Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

NATO zirvesi öncesi Ankara semalarındaki F16’ların anlamı

F-16’lar Ankara semalarından alçak uçuş yaparak Rus S-400 sistemine tanıtıldı. Ankara hamleyi tam da NATO’nun geleceğinin konuşulacağı zirve öncesi yaptı.

FATİH YURTSEVEN

Ankara Valiliği tarafından dün yapılan ‘F-16 uçaklarının şehir üzerinde alçak irtifa uçuş yapacaklarına’ dair açıklama ve sonrasında söz konusu uçuş faaliyetlerinin S-400 Hava Savunma Sistemi (HSS)’nin testlerine yönelik olduğuna dair kamuoyunda oluşan genel kanı, 3-4 Aralık 2019 tarihleri arasında Londra’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde dikkatleri tekrar Türkiye’nin üzerine topladı.

Erdoğan Katar ziyareti dönüşü yaptığı açıklamada; “Nisan ayına kadar işleyen bir süreç var. Savunma ve Dışişleri Bakanlarımız bir araya gelerek bu çalışmayı yürütecekler. Bu çalışmayla birlikte hangi noktaya geleceğiz görmemiz lazım. Sayın Trump ile geçmiş bir konu da değil. Bu, NATO ile alakalı bir durumdur. Kullanıp kullanmama söz konusu değil. NATO kuralları içerisinde atılması gereken adımlar var. Arkadaşlarımız çalışmayı yapacaklar. Bu çalışma kararı o günkü toplantımızın en verimli yanı olmuştur. Sayın Trump da orada “Siz çalışmaya başlayın, bu çalışmanın neticesini görelim” mesajı vermiştir. Ev sahibi olarak bu yaklaşımı ortaya koymuştur. NATO Genel Sekreteri ise zaten konu ile alakalı düşüncelerini açıkladı” ifadelerine yer verildi.

Yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere; Erdoğan-Trump görüşmesinde somut ilerleme kaydedilemeyen S-400 konusunda, iki liderin sorunu zaman kazanmak adına NATO platformunda ele alma karar verdikleri anlaşılıyor. Türkiye’nin daha fazla Rusya eksenine kaymasını engellemek için S-400 konusunda daha ılımlı bir dil kullanan NATO Genel Sekreteri, daha önce yaptığı açıklamalarda S-400 ve NATO sistemlerinin birlikte kullanılmasının mümkün olmadığını ifade etmişti. Bu koşullar altında Nisan ayına kadar beklenilmesi yönünde yapılan açıklamaların zaman kazanmaya matuf olduğu söylenebilir.

Öte yandan Türkiye’nin S-400 konusundaki bu tavrı NATO’nun bütünselliğini tartışmalı hale getiriyor. 2008 ekonomik krizi sonrasında üye ülkelerin savunma bütçelerinde kısıtlamaya gitmesi, NATO’yu savunma harcamaları konusunda alternatif çözümler bulmaya itmişti. İrtibatlandırılmış Kuvvetler İnsiyatifi (Connected Forces Initiative-CFI) olarak adlandırılan bu girişime göre; üye ülkeler kendi savunma projeleri ile NATO’nun ihtiyaçlarının uyumlu olması konusunda mutabakata vardılar. İttifak üyeleri CFI’yı onaylayarak kendi hava savunma sistemleri ile NATO Hava Füze Savunma Sisteminin birlikte çalışabilecek şekilde kurulmasını teminat altına aldılar.

Aslında hem CFI konseptinin onaylanması hem de Kürecik radarının Türkiye’de konuşlandırılmasına karar verilmesi Batı’da yapılan Türkiye’nin ekseni doğuya mı kayıyor tartışmalarına son vermişti. Ancak Türkiye’nin son 3-4 yıldır izlediği dış politika, Rusya ve İran ile yaşanan yakınlaşma, S-400 tedariki, Barış Pınarı harekâtını söz konusu tartışmayı yeniden alevlendirdi.

S-400 tedariki ve ABD’nin diğer üye ülkeler ile görüş alış verişi yapmadan Suriye’den çekilmesi gibi konular NATO platformunda başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinin tepkisine neden oldu. Makron; “NATO beyin ölümü yaşıyor” açıklaması ile rahatsızlığını yüksek perdeden dile getirdi. Rusya’nın agresif politikalarından vazgeçmesi için NATO tarafından icra edilen caydırıcılık faaliyetlerinin önem kazandığı bir ortamda yapılan bu açıklama, 3-4 Aralık’ta yapılacak NATO Zirvesi’ni daha da önemli hale getirdi.

Geçen hafta yapılan NATO Dışişleri Bakanları toplantısında Almanya ve Fransa’nın NATO’nun geleceği ve dönüşümüne ilişkin iki ayrı öneri sundukları açıklandı. Her iki öneri de Londra yapılacak liderler zirvesinde ele alınacak. Fransa’nın genel tutumunda anlaşıldığı kadarıyla söz konusu önerinin S-400 tedarikinden duyulan rahatsızlığı da kapsayabileceği söylenebilir.

Hal böyle iken, Türkiye’nin S-400 ve F-16 ile birlikte ortak çalışma yapmasını NATO Zirvesi öncesinde iyi analiz etmek gerekiyor. Türkiye S-400 konusunda Rusya ve ABD arasında sıkışmış bir vaziyette bulunuyor. ABD Ulusal Savunma Üniversitesi’nden Prof.Dr.Ömer Taşpınar’ın da ifade ettiği gibi, Rusya’nın 15 Temmuz konusunda kirli siyaset için Türkiye’ye karşı kullanabileceği malzemelerin varlığı Türkiye’nin elini kolunu bağlıyor.

Son yapılan açıklama ile Trump’ın da rızası alınarak S-400 sorunu bir Türkiye-ABD sorunu olmaktan çıkarılıp, NATO çatısı altında çözülmesi gereken bir sorun haline getirildi. Şimdiye kadar Erdoğan mülteci krizini çok akıllıca kullanarak AB ülkelerinden istediğini almasını bildi. NATO’nun birlik ve beraberliğinin bir kere daha kuvvetlice sergilenmesine ihtiyaç olduğu, NATO’nun rolü konusunda Almanya ve Fransa’nın aynı fikirde olmadığı şartlar altında Erdoğan, NATO’yu S-400 konusunda daha avantajlı bir platform olarak görüyor. NATO’nun şu aşamada Fransa’nın teklifi doğrultusunda Almanya’nın desteği olmadan Türkiye aleyhine açık bir tavır alması çok zor görünüyor. Bunu çok iyi bilen Erdoğan Ankara semalarında S-400 F-16 çalışması yaparak Rusya ile yapılan anlaşmaya sadık kaldığı mesajını verirken, NATO’ya karşı elini daha kuvvetli hale getiriyor.

Sonuç olarak Erdoğan S-400 konusunda alternatif oluşturabildiği ve zaman kazanabildiği müddetçe, denge siyasetinden ve tarafları birbirine karşı kullanma politikasından vazgeçeceğe benzemiyor.

Analiz

Hamdolsun Sabah gazetesi var !

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmesi ‘havuz medyasının’ halini bir kez daha gözler önüne serdi. Sabah gazetesi görüşme öncesi Erdoğan’ın ağzından “Biden’e F-35’i ve 24 Nisan’ı soracağım” manşeti attı. Görüşme sonrası “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi’ açıklamasını yazmadı.

BOLD ANALİZ – ABD Başkanı Biden AKP lideri Erdoğan ile aylar sonra NATO zirvesi sebebiyle görüştü. Görüşme öncesi ve sonrası AKP ve Saray’a yakın medyanın yaptığı algı operasyonu ortalığa saçıldı. Zirve, Türkiye’de Erdoğan’a destek veren medya ve seçmen kitlesinin halini ortaya koyma bakımından adeta turnusol kağıdı işlevi gördü.

İÇERİDE KAPLAN

İktidar medyası, toplantı öncesinde Erdoğan’ın dünya liderlerine ‘ayar veren’ açıklamalarını yayınladı. ‘Dünya 5’ten büyüktür’, ‘Türkiye’nin çıkarları’, ‘Mavi Vatan’, ‘Doğu Akdeniz’deki haklarımız’ başlıklı haber ve analizlerle Erdoğan gazete ve televizyonlardan vatan kahramanı olarak sunuldu.

DIŞARIDA KEDİ

Aynı medya organları, toplantı sonrasında ise Erdoğan’ın rest çektiği dünya liderleriyle samimi fotoğraflarına sarıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile Kovid-19 tokalaşması Türkiye’nin Libya’daki çıkarlarını unutturdu. Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile Erdoğan’ın özel hattan görüşme yapacağı büyük bir müjde olarak sunuldu. Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz arama gemilerinin geri çekilmesinin üstü örtüldü.

24 NİSAN’I SORACAĞIM

ABD Başkanı Biden’in 24 Nisan 1915 olaylarına ‘Ermeni Soykırımı’ demesi Erdoğan’ın sözde birinci gündem maddesiydi. Erdoğan, İstanbul Havalimanı’nda 13 Haziran 2021 tarihindeki basın toplantısında Brüksel’deki toplantıda Biden’a bunun hesabını soracağını açıkladı. Sabah gazetesi bunu manşetine taşıdı.

HAMDOLSUN HİÇ GÜNDEME GELMEDİ

14 Haziran 2021 Belçika Brüksel’de yapılan toplantıda bu konuyu hiç gündeme getirmeyen Erdoğan, gazetecilerin sorusu üzerine şok eden bir açıklama yaptı. Erdoğan “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” diyerek Türkiye’de kendisine oy veren yüzde 50’yi yine ters köşe yaptı. Sabah gazetesi Ermeni Soykırımı iddialarına ilişkin Erdoğan’ın açıklamalarına tek satır yer vermedi.

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye’nin gerçeğe açlarını kim doyuruverecek?

Yıllardır yandaş medyayı takip etmeye mecbur bırakılan Türk halkı, gerçekleri duymaya başladıkları Sedat Peker’den 24 saat boyunca paylaşım alamayınca sosyal medyayı salladı. Merak ve endişeli bekleyiş Sedat Peker’in konutuna gelmesiyle sona erdi. Bu olay bile gündemin artık ana akım medya yerine sosyal mecralardan belirlendiğini ortaya koyuyor. Sedat Peker’in ortadan kaybolması, aynı saatlerde tarihi NATO Zirvesi ve Biden görüşmesi öncesi basın toplantısı düzenleyen Erdoğan’ı da gölgede bıraktı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ekonomiyi eleştiren muhalefeti hedef alarak, “Aç dolaşanları da siz doyuruverin” sözleri tartışılmaya devam ediyor. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu Erdoğan’a “Çekil o zaman aradan” diyerek karşılık verdi.

Türkiye’deki açları kimlerin doyuracağı meçhul. Fakat ülkenin bilgiye açlarının gittiği adresi belli. Yandaş niteliği kazanan televizyon ve gazetelerden sıkılanlar sosyal mecralarda gerçeğin peşine düştü.

GÜNDEM SOSYAL MECRALARDA ŞEKİLLENİYOR

Sedat Peker videolarından sonra oluşan hava, gündemin artık Youtube üzerinden belirlendiğinin kanıtı gibi. Peker’in yayına başladığı günden beri Türkiye’nin gündeminde sadece o var. Bakanların ve Cumhurbaşkanının katıldığı programların konusu Sedat Peker olunca izleniyor. Yüz milyondan fazla izlenen videolara inanan oranı ise yüzde 66’ı.

Sedat Peker’in paylaşımları kadar sessizliği de gündem. Sedat Peker yaklaşık 24 saat paylaşım yapmayınca Türkiye’nin tek gündemi yine Sedat Peker oldu.

Biden ile görüşmeye giden Erdoğan’ın tarihi NATO Zirvesi öncesi yaptığı basın açıklaması bile Sedat Peker’in ortadan kaybolması kadar tartışılmadı. Gazetecilerin heyecanını sorgulayan Erdoğan bile bu durumun farkında.

Sedat Peker’in ortaya çıktığı dün gece yarısı yaptığı paylaşımlar 24 saatte ne kadar özlendiğini gösterdi. Peker’in başından geçenleri anlattığı 6 paylaşımın her biri yüz binin üzerinde beğeni aldı.

TÜRKİYE’DE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

DW Türkçe servisinde yer alan habere göre ise, Türk halkını bilgilendirmekle görevli Türk medyasının hali içler acısı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Nisan ayında açıkladığı 2021 yılı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, Türkiye 180 ülke arasında 153’üncü oldu.

Endeksin ilk kez yayımlandığı 2002 yılında 99’uncu sırada yer alan Türkiye’de 15 Temmuz’dan sonra büyük gerileme yaşandı. 2016’da 151, 2017’de 155, 2018 ve 2019’da 157, 2020’de ise 154’üncü sırada gösterilmişti.

Bunlardan Erdoğan da sıkıldı

Okumaya devam et

Analiz

Trollerin gözünden NATO Zirvesi

Son yıllarda inandırıcılığını yitiren ‘Dünya Lideri’ algısını yeniden diriltmeye çalışan Erdoğan ve kurmayları NATO Zirvesi’nde imaj tazelemeye çalışıyor. AKP’li hesapların sosyal medyada başlattıkları kampanya ile Erdoğan’ın liderleri nasıl ‘ayağına getirdiğinden’, kimlere ‘el ense çektiğinden’ dem vuruluyor.

BOLD – Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleşen NATO Zirvesi NATO üyesi ülkelerin liderlerinin katılımıyla başladı.

NATO’NUN GELECEK 10 YILI

Zirvede gelecek 10 yılda NATO’nun izleyeceği yol haritası olan ‘NATO 2030’ adlı vizyon belgesi, ittifak kendini yeni döneme adapte ederken yapılması gerekenler, bu kapsamda Çin’in yükselişi, Rusya, terörle mücadele, yükselen ve yıkıcı teknolojiler, siber tehditler ve saldırılar, iklim değişikliğinin güvenlik etkileri ele alınacak.

Zirveye katılan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan zirve öncesinde ABD Başkanı Biden ile bir süre sohbet etti. Ayaküstü yapılan sohbetin görüntüleri basına da servis edildi.

TROLLERİN NATO MESAİSİ

Bu görüntüler dolaşıma girdiği sosyal medyada tartışma konusu oldu. Bir fotoğraf karesinde Erdoğan’ın kendisini selamlamaya gelen Biden’ın elini öptüğü iddia edildi. Kısa sürede o karenin videosu dolaşıma girdi ve Erdoğan’ın ayağa kalkmaya çalışırken yüzünün Biden’ın eline fazla yaklaştığı görüldü.

Videoyu paylaşan AKP’li sosyal medya hesapları ‘Güçlü Lider Güçlü Türkiye’ etiketiyle Erdoğan lehine kampanya başlattı.

AKP’li hesaplardan klasikleşen yöntemlerle Erdoğan’ın dünya liderlerine ayar verdiği yorumları yapıldı.
Dünya lideri olarak bahsedilen Erdoğan’ın Joe Biden’ı ayağına getirdiği, Macron’a da ‘el ense çektiği’ aktarıldı.

Erdoğan’ın liderlerle çektirdiği aile fotoğrafı ‘dombra’ ezgisiyle paylaşıldı. Bülent Ecevit-Clinton fotoğrafı Biden-Erdoğan fotoğraflarıyla eski Türkiye-yeni Türkiye karşılaştırılmaları yapıldı.

Peker’in videolarını yorumlayan Demirtaş: Türkiye asıl şoku tüm gerçekler ortaya çıktığında yaşayacak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0