Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Yüzde 50 çalışan tek böbreğini de cezaevinde kaybetti

Üçüncü evre böbrek hastası Ramazan Sarıkaya, yüzde 50 çalışan tek böbreğini de cezaevinde kaybetti. Doktorların ifadesine göre artık nakil yapılması gerekiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL– Şubat 2019’dan bu yana Balıkesir Kepsüt Cezaeevinde tutuklu bulunan Ramazan Sarıkaya (50), böbrek nakli yapılacak hale geldi. Bir böbreği 1997’de askerdeyken alınan Sarıkaya’nın ikinci böbreği yüzde 50 çalışıyordu. Cezaevine girdikten sonra o böbreğin işlevi de birdenbire yüzde 30’a düştü. Bir ay önce kontrole götürülen Sarıkaya’ya doktorlar “Artık nakil yapılması lazım” dedi.

40 KİŞİLİK KOĞUŞTA KALIYOR

Sarıkaya’nın eşi Müzeyyen Sarıkaya, “Doktor, eğer ortamı sağlıklı olursa yüzde 30’luk böbrek onu uzun süre götürür demişti. Yemesi, içmesi, tuvalet ihtiyacı bunlar böbrek hastaları için önemli. 40 kişi kalıyorlar koğuşta. 2-3 tuvalet var. Sıra gelene kadar vakit geçiyor. Böbrekte ürenin durmaması lazım. Hijyenik bir ortam değil.” ifadelerini kullandı.

Ramaza Sarıkaya ve çocukları bir görüş gününde.

“ÖLÜNCE Mİ TEHLİKE VAR DİYECEKLER”

Eşinin, Kasım ve Aralık 2019’da Balıkesir Şehir Hastanesine iki kez götürüldüğünü söyleyen Müzeyyen Sarıkaya, “İlk götürdüklerinde doktor rapora ölüm tehlikesi yoktur yazmış. Bunun sınırı nedir? Ne kadar ömür biçtiler ki, ölüm tehlikesi yok deniliyor. Yüzde 50 çalışan böbrek nasıl yüzde 30’a düştü, şimdi nasıl nakillik hale geldi. Bir ay önce gittiği doktor artık nakil yapılması lazım dedi. Ölünce mi tehlike var diyecekler. Buradaki kasıt nedir? Ortada bir suç yok, suç varsa bir yıldır mahkemesi neden sonuçlanmıyor. Bunlar içimizde hep bir ukde. Bunların hesabını kim verecek? Geri dönüşü olan bir hastalık değil. Çırpınmamız bundan dolayı.” diye konuştu. Müzeyyen Sarıkaya, ev hapsi ve ceza ertelemesi gibi seçenekler varken neden bunların uygulanmadığını da sordu.

Özel bir yurtta idarecilik yaptığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Sarıkaya’nın davası, 5 kez mahkemeye çıkmasına rağmen henüz sonuçlanmadı.

GERGERLİOĞLU’NUN SORU ÖNERGESİ

Ramazan Sarıkaya ile ilgili 18 Ocak 2020’de TBMM’ye soru önergesi veren HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. maddeleri gereğince Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e cevaplaması için 14 soru sordu:

1- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın ağır hasta bir şekilde Balıkesir Kepsut L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olduğu iddiası doğru mudur?

2- Bu iddialar doğruysa Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın hastalığı ne durumdadır?

3- Bu iddialar doğruysa 5275 sayılı kanun çerçevesinde tahliye edilmeme gerekçeleri nelerdir?

4- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek hastası olduğu iddiaları doğru mudur?Eğer doğruysa tedavisi ne şekilde yürütülmektedir?

5- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın tutuklandıktan sonra % 50 olan böbrek işlevinin % 35’e düştüğü iddiaları doğru mudur? Eğer bu iddialar doğruysa Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek işlevi neden % 35’e düşmüştür?

6- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşın böbrek hastası olduğu iddiası doğruysa diğer mahpuslardan farklı bir şekilde yemeği,içeceği ve hijyeni farklı mıdır?

7- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaş cezaevinde kaldığı için kalan böbreğini kaybetmesi halinde sorumlu ya da sorumlular kim ya da kimler olacaktır?

8- Ramazan Sarıkaya isimli yurttaşa diyet raporu hazırlandığı iddiaları doğru mudur?

9- Bakanlığınıza iletilmiş bu konuyla ilgili şikayet var mıdır?

10- Son 3 yılda ağır hasta tutuklular için yapılmış çalışmalar nelerdir?

11- Son 3 yıldır Cezaevleri’nde çalışan personellerle ilgili açılan soruşturma sayısı kaçtır ve bu soruşturmaların akıbeti ne durumdadır?

12- Son 5 yılda cezaevlerinden hastalık nedeniyle tahliye olan kişi sayısı kaçtır ?

13- Son 10 yılda cezaevlerinde böbrek hastası olup böbreğini kaybeden yurttaş sayısı kaçtır?

14 Son 10 yılda cezaevlerinde böbrek hastası olup tahliye olan yurttaş sayısı kaçtır?

GEREKLİ İŞLEMLER BAŞLATILDI

Gergerlioğlu, soru önergesinden sonra Balıkesir’deki yetkili makamların Sarıkaya’nın tahliyesi için gerekli işlemleri başlattığını da iki gün önce duyurdu.

Dört çocuk babası Ramazan Sarıkaya bir görüş gününde.

Üçüncü evre böbrek yetmezliği hastası cezaevinde ölümün eşiğinde!

Anne mezara, baba cezaevine… Çocuklar yine ortada kaldı

BOLD ÖZEL

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman’ın ablası Adalet Bakanı’na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman’ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e çağrıda bulundu.

İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM

“İnsanlık vazifem adına…” başlıklı bir mail yazıp Gül’e gönderen Gençosman, “O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez.” dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.

KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI

Kardeşinin 11 Temmuz 2018’de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, “Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entüübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman’ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN

Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini takep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.

Nesrin Gençosman’ın birinci ölüm yıldönümü: Özgürlükten ölüme 41 gün

“Buraya hapsedildim! Kendimi bitmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Oğlumun ‘baba’ çığlıklarını duyan yok mu?

Gelişim geriliği hastası Mesut’un annesi Tuba Yaslı, 15 gündür oğlunu sakinleştirmek için çırpınıyor. İki senedir çocuklarına tek başına bakan Yaslı, “Dayanacak gücüm kalmadı.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 27 aydır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan Ferruh Yaslı ve Tuba Yaslı’nın gelişim geriliği hastalığı bulunan 11 yaşındaki oğulları Mesut’un çığlıkları yürekleri sızlattı. Koronavirüs nedeniyle dışarı çıkamayan oğlunun 15 gündür daha çok hırçınlaştığını söyleyen Tuba Yaslı “Oğlumun çığlıklarının duyulmasını istiyorum.” dedi.

DOĞUMDA OKSİJENSİZ KALDIĞI İÇİN

14 yıllık evli olan Tuba-Ferruh Yaslı’nın iki çocukları var. Doğum esnasında oksijensiz kaldığı için nöbet geçiren Mesut konuşamıyor. Kendini bağırarak ifade ediyor. Ayağa kalkıp yürüyemiyor. Tamamen özel bakıma ve desteğe muhtaç.

Mesut dünyaya geldikten sonra hayatlarının hep bir koşturma içinde, hastanede, özel eğitimlerde geçtiğini belirten Tuba Yaslı, “15 gün küvezde yattı. Gelişimsel gerilik dedi doktorlar. Bugüne kadar hep Mesut’un tedavisiyle ilgilendik. Herkes sen çok güçlüsün, nasıl kaldırabiliyorsun diyor. Artık ben de kaldıramıyorum.” diye konuştu.

 

ARTIK SABRIM KALMADI

Son 15 gündür Mesut’un çığlıklarının aşırı derecede arttığını ifade eden Yaslı, “Günü bölersek yüzde 80 hep hırçın. Evden çıkaramıyoruz. Bu süreçte daha da bunaldı. 27 aydır babasını sadece 5 kere gördü. Kapalı alanlarda asla durmuyor. Bağırmaya başladı mı çaresi yok. Alttan komşu geliyor ne oluyor diye. Dolmuş şoförü Alsancak’ta yolun ortasında indirdi, ağlayan çocuğu götüremem diye.” ifadelerini kullandı.

Yaslı, İzmir’de Şehit Lütfü Gülşen Özel Eğitim Uygulamalı Okuluna 4 yıl devam eden oğlunun, geçen sene servisten düştüğü için uzun süre okuluna gidemediğini de ifade etti.

BAĞIRMA ABİ, BABAM GELECEK

Yaslı çiftinin küçük oğulları Mirza (5) ise annesinin ifadesiyle evin neşesi. Bir yaşından itibaren babasız büyüyen Mirza, küçücük yaşında abisini sakinleştirebilecek olgunluğa çoktan erişmiş. “Ağlama abi, az kaldı, babam gelecek.” diye onu teselli ediyor.

MALİ MÜŞAVİR

Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2018’de tutuklanan mali müşavir Ferruh Yaslı (39), 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Tuba-Ferruh Yaslı, çocukları Mesut (11) ve Mirza (5) ile Şakran Cezaevinde bir görüş gününde.

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

23 aydır İzmir Şakran T1 Cezaevine tutuklu bulunan Ali Uysal, korona günlerinde cezaevinde alınan önlemleri yazdı. Uysal, “1 kişi grip oldu. 5 günde yayıldı. Siz dışarıda biz içeride Allah’a emanet.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Geçen hafta Şakran Cezaevinde 4 siyasi mahkum yüksek ateş nedeniyle hastaneye sevk edilmişti. Büyük bir cezaevi olan Şakran’da yakınları bulunan aileler oldukça endişeli. İçeriden sağlıklı bir bilgi alamadıklarını belirtiyorlar. Eğitimci Ali Uysal, eşine gönderdiği 12 sayfalık mektubunda koğuşun yarısının grip olduğunu, buna rağmen yeterli ve gerekli önlemlerin alınmadığını, gardiyanların aramalarda botlarıyla yatakhaneye rahatça girip çıktığını söyledi.

BURASI GÜVENLİ EDEBİYATI YAPILIYOR

Ali Uysal, 23 Ocak 2020 Pazartesi günü yazdığı mektupta şöyle dedi:

“Güya birtakım önlemler alınıyor görüntüsü var. Ama gerek arama için geldiklerinde gerekse ilaçlama, pat diye giriyorlar içeri ve yatak koyduğumuz alana dahi (ki yatak koymadığımız alan yok zaten) botlarıyla basıyorlar. Ama bu gerizekalı virüsler botların altına bulaşmayı akıl edemedikleri için korkmamıza gerek yokmuş. Burası çok güvenli edebiyatı tam gaz yapılıyor.”

1 KİŞİ GRİP OLDU, 5 GÜNDE KOĞUŞUN YARISINA YAYILDI

Koğuşta bir kişinin grip olduğunu, 5 günde koğuşun yarısına bulaştığını belirten Uysal, “Halsizlik, boğaz gıcıklaması, öksürük şikayetleri var. Bu virüs meselesinden dolayı o kadar dikkatliyiz ki sürekli el yıkamaktan ellerimiz tahriş oldu çoğumuzun. Seccadeye değsek ya da masaya hemen koşup el yıkıyoruz. Başka bir yolu yok. Bu kadar kalabalıkta her an tetikte olmak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

MEMURLARIN SAYISI BİN, AYNI MANAV, AYNI KANTİN KULLANILIYOR

Uysal şöyle devam etti: “Gelelim işin sonuç kısmına: O grip olan bir kişinin şikayet ettiği rahatsızlıklar 5 gün içinde koğuşun yarısına yayıldı. İşin realitesi buyken aptal yerine konmaktan rahatsız oluyor insan. İnsan hayatının bu kadar rahat gözden çıkarıldığı ikinci bir ülke var mı acaba? En güvenli dedikleri yere görevli olarak her gün yüzlerce kişi girip çıkıyor. Memurların toplam sayısı 1000’e yakın. Aynı manav, aynı açık cezaevinden yemek, aynı kantin vs. Sistemi izole etmek mümkün değil… Dışarıda siz Rabbime emanet, içeride biz.”

Ali Uysal, koğuşa bir-iki defa dezenfenktan sıkıldığını ve ateşlerinin ölçüldüğünü de belirtti.

Hilal Uysal, eşinin mektubunun iki sayfasını Bold Medya ile paylaştı.

14 KİŞİLİK KOĞUŞTA 24 KİŞİ KALIYOR

Bold Medya’ya bilgi veren Ali Uysal’ın eşi Hilal Uysal, “14 kişilik koğuşta 24 kişi kalıyorlar. Yerde yataklar var. Kışın bile camın açık kalması gerekiyor. Nefes alamıyorlar. Birine çarpmadan bir yere gitmek imkansız. Dar bir alan. Sadece ortak alanda iki masa sığabiliyor. Ramazan’da bile önce bir grup iftar açıyor. Öbürleri namaz kılıyor.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta Şakran T1 Cezaevinde 4 siyasi tutuklunun yüksel ateş nedeniyle hastaneye sevk edildiğini hatırtlatan Hilal Uysal, “Eşimin hastalandığı döneme denk geliyor. Sıkıntım o. Önce 4 kişi ateşleniyor, sonra eşim ve koğuş arkadaşları. Şu an yapılan bir test yok İzmir’de. Negatif çıktı sonuçlar diye açıklama yapıldı ama sonuçlar hemen gelmiyor ki. Bu nasıl oldu. Çok endişeliyiz açıkçası.” dedi.

Cemaat soruşturmaları kapsamında Mayıs 2018’de tutuklanan Ali Uysal, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor. 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat mezunu olan Uysal, etüt merkezlerinde eğitmenlik yapıyordu.

1,5 YAŞINDAKİ KIZIMLA 7 AY HAPİS YATTIM

Hilal Uysal da eşiyle ayn gün tutuklandı. 1,5 yaşındaki kızı Zülal ile 7 ay Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde kaldı. Hilal Uysal, “Ben oradayken kızım iki kere kaza geçirdi. Ranzadan düştü ve kampüs içerisindeki hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca gözlem altında tutulduk. Doktor yoktu. Kendi çocuğunuzun doktoru kendiniz olacaksınız denildi ve gönderildik.” diye konuştu.

9 YIL SONRA DOĞDU

Uysal, kontrol için 3 ay sonraya gün verildiğini,  şimdi 3,5 yaşında olan kızının 9 yıl süren bir tedaviden sonra dünyaya geldiğini, devam eden tedavilerini mahkemeye bildirmelerine rağmen dikkate alınmadığını da sözlerine ekledi.

Bir öğrencisinin gözünden Mümtazer Türköne

 

Okumaya devam et

Popular