Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Gazetecilik temalı on çarpıcı film

Türkiye’de gazetecilik artık en zor şartlar altında yapılan mesleklerden biri haline geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın “dostane gazeteciler” dediği aslında “yandaş” diye çevrilmesi gereken dışındaki gazetecilik(!) ülkemizde artık imkansız gibi.

İşini iyi yapan gazeteciler sadece haber takibi yaparken bile göz altına alınabiliyor. Devletin İttihatçı refleksleri böyle devam ederse durumdan vazife çıkaran Yakup Cemil’lerin türemesi yakındır.

BOLD– Aslında gazetecilik dünyanın hiçbir yerinde fazla kolay değil. Gerçeğin gizli kalmasını isteyenler her zaman vardır ve olmaya devam edecektir. Asıl gazetecilik, buna rağmen gerçeği kovalayabilmektir. Beyaz perdede yer alan çarpıcı gazetecilik öykülerinden sizler için küçük bir derleme yaptık. Hafta sonu için iyi bir izleme listesi olabilir…

ALL THE PRESIDENT’S MEN/ BAŞKANIN BÜTÜN ADAMLARI(1976)

Alan J. Pakula’nın 8 dalda Oscar adayı olup dört ödül alan başyapıtı. Dustin Hoffman ve Robert Redford’un ünlü Watergate olayını inceleyen Bob Woodward ve Carl Bernstein isimli gazetecileri canlandırdıkları film, türün en iyisi sayılıyor.

SPOTLIGHT(2015)

En iyi film ve en iyi senaryo Oscar’ı dahil olmak üzere toplamda 122 ödüle ulaşan bir gazetecilik öyküsü. Amerika’nın köklü gazetelerinden The Boston Globe’un özel haber ekibi olan Spotlight’ın gerçek öyküsü. Beyaz perdede Michael Keaton, Mark Ruffalo, Rachel McAdams ve Liv Schreiber gibi oyuncuların canlandırdığı ekip Boston gibi muhafazakar sayılabilecek bir kentte yüzlerce rahibi kapsayan bir çocuk tacizi dosyasının peşinde koşturuyor. Filmin gösterimi Türkiye’de tam da Ensar Vakfı skandalının konuşulduğu günlere denk gelmişti. Sadece konuşulduğu…

ZODIAC(2007)

Yönetmen, Seven gibi bir işe imza atmış olan David Fincher. Başrollerde Jake Gylenhall, Mark Ruffalo, Robert Downey Jr… Amerika’nın en gizemli seri katili “Zodiac” peşine düşen gazetecilerin heyecan dolu gerçek öyküsü…

THE KILLING FIELDS/ ÖLÜM TARLALARI(1084)

Kamboçya, Kızıl Kmerler ve Pol Pot’un ünlü “Ölüm Tarlaları”… Entelektüellerin, kitap okuyanların hatta gözlük kullananların bile öldürüldüğü diktatörlük günleri ve pirinç tarlalarının altında yatan yüz binlerce ceset… Başrollerinde Sam Waterston, Haing S. Ngor, John Malkovich, Julian Sands ve Craig T.Nelson’ın yer aldığı film Kızıl Kmerler’in yönetimi ele geçirdiği sırada ülkede sıkışıp kalan gazetecilerin öyküsü…

THE PARALLAK VIEW(1974)

Alan J. Pakula’nın devlet olgusunun kirli yüzüne dair üçlemesinin ilk filmi… Devlet yetkililerinin gerçekleri örtbas ettiği, kamuoyuna yanlış ve gerçeklerle uzak-yakın ilgisi bulunmayan enformasyonların aktarıldığı, fail ve kurbanın birbirine karıştığı, faili meçhul cinayetlerin asla ortaya çıkarılamadığı güvensiz ve paranoyak bir atmosferde işini yapmaya çalışan gazeteciler… Tanıdık geldi mi?

FROST/NIXON(2008)

Ron Howard imzalı filmin başrollerinde Michael Sheen, Kevin Bacon, Sam Rockwell ve Frank Langela yer alıyor. Gazeteci David Frost’un istifa eden tek ABD başkanı Nixon ile yaptığı röportajı konu alan film politika ile basının yollarının kesiştiği en iyi yapımlardan sayılıyor.

SHATTERED GLASS/ ASILSIZ HABER(2003)

Stephen Glass, The New Republic’te çalışan ve her geçen gün yıldızı biraz daha yükselen başarılı bir gazetecidir. Fakat onun asıl başarısı yalanlarıyla herkesi ikna etmesidir. Her durumla baş edebilen yalanlar uyduran Stephan, yalanı ortaya çıktığında bile insanları sadece basit bir hata yaptığına inandırır. İşinde başarılı biri olarak tanına Stephan, yaptığı bir haberle tüm dikkatleri üzerine çeker. Bu yalan haber onun düşüşe geçmesine neden olur.

Hayden Christiensen, Rosaria Dawson, Peter Sarsgard ve Chloe Sevigny başrolde…

DEADLINE U.S.A/ GAZETECİLER SAVAŞI (1952)

Kimilerine göre Humprey Bogart’ın en iyi filmi… Bir yandan gazetesinin batmaya çalışmasını önlemeye çalışırken bir yandan da büyük bir gangsterin suçlarını gün yüzüne çıkarmaya çalışan bir gazetecinin bıçak sırtında yürüyen hikayesi…

NIGHTCRAWLER/ GECE VURGUNU(2014)

Yine Jake Gylenhall ve yine harika bir film. Lou Bloom kariyer peşinde, genç ve hırslı bir adamdır. Hayatta “amaca giden her yol mübahtır” düsturunu benimseyen bu hırslı adam, geceleri şehirde yaşanan suç olaylarını tüm açıklığı ile kamerasına kaydetmeye başlar. Şehrin önde gelen televizyon kanallarından birinde gece muhabiri olarak işe girmesi de uzun sürmez. Fakat bu, kaygan bir yoldur. Lou için bir süre doğru ve yanlış arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlar…

NETWORK/ŞEBEKE(1976)

Bir haberci gündemde kalmak ne kadar önemlidir? Bunun uğruna ne kadar ileri gidilebilir? Sidney Lumet’nin artık kült sayılan filmi bu sorunun peşinde koşarken yalnızca basına değil insana da ışık tutuyor.

Howard Beale ratingleri günden güne düşen bir haber spikeridir. Nihayetinde bir çalışma arkadaşından, iki hafta içerisinde işinden kovulacağını öğrenir. Bunu öğrendiğinde büyük bir depresyona giren adam, ertesi akşam canlı yayında, gelecek Salı günü canlı yayında intihar edeceğini anons eder. Ancak, bunu söylerken işlerin ne kadar karışabileceğini aklından bile geçirmemiştir.

Kültür

The Irishman’in yapım sürecini anlatan belgesel Netflix’te yayında

Netflix, The Criterion Collection tarafından hazırlanan ve filmin kamera arkası görüntülerine yer veren 40 dakikalık “The Irishman” (İrlandalı) belgeselini yayımladı.

BOLD– Sinema tarihinin önemli yapımlarını restore ederek izleyiciye sunan The Criterion Collection‘ın kasım ayı seçkisinde Martin Scorsese’nin yönettiği “The Irishman/İrlandalı” filmine yer vereceği daha önce duyurulmuştu. Netflix bir sürpriz yaparak söz konusu yapımı platformda yayınladı.

SCORSESE VE YILDIZLAR KARMASI

Geçtiğimiz yılın en çok ses getiren filmi olan “İrlandalı” The Criterion Collection’daki versiyonunda, Martin Scorsese, Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’nin 2019’da kaydedilmiş konuşması ve filmin yapım aşamasıyla ilgili bir belgesel de yer alıyor.

The Irishman’e ilişkin ilginç detaylar barındıran kamera arkası belgeselini aşağıdan izleyebilirsiniz.

Okumaya devam et

Eskimez Yazılar

Hilmi Yavuz: Hüznün bize yakıştığını söyleyemiyorum artık

Şair ve yazar Hilmi Yavuz kişisel Facebook sayfasında yayınladığı yazısında sokağa dökülen nefret dilinden ve sıradanlığın yayılmasından üzüntüsünü dile getirdi.

BOLD– Hilmi Yavuz “Yaşlı biriyim ben…” diyerek başladığı yazısında bir yandan “Türkiye’de giderek çoğalan acılarla yaşamak”tan söz ederken bir yandan da ülkede yaratılmak istenen bölünmüşlüğün “tutmayacağına” olan inancını dile getiriyor.

“Hüzün ki en çok yakışandır bize” dizesinin şairi Hilmi Yavuz’un kişisel Facebook sayfasında yayınladığı o yazı…

TAZARRUNAME’MDİR

“Yaşlı biriyim ben. Çok güzel günler gördüm ülkemde, yapraklar ağaçlarda yeşile durmuşken de, sararıp düştükleri günlerde de… Acılı günler de yaşadım karlar yolları örtmüşken de, güneşin Dünya’yla kuytularda bile buluştuğu günlerde de…

Yaşlı biriyim ben. Giderek çoğalan acılarla yaşadığım bu ülkede, hüznün bize yakıştığını söyleyemiyorum artık. Kavganın nefret zırhıyla kuşanmışları dilde ve söylemde sokağa dökülmüşken, zihinleri sıradanlığın demirden miğferiyle örtülmüşler köşe başlarını tutmuşken?

Yaşlı biriyim ben. Bunca yıl yaşadım ve hiç böylesini görmedim. Gülümseyen insanların saydam, iyimser yüzleriyle var oldukları bu ülkede güvenle, hazla yaşadım. İnsanların, hiç tanışmamış olsalar da gülümsedikleri günlerden, hiç tanışmamış insanların birbirlerine nefretle baktıkları günlere gelinmişken…Necatigil’in deyişiyle, ‘Bu dünyada insanca yaşamak da yoksa, ne kalıyor geriye yüzyıllardan?’

Bakınız, önce Türk insanı sağcı ve solcu diye birbirine düşürüldü, tutmadı. Alevilerle Sünniler birbirine düşürüldü. tutmadı. Türklerle Kürtler birbirine düşürülmek istendi, tutmadı. Gezi Parkı’nda Laiklerle Muhafazakarlar birbirine düşürülmek istendi, Allah’a binlerce şükürler olsun, o da tutmadı! Şimdi Sünnilerle Sünnileri birbirine düşürdüler;- o da tutmayacaktır!

Tutmayacaktır, tutmamalıdır. Ülkesini esenlik içinde görmekten bahtiyarlık duyan ben ve benim gibiler, olup bitenlere itidalle [itidâl-i dem’le], serin kanlılıkla ve sağduyuyla bakmak gerektiğinin farkındalar. Sadece kavganın dışındakiler değil, kavganın içinde olanlar da farkındalar elbet…

Yaşlı biriyim ben. Yaşayacağım günlerin, yaşadıklarımdan daha kötü olmasından kaygı duymayacak bir yaşta değilim. İlk gençliğimizde ‘Elbet ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri..’ derken , ‘ilerde, ama ne zaman?’ diye tasalanmazdık;- geç de olsa ne gam! Yaşayacağımızı biliyorduk o günleri!

Rilke gibi söyleyeyim: ‘Allah bilir, niçin böyle olmadı?’ Eski günlerimiz, tıpkı Rilke’nin eski mobilyaları gibi, ‘ koymamıza müsaade ettikleri bir samanlıkta çürüyor’ mu? Sadece eski günlerimiz mi, yoksa gelecek günlerimiz de, Rilke’nin eski mobilyalarının akıbetine mi uğrayacak? Ve hâlâ o şarkıdaki gibi, ‘güzel günlere var iştibâhım!’ diyerek daha da kötümserleşmeye devam mı edeceğiz?

Yaşlı biriyim ben. Kavgasız, gürültüsüz, toma’sız, biber gazsız, kinsiz ve garazsız, gencecik fidanların parklarda kurumadığı, slogansız, Sait Faik’in o güzelim ‘Ayışığı’ hikayesinde söylediği gibi: ‘haksızlıkların olmadığı bir dünya’da, ve Türkiye’de yaşamak!

Çok şey mi istiyorum? Öyle, çok şey istiyorsun, diyorsanız, bağışlayın beni. Yaşlı biriyim ben…

NOT: Bu yazı Hilmi Yavuz’un kişisel Facebook sayfasında 25 Kasım 2020 tarihinde yayımlanmıştır.

Okumaya devam et

Kültür

10. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali ödülleri açıklandı

Bu yıl koronavirüs pandemik salgını sebebiyle çevrimiçi gerçekleştirilen 10. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödül alan isimler belli oldu.

BOLD– 2020 teması “Ben Masumum” olan festivalin 10. kez düzenlenen Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü’ne, Nader Saeivar‘ın yönettiği “Yabancı” filmi layık görüldü. Festivalde açıklanan diğer ödüller ise şöyle:

ÖDÜLLER

Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Film Ödülü – “Yabancı”, Nader Saeivar

Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması En İyi Film Ödülü – “Yara”, Onur Güler

Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması Jüri Özel Ödülü – “İnsiyak”, Mustafa Kemal Altıner

Öğrenci Jürisi Ödülü – “Dünyanın Damarları”, Byambasuren Davaa

Kazananlar dahil tüm filmlerin gösterimi 28 Kasım 2020 saat 23.59 ‘a kadar online.icapff.com adresinden devam edecek. Ödül töreni yayınına buradan ulaşılabilir.

Yabancı

BEN MASUMUM PROGRAMI

Festivalin “Ben Masumum” başlıklı akademik programında 5 gün boyunca 14 oturum düzenlendi. Dünyadan ve Türkiye’den önemli akademisyenler katıldığı festivalde ayrıca Massoud Bakshi, Srdan Golubovic, Talip Karamollaoğlu, Ansgar Frerich, Henry Blake, Leonardo Antonio, Nader Saivar ve kısa film yönetmenleri ile çevrimiçi sohbetler yapıldı.

Söz konusu sohbetleri ve festivalin açılış ve ödül törenlerini Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Youtube platformundan izleyebilirsiniz.

Okumaya devam et

Popular