Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevinde geçen 3 bayram

KHK’lı öğretmen, yazar Muhammed Fehmi Acat, hapiste geçirdiği bir Ramazan, iki Kurban bayramında yapılanları anlattı.

BOLD – Pandemi nedeniyle yasaklanan açık görüşler cezaevinde geçirilen bayramları daha da zorlaştırdı. Kaç bayramdır yol gözleyenler artık ‘iyi olsunlar, sağlıkları yerinde olsun da ne olursa olsun’ diye kendini avutmak zorunda kalıyor. Acaba şimdi ne yapıyorlardı diye düşünüyor. 19 ay cezaevinde kalan yazar Muhammed Fehmi Acat, hapiste geçirilen bayramları, yaşadıklarını ve hazırlıklarını Youtube kanalı Renkli Dünyam’da anlattı:

“Cezaevlerinde Ramazan ibadet ve dua yönüyle çok güzel geçiyor. Dünyaya kapalı, Allah’a açık bir Ramazan… Ardından gelen bayramlarda dini ritüellerimizi elimizden geldiğince yapmaya çalışıyorduk. Bayram hazırlıkları 10 gün öncesinde başlıyordu. Bayram temizliği koğuşlarda da yapılıyordu. Toplu bir şekilde kimi mutfağı, kimi bahçeyi, kimi lavaboları kimi de yatakhaneleri temizliyor, pencereleri siliyordu. Bayram havası olsun diye mutlak surette temizlik yapılıyordu. Bu süreçte hapse giren herkes mutlaka bunları yapmıştır.

KOĞUŞLARA BAYRAM ŞEKERİ DAĞITIMI

Bunun dışında bayramda en önemli şeylerden biri ikramlaşmak, hediyeleşmekti. Bayram hediyelerinin alınması bir hafta, on gün önce kantin gününe göre yapılırdı. Kendi ihtiyaçlarımız dışında komşularımıza da şeker alırdık. Bizim koğuşta Kent şekerleri satılırdı. Onlardan alırdık ve diğer koğuşlara dağıtırdık. Bizim koridorumuzda yan yana 10 koğuş vardı. Şekerleri her koğuştaki kişi sayısına göre poşetleyip üzerine ‘Bayramınızı tebrik ederiz’ diye yazardık. Hangi koğuştan olduğumuzu da belirtirdik. Biz TV-4 koğuşundaydık o zaman. Dokuza, sekize, yediye, sıra sıra bütün herkese… Kuru kuru bir bayram kutlamasından ibaret olmuyordu cezaevindeki bayramlar.

AHMET AMCANIN ÇİKOLATALARI

Kendi koğuşumuz için de aynı hazırlık yapılırdı. Tatlı sipariş edecek olan tatlısını söylerdi, çikolata isteyen onu sipariş ederdi. Ahmet Amca çok fazla çikolata siparişi vermişti. Dolapta duruyordu, ara ara biz onu aşırıyorduk. 10 gün önce almış, bayrama kadar kim dayanacak 🙂 O da tabi bunu fark ediyordu ve çoluk çocuk eğleniyor diye sesini çıkarmıyordu.

KOĞUŞTA BAYRAM ZİYARETİ NASIL OLURDU?

Kantin alışverişine bayram ikramlarını yazmamızın bir nedeni de bayram ziyaretlerimizdi. İçeride de mutlaka bayram ziyaretlerimiz olurdu. Nasıl ziyaret yapıyorduk? Yatak ziyaretleri yapıyorduk. Yatak yatak gezerek herkes aldığı ikramların bir kısmını dağıtıyordu.

KOLA ŞİŞESİNDE KEMALPAŞA TATLISI

Hapiste çok sevdiğim, değer verdiğim bir amcamız daha vardı. Sağolsun tatlı dağıtıyordu. Peki tatlıyı nasıl dağıtıyordu? Çaydanlığın içinde Kemalpaşa tatlısı yapardı. Sonra onları 2,5 litrelik kola şişelerine koyardı. Tabi tatlılar o şişenin içinde erirdi, helvaya dönüşürdü. Sonra o kola şişeleri yine yan koğuşlara atılırdı. Üzerlerine tek tek koğuşların adını yazardık, elden ele ulaştırılırdı. Böylece tatlı yollayarak da bayramlaşma olurdu. Bunun ön hazırlığı kantinden onlarca Kemalpaşa siparişiyle olurdu. Kantinciler ‘bu kadar Kemalpaşa’yı ne yapacaksınız’ derdi. Tatlıyı severiz derdik ama 200 kişiye tatlı ikram edilirdi. Tabi bu geleneğimiz cezaevi bahçelerinin üstleri kapatılınca sona erdi. Ben girdiğimde henüz kapanmamıştı. Ben oradayken bazı bölümler kapandı, çıktığımda hepsi kapandı.

BAYRAM HUTBESİ

Bayram öncesi hazırlıklarımızdan biri de hutbeydi. Bayram hutbesinin coşkulu, insanlara moral ve motivasyon verecek şekilde hazırlanması ve sanki çok özgür bir ortamda, çok kalabalık kitlelere okunuyormuş gibi hazırlanırdı. Bence de bunun böyle olması gerekiyordu. ve ben bir “Toplanma Yeri” başlıklı bir bayram hutbesi yazdım. Hutbeyi de yan koğuşlara atıyorduk.

Bununla ilgili ilginç bir anımı anlatayım. Biz dörtte idik. 9. koğuşta kalan bir arkadaşla hatırladığım kadarıyla 8-10 ay sonra aynı koğuşa denk geldik. Sürekli koğuş değişiklikleri oluyordu. Cuma namazı kılacağız. “Hocam geçen bayramdaki hutbeyi siz mi atmıştınız? Çok güzel bir hutbeydi. Bizim koğuşta bayram namazı kıldıracak kimse yoktu. İmamlık yapmış, namaz kıldıracak kimse yoktu. Bir arkadaşı ikna ederek öne geçirdik. Tabi hutbeyi nasıl yapacağız diye düşünürken yan taraftan geldi. Okuduk ve çok duygulandık, koğuşta herkes ağladı. Ben onu ayrıca bir kağıda yazdım ve açık görüşte eşime verdim. Eşim de tutuklu yakınları olarak hep birlikte okumuşlar ve çok sevinmişler” dedi ve kendisi de çok sevindiğini ifade etti. Ben de çok mutlu oldum. İçeride yazmış olduğunuz bir hutbe siz dışarı çıkmadan başkalarına ulaşıyor ve o atmosferi bir şekilde yaşamış oluyorlar. Yani esaret aslında bizim zihnimizdeki prangalarımızı kırmamızla yok oluyor.

BAYRAM GÜNÜ AĞLAMAYAN KALMAZDI

Bayram günü özgür hayatta nasıl yaşıyor ve tasarlıyorsak o şekilde olurdu. Kişisel hazırlıklar bir gün öncesinden başlardı. Arkadaşlar tıraşlarını olurdu. Sakal uzatanlar düzeltmeleri yapardı. Kıyafetler özel hazırlanırdı. Giyinip kuşanıp bayram namazına o şekilde gelirlerdi. Eşofmanla gideyim kılayım, öyle bir şey yoktu. Sonra bahçede bayram namazı kılardık. İşin en duygusal tarafı tabi, çoluk çocuğunuzla ailenizle geçireceğiniz bir bayramda cezaevindesiniz. Kimse yok, kiminle sarılacaksınız? Fakat herkes aynı durumda. Namazdan sonraki bayramlaşma bu yüzden çok duygusal geçerdi. Yaşı büyük olanlar evlatlarına sarılır gibi sarılırdı. Küçük olanlar anne babalarının elini öper ve bayramlarını kutlar gibi kutlardı ve o atmosferi o şekilde yaşardı. Ağlaşmalı sarılmalar olurdu, yüzde yüz herkes ağlardı…

AVLUDA ‘AÇIK BÜFE’ KAHVALTI

Bahçede kahvaltı yapardık, menü sınırsız… Sınırsız derken kantinde o gün ne alabildiysek. Açık büfe şeklinde hazırlardık masayı. O sofra bayrama özel bir sofraymış gibi, yemekler o gün bayrama özel yemeklermiş gibi hazırlanırdı. Kahvaltıdan sonra dediğim gibi bayramlaşma başlardı. Orada tabi herkes birbirini tanımıyor, farklı illerden farklı mesleklerden birçok insan bir arada… Koğuşlardan sesler yükselmeye başlardı. Ahmettt… Mehmettt… TV-3’ten Mustafaa… “TV-3’ten Mustafa dinlemede” “Bayramın kutlu olsun, seninki de kutlu olsun” bağrışmaları havada uçuşurdu. Herkes mutlaka birbirinin bayramını bu şekilde kutlardı. Bütün gün sürerdi bu bayramlaşmalar, bağrışmalar…

19 ay Eskişehir Cezaevinde tutuklu kalan Muhammed Fehmi Acat (43) ve ailesi bir görüş gününde, Aralık 2016.

BAYRAM GÖRÜŞÜ: “AĞLAYARAK DEĞİL, ALKIŞLAYARAK KARŞILAYIN”

Hapishanede asıl bayram açık görüş olduğu zaman yaşanırdı. Benim ilk bayramım ve ilk açık görüşüm bayram gününe denk gelmişti. O dönemde cezaevlerinde iki ayda bir açık görüş yapılırdı. OHAL dönemiydi. İki ay kimse ailesini göremezdi. Telefon görüşü ve kapalı görüşler olurdu ama kimse çocuğuna sarılamazdı. İlk açık görüşüme çıkıyorum. 40 ayrı masanın olduğu, 40 ailenin buluştuğu bir salon. Her bir aile için 6 kişi sınırı vardı. Daha fazla kişi gelemiyordu. Yan salonda yine 40 aile. Toplam 80 aile giriş koridoruna dizilmiş bekliyor.

Oradaki insanların yüzde 80’i cezaeviyle ilk kez tanışan, cezaevini ilk kez gören, daha doğrusu hukuk müeyyidelerinin böyle ağırlığıyla ilk kez karşılaşan insanlar. Simalarına, yaşantılarına, duruşlarına bakıyorsunuz Anadolu’nun mağdur, mazlum, gariban halkı… Tabi insanlar ne yapacaklarını bilemiyordu, ilk açık görüş, bir kültür de oluşması lazım. Ben 40 kişilik grubun en önündeydim. Beklemedeyiz, biraz sonra ailelerimizle buluşacağız. Herkes mahzun gözlerle yakınlarını arıyor, kafalarını kaldırıp geldi mi gelmedi mi diye uzaklara bakıyor, o heyecan o kıpırtı hali, bir kez nasıl görebilirim telaşı… Tabi karşı tarafta kimseden ses yok. Cenaze evi gibi. Ağlayanlar var, anneler babalar durur mu orada. İnsanların o halini, o atmosferi görünce ben yüksek sesle seslendim herkese: “Ağlayarak değil alkışlayarak karşılayın”. Bir anda bir çığlık bir alkış fırtınası koptu… Çünkü hiçbirimiz ağlanacak bir şey yapmadık, alkışlanacak işler yaptık. İçimden öyle geldi ve öyle söyledim. Muazzam bir coşku oluştu.

Hazırladığımız ikramları yanımıza almıştık. İlk defa pasta yaptık. Bisküvili pasta işte, çok fazla alternatifimiz yoktu ama çok güzel sanat eseri değerinde pastalar ortaya çıkaran arkadaşlarımız vardı. Çocuklar nasıl gelirdi bayramlaşmaya? İşte bazı anlar vardır ki onlar yazarak anlatılmıyor. O anlar şiir yazdırıyor. İlk bayram dönüşü ben de bir şiir yazdım.

Muvakkat Buluşmalar

Yine bir buluşma vakti
Hazırlanıyor çocuklar..
Yüzlerinde mahzun gülümseme
Giyinip kuşanıyorlar…
Taranmalı özellikle saçlar,
Kesilmez mi hiç tırnaklar,
Hiçbir eksiklik olmamalı,
Gülüyor görünmeli başlar
Yine bir buluşma vakti
Heyecandan yerinde duramıyorlar
Kimi kemerini arıyorken,
Kızlar tokasını takıyorlar

Bir şeyler yemeye kalmıyor fırsat,
Karınları aç yola çıkıyorlar

Gözler ışıltılı umutlar taze
Sarılacaklar babalarına gönüllerince
Öpüp öpüp koklayacaklar
Koklamaya doyamayacaklar yine de
Kavuşan bırakmayacak ellerini
Hasretle sardıkları eşsiz sineyi

Yolculuk başladı ses yok,
Herkes sus pus neşeden eser yok
Nasıl Bayram bu, eğilmiş başlar
Biri dokunsa gözlerden dökülecek yaşlar
Vardılar buluşma yerine mutlular,
Karşıladı onları yine,
Ellerinde silahlarla jandarmalar
Bayram var dediler geldik
Aldığınız bu tedbir nedir
Üzüldü Jandarma kıstı sesini,
Döküldü dudaktan ‘bu bir emir’

Heyecan dorukta bekleniyor buluşma,
Onca hazırlık sonrası kısa bir kavuşma
Bayrama benzemese de,
Bayram yaşatacak yine de onlara

Uzun bir yürüyüş sanki kilometrelerce,
Koğuştan başlıyor bitiyor buluşma yerinde
Çığlıklar sarılmalar gözyaşları
Bayram başlıyor,
Sevenlerle bayram yaptırmayan hapishanede
Kırk beş dakikalık buluşma yetmiyor kimseye,
Dünya daha hızlı dönüyor sanki durmuyor yerinde
Ne Gözlerde doluyor bakmaya
Ne sözlere doyuyor kulaklar
Ne sarılmalar gideriyor özlemi
Ciğerleri lime lime doğranıyorlar

…Ve ayrılık anı başlıyor yine,
Yaprağın dalından koparılışı
Tüm baharın renklerini bırakışı,
Bulutların acıya ortak ağlayışı
Denizlerin sinirden homurdayışı,
Yerin dayanamayıp sarsılışı
Bir çocuğun, acımasızca babasından koparılışı,
Bir annenin, çocuklarına ağlayışı
Bir babanın, evlatlarından ayırtırılarak sahipsiz bırakılışı

Ayrılıyor eller bitiyor son öpüşler,
Uzaklaşırken bayram, doluyor yine gözler
Son anın heyecanı,
Bir saniye daha el sallama anı
Kaybolmadan ayıran koridordan,
Kopmadan yağmur,
Göze gelmiş yüklü bulutlardan

Bir buluşma da böyle geçti
Anne yoksa, baba yok
Baba yoksa anne nafile,
İkisi de yoksa bayram ne ki?
Ne anlamı olur ki kıyafetlerin,
Takılar tokalar kemerlerin
Nicedir bayramlar, açık görüş
Açık görüşleri oluyor bayram
Ayrılığı keskinleştiren,
Hasreti derinleştiren,
Özlemleri katmerleştiren,
Muvakkat buluşmalar

PANDEMİ VE CEZAEVİ

Evet, açık görüşler böyleydi. Açık görüşler bizim için bayram idi. Gelenler için de açık görüş bayramdı. Çünkü onlar da evde bayram yapmıyordu. Evde harçlık alacağı, bayram kutlayacağı, bir büyüğü olmayan nice çocuk, evladını göremeyen binlerce anne baba vardı. Bunların mahzunluğuyla ne bayramlar geçti, geçiyor. Fakat şu an bayramlar daha zor geçiyor. Pandemi var ve maalesef görüşler iptal edildi. O görüşleri de arar oldu arkadaşlarımız. Allah tahliye bayramıyla arkadaşlarımızı sevindirsin. İnşallah o günler çok yakındır. Tek duamız, temennimiz.”

19 AY HAPİS YATTI, CEZAEVİNDE 9 KİTAP YAZDI

1977’de Mardin Derik doğumlu sınıf öğretmeni Muhammed Fehmi Acat, 10 Temmuz 2016’da Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklandı. 19 ay Eskişehir Cezaevinde kaldı. Tutuklu olduğu dönemde yayınlanan 672 sayılı ilk KHK ile görevinden ihraç edildi. 2 Şubat 2018’de tahliye edilen Acat, hakkında bir yıl sonra tekrar soruşturma başlatıldı. Ankara’daki evini 22 Nisan 2019 sabahı polis bastı. Bu sırada Acat evden ayrıldı. Bunun üzerine polisler, Acat’ın 16 yaşındaki oğluna işkence yaptı. Artık İsviçre’ye yerleşen Acat ailesinin yaşadıklarını 3 ay önce Muhammed Fehmi Acat Bold Medya’ya verdiği röportajda anlatmıştı.

Muhammed Fehmi Acat, cezaevindeyken 9 kitap yazdı. Havaalanına Kaçış ve Donör adlı iki kitabı dijital kitap platformu Crub Publishing’de yayınlandı. İlk kitabı Havaalanından Kaçış lisede yaşanan problemlerin çözümü üzerine bir roman. İkinci kitabı Donör’de ise Acat cezaevindeki koğuş arkadaşlarının hikayelerini anlatıyor.

Gözaltına almak istedikleri KHK’lı babayı yakalayamayınca oğluna işkence yaptılar

Gündem

Askeri öğrencilerin davasında 10 kişiye tahliye

15 Temmuz gecesi, TRT’nin Ulus’taki yerleşkesi ve Digitürk binasının işgaline ilişkin Yargıtay’ın haklarında bozma kararı verdiği 37 askeri öğrenciden 10’u tahliye edildi.

BOLD – Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görülen TRT-Digitürk davasının ikinci duruşmasında 10 askeri öğrenci daha tahliye kararı verildi. Beş buçuk yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan 38 öğrencinin yargılandığı davandan şu ana kadar toplam 13 öğrenci tahliye edilmiş oldu.

24 ÖĞRENCİ TUTUKLU

Askeri Öğrenci Komitesi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Bugün görülen TRT/Digitürk davasında 10 arkadaşımız daha tahliye edildi, bu davadan 24 arkadaşımızsa hala tutuklu. Öğrencilerin hepsi eşittir, hepsi masumdur! Adaletin varacağı yer belli, geç olmadan tüm arkadaşlarımızı serbest bırakın!” ifadesi kullanıldı.

İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya öğrenci aileleri katıldı. İlk duruşmada üç askeri öğrenci tahliye edilmişti. Dün gerçekleştirilen ikinci duruşmada ise Ahmet Dinçer Sakaoğlu, Ali Seyis, Fatih Altun, Mehmet Çelebi, Mehmet Fatih Çetin, Muharrem Uğurdoğan, Halit Çam, Mustafa Aydoğan, Seyit Ahmet şahin, Halil İbrahim Akkuş’un tahliyesine karar verildi. Şu anda cezaevinde TRT-Digitürk davasında yargılanan 24 öğrenci askeri daha öğrenci bulunuyor.

Silivri Cezaevinden gece yarısı çıkabilen öğrenciler ve ailelerinin buluşma anı sosyal medyada fotoğraf ve videolarla paylaşıldı. Bir sonraki mahkeme 24-26 Ocak 2022 tarihleri arasında görülecek.

 

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Gündem

Beklenen istifa gerçekleşti, Lütfi Elvan görevi bıraktı

Geçen yıl kasım ayında sosyal medya hesabı üzerinden istifa eden, iki gün sonra Saray’dan “affını istediği” şeklinde açıklama yapılan eski Hazine ve Maliye Bakanı damat Berat Albayrak’ın yerine atanan Lütfi Elvan da bakanlıktan ayrıldı.

BOLD – Ankara kulislerinde uzun süredir istifa edeceği konuşulan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan bakanlık görevinden ayrıldı. Elvan’ın görevden affını istediği ve bunun da kabul edildiğine dair karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

DAMAT ALBAYRAK’A YAKINLIĞI İLE BİLİNİYOR

Bir süredir ekonomi politikalarından rahatsız olan Hazine ve Maliye Bakanı Elvan görevinden istifa etti. Yerine ise damat Albayrak’a yakınlığı ile bilinen yardımcısı Nureddin Nebati getirildi. Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Resmi Gazete’deki Erdoğan imzalı atama kararında “Görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Lütfi Elvan’dan boşalan Hazine ve Maliye Bakanlığına Nureddit Nebati, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104’üncü ve 106’ncı maddeleri gereğince atanmıştır” ifadelerine yer verildi. Nebati, Lütfi Elvan’ın TCMB’nin faiz indirme kararları karşısında sessizliğini koruduğu dönemde yaptığı yorumlarla ön plana çıkmıştı.

 

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Gündem

Son 10 yılda adli kontrollü çocuk sayısı 20 kat arttı

Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yüzlerle ifade edilen adli kontrolle serbest çocuk sayısı, 2019 yılında neredeyse 20 bin oldu.  Adli kontrolün tutuklamaya alternatif bir tedbirden çok yeni bir cezalandırma şekli olduğu konuşuluyor.

BOLD – Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı’nın açıkladığı verilere göre, adli kontrol ile serbestlik kapsamındaki çocuk sayısında yaşanan artış dikkat çekiyor.

Bianet’ten Münker Odabaş’ın haberine göre, 2010 yılında adli kontrol ile serbestlik kapsamında bulunan çocuk sayısı sadece 946. 2019 yılına gelindiğinde bu sayı 20 bine yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu sayı kısmen düşüş sağlasa da uzun vadede kalıcı ve sağlıklı çözümler gerekiyor.

Denetimli serbestlik türleri içerisinde yer alan ve belli gün ve saatlerde en yakın kolluk kuvvetine imza vermeyi içeren adli kontrol ile serbestlik son yıllarda giderek artıyor.

YENİ CEZALANDIRMA ŞEKLİ

Tutukluluğa alternatif tedbirlerin başında gelen denetimli serbestlik uygulaması, kimi zaman amacının dışında kullanılarak daha fazla kişinin ceza infaz sistemine dahil olmasına neden olabiliyor.

Yaşanan artışın adli kontrol ile serbestliğin alternatif bir tedbirden çok yeni bir cezalandırma şekli olduğu yorumları yapılıyor.

TUTUKLU ÇOCUK SAYISI

Öte yandan, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 31 Ekim 2021 tarihli verilerine göre, hapishanelerde 566’sı hükümlü olmak üzere toplamda bin 913 çocuk mahpus ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin verilerine göre ise 345 bebek de anneleriyle birlikte hapishanede bulunuyor.

Adaylık çıkışı yapan Bülent Arınç Saray’a çağrıldı

Okumaya devam et

Popular

Shares