Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tüketicilerden “beslenemiyoruz” çığlığı

Tüketici Hakları Derneği, tüketicilerin artık gıdaya erişemediklerini belirterek, 16 milyondan fazla tüketicinin açlık sınırının altında yaşadığına dikkat çekti. Dernek hukümetin bu konuya ivedilikle çözüm bulmasını istedi.

BOLD – Tüm dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de katlanarak artıyor. Bu da halkın yeterli beslenmesine engel oluyor. Türkiye’de 16 milyon kişi açlık sınırının altıda yaşarken, nüfusun büyük bir bölümü de yeterli ve dengeli beslenemiyor.

HALKIN EZİCİ ÇOĞUNLUĞU YETERLİ BESLENEMİYOR

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, Dünya Gıda Günü nedeniyle yaptığı açıklamada Türkiye’deki beslenme sorununa dikkat çekti. Türkiye’de halkın ezici çoğunluğunun yeterli ve dengeli beslenemediğini vurgulayan Çakır, “Tüketicilerin yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim hakkı ayaklar altındadır. Halkın mutfağına kırmızı et girmiyor. Türkiye’de 16 milyondan fazla tüketici açlık sınırının altında yaşıyor. Halk yeterli – dengeli ve sağlıklı beslenemediği için vitamin ve mineral eksikliğinden dolayı çeşitli hastalıklara yakalanıyor” dedi.

GIDAYA YAPILMAYAN YATIRIM TEDAVİYE YAPILIYOR

Yetersiz, dengesiz beslenmenin sonucunda birçok hastalığa davetiye çıkarıldığını dile getiren Çakar, “Diyabet hastalığı: 2015 verilerine göre Türkiye’de toplam diyabetli hasta sayısı 7.112.622. Türkiye’de toplam sağlık harcamaları içindeki diyabet maliyetinin payı yüzde 22.6. Obezite 30 yıl içinde 3 kat arttı. Kalp – damar hastalığı, kanser, hipertansiyon, büyüme ve gelişmede gerilik, sindirim sistemi bozuklukları, kemik erimesi, enfeksiyonlara sık yakalanma gibi rahatsızlıklar arttı” dedi.

HÜKÜMETİN HALKIN GIDAYA ERİŞİMİ KONUSUNDA PLANI OLMALI

Gıdanın insanlığın en stratejik üç konusundan biri olduğunu belirten Çakar, “Bu nedenle, gıdamızın geleceği, gıda egemenliği, tüm tüketicilerin yeterli ve sağlıklı gıdaya erişimi ile yeterli – dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi konusunda bir ulusal politika ve planın olması zorunluluğu vardır. Bununla birlikte, tarım ve gıda üretimi, dağıtımı ve tüketiminde tüketici haklarına uygun ulusal bir politika ve planlama istiyoruz” dedi.

Kemik kanseri Ahmet Burhan Ataç’ın annesi de gözaltına alındı

 

Gündem

Bakan Pakdemirli, bakanlıktaki 49 üst düzey kanunsuz atamayı savundu

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir’li Sayıştay’ın tespit ettiği kanunsuz atamaları savundu. Sayıştay atamaların iptalini isterken, bakanlıkta 12 genel müdür, dört genel müdür yardımcısı, dört daire başkanı ile 29 il müdürünün kanunsuz şekilde atandı ileri sürülüyor.

BOLD – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir’li, bakanlıktaki kanunsuz atamaları kabul edip, atamaların arkasında durdu. Sayıştay, bakanlıkta tespit ettiği 49 üst düzey kanunsuz atamanın iptal edilmesini istedi. Pakdemirli ise atamaların işlerin aksamaması için yapıldığını ileri sürdü.

SAYIŞTAY KANUNSUZLUĞU ORTAYA KOYDU

Tarım ve Orman Bakanlığını inceleyen Sayıştay, bakanlıkta kanunsuz atamalar yapıldığını tespit etti. Denetçilerin hazırladığı raporda kanuna göre görevlendirme şekillerinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlendiğini, buna karşın bakanlıktaki 49 üst düzey yöneticinin kanuna aykırı şekilde atandığı belirtildi.

“TEDVİREN” 49 ÜST DÜZEY ATAMA

Bakanlıkta “tedviren” yoluyla 12 genel müdür, dört genel müdür yardımcısı, dört daire başkanı ile 29 il müdürünün atandığı ileri sürüldü. Sayıştay raporunda kanunda yeri olmadığı belirtilen tedviren görevlendirme, asılda aranan koşullara sahip vekil kamu görevlisi bulunamadığı hallerde başvurulan bir görevlendirme usulü olarak tanımlanıyor.

SAYIŞTAY: TEDVİREN ATAMANIN KANUNDA YERİ YOK

Sayıştay’ın raporunda atama şekilleri anlatılırken “Devlet memurluğunda kadrolarda asil olarak bulunanların yerine zaman zaman o kadroya ilişkin görevleri yürütmek amacıyla bir başka memur görevlendirilebilmektedir. Personel, o kadroya asil olarak atanma niteliğini taşıyorsa ‘vekaleten’ atama, asil olarak atanma niteliğini taşımıyorsa ‘tedviren’ görevlendirme olmaktadır. Tedviren görevlendirmenin kanunda yeri yoktur” ifadelerine yer verildi. Denetçiler, bu görevlendirmelerin iptal edilmesini istedi.

PAKDEMİRLİ: İŞLER AKSAMASIN DİYE

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Sayıştay’ın bu tespitini Meclis gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi sunan Gaytancıoğlu, hukuksuz görevlendirmelerin nedenini sordu. Pakdemirli ise cevabında kanunsuz görevlendirmeleri savundu. “Tedviren görevlendirmeler, Maliye Bakanlığı’nın Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği’nde belirlenen mevzuata göre yapılmaktadır. Vekaleten ve tedviren atamalara, Bakanlığımız hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde, aksatılmadan yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulmaktadır” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Özel hastanelerde korona ticareti: Para yoksa yatış da yok

Özel hastaneler, koronavirüs tedavisini ticarete dönüştürdü. Bakanlığın 250 TL olacağı talimatına rağmen korona testi için 500-600 lira alan özel hastaneler, salgın öncesi 1-2 bin TL arasında değişen yatak ücreti için ise 10 bin TL’yi geçti.

BOLD – Koronavirüs hasta sayısında yaşanan artış ve yoğun bakımlardaki doluluğu, özel hastaneler ticarete dönüştürmeyi başardı. Paralı hastaları seçen özel hastanelerin tedavi sonrası çıkardığı fatura tutarı ise 70 bin TL’yi buluyor.

PARA YOKSA YATIŞ YOK

Sözcü’den Ümit Türk’ün haberine göre özel hastanelerdeki fiyatlar SGK’lı ve SGK’sız olarak 2 bin ila 10 bin TL arasında değişiyor. Hastaneler yoğun bakımda yer olmadığını söylerken, bazı özel hastanelerin bir gecelik yatış için istedikleri fiyatlar ise şöyle: “Bağcılar’da tek gecelik yatış ücreti SGK’lı ise 3 bin, değilse 7 bin TL; Esenler’deki özel hastane yatış ücreti 2 bin lira. Giriş için 7 günlük 14 bin kapora isteniyor. Kadıköy’de özel bir grup hastanesi SGK’lı ise günlük 4 bin TL. SGK yoksa 8-10 bin arasında değişiyor. Avcılar’daki özel bir hastanede günlük ücret 2500 TL’den başlıyor. Güngören’de ise özel bir hastane günlük hasta yatışı 6 bin TL.”

HASTA KABUL ETMİYORLAR VEYA SEÇİM YAPIYORLAR

Türk Tabipler Birliği de bazı özel hastanelerin salgını fırsat bilerek fiyat artışına gittiklerini duyurdu. Açıklamada “Acil servisler dolu iken ve 112 acil hastalar için yer ararken özel hastanelerin birçoğu Kovid-19 hastası kabul etmemekte veya sadece seçili hasta kabul etmektedirler” denildi.
Sağlık Bakanlığı’ndan özel ve vakıf hastanelerinin olanaklarının kamuya sunulmasını istedi.

HASTA YAKINLARI DETAYLI FATURA TALEP ETMELİ

Tıp Hukuku Uzmanı Avukat Merve Gürcan da SGK’nın ödemelerinin cüzi olduğu için özel hastanelerin hastalardan fark ücretleri talep edebildiklerini ancak bu ücretlendirmelerin yönetmeliğe uygun olmak zorunda olduğunu belirtti. Gürcan, “Bir gecelik oda ücreti 4-5 bin TL’den başlayıp 10-15 bin TL’yi bulabiliyor. Özel yatak, teşhis için yapılan her türlü tetkik, tedavi için yapılan serum ve ilaç uygulamaları hatta kullanılan ıslak mendil dahi ücretlendirilmektedir. Burada hasta ve hasta yakınları her aşamada detaylı fatura talep etmeli” dedi.

Koronaya karşı dut pekmezi öneren AKP’nin doktor milletvekili koronaya yakalandı

Okumaya devam et

Gündem

Muhalif basın istenmiyor: Van’da 40 günde 5 gazeteci tutuklandı

Van’da 40 günde 5 gazetecinin tutuklanmasına siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinden tepki geldi. Açıklamalarda muhalif basının tutuklamalarla terbiye edilmek istendiğinin altı çizildi.

BOLD – OHAL’in 4 yıldır sürdüğü Van’da son 40 günde 5 gazeteci tutuklandı. Muhalif basının AKP tarafından susturulmak istendiğini vurgulayan sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler, gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösterdi.

KÖYLÜLERİN HELİKOPTERDEN ATILMASI BÜYÜK SES GETİRDİ

Mezopotamya Ajansı (MA) Van bürosuna bağlı muhabirler Adnan Bilen ve Cemil Uğur ile birlikte Jinnews muhabiri Şehbiran Abi ve gazeteci Nazan Sala, Van’ın Çatak ilçesinde Osman Şiban ile birlikte Servet Turgut’un helikopterden atıldığını belgeleriyle haber yaptı. Ardından 4 gazeteci gözaltına alındı ve 9 Ekim’de tutuklandı.

24 Kasım’da ise yine Mezopotamya Ajansı muhabirlerinden Dindar Karataş, evinde gözaltına alındı ve yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklandı. Her iki olayın ardından Mezopotamya Ajansı bürosunda arama yapılarak, gazetecilik faaliyetlerinin sürdürüldüğü araç ve gereçlere el konuldu.

STK’LARDAN TUTUKLAMALARA ORTAK TEPKİ

Muhalif basına yönelik tutuklamalara tepki gösteren İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkan Yardımcısı Menice Gülmez, “Kendisi gibi düşünmeyen gazetecileri gözaltına almak insafsızca bir yaklaşım. Son zamanlarda özellikle Van genelinde gazetecilerin gözaltına alınması kabul edilemez bir durum” dedi. Gülmez, gerçeklerin vatandaşlardan saklanmak istendiğini belirterek “Sürekli gözaltılar ve tutuklamalara maruz bırakmaları, Van halkının gerçekleri görmesini engelleme çabasından başka bir şey değildir. Basın çalışanlarının gözaltına alınmasının hiçbir gerekçesi olamaz” diye konuştu.

“AKP ve MHP bloğu yapılan hukuksuzlukları toplumun görmesini istemiyor” diyen HDP Van İl Eşbaşkanı Ökkeş Kava ise tutuklamaların altında helikopterden atma haberinin olduğunu ileri sürdü. Kava, “En son yaşanan işkenceleri yalnızca özgür basın gün yüzüne çıkardı. Bu yüzden özgür basının sesini kesmek istiyorlar. Van’da 5 özgür basın çalışanı tutuklandı. Bunun tek bir sebebi var; O da helikopterden atılan yurttaşların haberini yapmalarıdır. Gazetecilerin yaptıkları bu haber, tüm toplum ve dünya gördü. Bu yüzden gazetecilere dönük bir nefret ve kin duyulmaya başlandı” ifadelerini kullandı.

GELECEK PARTİSİ TUTUKLU GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK İSTEDİ

Tutuklamalara bir tepki de Gelecek Partisi Van İl Başkanı Abdulhekim Karabıyık’tan geldi. Tutuklu gazetecilerin tamamına özgürlük isteyen Karabıyık “Gazeteciler, insanların düşüncelerini ve beklentilerini kaleme aldıklarında, onları gözaltına alıp tutuklarsanız ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün değil. Hem yerel çapta hem de ulusal çapta fikirlerinden dolayı tutuklanan gazetecilerin bir an evvel tahliyelerini istiyoruz. Türkiye’de fikirler özgür olsun” diye seslendi.

Türkiye’yi gazeteciler için “açık bir hapishane” olduğunu dile getiren İnsan Hakları Derneği Van Şube Başkanı Murat Melet ise “Muhalif basın terbiye edilmeye çalışılıyor. Ajansta çalışan gazetecileri aslında gözaltına alınıp daha sonra tutuklanması, özel bir politikanın sonucudur. Bir ülkede eğer gazeteciler ya da haber ajansları haberlerini özgür bir biçimde yazamıyorlarsa, kalemleri özgür değilse o ülkede insan hakları, demokrasi ve özgürlükten söz edemeyiz.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular