Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Gergerlioğlu: “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var”

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Komisyonunda görüşülen İnfaz Yasası hakkında konuştu. “Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var. 70-80 bin kişinin tahliyesi hiçbir soruna çözüm olmayacak” dedi.

BOLD – HDP Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, İnfaz Yasası’nın bir yıldır beklendiğini belirterek korona nedeniyle acilen getirildiğini kaydetti. “Yasa bir yıl önce de getirilseydi tahminen ayrımcı bir anlayışla yine getirilecekti. Getirilen yasanın ruhunda bile ayrımcılık var! Bunu kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Gergerlioğlu açıklamasında şunları dile getirdi:

“Şu an da bir salgın var ve bu salgın tüm insanlığı tehdit ediyor. Yaşam hakkı son derece önemli bir tehdit altında şu anda biliyorsunuz; İran’da 85.000, Bahreyn’de 1.500, Amerika Birleşik Devletleri’nin 3 eyaletinde tahliyeler oldu. Yine, dün Irak ve Kenya’da tahliyeler oldu. Yaşam hakkı tehdidi altında insanlar. Şu anda, bakın, milyonlarca insan diken üstünde, son derece tedirgin bizi dinliyor ve bir an evvel yaşam haklarının korunması için bir istek hâlindeler. Mahpuslar büyük bir tedirginlik halinde o kapalı kutuda ne yapacaklarını bilemez bir hâldeler. Mahpus yakınları, büyük bir tedirginlik içinde yakınlarının salgın bulaştığı anda çaresiz bir şekilde ölüme gideceğini düşünmektedir ve büyük bir tedirginlik yaşamaktadır. Hepimize gelen binlerce telefon var ve insanların büyük tedirginliğini biliyoruz. Bu noktada, eğer ki bir ayrımcı yasa çıkarsa insanlar ayrımcılığa uğradığını düşünecek ve cezaevlerinde ölüme terk edildiklerini, kurban olarak seçildiklerini, bir Nazi ölüm kampında kaldıklarını düşünecekler ki bu son derece tehlikeli bir durumdur.

Üçüncü olarak yine bir başka ayrımcılık yapmış taslak: Hasta ve yaşlı insanlarla ilgili ayrımcılık. 60 yaşın üstünde denetimli serbestlik süresinde bir artırım var. 0-6 yaş çocuk anneleriyle ilgili denetimli serbestlikte artırım var ama siyasi suçlarda bu konuda bir denetimli serbestlik yok. Burada da bir ayrımcılık var yani insanların risk grubu olması, hasta yaşlı olması bile ayrılıyor ve bu anlamda da çok büyük bir ayrımcılık yapılıyor.

Değerli arkadaşlar, gerçekten çok önemli bir yasayı biz burada kararlaştıracağız, belki Komisyon daha sonra Genel Kurul ama herkes eli kalbinde bekliyor çünkü son derece önemli, büyük aile dramları yaşanıyor. Ben İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim ve bir buçuk yıldır yüzlerce koğuşta binlerce kişiyle görüştük, mahpuslarla görüştük ve büyük dramları yerinde tespit ettik. Gerçekten çekilmez, dayanılmaz büyük dramlar yaşanıyor. 8-10 kişilik koğuşlarda 25-30 kişinin kaldığını, erkeklerde ve kadınlarda böyle olduğunu, kadınlarda bir de orada 5-6 tane çocuğun doğduğunu ve yaşanamaz bir ortam olduğunu bilelim arkadaşlar. Sağlık sevklerinde çok büyük eksiklikler olduğu ve bundan dolayı çok ölümler yaşandığını biliyoruz. En çok soru önergesi verdiğim Adalet Bakanlığı yetkililerinin bunu sümen altı ettiğini de biliyoruz. Bunlar büyük veballer ve suçlardır böyle devam edemez.

Yine, iaşe eksiklikleri ve havasız, rutubetli, güneşsiz ortamlarda perişan durumda olan insanlar bir İnfaz Yasası’nda adillik ve eşitlik bekliyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bekliyorlar, onları temsil eden Meclisten adil ve eşit bir yasa bekliyorlar. İnanın ki şu anda cezaevlerinde çok büyük aile dramları yaşanıyor. Anne-baba tutuklu olan insanlar çok fazla var. Binlerce böyle aile var. 800’ü aşkın bebek ve çocuk 0-6 yaş arası cezaevlerinde ve çok zor durumdalar gerçekten. Biz onları cezaevlerinde görüyoruz. Keşke siz de gelip görseniz, onların tümünün silme psikolojisinin bozuk olduğunu hemen anlıyorsunuz ve birde anne-baba mahpus olduğu için evlerde dede, nine, teyze yanında yaşayan binlerce çocuk var ve bunlarında psikolojileri bozulmuş durumda, fizyolojileri gelişim geriliği şeklinde seyrediyor. Birde bu salgın sırasında bu çocuklar korumasız durumda, bu çocuklara bir şey olması gerçekten altından kalkılamayacak büyük bir vebaldir. Bunu hatırlatmış olalım arkadaşlar.

Yine, bu çocuklar ileride bu toplum için son derece önemli bir serseri mayın hâline gelebilir. Bakın, toplumu ve neslimizi korumamız lazım. Bu çocuklar yarın öbür gün o bozuk psikolojileriyle son derece tehlikeli şeyler yapabilirler. Bakın, biz “Kürt meselesi nereden çıktı?” diyorduk, “Neresi onu alevlendirdi?” diyorduk. Diyarbakır zindanları orayı alevlendirmişti. Diyarbakır zindanlarında cezacı ve işkenceci bir mantıkla yaklaşılmıştı ve oradan alevlenmiş bir Kürt meselesi çıkmıştı, altından hâlâ kalkılamıyor, adaletle hâlen de yaklaşılamıyor. Şimdi de eğer bu cezaevleri böyle bırakılırsa bakın, çok net söylüyorum, yarın öbür günün Diyarbakır zindanları olacak bugünkü o cezaevleri. Biz görüyoruz; orada insan yaşamaz arkadaşlar, inanın ki o koğuşlarda biz gidiyoruz, 10-15 dakika içeride koğuşta kalıyoruz, zor çıkıyoruz, daralıyoruz gerçekten. Onlar böyle istiflenmişler resmen içeride. Bu hâl doğru bir hâl değil, artı bütün bunların üstüne bir de coronavirüs salgını gelmiş durumda.

Bakın, ben size daha dün yayınlanmış bir bilimsel tıp dergimizin yazısını getirdim. Çok önemli bir makale “The New England Journal of Medicine”da çıktı çok saygın bir dergidir ve ne diyor? “Cezaevlerinde ve mahpuslar arasında coronavirüs salgınından dolayı tahliyelerin mutlak surette yapılması sağlık gereğidir.” diyor, yazıya bakabilirsiniz ayrıntılı bir şekilde. Yine, Birleşmiş Milletler açıklama yaptı, Avrupa Parlamentosu açıklama yaptı ve tahliyelerin olması gerektiğini söyledi. Şimdi, bu insanların kendini kurban gibi hissedeceği bir yarınki Türkiye’de toplumsal barış adına bir şey kalabilir mi değerli arkadaşlar? Bakın, elinizi vicdanınıza koyun ve kararınızı verin lütfen. Komisyona böyle gelmiş olabilir ama biz bunu adaletli ve eşit bir şekilde ilerletmek zorundayız.

Bakın, kaç gündür insanlar imza kampanyaları yapıyor on binlerce, yüz bine ulaşan imzalar atıldı. Sosyal medyada her akşam “hashtag” etkinlikleri yapılıyor, Türkiye rekorları kırılıyor, 1,5 milyona yakın “tweet”ler atılıyor ve insanlar İnfaz Yasası’nda adalet ve eşitlik istiyorlar. Bu çok büyük bir istek olarak tüm toplumun ve en çok da Meclisin duyması gereken bir istek. Şu an da birtakım suçlar istisna kılınmış ve “Teröriste af yok.” falan deniliyor. Kim bu terörist Allah aşkına? Evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek “Barış” diyeni terörist ilan ettiler, Bank Asya’ya para yatıranı terörist ilan ettiler, bir sendikaya üye olanı terörist ilan ettiler, KESK’in bir basın açıklamasına katılıp bir basın açıklaması yapan insanlar terör örgütü üyesi oldu ve başlarına gelmeyen şey kalmadı. Böyle keyfi bir şekilde terörist ilan edilen insanlardan sonra da “Vay efendim, biz terörist mi affedecekmişiz?” deniyor. Bu olacak şey değil. Bakın, Anadolu’nun her yerinden feryatlar yükseliyor. Buna kulağınızı tıkayamazsınız arkadaşlar. Şu an da gerçekten bakın, son belki OHAL döneminde çok büyük yanlışlıklar yapıldı ama iktidar için önemli bir fırsat var şu anda. Toplumsal barışı yakalamak için, toplumla barışmak için çok büyük bir fırsat var. İnanın ki bakın, çok net söylüyorum ya bu fırsatı elde edersiniz ya da bu toplum maalesef çok kötü bir yere gider, Allah korusun ne olacağını bilemeyiz. Ama gerçekten göstergeler iyi değil ve cezaevlerinde son derece büyük sıkıntılar olduğunu biz çok iyi biliyoruz. Şu anda öylesine aileler var ki bakın, yakından takip ediyorum. O çocuklar; annesi babası mahpus çocuklar babasının, annesinin nerede olduğunu bilmiyor; dedesi, ninesi onlara yalan söylüyor; işte bir işyerinde çalışıyor, o cezaevi iş yeri, oraya gidiyoruz seninle diye yalanlarla idare edilen binlerce çocuk var. Bu doğal bir şey mi arkadaşlar, normal bir şey mi? Meclis bunu onaylayabilir mi? Bunu görmezden gelebilir mi ben size sormak isterim. Bir sürü mağdur insan var, suça itilmiş çocuklar var ve af bekleyen, infazda adalet ve eşitlik bekleyen milyonlarca insan var. Eline silah almamış, düşünce suçu diye adlandırılan… Düşünce suç mu olur Allah aşkına! Siyasi suçlular ve düşüncesinden dolayı zindanlara tıkılmış insanlar bakıyorsunuz silah kullanmayı bile bilmiyor, eline silah bile almamış. Vay efendim sen teröristsin, biz seni nasıl affederiz. Bu kesinlikle onaylanacak bir şey değil değerli arkadaşlar. Bakın, yarın öbür gün toplumsal barışı bozacak son derece sıkıntılı bir durum olur.

Şu anda yine 300 bin cezaevinde olan insan var ve biliyorsunuz yasayla önerilen miktar çıktığı zaman normal kapasiteye ancak inecek. Cezaevlerindeki sorun bitmeyecek. Cezaevlerinin dünya standartlarına göre bilimsel sayısı şu anda 120 bindir ama mahpus sayısı 300 bin. Sizin indirmek istediğiniz sayı 70-80 bin kişi. Hiçbir soruna da çözüm de olmayacaktır.”

Politika

Soylu Meclis’e darbeyi savundu: Siyasete en büyük darbe terördür

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP’li Enis Berberoğlu ile HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğlulları’nın milletvekilliklerinin düşürülmesiyle ilgili açıklama yaptı: “Bir kaç gündür ‘darbe’ sözü üretmeye çalışıyorlar. Siyasete en büyük darbe terördür” dedi.

BOLD Süleyman Soylu, biri CHP’li 2’si HDP’li milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesiyle ilgili konuştu. Soylu, şu yorumu yaptı: “Birkaç gündür Meclis’teki milletvekillerinin hukukun gereği milletvekili statüsünün üzerinden alınması sebebiyle ‘darbe’ sözü üretmeye çalışıyorlar. Allah’ınızı severseniz, siyasete en büyük darbe terördür. Ülkeye en büyük darbe terördür. Terörü, darbeyi meşrulaştırmak için hukukun, demokrasinin, kardeşliğin yolunu tıkamakla eş tutmayınız.”

Demirtaş’tan ittifak çağrısı: Daha cesur ve büyük siyasi hamleler yapabilmeliyiz

Okumaya devam et

Politika

Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya ‘adalet ve özgürlük’ yürüyüşü

Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerinin düşürülmesi sonrası toplanan HDP yönetimi, adalet ve özgürlük temalı yürüyüş başlatma kararı aldı.

BOLD – HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun Meclis üyeliklerinin düşürülmesi sonrası HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı.

PERVİN BULDAN VE MİTHAT SANCAR ÖNCÜLÜK EDECEK

AKP ve MHP koalisyonunun, seçmen iradesine darbe vurduğu değerlendirilmesinin yapıldığı toplantıda 3 aşamalı eylem planı kararı alındı. Bunlardan biri, Ankara’ya başlatılacak ‘adalet ve özgürlük’ vurgulu yürüyüş.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yürüyüşe öncülük edeceği bildirildi.

BİR GRUP EDİRNE’DEN DİĞERİ HAKKARİ’DEN YOLA ÇIKACAK

15 Haziran’da başlatılması planlanan yürüyüş iki koldan yola çıkacak. Bir grup Edirne’den bir başkası Hakkari’den Ankara’ya gelecek. Etkinlik CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Enis Berberoğlu’nun tutuklanması sonrası başlattığı Adalet Yürüyüşü gibi kesintisiz olmayacak.

“İktidar, istediği vekili cezaevine koyar! Hukuksuzluk süreci devam ediyor”

Okumaya devam et

Politika

KONDA: AKP çözülüyor! Oy oranı yüzde 45’ten 30’lara düştü

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, AKP’nin oy oranının yüzde 45’ten yüzde 30’lara gerilediğini belirtti. ”Bu bir alamettir. Su kaynıyor. Çayın altı açık, buhara döndüğü gün fark edeceğiz” dedi.

BOLD – Araştırma şirketi KONDA’nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır, “Koronadan önce yaptığımız ankete göre 100 kişiden 29’u ya borçlanarak ya yardımlarla veya aile-komşu dayanışması ile karnını doyuruyor” ifadesini kullandı.

Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın kurduğu yeni partilerin AKP’den oy alacağını belirten Ağırdır, “Davutoğlu ve Babacan’ın partilerinin ölü doğduklarını sanmıyorum. İkisi de Tayyip bey için zorlu rakip olacak ve 2 oydan birini AK Parti seçmeninden alacak” dedi.

Bekir Ağırdır

Ağırdır, Karar TV’de son yaptıkları araştırmalarla ilgili şunları söyledi:

KENDİNİ PARTİSİZ HİSSEDEN YÜZDE 36

“30 yaşın altında 19 milyon seçmen var. Bu gençlerin yarısı mevcut siyasi aktörlerden umudunu kesmiş durumda. 2023’te de ilk kez oy kullanacak 4 milyon genç seçmen de mevcut siyasileri reddediyor. Kendini şu anda partisiz, boşlukta, umutsuz hisseden yüzde 36 civarında bir kitle var.

İYİ PARTİ TABAN BULDU

Yeni partilerin kitleyi yakalama potansiyeli var. En iyi örnek İyi Partinin vücut bulması. Sadece Meral hanımın başarısı değil. Ülkem-bayrağım diyen ve farklı kimliklerle iç içe olan seçmen İyi Parti’de, muhafazakar kesime yakın olan geleneksel seçmen ise MHP’de kaldı. İktidar bloğu, İyi Parti’ye engelleyemedi. Sosyolojik bir taban var.

AKP oy kaybediyor, kaybetmiyor meselesi değil. Çözülüyor, gidecek yer bulamıyor. Yüzde 45’ten 30’lara düştü. Bu bir alamettir, ama gidecek yer bulamadı. Su kaynıyor, çayın altı açık, buhara döndüğü gün fark edeceğiz. Şubat ayı ölçümümüzde AK Parti yüzde 30’un altında idi.

YENİ PARTİLER AKP’DEN OY ALACAK

Davutoğlu ve Babacan’ın partilerinin ölü doğduklarını sanmıyorum. İkisi de Tayyip bey için zorlu rakip olacak. Mücadeleden kaçmıyorlar, ‘Tırsmışlar, vazgeçiyorlar’ gibi halleri de yok. Tayyip Bey’in beklediğinden de öte mindere davet etmeye çalışan dil karşısında AK Parti bocalıyor. İki oydan birini AK Parti seçmeninden alacaklar. Her bir puan AKP’nin iktidar gücünü etkiler. Futbol jargonu ile müthiş maç oldu ama golsüz bitti diyeceğimiz bir tablo oluşacak. Kimse de ringlerden kaçmıyor.

İNSANLARIN ELİNDE BİR AYLIK ERZAĞI YOK

Koronadan önce yaptığımız ankete göre 100 kişiden 29’u ya borçlanarak, ya yardımlarla veya aile-komşu dayanışması ile karnını doyuruyor. Ocak ayı itibariyle her 100 kişiden 47’si çalışma hayatında. Çalışan her 38 kişiden 30’u ise işini kaybederse geçinemeyecek düzeyde. Yüzde 55’i gelecek kaygısı yaşıyor. İnsanların elinde bir aylık erzak ya da geçimini temin edecek paraları yok.”

Demirtaş’tan ittifak çağrısı: Daha cesur ve büyük siyasi hamleler yapabilmeliyiz

Okumaya devam et

Popular