Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İşlemediği suçtan 24 yıldır tutuklu Özkan 85’inde korona riskine rağmen tahliye edilmedi

85 yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın koronavirüs nedeniyle tahliye talebi “kaçma şüphesi bulunduğu” gerekçesiyle reddedildi. Özkan 24 yıldır işlemediği suçtan hapiste.

BOLD – Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1993 yılında, 2 itirafçının ileri sürdüğü ardından da işkence altında verildiğini belirterek geri aldığı ifadeleri doğrultusunda Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a yönelik düzenlenen suikasttan sorumlu olarak tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Mehmet Emin Özkan’ın (85), koronavirüs nedeniyle tahliye edilmesi talebi reddedildi.

Kalp, tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, böbrek ve bağırsak bozuklukları, aşırı derecede kilo kaybı, duyma ve görme eksikliği gibi çeşitli sağlık sorunları bulunan; yeme, içme giyinme, banyo, tıraş, tuvalet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan 24 yıllık tutuklu Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi, koronavirüs salgının yaşlı ve kronik hastalığı bulunanlar üzerindeki ölümcül etkisi nedeniyle müvekkilinin hayati tehlikesinin bulunduğunu belirterek, Adana Ağır 7. Ağır Ceza Mahkemesi ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak tahliye talebinde bulundu. Hem mahkeme hem de savcılık talebi reddetti.

‘KAÇMA ŞÜPHESİ DEVAM EDİYOR’

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, adli kontrol tedbirleri uygulanarak Özkan’ın tahliye edilmesi talebini, “suça öngörülen yaptırımlara göre açıkça kaçma şüphesinin devam etmesi” nedeniyle reddetti. Mahkeme, dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu’nun yargılandığı ve beraat ettiği İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının henüz olması, Özkan’ın cezaevinde tek başına hayatını sürdüremeyecek kadar hasta olduğuna dair İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor alınmasının gerekli olduğu gerekçesine dayandırdı.

NE OLMUŞTU: İŞLEMEDİĞİ SUÇLA HAPİSTE GEÇEN BİR ÖMÜR

Mehmet Emin Özkan ve ailesi Lice’nin Sisê (Yolçatı) köyünden bulunan evlerinin güvenlik güçlerince 1992 yılında yakılması nedeniyle Mersin’e göç etti. Lice’nin güvenlik güçlerince taranmasının üzerinden 3 yıl geçtikten sonra “Örgüte yardım etmek” iddiasıyla gözaltına alınır. 2 itirafçının verdiği ve daha sonra “işkence altında” ifadeleri alındığını ve ifadelerinden vazgeçmesine rağmen Lice katliamı sırasında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a yönelik düzenlenen suikasttan sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Özkan’ın cezaevinde olduğu 2013 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın dosyasının 20 yıllık zaman aşımına uğramaması için tekrar dava açması üzerine Aydın’ın JİTEM tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Bu davanın üzerinden 6 yıl geçmesi ve ağır sağlık sorunlarına rağmen infazı durdurulmayan Özkan, 2015 yılında Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulundan yüzde 87 vücut fonksiyonlarının işlevsiz olduğuna dair “Cezaevinde kalamaz” raporu aldı. Yine tahliye edilmeyen Özkan, defalarca fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. 2019 yılının Mart ayında yeniden kurula başvuran Özkan’a, bu kez “Cezaevinde kalabilir” raporu verildi.

İNFAZ DURDURMA TALEBİ DE KABUL GÖRMEDİ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemelerinde “asker hakim bulunması” nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği yönünde verdiği ilke kararının ardından Özkan’ın yeniden yargılama talebi doğrultusunda infazın durdurularak tahliye edilmesi talebi de “kaçma şüphesi bulunduğu” gerekçesiyle reddedildi.

POLİTİKA DEĞİŞİNCE DAVANIN SEYRİ DE DEĞİŞTİ

Zaman aşıma kısa bir süre kala tekrar görülmeye başlanmasıyla seyri değişen 22 Ekim 1993’te günü ilçede dönemin Jandarma Komutanı Bahtiyar Aydın’da aralarında bulunduğu 15’si sivil toplam 16 kişinin öldürüldüğü dava, hükümetin güvenlikçi politikaları dönmesiyle eski seyrine döndü.

Lice Davasının yeniden başlamasıyla Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul edince, 2013’te dava süreci başladı.

LİCE’DE O GÜN ÇATIŞMA OLMADIĞI KESİNLEŞTİ

27 klasörlük dava dosyasında hem davacı tanıkları, hem de o dönem Lice’de görev yapan birçok resmi yetkili, 22 Ekim 1993 günü Lice’de herhangi bir çatışmanın olmadığını ve ilçede yaşanan tahribatın “operasyona çıkan askerler tarafından” yapıldığını belirtti.

Güvenlik gerekçesi ile dava önce Eskişehir’e daha sonra İzmir’e nakledildi. 2014’de komutanların yargılanması için Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) izni gerektiği belirtilerek İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamayı durdurdu. 29 Ocak 2015’de HSYK durdurma kararını bozdu ve davanın İzmir’de devam etmesine karar verdi.

TUTUKSUZ YARGILANIP BERAAT ETTİ

Sanık Tünay Yanardağ, geçirdiği kalp krizi sonucu ölünce davada tek sanık olan Eşref Hatipoğlu tutuksuz yargılandı. 17 Mart 2016 tarihindeki duruşmada ilk kez hazır bulunan Hatipoğlu’nun vareste tutulmasına karar verildi.

Yargılamanın devam ettiği İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Aralık 2018’de gördüğü karar duruşmasında davanın tek sanığı Eşref Hatipoğlu´nun üzerine atılı tüm suçlardan beraatine karar verdi.

Müşteki avukatlarının itirazıyla yerel mahkemenin beraat kararı Yargıtay’a taşındı.

Gündem

Erdoğan’ın kaldırdığı yasağın gerekçesi ‘artan vaka sayıları’ydı

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Alpay Azap, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kaldırdığı sokağa çıkma yasağına gerekçe olarak ‘artan vaka sayıları’nı göstermişti.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 14 büyükşehir ile Zonguldak’ta bu gece itibarıyla yürürlüğe girmesi beklenen iki günlük sokağa çıkma yasağını iptal ettiğini açıkladı. Gerekçesini “Vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı” şeklinde izaha çalıştı.

GAZİANTEP, DİYARBAKIR VE KARADENİZ’DEKİ BAZI İLLER SIKINTILI

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, Erdoğan’ın iptal ettiği yasağın, artan vaka sayıları sebebiyle yürürlüğe gireceğini ifade etmişti. Azap, iptal öncesi yasakla ilgili “İllerdeki pandemi kurulları vaka sayılarının arttığını bildirdi. Gaziantep, Diyarbakır, Karadeniz Bölgesi’nden birkaç şehir de var. Ankara’da beklediğimiz azalmayı göremedik, çok hafif bir artış var” şeklinde konuşmuştu.

KENDİSİ DE OLUMSUZ GELİŞME ÜZERİNE KARAR ALINDIĞINI SÖYLEMİŞTİ

Esasında, AKP’li Cumhurbaşkanı da yasağın kaldırıldığını duyurduğu sosyal medya paylaşımlarında, sokağa çıkmama tedbirini alma sebeplerini Azap ile aynı şekilde beyan etmişti.

Yasak kararının ‘Sağlık Bakanlığı önerisi’ ile alındığını belirten Erdoğan, ‘vatandaşlardan gelen değerlendirmeler’le kararın yeniden gözden geçirildiğini söyledi.

Yasağın amacını ‘hastalığın yayılmasını önlemek ve vatandaşımızı korumak’ diye izah eden Erdoğan, ‘farklı sosyal ve ekonomik sonuçlar’ sebebiyle karardan dönüldüğünü ilan etti.

Erdoğan, bütün bu ifadelerden sonra ‘Cumhurbaşkanı olarak’ yasağı kaldırdığını açıkladı.

Polis Kızılay’a yürüyen milletvekillerini darp etti

Okumaya devam et

Gündem

Gar saldırısı için “Daha iyisi olabilirdi” mesajı atan üniversite öğrencisine dava açıldı

100 kişinin öldürüldüğü Ankara Tren Garı saldırısı için ‘Daha iyisi olabilirdi’ mesajı atan Abdurrahman Gülseren hakkında ‘IŞİD propagandası yapmak’ suçundan dava açıldı.

BOLD – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Ekim Gar saldırısına ilişkin “Katliamı kınıyorum, daha iyisi olabilirdi :)” şeklinde paylaşım yapan, “ülkücü kökenli” olduğu ifade edilen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) öğrencisi Abdurrahman Gülseren hakkında dava açtı.

İddianamede, şüphelinin, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılması istendi.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği iddianamede, şüphelinin IŞİD Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen ve birçok kişinin ölümüne neden olan saldırıyı destekler, teşvik eder mahiyette paylaşım yaptığı, bu yolla IŞİD’in cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini meşru göstermek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği kaydedildi.

Abdurrahman Gülseren, 10 Ekim 2019 tarihinde, sosyal medya hesabı üzerinden “#10EkimAnkaraKatliamı kınıyorum; daha iyisi olabilirdi. :)” şeklindeki tepki çeken paylaşımla ilgili 10 Ekim katliamı mağdurlarının avukatı Doğukan Tonguç Cankurt, suç duyurusunda bulunmuştu.

Fatih Portakal’a kiremit cezası

Okumaya devam et

Gündem

Böbrek hastası Dilgeş’in babası: Oğlum hapiste karantinada, ilaçlarını zorla verdik!

Bayram günü hapse giren böbrek hastası 3 yaşındaki Dilgeş, bayramdan sonra doktora götürüldü. İlaçları geç verilen Dilgeş 10 gündür annesiyle karantinada.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ramazan Bayramı’nın ilk günü tutuklanıp hapse gönderilen 3 yaşındaki Dilgeş Aslan’ın babası, böbrek hastası oğlunun hala karantinada tutulduğunu ve ilaçlarını avukat ve vekillerin baskısıyla zorla verebildiklerini söyledi.

BÖBREK KONTROLÜ VARDI

Üç yaşındaki Dilgeş, 24 Mayıs 2020’de annesi Gönül Aslan ile birlikte tutuklanıp Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Bayram öncesinde doktor kontrolü olan Dilgeş, bayramdan sonra hapisteyken hastaneye götürüldü. Hem böbrek kontrolü hem de korona testi yapılan Dilgeş ve annesi dönüşte karantinaya alındı. Daha önce 4 kişilik koğuşta kalan anne-oğul şimdi yalnız. Oyuncakları verilmedi, ilaçları güç bela ulaştırıldı. Cezaevinin suları ise sürekli kesik.

Dilgeş ve annesi Gönül Aslan

KORONA TESTİ NEGATİF

Dilgeş’in durumunu yakından takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Dilgeş böbrek kontrolleri olan bir çocuk. Bayram öncesinde planlanmış bir randevusu vardı. Sistohiroterografi yapılacaktı. Cezaevi olayı girince ne olacak bitecek, hastaneye giderse koğuşa geri dönemeyecek tedirginliği yaşadılar. Şu anda tecritte tutuluyorlar. Korona testleri negatif çıkmasına rağmen karantinadalar.” dedi.

ÇOCUK SIKINTIDAN ÇATLIYOR

Dilgeş’in babasıyla görüşen ve verdiği son bilgileri aktaran Gergerlioğlu, “Çocuk şu anda orada sıkıntıdan çatlıyor. Sürekli televizyon istiyor, burası çok kötü eve gidelim diyor. Oyuncak da vermemişler. Her oyuncağı kabul etmiyorlar. Zor bela ilaçlarını almışlar. Her ilaç da cezaevine giremiyor. Raporuna, reçetesine bakılıyor derken gecikme oldu. Avukatlar, vekiller araya girince ısrarlar sonucunda ancak ulaştırılabildi.” ifadelerini kullandı.

SU SIK SIK KESİLİYOR

Gergerlioğlu, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevinde ihtiyaç için kullanılan suyun da sürekli kesik olduğunu sözlerine ekledi.

DERNEK ÜYESİ DİYE…

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı Kürt soruşturmaları kapsamında gözaltına alınanlar arasında bulunan Bağlar Belediyesi Meclis üyesi Gönül Aslan, Rosa Kadın Derneği üyesi olması ve HDP’nin düzenlediği eylem ve etkinliklere katıldığı için örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandı.

Bayram günü bir çocuk daha hapse girdi

 

 

Okumaya devam et

Popular