Bizimle iletişime geçiniz

Spor

Süper Lig 9. hafta analizi: Terim yerine başkası olsaydı ‘İstemezük’ tamtamları başlamıştı

Beşiktaş’ın Galatasaray’ı 1-0 yendiği maçın faturası Fatih Terim’e çıktı. Terim’de faturayı oyunculara yönlendirdi. Fenerbahçe 5 golle coştu, Beşiktaş umutlandı. Alanya puan kaybetse de zirveden inmedi.

BOLD – Süper Lig’de 9. hafta tamamlandı. Gözler Beşiktaş’la Galatasaray’ın oynayacağı derbi maçtaydı. Sezona iki takımda beklentilerin çok uzağında başladı. Derbi iki takım içinde ‘yeni bir başlangıç’ demekti. Beşiktaş Umut Nayır’ın golü ile umutlarını tazeledi. Galatasaray için ise işler biraz daha karışık hale geldi.

TERİM’İN HAYALİ ÖNCE LİG’DE BAŞARILI OLMAKTAN GEÇİYOR

Fatih Terim’in Avrupa için bir hayali vardı. Bu hayal, yeni sezonun başlangıç mottosuydu aslında. ‘Bir hayalim var’ diyerek çıktığı bu yolda henüz o ışık görünmedi. Terimli Galatasaray Avrupa’da oynadığı 3 maçta 2 mağlubiyet, 1 beraberlik aldı. Ligde ise 9 maçta 3 galibiyet, 4 beraberlik 2 mağlubiyeti var.

Tabloya bakınca Sarı-Kırmızılı takımda doğru gitmeyen işlerin olduğu görülüyor. Galatasaray 13 ekimde oynadığı ve 1-0 kazandığı Kasımpaşa maçından bu yana sadece bir resmi maçta sahadan mutlu ayrıldı. 8 maçta sadece İstanbul’da oynadığı Sivas karşılaşmasını 3-2 kazandı. 3 mağlubiyet 4 beraberlik Terim’in sınıfta kaldığına işaret ediyor.

EL FRENİ ÇEKİLMİŞ, KAPLUMBAĞA HIZINDA BİR TAKIM

Fatih Terim son basın toplantısında her şeyi gördüğünü söylemesi ve Ocak ayında bazı isimlerle yollarının ayrılacağını belirtmesi takıma bir mesaj olarak görülüyor. Bu takımı Terim kurdu. Sezon başı oyuncaları alan da gönderen de kendisiydi. Saha sonuçlarına bakıldığında bu futbol anlayışıyla ismi Galatasaray değil de bir Anadolu takımı olsaydı durum çok daha kötü olabilirdi.

TERİM’İN YERİNDE BAŞKASI OLSAYDI..

Sarı-Kırmızılı takımın coşkulu oyun anlayışı gitmiş, el freni çekilmiş araba gibi kaplumbağa hızıyla oynuyor. Beşiktaş karşısında özellikle ikinci yarıda neredeyse sahada yoktu. Bunun birinci sorumlusu oyunculardan çok Fatih Terim. Terim’in yerinde başka bir teknik adam olsaydı çoktan ‘istemezük’ tam tamları çalınmaya başlamıştı. Falcao’nun oynamaması ya da Falcao’ya göre sistemin kurgulanmaması da Terim’in hanesine eksi olarak yazdı. Son olarak… Maç sonrası tecrübeli hoca hep tespit yapıyor, sorunları bildiğini söylüyor. Ancak kendisi tespit makamından çok icra makamında camia sahaya yansıyana bakıyor.

BEŞİKTAŞ ‘UMUT’LANDI, DERBİ AVCI’YA YARADI

Beşiktaş’ta sezon başından bu yana iyi diyebileceğimiz çok az şey var. Fikret Orman’ın istifası, Ahmet Nur Çebi’nin yeni başkan olması, takımda sakatlıkların çoğalması, camia içinde bir bütünlük olgusunun eksikliği ayın 14 gibi net bir şekilde görülüyordu. Çebi’nin başkan olması çalkantılı süreci bitirdi. Abdullah Avcı’da yeni yönetimden güven oyu alarak Galatasaray maçına çıktı.

Beşiktaş’ın bu sezon en iyi oynadığı maçtı Galatasaray 90 dakikası. İlk yarının son 15 dakikası dışında Sarı-Kırmızılı takıma karşı bariz üstünlük kurdu. Tempolu oyun, çabuk isimlerin sahada olması, alanın daraltılması ve koşu mesafelerinin artması hep artı olarak sahaya yansıdı. Abdullah Avcı’nın Ljajic’i hamle isim olarak kullanması bile bu maç için kritik bir planlamaydı. Beşiktaş dinamik oyuncularla oynamaya devam ettikçe daha çok gelişeceğinin sinyalini derbide verdi.

5 GOLLÜ GALİBİYET FENERBAHÇE’Yİ ŞAHLANDIRDI

Süper Lig’in en zor gol atılan takımlarından birine karşı 5 gollü bir galibiyet Fenerbahçe için büyük bir moral oldu. Aykut Kocaman’a karşı alınan bu farklı galibiyet Ersun Yanal’ın Sarı-Lacivertli takımdaki gücünü de perçinledi. Gollerin takımın her mevkisindeki oyunculara dağılması önemliydi. Burada gollerin uzaktan atılan şutlarla gelmesi bir soru işareti. Organize gelişen ataklar sonrası Fenerbahçe’nin gole ulaşması ilerleyen haftalar için daha büyük önem arz edebilir.

Sarı-Lacivertli takım 17 puanla sıralamada ikinci basamakta. Kazancı ise 5-1’lik galibiyet ve camianın coşkusu bu haftanın en büyük kazancı oldu.

SÖRLOTH KARADENİZ’DE İZ BIRAKMAYA KARARLI

Derbiden sonra sonucu merak edilen mücadele Başakşehir-Trabzon maçıydı. İlk yarısı vasat bir görüntü çizse de ikinci yarı nefesler adeta tutuldu. Karamboller, kaçan pozisyonlar, peş peşe gelen penaltılar ve 90+6’da gelen beraberlik golü, ikinci 45 dakikanın nefessiz seyredilmesini sağladı. Beraberlik iki takımın içinde üzücü olmadı. Ancak son saniyelerde gelen gol Başakşehir için acı veren bir andı. Bordo-Mavili takımı ise moral motivasyon olarak bir adım daha yukarı çekti. Ünal Karaman’ın dediği gibi kaytaran oyuncu olmadı. Sörloth çilingir gibi..1.93 boyunda 23 yaşındaki forvet, her geçen hafta kendini geliştiriyor. Norveçli golcü şimdiden Karadeniz’de iz bırakmaya kararlı.

ALANYASPOR ZİRVEDEN İNMEDİ

Süper Lig’de Alanyaspor, Gaziantep deplasmanından 1 puanla ayrıldı. Akdeniz ekibi, diğer takımların da puan kaybetmesiyle 18 puanla zirveyi yine bırakmadı. Alanyaspor Erol Bulut yönetiminde kendi yağında kavrulmaya devam ediyor. İlk 4 haftada 12 puan toplayan sonrasında ise sadece deplasmanda Beşiktaş’a kaybeden lider 19 gol atıp 11 gol yedi. Dengeli bir tablo ortaya koydu. Bundan sonraki sürece alacağı seri galibiyetlere bağlı. Atletizmde tavşan atlet vardır. Tempoyu yükseltsin diye. Alanya ne kadar yavaşlasa da diğer atletler henüz o seviyeye ulaşamamış görünüyor.

SÜPER LİG PUAN DURUMU

SÜPER LİG 9. HAFTA SONUÇLARI

SÜPER LİG 10. HAFTA MAÇLARI

Hizmet Hareketi okullarına yardımın kesilmesine ABD Eğitim Bakanlığı izin vermedi

Gündem

İkinci kez koronavirüse yakalanan Yılmaz Vural yoğun bakıma alınarak entübe edildi

Haziran ayında koronavirüse yakalanan ancak iyileşen Yılmaz Vural’a yeniden pozitif tanısı konuldu. Yoğun bakımda entübe edilen Vural’ın durumunun ciddi olduğu belirtiliyor.

BOLD– Özel bir hastanede yoğun bakıma alınan deneyimli çalıştırıcı, koronavirüs tedavisi prosedürleri kapsamında entübe edildi. Spor camiasını üzen bu gelişme karşısında kulüplerden geçmiş olsun mesajları geldi.

5 AY ÖNCE KORONAVİRÜSE YAKALANMIŞTI

67 yaşındaki Yılmaz Vural, haziran ayında Akhisar’ın başına geçtikten kısa bir süre sonra üç futbolcuyla birlikte kovit pozitif teşhisi sebebiyle tedavi görmüş ve testlerinin negatife dönmesiyle iyileşmişti.

Ancak başka rahatsızlıkları da bulunan ünlü teknik adam, kısa süre önce Kadıköy’deki özel bir hastanede tedavi alyına alındı. Durumu kötüleşen Vural’ın bugün itibarıyla kovit-19 prosedürleri uygulanarak yoğun bakıma alındığı ve entübe edildiği öğrenildi. Boldmedya ailesi olarak deneyimli spor adamı için acil şifa diliyoruz.

GALATASARAY FENERBAHÇE VE TRABZONSPOR’DAN GEÇMİŞ OLSUN MESAJLARI

Okumaya devam et

Dünya

Diego Armando Maradona ve Napoli: Futbolun ötesinde bir sevgi

Dünyanın en iyi 10 numarası hayata veda etti. Tüm futbolseverler özleyecek onu elbette ama hüzün en çok İtalya’nın Napoli kentinde yaşanıyor.

BOLD-Endüstrileşen futbolda milyon dolarlık kontratlar bir takımla özdeşleşen futbolcuların giderek azalmasına yol açıyor. Francesco Totti gibi kariyerinde başka kulüp görmemiş kaç futbolcu kaldı ki? Bir şehirle özdeşleşen oyuncu bir tek kişi haricinde hiç olmadı :Maradona…

MARADONA VE NAPOLİ

Maradona 1982’de Barcelona’ya transfer olduğunda herkesin düşüncesi dünyanın en iyi futbolcusunun dünyanın en iyi kulüplerinden birine gittiği şeklindeydi. Ancak bu değerlendirmenin yüzeysel olduğu kısa sürede anlaşıldı. Barcelona, Diego’yu alırken sadece yeteneklerine bakmış, onun özgür ruhunu ve liderliğini göz ardı etmişti.

Köklü İspanyol kulübünün disiplini ve oyun kültürü Maradona’ya göre değildi. O, takımı yönetmek istiyordu ama Barcelona’da böyle bir şey mümkün olamazdı. Takımda kaldığı iki sezonda Barcelona La Liga şampiyonluğu elde edemedi ama bir Kral Kupası bir de İspanya Süper Kupası kazandı. Takımına maç kazandıracak etkili bir performans sunsa da mutlu değildi.

Diego’nun mutsuzluğu önce vatandaşı olan teknik direktör César Luis Menotti’yle daha sonra kulüp başkanıyla sorunlar yaşamasına yol açınca Barcelona, Diego’yu satış listesine koydu.

NAPOLI’YE TRANSFER

Diego satış listesine konduğunda Güney İtalya’nın en fakir ve en sert şehri Napoli’nin kulüp başkanı Corrado Ferlaino, başarısız geçen yıllardan sonra takıma ve kente yeni bir hava getirmek için bir çıkış arıyordu ve Maradona bunun için mükemmel bir seçimdi. Ancak bir sorun vardı, Barcelona o güne kadarki en pahalı transferini ucuza bırakmak istemiyordu. Napoli’nin ise çok parası yoktu. Ama şehrin ruhu bir hikâye yazmaya hazırdı.

Maradona ismini duyan Napoli halkı adeta seferber oldu. Napoli başkanının “paramız yetmiyor” çağrısından sonra sadece on beş günde yeterli para toplandı ve İtalyan kulüp, Barcelona’yla pazarlığa oturdu.

Diego’nun başka talipleri de olsa kendisi için ayağa kalkan bir şehir tam da onun tutkulu ruhuna göreydi. 1984 yazında Maradona, Napoli’ye geldiğinde herkesin beklentisi daha iyi futbol oynayan, başarı kazanan bir takımdı. Onun şehrin simgesi olacağı kimsenin aklından geçmiyordu.

BİR ŞEHRİN DIEGO’YLA DEĞİŞEN KADERİ

Maradonalı yılların ilk sezonunda sıralamada 8’inci, ikinci sezonunda ise 3’üncü oldular. Sonra 1986 yazı geldi. 26 yaşındaki Maradona Dünya Kupası’nı neredeyse tek başına Arjantin’e taşıdı. Attığı her golle, yaptığı her hareketle dünya futbol tarihinde bir ikon haline geliyordu. Yedi İngiliz futbolcuyu çalımlayarak attığı gol birçok kişiye göre hâlâ futbol tarihinin gelmiş geçmiş en güzel golüdür. Napoli artık dünyanın en iyi ve en çok konuşulan oyuncusuna sahipti.

1986-1987’de Napoli ligde ilk şampiyonluğunu elde ederken Maradona artık tüm şehrin sevgilisiydi. Ertesi sezon ise Napoli kulüp tarihinin ilk Avrupa başarısını elde ediyor ve UEFA Kupası’nı müzesine götürüyordu. 1989-90 sezonunda Napoli ikinci kez şampiyon olunca Maradona artık tam anlamıyla bir Napoli fenomenidir.

İTALYA MARADONA’YA KARŞI

1990’da Dünya Kupası İtalya’da yapılıyordu ve ev sahibi İtalya, Napoli şehrinde oynanacak maçta Arjantin’i ağırlıyordu. Yarı final maçının öncesinde Maradona, Napoli halkına, “364 gün İtalya’yı destekleyebilirsiniz ama yarı finalde beni ve Arjantin’i destekleyin.” çağrısında bulunmuştu. İtalya’yı karıştıran bu açıklamaya Napoli halkı kayıtsız kalmamıştı. O gün stadın yarısı Maradona’yı desteklemiş, Arjantin o gün İtalya’yı mağlup edip adını finale yazdırmıştı. Maçtan sonra Paolo Maldini ise “Bu maç Napoli’de oynanmasaydı finale biz çıkardık.” sözleriyle Napoli halkına sistem etmişti.

FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Napoli’nin Maradona tutkusunu yalnızca futbolla açıklamak mümkün değildi. O yıllarda İtalya’nın kuzeyiyle güneyi arasında hem sosyal hem ekonomik anlamda ciddi farklar vardı. Kuzey iyi kazanan, lüks içinde yaşayan, zengin, mutlu insanları temsil ederken; güney tam tersine zorluklar içerisinde kıt kanaat geçinen, fakir ve öfkeli insanların bölgesiydi.

Bu ekonomik standart farkı hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da kendini göstermekteydi. Kuzey İtalya’nın Inter, Milan, Juventus gibi zengin takımları çok uzun yıllardır İtalya Ligi Serie A’yı domine ediyorlardı.

Napoli ise tam bir güney şehriydi. 1980’li yılların ortasına kadar Napoli, mafyanın hâkim olduğu bir şehir konumundaydı. Kentin güçlü aileleri arasında yaşanan çatışmalar, kanlı infazlar Napoli için sıradan hâle gelmişti. Diego şehrin imajını yeni baştan yazmıştı. Artık Napoli mafya hesaplaşmalarıyla, cinayetlerle, kavgalarla değil, futboldaki başarılarıyla, çılgın kutlamalarıyla İtalya’nın gündemindeydi.

Maradona, ülkenin güneyde de güzel bir hayat olduğunu, burada da mutlu olunabileceğini tüm İtalya’ya göstermişti. Şehir de onu bağrına basmıştı. Diego Napoli’den ayrılalı 28 yıl olmasına rağmen şehrin her yerinde hâlâ ona rastlamak mümkün.

Futbolun tamamen para eksenli bir oyun haline geldiği günümüzde bir şehir ve bir oyuncu arasında böyle bir ilişkinin gelişmesi artık ne yazık ki mümkün değil. “Diego ve Napoli” sevdası tekti ve hep öyle kalacak.

***Bu yazıda büyük ölçüde Marmara Life 2019 / Eylül-Ekim sayısından yararlanılmıştır.

Okumaya devam et

Dünya

Futbol efsanesi Maradona hayatını kaybetti

Futbolun gelmiş geçmiş en büyük isimleri sıralamasında adı ilk sırada yer alan Arjantinli Diego Armando Maradona geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.

BOLD – 1986 Dünya Kupası finallerinde İngiltere’nin elle attığı golle elenmesine neden olan ve maç sonu verdiği röportajda, “O el Tanrı’nın eliydi” ifadesi yüzünden ‘Tanrı’nın eli’ lakabını alan ünlü futbolcu Maradona bir süre önce beyin ameliyatı geçirdi.

Efsane futbolcu Maradona’nın beyin ameliyatı geçirdikten sonra yerleştiği Tigre’de kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği belirtildi.

Sevilla’da oynadığı (1996) dönemde adı Galatasaray ile de anılan ünlü oyuncu dünya futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olarak kabul ediliyor.

Maardona kulüp takımlarında oynadığı 590 maçta 308 gol attı. İtalya’da Napoli’yi şampiyon yapan Maradona, Napolilerin sevgilisi haline geldi.

Kokain bağımlısı olan Maradona’nın özel hayatı da futbol hayatı kadar sansasyonel oldu. Maradona 1994 yılında Amerika’da gerçekleştirilen Dünya Kupası finallerinde doping kullandığının ortaya çıkınca futbolu bıraktı.

ASRIN GOLÜNÜN ATTI

1986 Dünya Kupası finallerinde İngiltere’ye kendi yarı sahasından kale önüne kadar, kaleci dahil tam 8 oyuncuyu çalımlayarak attığı gol ‘Asrın Golü seçildi.

Maradona’nın futbol hayatını sığdırdığı başarıları şöyle:

FIFA Dünya Kupası Şampiyonluğu
1978 Arjantin

FIFA Dünya Kupası Şampiyonluğu
1986 Arjantin

FIFA Dünya Kupası 2.liği
1990 Arjantin

Artemio Franchi Kupası Şampiyonluğu
1993 Artemio Franchi Kupası

İtalya Seria A Şampiyonluğu
o 1987 Napoli
o 1990 Napoli

İtalya Kupası Şampiyonluğu
o 1987 Napoli

UEFA Kupası Şampiyonluğu
o 1989 Napoli

İtalya Süper Kupası Şampiyonluğu
1991 Napoli

Teknik direktörlük kariyeri
1994 Textil Mandiyú
1995 Racing Avellaneda
2008-2010 Arjantin
2011-2012 Al-Wasl
2017 Fujairah

Aşırı sağ terör tırmanışta: Dünyada ölüm oranı yüzde 700 arttı

Okumaya devam et

Popular