Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Hollanda’dan Diyanet ile ilgili ‘paralel toplum’ uyarısı

Hollanda Meclisi Komisyonu, Türkiye’nin Diyanet aracılığıyla ülkedeki Müslüman cemaati ve Türk toplumu üzerinde siyasi etki kurmaya çalıştığını açıkladı.

BOLD – Hollanda Temsilciler Meclisi Özgür Olmayan Ülkelerden Gelen İstenmeyen Etkileri Soruşturma Komisyonu, Hollanda’daki camiler ile bunlara bağlı okul ve kurslara yurt dışından yapılan mali destek ve siyasal bağlantılarla ilgili soruşturmasını tamamladı. Komisyon’a göre Türkiye, Diyanet aracılığıyla ülkedeki Müslüman cemaati ve Türk toplumu üzerinde siyasi etki kurmaya çalışıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre komisyon, “özgür olmayan ülkeler” tanımını, ABD merkezli Freedom House’un “din ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan ülkeler” raporuna dayandırdı.

“KÖKTENDİNCİ MESAJLAR”

Komisyonun 240 sayfalık raporunda, “özgür olmayan ülkelerdeki” finansörlerin Hollanda’daki cami ve okulları etkiledikleri belirtildi. Rapora göre bu etkileşim, Hollanda’nın temel değerlerini reddeden köktendinci mesajlar aracılığıyla gerçekleşiyor.

Komisyon, Hollanda’daki hiçbir kamu kurumunun, yurt dışından gelen para akışı konusunda genel bir politikası olmadığını belirterek paranın kaynağı, mali hesap verilebilirlik ve şeffaflık konularında ciddi sıkıntılar bulunduğunu kaydetti.

Raporda, Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Hollanda’da yürüttüğü faaliyetlere dikkat çekilerek, bu konuda acilen harekete geçilmesi gerektiği vurgulandı.

“PARALEL TOPLUM OLUŞTURABİLİR”

Soruşturma komisyonuna göre, Diyanet İşleri Başkanlığından ne kadar para geldiğini belirlemek oldukça zor ve 148 camiye sahip olan Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) adına çalışan tüm imamlar, Türk hükumeti tarafından istihdam ediliyor.

Raporda, Türkiye’den gelen imamları görevlendiren Diyanet’in cami cemaatleri ve Hollanda’daki Türk toplumu üzerinde siyasi etki kurmaya çalıştığı sonucuna varıldığı belirtildi. Raporda, Türkiye’nin izlediği politika ile ilgili olarak şu ifadelere yer verildi:

“Bu, Hollanda’daki İslam vizyonunu, Diyanet camileri aracılığıyla sürdürmeyi amaçlıyor. Gerçek şu ki, özgür olmayan ülke hükumet ve örgütleri; Müslüman topluluklarımızın düşünce ve inanç yapısını görünür ya da görünmez biçimde etkilemeye çalışıyor. Bu durum, paralel topluma yol açabilir.”

Meclisin raporunda, Hollanda’daki birçok cami ve bunlara bağlı kuruluşlara Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt’ten ciddi parasal destek geldiği de vurgulanarak, özellikle Selefi mezhebine mensup gençlerin, bu destek ışığında radikalleşme riski altında bulunduğu kaydedildi.

Fransa, Türkiye ile ilişkilerin geleceğini görüşmek için AB’yi acil toplantıya çağırdı

Dünya

Erdoğan: Oruç Reis’in tamir ve bakımı bitince görevine geri dönecek

Oruç Reis sismik araştırma gemisinin tamir ve bakımı bitince Doğu Akdeniz’de çalışmalarına geri döneceğini söyleyen AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Mısır ile istihbari görüşmeler gerçekleştirmesi önünde hiçbir açıdan engel bulunmadığını söyledi.

BOLD –  AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı çıkışı Doğu Akdeniz’deki gerilimle ilgili yaptığı açıklamada, “Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüşme konusunda sıkıntımız yok. Neyi görüşeceğiz, hangi çerçevede görüşeceğiz, aslolan budur” ifadelerini kullandı.

Bakım çalışması bittikten sonra Oruç Reis’in tekrar görevine döneceğini de belirten Erdoğan, “Oruç Reis’i bakım için limana çektiysek bunun da bir anlamı var.” dedi.

Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es Serrac’ın istifa kararı ile ilgili ise, “Libya’da attığımız adımlarla (General Halife) Hafter’i gerilettik. Sarrac’ın istifa kararı bizi üzdü” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’da uluslararası toplumun tanıdığı Trablus hükumetine karşı Hafter’in eninde sonunda kaybedeceğini söyledi.

Erdoğan, ayrıca “Mısır ile istihbari görüşmelerin yapılması farklıdır, yaparız. Hiçbir açıdan engel yoktur ama Yunanistan ile yaptığı anlaşma bizi üzmüştür” dedi.

“MACRON PROBLEMLERİN ÜZERİNE BENZİN DÖKÜYOR”

Milli Savunma Bakan Akar, Doğu Akdeniz’deki gerilimde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un oynadığı role tepki göstererek, “Macron buradaki problemlerin üzerine benzin döküyor. Bu da çözümü uzattıkça uzatıyor” dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İngiliz Channel 4 televizyonuna Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Akar, Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimde Yunanistan’a açık bir şekilde destek veren ve Türkiye’ye yönelik sert açıklamalarda bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a tepki gösterdi. “Sayın Macron kendi problemlerini örtbas etmek için birtakım roller peşinde koşuyor. Binlerce kilometreden gelip Doğu Akdeniz’de kendilerine bir rol kapmaya çalışıyor” diyen Akar, “Sayın Macron buradaki problemlerin üzerine benzin döküyor. Bu da çözümü uzattıkça uzatıyor” şeklinde konuştu.

“YUNAN KOMŞUMUZ İSTEKSİZ”

Bakan Akar, NATO Karargahı’nda Türk ve Yunan askeri heyetleri arasındaki görüşmelere ilişkin açıklamalarda da bulundu. Şimdiye kadar dört toplantı yapıldığını aktaran Akar, “Daha önceki bu tür girişimlerde ve şu anda da yine Yunan komşularımız isteksiz ve bir takım ön koşullar koymak suretiyle bu konuları yavaşlatıyorlar. Biz bu toplantıların gerçekleşmesini sonuna kadar destekliyoruz” dedi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki eylemlerini kınadı

Okumaya devam et

Dünya

AB’den Türkiye’ye reformlar yolunda ‘geri adım’ suçlaması

AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Varhelyi, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin pratikte durduğunu belirtti. “Son zamanlarda bir ilerleme kaydedilmediği gibi geri adım atıldı” dedi.

BOLD – Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Oliver Varhelyi, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreciyle ilgili Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği demeçte, “Türkiye ile üyelik müzakereleri pratikte durmuş vaziyette. Zira son zamanlarda bir ilerleme kaydedilmediği gibi geri adım atıldı” dedi.

Üyelik müzakerelerinde gelinen noktadan büyük ölçüde Türkiye’nin sorumlu olduğunu savunan Varhelyi, gazetenin, “Türkiye’nin geri adım atması mı üyelik müzakerelerini gerçek olmayan bir hale getirdi, yoksa gerçek olmayan bir hale gelen üyelik müzakereleri mi Türkiye’nin geri adımlar atmasına yol açtı?” şeklindeki sorusuna ise, “Sanırım ikisi de. Ama bu öncelikle Türkiye’nin yapması gerekenleri yapmaması ve geri adımlar atmasına bağlı” yanıtını verdi.

Varhelyi, AB’ye katılmak isteyen ülkelerin güvenilir kurumlara sahip olması ve demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıkların korunmasını garanti altına alması gerektiğinin altını çizdi. Varhelyi katılım sürecinde katı ancak adil koşullar bulunduğunu ve bunların temelinde hukukun üstünlüğünün yer aldığını kaydetti.

Türkiye 1963 yılında AB’nin o zamanki adı olan Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık antlaşması imzalamış, 1987 yılında tam üyeliğe başvurmuştu. 1999 yılında AB üyeleri tarafından aday olarak kabul edilen Türkiye, 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladı. Müzakereler hukuken devam etse de fiilen tıkanmış durumda.

Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki eylemlerini kınadı

Okumaya devam et

Dünya

“Navalny oteldeki su şişesine konulan kimyasalla zehirlendi”

Rus muhalif Alexey Navalny’nin, 20 Ağustos’ta zehirlendiği Noviçok sinir gazının Sibirya’nın Tomsk kentinde uçağa binmeden önce kaldığı oteldeki su şişesinde bulunduğu açıklandı.

BOLD – Rus muhalif Alexey Navalny 20 Ağustos’ta Sibirya’nın Tomsk şehrinden yola çıkmış ve Navalny’nin rahatsızlanması üzerine Omsk şehrine acil iniş yapmıştı. Rus yetkililerden izin çıkmasının ardından muhalif lider Omsk şehrinde tedavi gördüğü hastaneden Berlin’e gönderilmişti. Alman uzmanlar, Navalny’nin Noviçok sinir gazıyla zehirlendiğini açıklamıştı.

Navalny’nin ekibi, havaalanında uçağa binmeden önce içtiği çayda zehir olabileceğini söylemişti. Ancak perşembe günü, ekibin idare ettiği Navalny’ye ait Instagram hesabında “Şimdi anlıyoruz: Otel odasından havalimanına gitmek için çıkmadan önce yapılmış” ifadeleri paylaşıldı.

Navalny’nin ekibi, Kremlin’in kendisini güçlü bir muhalif lider olduğu için zehirlendiğini iddia ederken Kremlin, bu iddiaları reddediyor. Rusya’daki doktorlar Navalny’de sinir gazına rastlamadığını açıklamıştı.

Rusya’da konuyla ilgili resmi bir soruşturma yürütülmedi.

Navalny’nin zehirlendiğine yönelik açıklamaları sonrası Berlin ve Moskova arasında gerilim yaşanmış; perşembe günü de Avrupa Parlamentosu, uluslararası bir soruşturma yürütülmesi çağrısı yapmıştı.

OPCW, TEKNİK YARDIM SAĞLIYOR

Bu arada Birleşmiş Milletler’e bağlı Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) 17 Eylül’de yaptığı açıklamada, Almanya’ya Navalny’nin durumunun araştırılması konusundan teknik yardım sağladıklarını belirtti.

Açıklamada, Navalny’den biyomedikal numunelerin alındığı ve bu numunelerin OPCW tarafından belirlenen laboratuvarlar tarafından inceleneceği kaydedildi. Analiz sonuçlarının da Alman yetkililerle paylaşılacağı belirtildi.

RUSYA’DA MUHALİF İSİMLERE YÖNELİK SALDIRILAR

Son yıllarda öldürülen ya da hedef alınan Kremlin karşıtı isimler arasında araştırmacı gazeteci Anna Politkovskaya, eski Rus güvenlik yetkilisi Aleksandr Litvinenko, eski Rusya Başbakan Yardımcısı ve muhalefet lideri Boris Nemtsov ve eski Rus çifte ajan Sergei Skripal yer alıyor.

Skripal ve kızı Yulia, 2018 yılında İngiltere’nin Salisbury kentinde Novichok’la zehirlenmiş, soruşturmayı yürüten İngiliz ekip Rus güvenlik kurumlarını suçlamıştı. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından yapılan testlerde de zehirli bir maddenin kullanıldığı doğrulanmıştı.

Uygurlar evlerinde bile rahat değil: Çinli memurlar, zorla evlere yerleştiriliyor

Okumaya devam et

Popular