Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Meriç’i protez bacaklarıyla geçen Zeynep ile Ege’de ailesini kaybeden Oğuz Zenbil’in hüzünlü karşılaşması

Eşini, oğlunu ve kayınvalidesini Ege Denizinde kaybeden Oğuz Zenbil ile Meriç’i protez bacaklarıyla geçen Zeynep Vildan, Tenkil Müzesinin sergisinden karşılaştı. O anlar herkesi duygulandırdı.

BOLD- 27 Eylül 2019’da Sakız Adası açıklarında alabora olan tekne bulunan Zenbil ailesinden Meltem Zenbil (40), oğlu Mustafa Said (12) ve annesi Kevser Sezer (58) hayatını kaybetti.

Kazadan büyük oğlu Bedirhan’la birlikte sağ kurtulan Aslan Oğuz Zenbil’in eşinin ve kayınvalidesinin başörtülerini Tenkil Müzesine bağışladı.

Eşyalar ilk kez, Tenkil Müzesi’nin beşinci gezici sergisini açtığı Belçika’nın Hasselt şehrindeki eski adalet sarayında sergilendi. Oğuz Zenbil, 1-10 Kasım 2019 tarihleri arasında açık kalan sergiyi 8 Kasım Cuma akşamı oğluyla birlikte ziyaret etti.

TR724’e konuşan Zenbil, “Hamdolsun cenazelerini bulabildim. Defnedebildim. Mezarlarını yaptırabildim. Sevdiklerinin cenazesine kavuşamayanlar da var. İnanıyorum ki şehit oldular. Kadere rızamız sonsuz. Ancak bir daha göremeyecek olma hissi insanı hüzünlendiriyor, içini acıtıyor.’’ dedi.

Oğuz Zenbil’in sözleri, Meriç’i protez bacaklarıyla geçen Zeynep Vildan’ın araya girmesiyle bölündü. 12 km yürüyerek Yunanistan’a geçen Zeynep Vildan, bastonuyla ağır ağır Oğuz Zenbil’in yanına geldi ve taziyede bulundu ve “Onlar Rabbimin yanına gittiler. Rabbimin rızası için hicret eden insanlar yine Rabbimin rızası içinde vefat ettiler. Allahım acılarınızı azaltsın. Çok zor. Ben biliyorum.’’ dedi.

Oğuz Zenbil o anlarda gözyaşlarını tutamadı, Zeynep ise acılı babaya sarılarak onu teselli etti.

Tenkil Müzesi izlenimleri: Caddeye çıkıp haykırmak istedim…

Gündem

Salgın rakamlarının gizlenmesi turizme balta vurdu

Muğla’ya gelen turist sayısında yüzde 80 azalma yaşandığına dikkat çeken CHP Milletvekili Mürsel Alban, bunda AKP hükumetinin verileri gizlemesi sonrasında ülkelerin Türkiye’yi seyahat listesinden çıkarmasının etkili olduğunu açıkladı.

BOLD – Türkiye’nin yeni açıklamaya başladığı vaka sayılarını uzun bir süre gizlemesi turizmi de vurdu. Sadece Muğla’ya gelen turist sayısı 2.2 milyon azaldı. Turizm gelirlerinin düşmesi sonucu birçok esnaf kepenk indirdi.

AÇIKLANMAYAN VERİLER BÜYÜK ETKEN

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’a konuşan CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban, Muğla’ya gelen turist sayısında yüzde 80 azalma yaşandığını, bu düşüşte daha düne kadar açıklanmayan vaka sayısının büyük etken olduğunu söyledi. Alban, vaka sayılarını açıklamayan Sağlık Bakanlığı’na bu kararın turizme bir katkısının olmayacağını, aksine ters tepki oluşturup güven kaybı yaşatacağını bütün yaz boyunca söylediklerini, ancak dinletemediklerini vurguladı.

ESNAF SEZON ORTASINDA KEPENK İNDİRDİ

İngiltere’nin Kovid-19 vakalarını, uluslararası örgütlerin tanımından farklı şekilde tanımladığı gerekçesiyle Türkiye’yi seyahat koridoru listesinden çıkardığına işaret eden Alban, özellikle İngiliz turistlerin tercih ettiği Marmaris ve Fethiye’nin bu karardan olumsuz etkilediğini bildirdi. Alban, daha sonra aynı gerekçeyle Almanya’nın, Türkiye’yi seyahat koridorundan çıkardığını, turizmin tam anlamıyla çöktüğüne dikkat çekti. Alban, turizm gelirlerindeki düşme nedeniyle birçok esnafın sezon ortasında dükkânlarını kapattığını söyledi.

Türkiye’de Kürt gazeteci olmak: Ya sürgün ya hapis

Okumaya devam et

Gündem

AKP’li Çamlı’nın babası, ecdat yadigarı çeşmeyi söktürüp yerine apartman dikmiş

AKP’li Ahmet Hamdi Çamlı’nın “kaybolmuştu, yeniden yaptırdık, kitabesine de hayır olsun diye babamızın ismini yazdırdık” savunması yaptığı tarihi çeşmenin, Çamlı’nın babası Ahmet Zeki Çamlı tarafından söktürülüp yerine apartman dikildiği ortaya çıktı.

BOLD – ‘Yeliz’ lakaplı AKP Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı’nın yeniden yaptırırken kitabesine babasının ismini yazdırdığı tarihi çeşme ile ilgili yeni bir detay daha ortaya çıktı.

Çamlı’nın “Kaybolmuş çeşmeyi yeniden ihya ettik” açıklamasına yanıt veren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Çamlı’nın babasının çeşmeyi söktürüp yerine apartman diktiğini belgeleriyle açıkladı.

KAYBOLMUŞ BİR ÇEŞME İHYA EDİLMİŞ

AKP’li Çamlı, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın tarihi Vezir Çeşmesi ile ilgili yaptığı açıklamaya, “İBB Gn sekreteri olmuşsun ama memuriyetini siyasi çamuriyete alet ediyorsun. Yazık. İBB kimlere kalmış. Kanuna nizama usule aykırı hiç bir şey yokken, başkanının musluk açılışı yaptığı bir devirde, kaybolmuş koskoca bir çeşme ihya edilmiş, teşekkür edeceğine çamurla uğraşıyorsun” diye yanıt vermişti. Çamlı, çeşmenin kaybolduğunu öne sürerken kendisinin ise tarihe sahip çıkarak yeniden yaptırdığını öne sürmüştü.

BELGELERİYLE ÇEŞMEYİ YOK EDENİ AÇIKLADI

Çamlı’nın iddialarına yanıt veren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise, çeşmeyi ortadan kaybedenin Çamlı’nın babası olduğunu belgeleriyle açıkladı. Polat, kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “1978’de arsası ile satın alıp 1980 yılında sapasağlam ayakta iken ailenizin söküp yerine aile apartmanı yaptığı Sultan 1. Mahmud’un vakıf çeşmesinin, yerinde binanız olduğu için cami duvarına, kitabesini değiştirerek yaptırdığınız taklidi için çok teşekkür ederim” dedi. Polat, mesajında ilgili belge ve fotoğrafları da paylaştı.

Türkiye’de Kürt gazeteci olmak: Ya sürgün ya hapis

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’de Kürt gazeteci olmak: Ya sürgün ya hapis

Mezopotamya Ajansı’nın Van Bürosu son iki ayda iki kez polis ekipleri tarafından kuşatıldı ve ofisteki tüm bilgisayarlara el konuldu. MA, Kürt medyasının ayakta kalabilen son güçlü kurumu olarak biliniyor.

BOLD – Yayınladıkları işkence dosyaları nedeniyle son günlerde art arda polis baskınlarına uğrayan Mezopotamya Ajansından (MA) Adnan Bilen ve Cemil Uğur, askerlerin 11 Eylül’de gözaltına aldığı iki Kürt köylüye işkence yaptıklarını ortaya çıkardı. Köylülerden Servet Turgut, işkence sonucu hayatını kaybetti. Diğer işkence kurbanı Osman Şiban’ın ise iki ayı aşkın süredir tedavisi sürüyor. Polis haberin ardından MA’ya operasyon düzenledi, tüm bilgisayarlara el konuldu ve haberi yayınlayan gazeteci Bilen ile Uğur, 9 Ekim’de tutuklandılar.

Bugün (24 Eylül) ikinci kez polis baskınına uğrayan Mezopotamya Ajansı, yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı coğrafyadan haberler yayınlıyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın medya üzerindeki baskısından en çok etkilenen gruplardan biri de Kürt gazeteciler. Türkiye’nin Başkanlık Sistemine geçtiği 2018’den itibaren Kürt gazeteciler basın kartı verilmemeye başlandı.

Kürt medyasının en zorlu dönemi ise 15 Temmuz Darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağan Üstü Halle (OHAL) birlikte başlamıştı. OHAL sonrası bu güne kadar 16 televizyon kanalı, 24 radyo, 63 gazete ve 20 dergiyle birlikte 178 medya kuruluşu kapatıldı. Bunların önemli kısmını Kürt medyası oluşturuyor. Kürtçe yayın yapan Türkiye’nin tek gazetesi Azadiya Welat da bunlardan biriydi.

MA, bu süreçte kuruldu. Ajansın çoğunluğu gönüllü ya da çok düşük ücrete çalışan muhabirleri, Kürt coğrafyasından yayın yapan tek alternatif sesi oluşturuyor. Avrupa’dan yayın yapan Kürt medya kuruluşlarının tek haber kaynağı da ajansın geçtiği haberler. Ekonomik güçlükler içinde yayın yapan Mezopotamya Ajansı, polisin sürekli olarak bilgisayarlarına el koyması nedeniyle yayınlarını güçlükle sürdürebiliyor.

İSMAİL SAĞIROĞLU’NA GÖRE İKİ SEÇENEK VAR

Cezaevindeki gazetecilerin sesinin duyurulması için çalışan Jailed Journos Platformu Koordinatörü İsmail Sağıroğlu, Kürt medyasının karşılaştığı zorlukları şu ifadelerle anlattı:

“Türkiye’de Kürt medyasına yönelik her zaman baskı vardı. Fakat 15 Temmuz’dan sonra bu daha da arttı. Adeta felç edildi. KHK’larla Kürtçe yayın yapan gazete, radyo ve TV’ler kapatıldı. Özgür Gündem Gazetesi’ne destek veren insanlar dahil ceza aldı. Mezopotamya Ajansı, özellikle Türkiye’nin doğusunda olup bitenleri anlamak için önemli bir kaynak. Van’da helikopterden atılan köylüleri onların haberi olmasa öğrenemezdik. Şu anda Türkiye’nin 2 ötekisi var. Kürtler ve Gülen Hareketi. Bu iki gruba mensup gazetecilere en ağır cezalar veriliyor. En son Van’da gözaltına alınan 2 kadın gazeteci, Şehriban Abi ve Nazan Sala’nın pis bir karantina koğuşuna konulması, temizlik ve hijyen taleplerinin virüs koşularında bile dikkate alınmaması en çarpıcı örnek. Kürt gazeteciler hapishaneyle korkutuluyor ve baskı altına alınıyor. Bunu aşmak isteyen ya mülteci olup Avrupa’ya kaçmak zorunda kalıyor ya da hapishaneye giriyor. Kürt gazeteciler sürgün ya da hapishane seçeneklerinden birini tercih etmek zorunda.”

KÜRT BASINI SÜREKLİ BASKI ALTINDA

Kürt medyasına yönelik baskılar Türkiye’ye Osmanlı’dan miras. İlk Kürt gazetesi yasaklar nedeniyle 1989 yılında Kahire’de (Mısır) kuruldu. Osmanlı’nın baskısı nedeniyle gazete kısa sürede kapandı ve çalışanları İsviçre’ye giderek yayıncılığı buradan sürdürdüler. Günümüzde de yüzlerce Kürt gazeteci Avrupa’da sürgünde yaşıyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Kürt gazetecilere yönelik son polis operasyonlarıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Durmuş, her dönemde iktidarın düşmanının değiştiğini ancak Kürtlerin baki düşman olduğunu söyledi:

“Kürtler, Kürt gazeteciler her daim hedefte. Bölgede hiçbir kural tanımayan politikalarının ifşa edilmesini istemiyorlar bu nedenle de bölgede çalışan Kürt gazeteciler daha fazla baskıya maruz kalıyor. Mesleklerinin özü olan gerçekleri ortaya çıkarıyorlar.”

Üyelerinin çoğunluğunu Kürt gazetecilerin oluşturduğu Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Başkanı Serdar Altan ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye çapında ve Kürdistan’da ses çıkarabilen neredeyse bir avuç gazeteci kaldı. Bunlar da baskılanmaya çalışılıyor. AKP iktidarı toplumun duymasını istemediği hiçbir şeyin yazılmasını da istemiyor. Kürt medyası belli bir geleneğin sürdürücüsü ve baskılara karşı koyma konusunda direngendir. Yakın zamanda Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri tutuklandı, bu sabah bir arkadaşımız daha gözaltına alındı. Aslında halka ulaştırılması gereken doğrular Kürt basını ile ulaştırılıyor. Bu noktada da iktidarın baskısından daha fazla nasibini alıyor” ifadelerini kullandı.

 

Okumaya devam et

Popular