara bir yenisi daha eklenmiş: “Çünkü kucağımda 5 günlük küçücük bebeğimle beni tutuklayabilirlerdi. Zaten etrafındaki herkes tutuklanmış, kimi ölmüş oralarda, zaten işin de bir önemi yok ama 5 günlük bebeğin var. Giriyorsunuz, ne zaman çıkacağınız belli değil.”

Devam eden davasından dolayı 2 yıl 1 ay ceza alacağını düşünene Güneş, evladı artık 2 yaşına geldiğini için seviniyor: “En azından anne sütü almıyor, ayrılsak bile en azından bir şekilde kendini idare edebiliyor diye bununla mutlu oluyorum.”

28 ŞUBAT’I DA YAŞADIM

KHK TV’ye konuşan Betül Güneş 28 Şubat döneminden de nasibini almış bir akademisyen. O günleri şöyle aktarıyor:

“Benim gibi başka KHK’lılar da var, 28 Şubat sürecini yaşayan. Ben İmam Hatip Lisesi son sınıftayken öyle bir sistem getirdiler ki -sadece ailem beni gönderdiği için gitmiştim o liseye, benim hiçbir iradem yok ve aslında ben gitmek istememiştim- imam hatip mezunu bir insan din kültürü öğretmenliği ve ilahiyat dışında hiçbir şey okuyamaz. Ben elimden geleni yaptım, Türkiye’de ilk bine girdim ve Ankara Üniversitesi’nin Din Kültürü Öğretmenliği Bölümünü kazandım. Ama başörtülü okumamızı yine engellediler. Marmara ve Bursa ilahiyatta öğrenciler okuyabiliyorken biz Ankara’da okuyamadık. Bunu bize yapan da Ankara İlahiyat’taki hocalarımızdı. Başka bölümler hadi neyse de ilahiyat öğrencisinin başörtüsünü yasaklayamazsınız ve hiçbir hoca arkamızda durmadı.”

Güneş son olarak KHK ile işinden olanlara seslendi: “Bu çukurdan ancak cesaretle çıkabiliriz. Korkmayın. Zaten bize dava açılmış. Bir çoğumuz içeri girip çıkmışız. Daha ne olabilir. En fazla ölürüz.”

 

 

Okumaya devam et

Popular