Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Ünlü edebiyatçı hayatını kaybetti

Dün yoğun bakıma kaldırılan Türk edebiyatının önemli isimlerinden Nuri Pakdil 85 yaşında hayatını kaybetti.

BOLD- Dün öğlen saatlerinde tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesinde kalbi durunda yoğun bakıma alınan yazar Nuri Pakdil bugün hayatını kaybetti.

Pakdil’in refakatçisi ve dostu Necip Evlice sosyal medya hesabından hastane fotoğrafı paylaşarak Pakdil’in sağlık durumu hakkında bilgi vermişti. Evlice, “Bugün, güne çok iyi başlamıştık. Üstad daha iyiydi ve konuşmaya başlamıştı. Bir haftadır duymadığımız sesi gayet iyi çıkıyordu. Hatta zaman zaman arayanlarla bizzat telefonla konuştu, espriler yaptı. Doktorlar, hafta sonunu evde geçirebileceğimizi söylediler. Öğleye kadar ziyaretçilerimiz de geldi ve onlarla da gayet iyi ve güzel sohbetler etti. Saat 13.00 civarında, başlayan aşırı öksürük hali, önce nefes, sonra kalp durmasına sebep olmuş, hastane ortamında olduğumuz için hızlı bir biçimde müdahale edilmiş, kalbi çalıştırılmış ve yoğun bakıma alınmıştır. Yoğun bakım ünitesindeki tedaviler devam etmektedir. Akşam saatlerine kadar uyanması mümkün olmamıştır.” demişti. 

Bugün ise “Yoğun bakım sürecinden sonra konuşamıyordu ama bizi duyuyuyordu. Saat bir gibi gözlerini açtı ve gözünden yaşlar süzüldü. En son temasımız bu oldu, konuşamadık. Başımız sağolsun. Çok üzgünüz” açıklamasında bulundu.

Pakdil’in cenazesi, yarın (19 Ekim 2019) Hacı Bayram Camisi’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

Nuri Pakdil, Necip Evlice, Ankara Şehir Hastanesi, 16 Ekim 2019.

KAHRAMANMARAŞ’TA DOĞDU

Nuri Pakdil, 1934 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. İlkokuldan itibaren yazmaya başlayan ve ortaokulda iken tanıştığı Büyük Doğu hem düşünce ve hem de yazı macerasına ivme kazandırdı. 1954-1955 yıllarında lisede beraber eğitim gördüğü iki arkadaşı ile birlikte ‘Hamle’ isimli edebiyat dergisini çıkardı. Kahramanmaraş’ta çıkan Demokrasiye Hizmet ve Gençlik gazetelerinde yazıları yayınlandı. Bir süre Yeni İstiklal Gazetesi’nde sanat sayfaları düzenledi.

AVUKATLIK MESLEĞİNİ HİÇ SEVMEDİ

1965’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Pakdil, üniversite yıllarında Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi şair, edebiyatçı ve düşünürlerle yakın ilişkiler kurdu. 1967 yılına kadar hukuk müşavirliği yaptı. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra bu mesleği ilkelerine ters bulan Pakdil, avukatlık yapmadı. 1967 yılından 1973 yılına kadar Devlet Planlama Teşkilatında uzman olarak çalıştı.

16 FARKLI İSİM KULLANDI

1969 yılında Edebiyat Dergisini çıkardı. 1972 yılında da Edebiyat Dergisi Yayınlarını kurdu ve 1984 yılına kadar devam etti. Edebiyat Dergisi Yayınları 1972 ile 1984 yılları arasında 18’i Pakdil’in imzasını taşıyan 45 kitap yayımladı. Paris ve Roma’ya giden Pakdil, bu gezideki izlenimlerini Batı Notları adlı kitabında anlattı. Pakdil, Edebiyat Dergisi’nde yazanlara müstear isimler takmakla meşhurdu. Kendisinin de 16 farklı ismi vardı. En çok ‘Ebubekir Sonumut’ adını kullanıyordu.

1984 yılında kitap yazmaya ara verdi. 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan çıkardığı ‘Sükût Sûretinde’ isimli kitabıyla suskunluğunu bozdu ve ard arda kitaplar yayınlamaya başladı. Kasım 2014’te Necip Fazıl Kısakürek Saygı Ödülü’nün ilkini aldı.

KİTAPLARI

1974 – Harikalar Tablosu / Prevert, Oyun/Çeviri
1975 – Ay Operası / Prevert, Şiir/Çeviri
1977 – Biat II, Deneme
1979 – Bağlanma, Deneme
1980 – Bir Yazarın Notları II, Deneme
1980 – Put Yapımevleri, Oyun
1981 – Biat III, Deneme
1981 – Anneler ve Kudüsler (Şiir)
1981 – Bir Yazarın Notları III, Deneme
1981 – Kasırganın Çatırtıları / Guillevic, Şiir/Çeviri
1982 – Bir Yazarın Notları IV, Deneme
1982 – Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, Oyun
1984 – Edebiyat Kulesi, Deneme
1997 – Sükût Sûretinde, Şiir
1997 – Derviş Hüneri, Deneme
1997 – Batı Notları, Gezi-İzlenim
1997 – Arap Saati, Deneme
1997 – Umut, Oyun
1997 – Ahid Kulesi, Şiir
1997 – Korku, Oyun
1997 – Klas Duruş, Deneme
1998 – Arap Şiiri (Güldeste) I, Şiir/Çeviri
1998 – Arap Şiiri (Güldeste) II, Şiir/Çeviri
1998 – Kalem Kalesi, Deneme
1999 – Bir Yazarın Notları I, Deneme
1999 – Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Şiir
1999 – Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, Deneme
2000 – Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Deneme
2001 – Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, Deneme
2002 – Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, Deneme
2003 – Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, Deneme
2005 – Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, Deneme

Kültür

Netflix’ten az bilinen 10 heyecanlı dizi önerisi

Türkiye adım adım “tam kapanma”ya gidiyor. Karantinadaki günlerinizde dizi izlemeyi düşünüyorsanız sizin için Netflix’ten çok da fazla bilinmeyen kaliteli önerilerimiz var.

BOLD– Karantina günleri başladı, pandemik gerginlik yeterli gelmedi şöyle heyecanlı bir dizi izleyeyim diyen Netflix abonelerinin bazıları gibi içerikler arasında vakit kaybetmek istemiyorsanız sizin için bazı önerilerimiz var. İyi seyirler ve elbette sağlıkla kalın…

BROADCHURCH -2013

2013’te ekranlara gelen Broadchurch 3 sezonda 24 bölüm olarak yayınlandı. Küçük bir sahil kasabası olan Broadchurch’te bir çocuk öldürülür ve kasabanın dedektifleri Ellie Miller ve Alec Hardy ucu hiç tahmin etmeyecekleri yerlere ulaşan bir soruşturma için görevlendirilir.

HINTERLAND – 2014

2013’te başlayan dizinin 3 sezonu geride kaldı. Dedektif Tom Mathias daha sakin bir yaşam için Londra’dan vazgeçerek Galler kırsalında yaşamaya başlar. Ancak, problemli yaşantısına karanlık bir de cinayet eklenince huzuru bulmak yine hayal olur.

SACRED GAMES – 2018

Netflix’te iki sezonu geride bırakan bu Hint dizisi ilginç konusuyla dikkat çekiyor. Geçmişlerindeki bir bağlantı, Sih olduğu için patronlarının mobbingine maruz kalan dürüst bir polisi ülkenin en karanlık suç organizasyonu liderine ulaştırır. Bu suç patronunun yaptığı uyarı ise dünyanın en kalabalık kentlerinden Mumbai’yi yok edebilecek bir felaketle ilgilidir.

SECRET CITY – 2016

Fringe’den tanıdığımız Anna Torv’un başrolde olduğu Secret City heyecan dolu bir politik gerilim. Skandalları ortaya çıkarmasıyla bilinen gazeteci Harriet Dunkley rastlantı eseri tanık olduğu bir cinayeti araştırmaya başladığında kendi kariyeri, özgürlüğü ve hayatı için mücadele etmek zorunda kalacağından habersizdir.

QUEEN SONO – 2020

Netflix’in ilk orijinal Afrika dizisi olan yapım, Güney Afrikalı casus Queen Sono’nun, annesinin ölümünün ardındaki gizemi araştırırken iş ve siyaset dünyası arasındaki çirkin ilişkilerin ortasında kalmasını anlatıyor.

FAUDA – 2015

2015’te başlayıp 3 sezon yayınlayan Fauda, özel kuvvetlerdeki bir İsrail ajanının, öldürdüğünü sandığı Filistinli bir gerillanın peşine düşmesiyle tetiklenen karmaşık olaylar zincirini anlatıyor.

JINN – 2019

Haziran 2019’da yayınlanan Jinn (Cin) Netflix’in ilk Ürdün yapımı. Ürdün’Ün en önemli arkeolojik alanlarından olan Petra’ya okul gezisine giden bir grup lise öğrencisi biri iyi, diğeri kötü olan iki cinin uyanmasına yol açar. Bu iki varlığın mücadelesi doğaüstü bir savaşa yol açacaktır.

GHOUL – 2018

Distopik bir Hindistan’da geçen Ghoul, askerî bir gözaltı merkezinde gizemli davranışlar sergileyen bir mahkûm ve onu sorgulayan genç kadın etrafında şekilleniyor. Toplumun kamplara bölündüğü ve otoriter bir yönetimin hâkim olduğu ülkede bu genç kadın kötülüğün doğası hakkında bildiklerini yeniden gözden geçirmek zorundadır.

MARIANNE – 2019

Eylül 2019’da yayınlanan Marianne, çocukluğunun geçtiği yere geri dönen ünlü korku yazarı Marianne’nin ( Delia Espinat) rüyalarına musallat olan kötü ruhun gerçek dünyada terör estirdiğini keşfetmesiyle başlayan mücadeleyi anlatıyor.

BLACK EARTH RISING – 2018

Ruanda’daki soykırımın ardından bir insan hakları avukatı tarafından evlat edinilen yasal araştırmacı Kate savaş suçlarıyla ilgili davaları aldığında geçmişiyle yüzleşir. Dizide ünlü oyuncu John Goodman da rol alıyor.

Okumaya devam et

Kültür

“Türkiye’de Müzisyen Olmak” belgeselinin ilk bölümü yayında

Kovit-19 salgını sırasında müzik emekçilerinin yaşadığı sıkıntıları dile getiren “Türkiye’de Müzisyen Olmak” belgeselinin “Ben İnsan Değil miyim?” adlı ilk bölümü yayımlandı.

BOLD– Alper Erdinç, Mert Gider ve Gizem Ertürk tarafından hazırlanan ve altı bölüm olması planlanan mini belgesel serisinin ilk bölümü Sonki3dört adlı YouTube kanalında yayımlandı.

SANATÇI ÇAĞININ TANIĞI OLMALI

Kültür Servisi’nin haberine göre müzik dünyasının deneyimli isimlerinden genç sanatçılara, enstrümanistlerden menajerlere sektörün farklı dallarından emekçilerin sorunlarını dile getiren belgeselin ilk bölümünde Burhan Şeşen (MÜYORBİR Başkanı, Gündoğarken) Cahit Berkay (Moğollar), Ahmet Güvenç (Kurtalan Ekspres), Kerem Kabaday (Mor ve Ötesi) Cenk Erdoğan, Balık Ayhan (Romanlar ve Müzisyenler Derneği Eş Başkanı) Melek Mosso, Can Ozan ve Madrigal gibi yirmiye yakın isim yer aldı.

14 dakikalık ilk bölümde Burhan Şeşen’in “Sanatçı çağının tanığı olmalı.” ve Cahit Berkay’ın “Dokunduran şarkılar yapmak lazım ama dokundurduğun zaman onlar da sana dokunuyor.” sözleri dikkat çekti.

Kalan bölümlerinin çekimi devam eden belgesel serisinin ilk bölümünü buradan izleyebilirsiniz.

Okumaya devam et

Kültür

Dünyaca ünlü çini ustası Sıtkı Olçar ölümünün 10. yılında anılıyor

2008 yılında UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü verilen çini sanatçısı Sıtkı Olçar’ın ölümünün üzerinde 10 yıl geçti. Kızı Kübra Olçar Erden, babasının mirasını yeni bir kitapla taçlandırdı.

BOLD – Kendine özgü çalışmalarıyla çini sanatına yeni bir vizyon kazandıran çini ustası Sıtkı Olçar, vefatının 10. yılında kızı Kübra Olçar Erden’in kaleme aldığı Babamı Alan Martı adlı kitapla anılıyor. Kübra Olçar Erden, hayatının kahramanı olarak belirttiği babası Sıtkı Olçar’ın hayat hikâyesini kaleme alma macerasını “Ruhumda hapsolmuş, özgürlüğünü bekleyen buruk bir kelebek uçuyor on yıldır, az kaldı yakındır özgürlük” şeklinde ifade ediyor.

1980 yılından itibaren, özellikle İznik çinileri üzerine çalışan ve kaybolup gitmekte olduğu sanılan Kütahya çiniciliğine yeni bir boyut ve dinamizm kazandıran Sıtkı Usta, farklı dokunuşlarıyla sanatında kendi tarzını oluştururken, kendisine ve sanatına ilham veren Kütahya’dan hiç kopmadı. Kütahya çinilerini tüm dünyaya tanıttı. Herkesin ilgisini memleketine çekmeye çalıştı. Çiniciliğe farklı bir boyut katarak bu geleneksel Türk el sanatının değerini ülke sınırlarının dışına taşıdı. Geçmişe ait olanı, tarihin damıttıklarını kendi yaratı sürecinde bambaşka bir bakış açısıyla yeniden değerlendiren Sıtkı Usta 1980 yılından 2010’a kadar Cenevre, Cezayir, Madrid, Londra, Tokyo, Osaka, Paris, New York başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel sergi açarak önemli bir hayran kitlesi edindi. 15 Kasım 2010’da pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğinde geriye önemli bir miras bıraktı.

Kübra Olçar Erden’in babasıyla yaşadığı acı-tatlı hiçbir şeyi unutmamak için yazdığı kitabı “Bir Sıtkı”, “Bir Dost Sıtkı”, “Bir Baba Sıtkı” ve “Bir Usta Sıtkı” başlıklı dört bölümden oluşuyor. Kitapta UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi ödüllü Sıtkı Usta’nın kendisinin dile getirdiği anıları da okurlarla buluşuyor.

Kübra Olçar Erden

Okumaya devam et

Popular