Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan NATO toplantısı öncesi neden kriz çıkardı toplantıda neden tüm talepleri kabul etti

NATO YPG’yi terör örgütü kabul etmezse Baltık Planı’nı bloke edeceğini açıklayan Erdoğan, zirvede bu talebi neden ağzına almadı.

FATİH YURTSEVER

BOLD ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Zirvesine öncesinde YPG’nin NATO tarafından terör örgütü olarak tanınmaması durumunda Baltık Ülkeleri ve Polonya’nın savunmasını içeren planı Türkiye’nin onaylamayacağını açıklamıştı.

Herkes Zirve’de bu konuda ciddi tartışmaların yaşanacağını düşünürken, Zirve sonunda ilk açıklama Litvanya Başkanı’ndan geldi. Başbakan Türkiye’nin hiçbir talepte bulunmadan planı onayladığını açıkladı.

NATO Genel Sekreteri Zirve sonrasında düzenlenen basın toplantısında YPG konusunun hiç gündeme gelmediğini söyledi. Peki, bu konu hiç görüşülmedi ise Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kaşık suda neden fırtına kopardı?

Zirve öncesinde Fransa Cumhurbaşkanı Makron tarafından yapılan açıklamalar Zirve’de, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı ve S-400 alımının sert bir şekilde gündeme geleceğinin işaretini veriyordu.

NATO, kararların oybirliği ile alındığı bir platform olduğu için, bir ülkenin bir kararı veto etmesi, tüm sistemi kilitleme potansiyeline sahip. Son yıllarda 2014 yılından beri NATO’nun Rusya’ya karşı ne kadar caydırıcı olduğu tartışılıyor. Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, kaderlerinin Ukrayna gibi olmasından korkuyorlar.

AB’nin kendisini askeri bir güç olarak konumlandırmaması kıtanın güvenliği açısından NATO’yu alternatifsiz kılıyor.

Bu koşullar altında NATO içerisinde yaşanan bir kriz, bir çatlak ses en fazla Polonya ve Baltık ülkeleri olmak üzere tüm AB ülkelerini rahatsız ediyor. Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda AB’nin Türkiye uyguladığı ve uygulamakla tehdit ettiği yaptırımların caydırıcılığı ortada.

Rusya ve Türkiye ilişkileri tarihinde hiç olmadığı kadar yakın bir iş birliğine girmiş iken, Türkiye’nin NATO içerisinde tutulması ve daha fazla Rusya’ya yaklaşmasının önüne geçilmesi kısa vadede hem ABD hem de AB ülkelerinin ortak düşüncesi.

Başta Erdoğan olmak üzere yakın çevresi bu durumun farkında. Her sıkıştıklarında masada Türkiye’nin stratejik konumu pazarlık meselesi yapmaktan çekinmiyorlar. NATO Zirvesi öncesinde yaşanan Erdoğan’ın söz konusu çıkışını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Erdoğan’ın Amerika ziyaretinden istediğini alamadığı, S-400 ve F-35 konularında ilerleme sağlanamadığı herkesin malumu. Temsilciler Meclisi’nin aldığı yaptırım karaları, Trump’ın ABD’de içerisinde yaşadığı sorunlar S-400 konusunda Erdoğan’ı zaman için başka çözüm yolları bulmaya itti.

Erdoğan geçen haftalarda yaptığı sürpriz bir açıklama ile S-400 konusunda Trump’ın da onayı ile, NATO’da bir çalışma grubu kurulacağını, bu konunun bir NATO konusu olduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra genel kamuoyu beklentisi NATO Zirvesinde bu konunun görüşüleceği yönündeydi. Ancak 4 Aralık’ta yapılan basın toplantısında NATO Genel Sekreteri Stoltenberg çok net bir şekilde S 400 sisteminin NATO sistemleriyle entegre edilmeyeceğini söyledi. Bu cevap doğrudan NATO bünyesinde kurulan veya kurulacak S-400 çalışma grubunu işlevsiz hale getirdi.

Türkiye NATO sistemini kilitleme tehdidi ile Zirve’de Suriye ve S-400 konusunda kendisine yönelebilecek okları bertaraf etti. Ancak Genel Sekterin açıklaması ile Nisan ayına kadar zaman kazanma planı suya düştü. ABD’li senatörler artık Erdoğan’ı ve onun politikalarını çok iyi analiz ediyorlar. Ne yapmaya çalıştığını gayet iyi biliyorlar. Zirve öncesi Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen ortak hazırladıkları bir mektubu Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya gönderdiler. ‘Sabır tükeneli çok oldu, hukuku uygulama zamanı’ diyen senatörler, aksi durumda diğer ülkelerin bu yaşananlardan kötü sonuçlar çıkarabileceğini söylediler. Türkiye S-400 konusunda NATO engelini aşsa da önümüzdeki hafta yeniden ABD engeli ile yüz yüze gelecek.

Özetle Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400 ve Suriye konusunda kendisini sağlama almak için NATO Zirvesi öncesinde bir kaşık suda fırtına kopardı, kısa süreliğine de olsa NATO Zirvesinde Türkiye’nin stratejik konumunu masaya sürerek zaman kazandı. Ancak her zaman olduğu gibi güvenilmez şantajcı bir ortak olarak algılanan Türkiye ise kaybeden taraf oldu.

Demirtaş: Korkunun sürmesinin nedeni faşizmin yeteneği ve başarısı değil, muhalefetin acizliği ve korkaklığıdır

Analiz

Dolar reforma inanmadı: 7,50 TL

Reform paketinin boş çıkmasıyla 7,50 lirayı zorlayan dolar, Merkez Bankası’na faiz baskısını arttırıyor. Enflasyon, kur ve Saray üçgeninde sıkışan MB Başkanı Naci Ağbal’ın 18 Mart toplantısında vereceği karar merak ediliyor.

BOLD – Merkez Bankası Başkanlığı’na Naci Ağbal’ın atanması ve Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifası sonrası 8,50 liradan 6,85 liraya kadar gerileyen dolardaki ılımlı hava kısa sürdü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aylardır duyurduğu ‘reform paketinin’ hukuk ve insan hakları adına boş çıkması doları 7,22 liradan 7,50 seviyesine fırlattı. Euro’da yeniden 9 liraya ulaştı.

MERKEZ BANKASI ZORDA

Faizi yüzde 10,25’ten yüzde 17’ye çıkaran MB, ‘soslanan’ reform paketinin doları 7 liranın altında kalıcı tutacağını hesapladı. Böylece 18 Mart 2021 Para Politikası Kurulu toplantısında faiz yükseltme zorunluluğundan kurtulmayı planladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca ve ABD 10 yıllık tahvillerindeki yükseliş kaynaklı dalgalanma Merkez Bankası’nı zora soktu. Rezervleri eksi 42 milyar  dolara çakılan Merkez, 7 liranın altına düştüğünde dolar alım ihalesi yapacaktı. Ucuza satılan 128 milyar doları parça parça yerine koyacaktı.

FAİZ İNDİRİMİ HAYAL, ARTARSA ENFLASYON PATLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği faiz kartını kasım ve aralık aylarında kullanan MB’nin 18 Mart toplantısında faizi indirme ihtimali de sıfıra düştü. Ocak ve şubat aylarında faizi sabit tutan Naci Ağbal yönetimindeki Bankanın, faiz artırması durumunda son 1,5 yılın zirvesini gören yüzde 15,61’lik enflasyon tamamen patlayacak. Ağbal’ın tek haneli enflasyon hedefi de tutmayacak. Faizi sabit tuttuğunda ise dolar 7,50 lira direnç noktasını da kırarak, 7,60 liraya doğru yol olacak.

OLAN VATANDAŞA OLACAK

Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın olan vatandaşa olacak. Faiz, dolar, enflasyon ve Saray arasında sıkışan esnaf ve vatandaşın fakirleşmesi devam edecek. Çektiği kredilerin faizleri 2 ayda 625 puan artan işletmeci ve vatandaşların borcu artacak. Türkiye’de yaşayanlar gıda zamlarının ardından giyimdeki zamlarla karşılaşacak.

Okumaya devam et

Analiz

Avrasyacı generallerin NATO karşıtı söylemlerinde dikkat çekici artış

TSK içindeki Avrasyacı kadro, Türkiye’nin Rusya-Çin-İran üçlüsüyle iş birliği yapmasını savunuyor. Avrasyacı kadronun beyni, emekli Amiral Cem Gürdeniz ve emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Batı ülkelerini ‘dost olmayan kuvvetler’ olarak tanımlıyor.

BOLD – Türk Ordusu içindeki Avrasyacı subayların sembol ismi emekli Amiral Cem Gürdeniz, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri ve NATO ‘dost olmayan kuvvet’ tanımlaması yaptı. Rusya-İran-Çin üçlüsünden ise ‘müttefik’ olarak söz etmeye başladı. Geçmişten beri Batı ve NATO’ya karşı mesafeli olduğu bilinen Gürdeniz’in, Joe Biden’ın başkan seçilmesinin ardından söylemlerinin daha açık ve sert olduğu görülüyor. Birkaç yıl öncesine kadar Türk Donanmasının kilit isimlerinden biri olan Gürdeniz, hala Türkiye’nin denizlerdeki politikasını belirleyen önemli isimlerden biri. Öyle ki, Türk Donanmasındaki bazı subayların emekli olmasına rağmen hala Gürdeniz’den talimat almaya devam ettikleri iddia ediliyor.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Cem Gürdeniz, uzun süredir Çin’in, Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyadaki etkisini kırdığını ve bunun Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söylüyor. Türkiye’nin Uygurlara yönelik baskılar nedeniyle Çin’le, Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile karşı karşıya gelme ihtimali Gürdeniz’e göre bir tuzak.

İki bölge barındırdığı Müslüman nüfus nedeniyle Türkiye için oldukça hassas. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslamcı ideolojisine rağmen Avrasyacı bürokrasinin tavsiyeleri doğrultusunda iki konudan da uzak duruyor.

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminden sonra 20 bine yakın askerin tasfiye edilmesinden sonra Avrasyacı askerler TSK içerisinde güçlü grup haline geldi. Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması ve Rusya-Çin-İran üçlüsüyle iş birliğine gitmesini savunan Avrasyacı kadronun ‘beyni’ olarak gösterilen emekli amiral Cem Gürdeniz ve emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, artık Batı ülkelerinden ‘dost olmayan kuvvetler’ olarak söz ediyorlar.

ABD TÜRKİYE’Yİ KIŞKIRTMAK İSTİYOR

Gürdeniz, Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği son röportajda, ABD’nin Yunanistan’ı kullanarak Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştığını dile getirdi. Gürdeniz’e göre Türkiye, kuşatılmaya çalışılıyor ancak doğu sınırında Rusya ve İran’ın bulunması büyük bir şans. Gürdeniz şöyle konuştu:

“Türkiye, güneyden ve batıdan kuşatma altında. Doğuda İran ve Rusya’nın olması, Türkiye için önleyici faktörler. Bugün Batı ve Batı’yla birlikte hareket eden Arap âlemi, Türkiye’yi çevrelemeye çalışıyor; Rusya da aynı tehditle karşı karşıya. Baltık’tan çevrelendi. Polonya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan üzerinden çevreleniyor her geçen gün. ABD, bu ülkeleri yeni dönemde yoğun şekilde kullanacağını açıkça söylüyor. Türkiye’yi de bu süreçte Karadeniz’den zorluyor. Montrö rejiminin sahibi olmamıza rağmen Rusya’ya karşı hamlelerde bulunmamızı teşvik ediyor. İçimizdeki Atlantikçiler de bu tuzaklara çanak tutuyor…”

Gürdeniz’in “İçimizdeki Atlantikçiler” olarak nitelediği kesim TSK içerisinde sayıları oldukça azalmış olan NATO perspektifli subay kadrosu.

Gürdeniz, Biden yönetiminin Türkiye için de Rusya için de bir tehdit olduğu görüşünde. Son yazısında Biden kabinesini “savaş kabinesi” olarak niteledi ve ABD’nin saldırganlık dozunu artırdığını belirtip, NATO’dan “ABD’nin sadık hizmetkarı” olarak söz etti.

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ise geçtiğimiz ay Sözcü Gazetesi’ne verdiği röportajda ABD’nin rahatsızlığının sebebinin Türkiye’nin silah üretim kapasitesindeki artış olduğunu söyledi. Başbuğ, Türkiye’nin artık pek çok teknolojiyi yerli olarak üretebildiğini, Türk ABD ilişkilerindeki kırılmanın asıl sebebinin de bu olduğunu savundu.

NATO MİSYONLARINA SİYASİ GÖREVLER

Türkiye’deki NATO karşıtı söylemler, NATO’da görevli Türk subaylarına da yansıyor. Türkiye’nin satın aldığı Rus hava savunma sistemi S-400’ü her ortamda savunmak Genelkurmay tarafından NATO’da görevli Türk personele verilen ana görevlerden biri.

Genelkurmay’dan tüm NATO birimlerine gönderilen başka bir emir yazısında ise “Katar’ın Türkiye’nin partneri olduğu ve tüm NATO misyonlarında Katar’ın çıkarlarının da savunulması” yönünde.

İsminin açıklanmasını istemeyen askeri bir yetkili, sicilleri bozulabilir endişesiyle Genelkurmay’da ve NATO nezdinde görevli subayların NATO ile müşterek hareket ediyor görüntüsü vermemeye çalıştığını söyledi. Kaynak, TSK’da artık NATO’ya problem çıkartan subayların yükseleceğine ilişkin inanç nedeniyle, NATO’da görevli subayların gerilim çıkarmak için bahane arar hale geldiklerini aktardı.

HULUSİ AKAR DENGE GÜDÜYOR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise her konuşmasında NATO ile ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Akar her ne kadar kabine üyesi olarak sivil bir pozisyonda bulunsa da 2015-2018 yılları arasında Genelkurmay Başkanı olması nedeniyle TSK’yı fiilen yöneten isim konumunda. Akar, TSK’da güçlü bir grup haline gelen Avrasyacı subaylar ile NATO arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Akar geçmişte NATO karargahlarında uzun yıllar görev yapan subaylardan biri.

Okumaya devam et

Analiz

Millet İttifakı’nın çözmesi gerek 5 sorun

Yerel seçimlerde büyük başarı sağlayan Millet İttifakı’nı oluşturan partiler büyük sorunlarla uğraşıyor. CHP’de Muharrem İnce ayrılığı yaşanırken, İyi Partide kongreden bu yana işler iyi gitmiyor. DP ve Saadet’in ne yapacağı ise kesinleşmedi. İttifakı son seçimlerde dışardan destekleyen HDP ise kapanmanın eşiğinde.

BOLD – Son genel seçimlere CHP, İyi Parti, Demokrat Parti (DP) ve Saadet Partisi (SP) ittifak halinde girdi. Seçimde ittifak büyük başarı sağlayamasa da barajı geçemeyecek Saadet Partisi 2 vekil CHP listesinden, Demokrat Partisi 1 vekil İyi Parti listesinden seçildi. Seçimden sonra 3 vekil partilerine geri döndü. Genel seçimlerin ardından DP ve SP ittifaktan ayrıldı.

YEREL SEÇİMLERDE BÜYÜK BAŞARI

Bir sonraki yıl yapılan 2019 Yerel Seçimlerinde ise HDP’nin dışarıdan desteklediği Millet İttifakı tarihi başarıya imza attı. 21 büyükşehirde ortak aday çıkarma kararı alan CHP ve İyi Parti, yıllarca AKP tarafından yönetilen İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bir çok büyükşehir belediyesini kazandı.

CHP’DE AYRILIKLAR DURACAK MI?

Millet İttifakı içindeki partiler ve destekçileri zor günler geçiriyor. İttifakın en büyük oy oranına sahip CHP’den istifa eden Muharrem İnce, Memleket Hareketi’nin partileşme sürecine hız verdi. İnce’nin çalışmaları en çok CHP’nin başını ağrıtıyor. Partisinden istifa eden CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy ve Yalova Milletvekili Özcan Özel Memleket Hareketi’ne katılacağını duyuruldu. Son olarak da CHP eski milletvekillerinden Mevlüt Dudu ve Hakkı Akalın da CHP üyeliğinden istifa ederek İnce’nin Memleket Hareketi’ne katıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 3 milletvekiliyle istifalarını vermeden önce yaptığı görüşme dışında herhangi bir adım atmadı.

İYİ PARTİ HDP GERGİNLİĞİ

Millet İttifakı’nın 2. büyük partisi İyi Parti’de de işler biraz karışık. Parti kongresinde Koray Aydın’ın başrol oynadığı liste krizinin ardından İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ kendi partisinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu Fetöcü diyerek suçladı. İhraç edilen Özdağ mahkeme kararıyla geri döndü.

İyi Parti asıl sınavı ittifakı dışarıdan destekleyen HDP konusunda verdi. Akşener, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için terörle iç içe ifadesini kullandı. Bu ifadeler HDP’yi rahatsız etti. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Gara Operasyonu sonrası görüşmek için randevu talep edeceklerini açıkladıkları İyi Parti ziyaretinden vazgeçtiklerini açıkladı. Yaşananlar ittifakın geleceğini etkileyecek gibi görünüyor.

HDP’YE KAPATMA DAVASI İHTİMALİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP ile ilgili inceleme başlattı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu inceleme kapsamında 108 sanıklı Kobani iddianamesi ve HDP’li milletvekilleri hakkında hazırlanan fezlekelerin örneği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istedi.

hdp mithat sancar

İnceleme sonucu HDP’nin “örgüt eylemlerinin odağı” olduğu tespit edilirse parti hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek. İttifaka yerel seçimlerde verdiği destekle başarıda büyük pay sahibi olan HDP’nin önümüzdeki günlerde çözmesi gereken öncelikli sorunu kapatma davası olacak.

SAADET HANGİ İTTİFAKTA YER ALACAK

SP Lideri Temel Karamollaoğlu genel seçimlerin ardından hiçbir ittifakın içerisinde yer almadıklarını söyledi. SP’yi Millet İttifakı’na kaptırmak istemeyen Erdoğan, yeni yılın ilk günlerinde, ittifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den ardından, ikinci ev ziyaretini SP Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk’e yaptı. Erdoğan görüşme sonrası ittifak konusu konuşulduğunu açıkladı.

AKP ile bir işbirliğine sıcak bakmayan Karamollaoğlu’na rağmen Erdoğan’la ittifak konusunda anlaştığı söylenen Asiltürk’e partinin genç isimlerinden tepki yağdı. Saadet Partisi’nin Millet İttifakı’nı mı yoksa Cumhur İttifakı’nı mı seçeceğini zaman gösterecek.

YENİ PARTİLER VE DP

Cumhuriyet’in haberine göre, yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerinin 2023’teki seçimlerde Millet İttifakı’ndan bağımsız bir araya gelerek Meclis’te yeni bir grup kurabileceği konuşuluyor. Bugüne dek Millet İttifakı bileşeni içinde yer almayı tercih eden DP’nin de 2023 seçimlerinde Millet İttifakı bloku içinde yer almak istemediği, milletvekili aday listelerini ve kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağı belirtiliyor. Bunda en büyük etkenin, son günlerde kapatılması ve Hazine yardımının kesilmesi tartışmalarıyla gündeme gelen HDP’nin, doğrudan ya da dolaylı şekilde Millet İttifakı’na destek verebileceği olasılığı olduğu iddia ediliyor. CHP ve İyi Parti, ‘DP krizini aşıp yeni partileri ittifaka katabilir mi?’ sorusu gündeme geliyor.

Metin Feyzioğlu kimdir: Cuntacılıktan AKP yandaşlığına…

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0