Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

OHAL Komisyonundan KHK’lı hekime “lütfeder gibi” işe iade kararı

KHK ile mesleğinde ihraç edilen asistan Hekim Mihriban Yıldırım, OHAL Komisyonunun incelemesinin ardından işe iadesine karar verildi. Komisyon kararında Yıldırım’ın, eski görev yaptığı yere dönemeyeceğini ve Ankara, İstanbul, İzmir’de çalışamayacağını belirtti.

BOLD-Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) asistan hekimlik yaparken Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen ve daha sonra ByLock kullandığı iddiasıyla yargılandığı davadan beraat eden Mihriban Yıldırım hakkında işe iade kararı verdi.

Sendika.org’da yer alan habere göre, Öğretim Elemanları İhraç ve İadelerini Değerlendirme Komisyonu tarafından gönderilen kararda, Yıldırım’ın hekimlik yapamayacağı illerden kurumlara kadar bir dizi sınırlama getirildiği görüldü.

“ÜÇ BÜYÜK ŞEHİRDE ÇALIŞAMAZSIN”

Komisyon tarafından verilen kararda Yıldırım’ın, ihraç edildiği KTÜ’nün yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunan yükseköğretim kurumlarında da çalışamayacağı ifade edildi.

Ayrıca komisyonun verdiği kararda bir takım sınırlamalarında getirildiği görüldü. Yıldırım’ın çalışabileceği kurumlar için “2006 yılından sonra kurulmuş olan yükseköğretim kurumlarına öncelik verileceği” ifadesi yer alıyor.

Komisyonun kendisi hakkında verdiği kararı değerlendiren Mihriban Yıldırım, OHAL Komisyonu’nun hukuksuzluğa devam ettiğini belirterek, “Komisyon başından beri hukuksuz işliyor, hukuki yollara başvurmamızı engelliyordu” dedi.

“KOMİSYON 2 YIL DOSYAMI BEKLETTİ”

İşe iade kararının bir lütuf olmadığını belirten Mihriban Yıldırım, “1 Eylül 2016’da 627 sayılı KHK ile ihraç edildim. İhraç edildiğimde KTÜ’de psikiyatri asistanıydım. İhraç edildiğimde hakkımda herhangi bir suçlama yoktu, sonrasında ‘ByLock suçlaması’ ile dava açıldı. 1 yıl içinde dava beraatla sonuçlandı. Yani 2 yıldır dosyam OHAL Komisyonu’nda inceleme aşamasındaydı.” dedi.

“SINAVLA KAZANILAN HAKKIM GASP EDİLİYOR”

“Komisyon hukuki olarak işe iade davası açmamızın önünde engel” diyen Yıldırım, “Ben 2 yıldır hakkımdaki asılsız suçlamadan beraat etmiş olmama rağmen komisyon dosyamı bekletti. Şimdi de hakkımda iade kararı vermiş. Bugün YÖK’ten aradılar komisyon kararıyla işe iademin yapıldığını söylediler. Ancak ihraç edildiğim üniversiteye dönemeyeceğimi, 2006 sonrası açılan ve üç büyük şehir dışındaki illeri tercih edebileceğimi belirttiler. Bu süreç içinde psikiyatri eğitimim yarım kalmıştı, bu uygulamayla eğitim hakkı ihlali devam ediyor. Tıpta uzmanlık sınavına girip aldığım puanla KTÜ Tıp Fakültesi’ni tercih etmiştim, şimdi sınavla kazanılmış hakkımı yine gasp ediyorlar.” şeklinde konuştu.

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİM”

“Ancak iade kararı KHK’lere karşı mücadele için bir kazanımdır” diyen Yıldırım, “SES ve TTB olarak bu süreçte mücadeleden geri durmadık, OHAL Komisyonu’nun meşru olmadığını dile getirdik. İşe iade kararı bir lütuf ya da komisyonun mağduriyet gidermesi değil. Biz haklıyız, kazanacağız dedik, hakkımız olanı alıyoruz. Bize verdikleriyle yetinmeyip elimizden aldıklarını geri alacağız. İhraç edilen tüm arkadaşlarımız haklarını alana kadar mücadeleye devam.” ifadesini kullandı.

Hükumetin 15 Temmuz vurgunu: Ne vakıf var ortada ne de toplanan 309 milyon

Gündem

Çorumlunun parası Payitaht Abdülhamit’e gitti, bütçede ampule para kalmadı

Çorum Belediyesinin park ve sokak aydınlatması için bütçe olmadığı gerekçesiyle aydınlatma ihalesini iptal ettiği ortaya çıktı. Sayıştay’ın 2018 raporlarına göre 414 milyon lira borcu olan Çorum Belediyesi, Payitaht Abdülhamit dizisine leblebi tanıtımı için 40 bin lira ödedi .

BOLD –  Çorum leblebisinin yer aldığı sahne için TRT’de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisine 40 bin TL reklam ücreti ödeyen Çorum Belediyesi, park ve sokak aydınlatması için bütçe olmadığı gerekçesiyle aydınlatma ihalesini iptal etti.

LEBLEBİYE PARA VAR, SOKAK AYDINLATMASINA YOK

Anka’dan Bora Erdin’in haberine göre Sayıştay’ın 2018 yılı raporlarına göre 414 milyon lira borcu olduğu tespit edilen AKP’li Çorum Belediyesi, bütçe yetersizliği gerekçesiyle sokak ve park aydınlatmalarında kullanılacak ampulleri alamadığı için ihaleyi iptal etti. Belediye Şubat ayında sokak, park ve bahçelerin aydınlatması için ampul alımı ihalesine çıktı. İhaleye verilen teklifler ayrılan ödeneğin üzerinde olunca Çorum Belediyesi alımı yapamadı ve 10 Mart 2020’de ihaleyi iptal etmek zorunda kaldı.

“FİYAT ÜZERİNDE YAYGARA YAPTILAR”

Diğer yandan belediyenin teklifi üzerine Payitaht Abdülhamid dizisinin 27 Kasım Cuma akşamı yayınlanan bölümünde Çorumlu Yedi Sekiz Hasan Paşa ve leblebi sahnesi yer eklendi. Bu sahne için Çorum belediyesinden 40 lira alındı. Olaya tepkiler gelmesi üzerine Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın,”Maalesef takdir ve teşekkür edileceğim yerde fiyat üzerinde yaygara yaptılar. Bizi eleştirenler Abdülhamit’e Kızıl Sultan diyenlerin torunlarıdır” açıklamasında bulundu.

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesinden Altan’ın başvurusuna ret: İddiaları soyut!

Anayasa Mahkemesi, gazeteci-yazar Ahmet Altan’ın hürriyet ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine yönelik bireysel başvurusunu kabul edilemez buldu. Altan’ın 13 Kasım 2019’da itiraz üzerine yeniden tutuklanmasıyla ilgili başvuruyu görüşen mahkeme, iddiaları soyut bularak hak ihlali olmadığına karar verdi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi (AYM) İkinci Bölümü, tutuklu bulunan gazeteci-yazar Ahmet Altan’ın bireysel başvurusunu kabul edilemez buldu.

Ahmet Altan, Yargıtay 16 Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu yargılandığı davada, 4 Kasım 2019’da “terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası verilerek adli kontrol şartıyla tahliye edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 6 Kasım 2019’da tahliye kararına itiraz etmesi üzerine Ahmet Altan, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla 13 Kasım 2019’da tekrar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklama kararına yaptığı itirazlardan sonuç alamayan Ahmet Altan, 21 Kasım 2019’da AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

Altan’ın avukatları, ‘tutuklama için gereken şartlar bulunmamasına rağmen tekrar tutuklandığı’ gerekçesiyle, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın hürriyetlerinin ihlal edildiği iddiasıyla AYM’ye başvurdu.

SUÇ İSNADINA BAĞLI TUTMA YOK

Bireysel başvuruyu değerlendiren AYM, Altan’ın başvurusunu kabul edilemez buldu. Kararda, Ahmet Altan’ın, “suç isnadına bağlı tutulma” halinin, hakkında ilk derece mahkemesince mahkumiyet hükmüyle birlikte tahliye kararının verildiği 4 Kasım 2019’da sona erdiği kaydedildi. Altan’ın bu tarihten sonraki döneme ilişkin olarak hürriyetinden yoksun kalmasının, “suç isnadına bağlı tutma” değil, “mahkumiyete bağlı tutma” niteliğinde olduğu belirtilen gerekçede, bu nitelikteki bir tutmayla ilgili yapılan bireysel başvuruda suç isnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanmasının mümkün olmadığı savunuldu.

Başvurucunun tutuklanma sürecinin yetkisiz makamlar tarafından başlatılıp neticelendirilmesi ve böylelikle mahkumiyete bağlı tutma kararını veren mercinin bir mahkeme olmadığı iddiasının dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilen gerekçeli kararda, bu nedenlerle Altan’ın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez kararı verildiği kaydedildi.

İDDİALAR SOYUTMUŞ

Gerekçede, Altan’ın, tutuklama kararı veren ve bu karara karşı itirazını inceleyen ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiasıyla ilgili soyut iddialar dile getirdiği belirtilerek, başvurunun bu kısmının da kabul edilemez bulunduğu ifade edildi.

Altan’ın bu kararın ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurması bekleniyor. Ahmet Altan, 23 Eylül 2016 tarihindin itibaren Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Yargıtay’a atanan İrfan Fidan göreve başlamadan AYM’ye aday oldu

Okumaya devam et

Gündem

Korkutan rakam: Kasımda 29 kadın öldürüldü, 10 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun (KCDP), Kasım 2020 Raporu kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koydu. Rapora göre sadece kasım ayında 29 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 10 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Cinayeti işleyen erkeklerin ise kadınların yakını olduğu anlaşıldı.

BOLD – KCDP’nin hazırladığı Kasım 2020 Raporu’nda dikkat çeken istatistikler yayınlandı. Verilere göre geçtiğimiz ay erkekler tarafından 29 kadın cinayeti işlendi. 10 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET DURMUYOR

Evrensel’de yer alan habere göre öldürülen 29 kadından 15’inin hangi sebeple öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınlardan 1’i ekonomik sebeplerle, 13’ü de boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. 15 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilemedi.

Verileri değerlendiren KCDP, “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.

KADINLARI TANIDIKLARI ERKEKLER ÖLDÜRÜYOR

Hazırlanan rapora göre kadınlar genelde tanıdığı ve yakın olduğu erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen 29 kadının 10’u kocası, 5’i birlikte olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 4’ü eskiden evli olduğu erkek, 2’si akraba, 2’si babası, 1’i kardeşi, 1’i oğlu, 2’si tanıdık birisi tarafından öldürüldü. 1 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu ise tespit edilemedi.

Diğer yandan raporda AKP’li Özlem Zengin’in “kadın cinayetlerini tespit etmenin zor olduğu” açıklamasına değinilerek 6284 sayılı kanunun etkin olarak uygulanması ve İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yapıldı. Kasım ayında öldürülen kadınların 25’inin koruma kararının olup olmadığı bilinmediği, yalnızca 8 kadının polis şikayeti, boşanma başvurusu, uzaklaştırma veya koruma kararı gibi adli başvurusu olduğunun bilindiği belirtildi.

Okumaya devam et

Popular