Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Gözaltına almak istedikleri KHK’lı babayı yakalayamayınca oğluna işkence yaptılar

Ankara’da 3 polis, KHK’lı Muhammed Fehmi Acat’ı gözaltına almak için evine baskın yaptı. Kapıyı Acat açarken 3 polis, evi aramaya başladı. Bu sırada Acat evden ayrıldı. Bunun üzerine polisler, Acat’ın 16 yaşındaki oğluna işkence yaptı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Acat ailesi, 10 aylık ayrılığın ardından 5 gün önce İsviçre’de buluştu. Ailesini 12 Mart 2020’de Basel Havaalanında karşılayan KHK’lı öğretmen Muhammed Fehmi Acat, eşinden ve 4 çocuğundan ayrı geçirdiği zamanları, oğluna yapılan işkenceyi anlattı.

22 Nisan 2019 sabahı Acat ailesi Ankara’daki evlerinde henüz uyuyordu. Gün doğmamıştı. Bu sırada kapı çaldı. Kapıyı, baba Muhammed Fehmi Acat açtı. Üç polis, baba Acat’ı gözaltına almaya gelmişti.

İki polis, evi aramaya; 1 polis de salonda kayıt tutmaya başladı.

Daha önce 19 ay hapis yatan Muhammed Fehmi Acat, tekrar haksız yere cezaevine girmek istemediği için bir anda karar verip kapıdan çıkıp gitti. Muhammed Fehmi Acat’ı elinden kaçırdıklarını anlayan polisler, bu olay üzerine 16 yaşındaki Halit’e işkence yaptı.

APARTMANIN BODRUMUNA GÖTÜRDÜLER

Evdeki 4 çocuk ve anne, daha baskının şokunu yaşarken polisler, Halit’i bodruma indirdi. Halit, babasıyla ilgili soruları cevaplayamayınca işkencenin dozu artırıldı.

Halit’in anlattığına göre, diğerlerine göre daha kısa olan polis silahını çekip mermiyi namluya aldıktan sonra silahı Halit’in kafasına dayadı, ölümle tehdit etti. Babasının yerini bilmeyen Halit’ten istediği cevabı alamayan 3 polis Halit’i darp etti.

3 KEZ EVLERİ BASILDI

Diğer çocuklarını kontrol altına tutmaya çalışan anne Gülperi Acat, olayı fark etmesi üzerine müdahalede bulundu. Kapının önünde silahı tekrar dolduran polis memuru, silahın içindeki mermiyi ailenin önünde yere düşürdü. Yaşadıkları şok ve işkenceleri kayda almak isteyen aile, hastaneye gidip olayı rapor ettirmek istedi ama doktorlar bunun sadece polis eşliğinde mümkün olabileceğini söyledi!

Sonrasında günlerce fiziki takibe maruz kalan, 3 defa daha evleri basılan aile hukuk mücadelesini sürdürebilmek adına yurt dışına çıktı. 22 Nisan 2019’da ayrılan ailenin kavuşması 12 Mart 2020 tarihinde İsviçre Basel Havaalanında gerçekleşti.

Gülperi-Muhammed Acat çiftinin Halit (17), Hayriye (15), Rukiye (10), Mirza (9) isimlerinde 4 çocuğu bulunuyor.  İsviçre’de yaşamına devam eden Muhammed Fehmi Acat, ailesini Basel Havaalanında çiçeklerle karşıladı. Engel oranı yüzde 92 olan epilepsi hastası kızı Rukiye ve kardeşleri, babalarını görünce gözyaşlarını tutamadı.

 19 AY HAPİS YATTI, CEZAEVİNDE 9 KİTAP YAZDI

1977’de Mardin Derik doğumlu sınıf öğretmeni Muhammed Fehmi Acat, 10 Temmuz 2016’da Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandı. 19 ay Eskişehir Cezaevinde kaldı. Tutuklu olduğu dönemde yayınlanan 672 sayılı ilk KHK ile görevinden ihraç edildi. 2 Şubat 2018’de tahliye edilen Acat, hakkında bir yıl sonra tekrar soruşturma başlatıldı. Ankara’daki evini 22 Nisan 2019 sabahı polis bastı.

Muhammed Fehmi Acat, cezaevindeyken 9 kitap yazdı. Havaalanına Kaçış ve Donör adlı iki kitabı dijital kitap platformu Crub Publishing’de yayınlandı. İlk kitabı Havaalanından Kaçış lisede yaşanan problemlerin çözümü üzerine bir roman. İkinci kitabı Donör’de ise Acat cezaevindeki koğuş arkadaşlarının hikayelerini anlatıyor.

Mayıs 2019’da Türkiye’den Yunanistan’a oradan da İsviçre’ye geçen Muhammed Fehmi Acat’ın hikayesi…

MUHAMMED FEHMİ ACAT: İHRAÇ EDİLDİĞİMİ KOĞUŞTA ÖĞRENDİM

“Mardin’de Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. 1999’da Mardin’de sınıfı öğretmeni olarak göreve başlayıp Hakkari, Erzurum, Eskişehir’de 16 yıl boyunca öğretmenlik yaptım. 12 yıldan sonra branş değiştirdim, son 4 yıl sosyal bilgiler öğretmeni oldum. 10 Temmuz’da tutuklandım, Eylül 2016’da 672 sayılı KHK ile ihraç edildim. Açığa alındıktan sonra hakkımda adli soruşturma başlatıldı. “Silahlı terör örgütü üyesi” olduğum iddiasıyla tutuklanacağımı öğrenince ilk şoku yaşadım.

İlk mahkemede hakim, adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Bir hafta sonra Eskişehir Sivrihisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklama kararı çıkardı. İmza atmaya gittiğimde aldılar. 19 ay Eskişehir Cezaevinde kaldım. Hapishane avlusunda otururken yerel gazeteye verilen “İlimizden ihraç edilen öğretmenlerin tam listesi”ni görünce mesleğimden atıldığımı öğrendim.

Hapishaneyi kendime bir dert yuvası olarak görmedim. Buradaki vakti nasıl değerlendirebilirim diye baktım. İlk zamanlarda kitap ve Kuran-ı Kerim vermiyorlardı. Sonra aldık. Cezaevinin kitaplığında örgüt üyesi olarak yargılanan, müebbetle yargılanan yazarlar vardı. Ben tabi yazmaya başladım. Günümün önemli bir bölümü yazma ile geçiyordu. 450 şiir yazdım. Koğuşa giren herkesin ayrı bir dünyası vardı. Farklı mesleklerden birçok insanla tanıştım. Ayrı dertleri, ızdırapları vardı. Onların yazılması gerektiğine inandım. İlk başta tutuklanma hikayelerini yazdım. Hepsi ayrı bir ‘mağduriyet destanı’ydı. Yaklaşık 20 arkadaşı yazdım. Yazmayınca unutuluyor. Çiftçi, esnaf, öğretmen, veteriner, bir köylü, polisin farklı yönleriyle yaşadıkları mağduriyetleri anlattığım bir kitap Donör dijital ortamda yayınlandı.

Acat ailesi İsviçre’de şu anda heim adı verilen mülteci kampında kalıyor.

DONÖR: KIZINA BÖBREĞİNİ VEREN BİR BABANIN HİKAYESİ

Donör, kızına böbreklerini verecek olan bir babanın hikayesi. Hapishaneden hastaneye böbrek vermek için gidecek bir baba. 20 gün gözaltında kalmıştı, çocuğunun sağlık durumuna rağmen hakim de tahliye etmedi. Bir yıla aşkın süre tutuklu kaldı. Sonra eşiyle de boşanma aşamasına geldi.

ÖNCELİĞİM ESARETTEKİ ARKADAŞLARIMDIR

Tahliye olduğum gün son namazı ben kıldırmıştım. Bundan sonra özgür olarak yaşayacağım her günü dakikayı tutuklu arkadaşlarım için harcayacağım diye dua etmiştim. Tutuklanmak Cenab-ı Allah’ın bir takdiri. Tahliye de bir takdir. Tutuklu olan tutukluluğun hakkını verecek. Dışarıda olanlar da içeridekiler için çabalayacak. Dinimizde ne öncelikle esarette olanlar vardır. Önce bu esaretlerin bitirilmesi için gayret gösterilmesi gerekiyor. Hapiste yaşadığım her an her dakika aklımdan çıkmıyor. İçeri girip çıkan bir insan özgür olsa bile hapishanenin kendisine bağlayan bir yapısı var. Zihnin en diplerine kadar etki ediyor. Ben de hala bunun etkisinden kurtulamadım.

GEÇEN YIL RAMAZAN BAYRAMINDA YUNANİSTAN’DAYDIM

Tahliye olduktan sonra bir süre Ankara’da, sonra İstanbul’da yaşadım. Mayıs 2019’da Meriç’i geçerek Türkiye’den ayıldım. 2019 yılı Ramazan Bayramının ilk günü Yunanistan’da nezaretteydim. O gün görevliler bizim telefonlarımızı getirdi, ailelerimizle sınırsız konuşabildik. Bir ay sonra, temmuz başında İsviçre’ye geldim. İtalya Havalanında tutuklandım. Bir gün nezarette kaldım. İtalya’da hiç suç işlemediğim için bıraktıklarını söylediler.

BOŞ GEÇİREN HER AN TUTUKLU ARKADAŞLARIN HUKUKUNU ÇİĞNEMEKTİR

Benim gibi yurt dışında olan her bir arkadaş vaktini değerlendirmeli. Ülkedeki mağduriyetlerin bitirilmesi adına fiili ve kavli duasını sürdürmeli. Buralarda boş geçirilen, geçmişe dönük gereksiz ve sonuca götürmeyen tartışmalarla harcanan zamanlar özellikle tutuklu arkadaşların hukukunu çiğnemektir. Bu duruma düşmekten kaçınmak lazım.

Muhammed Fehmi Acat ailesiyle birlikte bir görüş gününde, Eskişehir Cezaevi.

YOUTUBE KANALI VAR

Muhammed Fehmi Acat, kendisinin yeni açtığı Youtube kanalında da başından geçenleri anlatıyor. Twitter hesabı @mfehmiacat dan ise her gün bir arkadaşının hikayesini paylaşıyor.

Almanya 17 yaşındaki genci acil pasaportla Türkiye’den çıkardı

BOLD ÖZEL

Görevden uzaklaştırma, gözaltı, sürgün… Kanser hastası öğretmen yoğun bakımda

Beş ay önce cilt kanserine yakalanan Türkçe öğretmeni Ömer Günerigök, tedavi gördüğü hastanede bu akşam üzeri yoğun bakıma kaldırıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle Şubat 2020’de cilt kanserine yakalanan Türkçe öğretmeni Ömer Günerigök’ün durumu ağırlaştı. Doktorların “Bugün kaybedebiliriz, yoğun bakıma da alabiliriz.” dediği Ömer Günerigök, 26 Mart 2020’den bu yana Erzurum Atatürk Üniversitesi Hastanesinde tedavi görüyor.

KPSS’DE DERECE YAPTI, ÖĞRETMEN OLDU, HUKUK DA OKUYORDU

2015 yılında girdiği KPSS sınavında Türkiye 12. olan Ömer Günerigök (31) aynı yıl memleketi Bingöl’ün Çavuşlar Köyüne öğretmen olarak atandı. 15 Temmuz’dan sonra önce görevinden uzaklaştırıldı. Üç ay geçmeden iade edildi ama başka bir okula sürgün edildi. Daha sonra gözaltına alınan Ömer Günerigök, Cemaat soruşturmaları kapsamında hakkında açılan davadan geçen yaz beraat etti. Ancak sıkıntıları bitmedi. Abisi tutukluydu. Kuzeni, gazeteci Hamza Günerigök de 4 yıldır hapiste.

Ailece zor günler geçiren Ömer Günerigök bir yandan öğretmenliğe devam ediyor, bir yandan ikinci üniversitesini okuyordu. Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıfta olan Günerigök, şubat ayında sınavlara girmek üzere Erzurum’a gittiğinde hastalığı ortaya çıktı.

Ömer Günerigök, 5 Haziran 2020, Erzurum Atatürk Üniversitesi Hastanesi.

YAŞADIĞI SIKINTILAR AĞIR GELDİ

Bold Medya’ya konuşan Ömer Günerigök’ün abisi Gıyasettin Günerigök, “Kardeşim Milli Eğitim Bakanlığında Türkçe öğretmeniydi. Memleketimiz Bingöl’de görev yapıyordu. Önce açığa aldılar. Üç ay geçmeden iade edildi. Okulunu değiştirdiler. Birkaç ay sonra gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldı. Mahkemesi devam ediyordu. Sonra beraat etti. Yaşadıkları sıkıntılar ağır geldi. Şimdi hayatta kalma mücadelesi veriyor. Doktorlar durumunun kötüye gittiğini ve son günlerini yaşadığını söylüyor. Ve biz hiçbir şey yapamıyoruz. Son isteği abisini görebilmek.” dedi.

BELİNDEKİ KEMİK KIRILDI

Kardeşinin başarılı bir öğretmen ve öğrenci olduğunu söyleyen Gıyasettin Günerigök, “KPSS’de Türkiye 12. oldu. Ayrıca Erzurum’da Hukuk okuyordu. Görevine devam ediyordu. En son Erzurum’a sınavlara geldiği zaman, sanırım şubat ayıydı, hastalığı ortaya çıktı. Ondan sonra bir türlü toparlanamadı. Memlekete götürdük. Hastalığı en son belindeki kemiği kırdı. Malatya’da ameliyat ettiler. Tekrar kötü olunca Erzurum’a getirdim.” ifadelerini kullandı.

SON İSTEĞİ TUTUKLU ABİSİNİ GÖREBİLMEK

Ölüm döşeğindeki Ömer Günerigök’ün son isteği ise tutuklu abisi Taner Günerigök’ü görebilmek. Dört yıldır Elazığ Cezaevinde tutuklu olan polis memuru Taner Günerigök, kardeşini görebilmek için dilekçe yazdı ama henüz cevap verilmedi. Cemaat soruşturmaları kapsamında Ağustos 2016’da tutuklanan Taner Günerigök, 10 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay tarafından da onaylandı.

Taner Günerigök, 4 yıldır Elazığ Cezaevinde tutuklu.,

ÖMER GÜNERİGÖK’ÜN RAPORLARI

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Silivri’de bir koğuş daha komple Kovid 19

Silivri’de tutuklu Polis Akademisi öğretim üyesi Şükrü Tuğrul Özşöngül’ün testi pozitif çıktı. 8 Nolu’daki C35 koğuşundaki tutukluların durum iyi değil.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – Silivri Cezaevinde Kovid 19 salgını yayılmaya devam ediyor. Tutuklu yakınlarından alınan bilgilere göre Silivri kampüsünde bulunan 8 Nolu Cezaevindeki C35 koğuşunda kalanların tamamı hastalığa yakalanmış durumda.

“HERKESE TEST YAPAMAYIZ 4 KİŞİ SEÇİN”

Koğuşta durumu ağırlaşan 3 kişinin hastaneye sevkedildiği ve testlerinin pozitif çıktığı belirtiliyor. Gelişmenin ardından koğuşta kalan 40 kişi test talep ederken, cezaevi yönetimi “Aranızdan 4 kişi seçin, herkese test yapamayız” cevabı verdi. 4 kişiye yapılan testte ikisi negatif, ikisi pozitif çıktı. Negatif çıkanlar ayrı bir hücreye alındı.

HÜCRE TEHDİDİ

Hastaneye gitmek isteyenlere ise “Hastaneye gidenleri dönüşte hücreye alırız, ona göre talep edin” denildiği, hücreye alınmak istemeyenler bu sebeple hastalık belirtilerine rağmen taleplerini geri çektikleri öğrenildi.

Koğuşta kalanların tamamının ateş, koku ve tat kaybı ile halsizlik yaşadığı belirtiliyor. Silivri Cezaevinde kapalı görüşler yeniden başlarken sözkonusu koğuşun kapalı görüşlerinin iptal edildiği belirtiliyor.

KORONA RİSK GRUBUNDAKİ ÖZŞENGÜL’ÜN TESTİ DE POZİTİF

Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Polis Akademisi öğretim üyesi Şükrü Tuğrul Özşengül’ün testinin de pozitif çıktığı öğrenildi. Daha önce açık kalp ameliyatı olan, yüksek tansiyon hastası Özşengül, birinci derece risk grubunda. Özşengül’ün hastaneye sevkinin yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.

İkinci Ahmet Burhan vakası: Baba tutuklu, çocuk beyin kanseri, anne yalnız ve çaresiz…

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İkinci Ahmet Burhan vakası: Baba tutuklu, çocuk beyin kanseri, anne yalnız ve çaresiz…

İkinci bir Ahmet Burhan vakası Manisa’da yaşanıyor. Bir yıl önce beyin kanseri teşhisi konulan Selman Çalışkan, küçücük bedeniyle hem hastalığa hem de babasızlığa direnmeye çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 37 aydır Manisa T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Rasim Çalışkan’ın 6 yaşındaki oğlu Selman Çalışkan’a bir yıl önce beyin kanseri teşhisi konuldu. Beyninde 5 cm büyüklüğünde tümör tespit edilen Selman, 28 Haziran 2019’da İzmir Atatürk Hastanesinde ameliyat edildi. Beyinciğin üzerinde, denge merkezinde çok küçük bir parça alınabildi. Selman o parça alındıktan sonra felç oldu. Sol kolu sol bacağı hiç oynamıyor, annesinin aldığı yürüteç ile yürümeye çalışıyor. Yüzünün de yarısı felç. Sıvı bir şey içemiyor, ağzının kenarından akıyor.

TEDAVİ İKİ YIL DAHA SÜRECEK

Manisa’da yaşayan Çalışkan ailesi, kemoterapi, radyoterapi ve fizik tedavisi için bir yıldır Manisa’dan İzmir’e eş-dostun arabasıyla, yardımıyla gidip geliyor. Ameliyattan sonra 30 gün ışın tedavisi gören Selman, eş zamanlı olarak kemoterapi hapı kullandı. Teşhisten 6-7 ay sonra tekrar film çekildi. Doktorlar tümörde, küçülme değil, büyümenin olduğunu söyledi. İlaç değişikliği yaptılar. Küba’dan damardan yapılan bir ilaç getirttiler. 3 aylık ilacın toplam fiyatı 78 bin lira. Selman’ın bu tedavisi iki yıl, yani 104 hafta daha devam edecek.

Önceki gün oğlu ile birlikte yine İzmir’de hastanede olduklarını söyleyen anne Çalışkan “Ayağından damar yolu açıldı. Yarım saat kadar ilaç verdiler. Ayaktaki damar hassaslıktan patladı, şişmeye başladı. Tekrar çıkardılar, elinden açtılar. Bu sabah altından beri cayır cayır yanıyor. Her kemoterapi sonrası 3 gün ateşi devam ediyor.” dedi.

Emine Çalışkan, ilacın yan etkisinin çok olduğunu ve oğlunun damarlarını yaktığını söylüyor.

“YÜZDE 17 YAŞAMA ŞANSI VAR”

Emine Çalışkan, Doktorların “Oğlunuzun yüzde 17 yaşama şansı var” raporunu eline aldıktan sonra yıkılmış durumda. Eli kolu bağlı bir şekilde bekliyor. Eşinin ve oğlunun tek başına mücadelesini, hapisten takip etmek zorunda kalan, her telefon görüşünde “Artık dayanacak gücüm kalmadı” diyen bir annenin çaresizliği karşısında bir şey yapamayan Rasim Çalışkan sesini duyurmak için son çareyi HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazmakta buldu.

4. EVRE KANSER

Rasim Çalışkan, 1 Mayıs 2020’de yazdığı mektubunda “Eşim hasta olan oğluma refakat etmek zorunda olduğundan işini bırakmak durumunda kaldı. Oğlum yaklaşık 2 hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra tedavisinin devamı için İzmir Tepecik Hastanesine nakledildi. Ameliyattan iki ay sonra tedavisinin evde devam etmesi uygun bulunup 4. evre (son aşama) kanser hastası olarak taburcu edildi.”

OĞLUNU SADECE BİR KEZ GÖREBİLDİ

Rasim Çalışkan, oğlunun bu zorlu hastalık sürecinde sadece bir kez yanında olabildi ve onu sadece bir kez kucağına alabildi, 5 Ağustos 2019.

Rasim Çalışkan’a bu süreçte oğlunu görmesine 1 kez izin verildi. Ameliyattan sonra savcılık izniyle evinin kapısına kadar elleri kelepçeli götürülen Çalışkan sadece 5 saat oğlunun yanında kalabildi. Çalışkan mektubunda çocuğunun hastalığından dolayı ceza infaz ertelemesi için Manisa 3. ve 4. Ağır Ceza Mahkemesine 4 kez dilekçe yazdığını ve hepsinin reddedildiğini söylüyor. En son yazdığı dilekçelere ise henüz cevap verilmediğini belirtiyor:

BÜTÜN DİLEKÇELERİ REDDEDİLDİ

“Yeni infaz kanununda belki bizi sevindiren gelişmeler olur diye bekledim ama olmadı. 14 Nisan 2020’de Manisa İnfaz Hakimliğine hem oğlumun hastalığını hem de koronavirüs tedbirlerini içeren bir dilekçe yazdım. Daha önce defaatle sunduğum raporlara atıfta bulunarak infazımın evde tamamlanmasını istedim, henüz cevap gelmedi. 6 Nisan 2020’de Cumhurbaşkanına mektup yazdım, henüz cevap gelmedi.”

HER HAFTA MANİSA’DAN İZMİR’E

Rasim Çalışkan mektubunda eşinin ve oğlunun tedavi sürecinde yaşadıkları ‘yol’ sıkıntısını ise şöyle anlattı:

“Taburcu olduktan sonra oğlum ve ona refakat eden eşim 2 ay boyunca radyoterapi tedavisi almak için özel araçla her gün Manisa’dan İzmir’e gidip geldiler. Radyoterapi seanslarından sonra yaklaşık 6 ay süren kemoterapi tedavisi için her hafta yine özel araçla Manisa’dan İzmir’e gidip geldiler. Şu anda da tedavisi tam 2 yıl sürecek. Kendi aracımız yok, eşim araç kullanmayı bilmiyor. Bu tedaviler boyunca her defasında eşim bir tanıdık veya bir komşumuza rica ederek aracıyla hastaneye götürmesini istedi? Taşıma suyla değirmen ne kadar döner ki?”

15 Temmuz 2013 doğumlu Selman Çalışkan’ın 6. yaşına girdiği doğum günü.

“EŞİM KALP VE PSİKOLOJİK İLAÇLAR KULLANIYOR”

3 yıldır eşinden ayrı olan, bu zaman zarfında evin hem annesi hem babası olan eşinin çok yıprandığını ifade eden Rasim Çalışkan sözlerini şöyle tamamladı: “… herhangi bir maddi geliri bulunmayan, biri ağır hasta üç çocukla hayatın zorluklarıyla boğuşan, çocuğunun tedavisi için her hafta bir tanıdık veya komşuya yüz suyu döken, kendisi hem psikolojik hem kalp ilaçları kullanan, buna rağmen onurlu ve namuslu bir hayat sürmek için çabalayan bir anne daha ne kadar bu zorlukların üstesinden gelebilir ki!

“ÇARESİZ VE YALNIZIM”

3 yıldır cezaevinde olan, başvurduğu resmi kurumlardan ret cevabı alan bir baba olarak, elimden bir şey gelmediğinden çaresiz ve yalnızım. Daha başka ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum, affınıza sığınarak, vicdanınıza güvenerek derdimi size açtım. Çaresizliğimin çaresi, sessiz çığlığımın sesi olmanızı talep ediyorum. Yaralı eşim ve hasta oğlum vicdan sahibi bir gönlün yardımını bekliyorlar.”

KHK’LI EDEBİYAT ÖĞRETMENİ

672 sayılı KHK ile ihraç edilen Rasim Çalışkan Cemaat soruşturmaları kapsamında 17 Mayıs 2017’de tutuklandı. 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çalışkan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor. En son bir imam hatip lisesinde görev yapan Çalışkan 17 yıllık öğretmendi.

RASİM ÇALIŞKAN’IN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ 1 MAYIS 2020 TARİHLİ MEKTUP

Selman hastalandığı ilk dönemlerde.

Okumaya devam et

Popular