Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Kanada İltica Ofisi: Hizmet mensupları ağır baskı ve işkence altında

Kanada Göç ve İltica Kurumu (İRB), Türkiye’de Hizmet hareketi ve mensuplarının maruz kaldığı baskı ve zulmü detaylarıyla anlatan geniş bir açıklamayı internet sitesinden yayınladı.

BOLD – 2016 darbe girişiminin ardından Erdoğan hükümetinin bu olayı muhalif grupları sindirmek için kullandığı görüşüne yer verilen metinde, ön binlerce Hizmet mensubu ya da sempatizanın ağır muamelelere maruz kaldığı anlatıldı.

Kanada’nın en büyük bağımsız idari jürisi konumundaki Göç ve İltica Kurumu, ülkeye göç eden ya da siyasi sığınma talebinde bulunanlarla ilgili karar alma yetkisini elinde bulunduruyor.

“İNSANLIĞA HİZMET”
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın (JWF) yanı sıra birçok medya kuruluşu ve sivil toplum örgütünün raporlarına da yer verilen bilgilendirme yazısında, Hizmet’in faaliyet amacını “İnsanlığa hizmet” prensibiyle açıkladığı ifade ediliyor.
AKP hükümetinin 1999’dan beri ABD’de sürgünde yaşayan Fethullah Gülen ve Hizmet hareketini, 2013’te Erdoğan ve üst düzey AKP’lilerin isimlerinin karıştığı yolsuzluk soruşturmalarını planlamakla suçladığı belirtiliyor.
OHAL’LE BİRLİKTE HUKUK EROZYONA UĞRADI
Hareketin 15 Temmuz’dan sonra terör örgütü ilan edildiğine dikkat çekilirken, 7 kez uzatılan ve parlamentonun yok sayıldığı olağanüstü hal kararnamelerine (KHK) geniş yer veriliyor.
Raporda OHAL’le birlikte Türkiye’de hukukun dramatik bir erozyona uğradığı ve ülkenin insan hakları karnesinin daha da kötüleştiği vurgulanıyor.
İRB bilgilendirmede terörle mücadele yasasındaki değişiklikle birlikte hükümetin ordu, güvenlik güçleri ve kamu çalışanlarını tasfiye için geniş imkanlara kavuştuğunu aktarıyor.
HİZMET’İN TÜRKİYE’DE KURUMSAL VARLIĞI KALMADI
Kanada göçmen kuruluşu, Erdoğan hükümetinin darbe girişimi sonrası tasfiye sürecinde 20 Mart 2018 itibariyle Gülen hareketine yakınlığıyla bilinen kurumları kapattığını şu geniş listeyle anlatıyor:
1064 özel eğitim kurumu
360 özel kurs
847 öğrenci yurdu
47 özel sağlık kuruluşu
15 özel üniversite
29 sendika
1419 dernek
145 vakıf
174 medya kuruluşu
KİŞİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU
Kanada’nın yayınladığı raporda Türk hükümetinin Hizmet hareketine yakın kişilerin mal varlıklarına ve kişisel birikimlerine el konulduğu, tutuklu yakını kişilere finansal veya gıda desteği sağlamaya çalışan kişilerin de terör suçlamasıyla cezaevine atıldığı bilgisi yer alıyor. Bu yüzden, Türkiye’de kalan ve yaşam hakkı tanınmayan hareket mensuplarının da yurtdışına çıkmanın yollarını aradığı belirtiliyor.
Tasfiye sürecinde baskı ve kovuşturmaya uğrayan kişilerin ağırlıklı meslekleri ise şu şekilde özetleniyor: “Akademisyenler, öğretmenler, gazeteciler, ev hanımları, sendika üyeleri, hâkim ve savcılar, güvenlik güçleri.”
KİTLESEL TUTUKLAMALAR YAPILDI

Farklı kaynakları referans gösteren Kanadalı yetkililer, Hizmet Hareketi’nin yapısında üyelik sistemi olmadığını, faaliyetlerin gönüllülük esasına dayalı yürütüldüğünü aktarıyor.

Türk hükümetinin Gülen mensubu olduğunu iddia ettiği kişilerle ilgili “kriter listeleri” oluşturduğunu, kitlesel tutuklamaların da bu listelere göre düzenlendiğini anlatıyor.
Raporda listelenen ve hukuksuz suçlamalara dayanak yapılan kriterler şunlar:
  • 2016’da hükümet tarafından kapatılana kadar yasal faaliyet yürüten Bank Asya’ya para yatırmış olmak,
  • Hizmet’le ilişkili ticaret odası ya da kurumlara üye olmak,
  • Bylock gibi iletişim araçlarını kullanmış olmak,
  • Bir dönem Türkiye’nin en büyük yârdim kuruluşu olan Kimse Yok mu’ya bağışta bulunmuş olmak,
  • MİT ya da MASAK raporlarında fişlenmiş olmak,
  • Hizmet hareketine sosyal medyada destek olmak,
  • Hareketin derslerine, toplantılarına ya da organizasyonlarına katılmış olmak,
  • Himmet adı verilen bağış sisteminde para bağışlamış olmak,
  • Düzenli olarak Hizmet hareketiyle ilgili internet sitelerini ziyaret etmek,
  • İş arkadaşı ya da sosyal çevreden birisinin başka bir kişi hakkında “Hizmet mensubu olduğunu” söylemesi,
  • [Kapatılmadan önce] çocuklarını Hizmet’in okullarına göndermek,
  • Gazete ve dergilerine abone olmak.
HER GEÇEN GÜN ARTAN BASKIYA MARUZ KALIYORLAR
Raporda altı çizilen bir diğer konu da, toplumda geniş faaliyet alanı bulunan hareketle uzaktan yakından en küçük bir iletişime geçmiş herkesin baskıya uğradığı.
2019’da yayınlanan ABD Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu raporuna atıfla, bu baskının 2016 sonrası artarak devam ettiğini ifade ediyor Kanada göçmen kuruluşu.
Erdoğan dâhil olmak üzere üst düzey hükümet temsilcilerinin hareketi “bitirmeye” yönelik sözlerine de yer verilen raporda Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan aktarılan şu ifadeler dikkat çekiyor:
“Darbe girişiminden bu yana Türk hükümeti yetkilileri Hizmet hareketi mensuplarının yaşam haklarının bulunmadığını ve cezaevlerinde ölmek için yalvaracaklarını söylüyor.”
KAÇIRMA, ZORLA KAYBEDİLME, İŞKENCELER RAPORDA
Kanada’nın yayınladığı raporda Türkiye’de baskıya uğrayan on binlerce kişinin pasaportlarının iptal edildiğini, ülkeden yasal yollarla çıkmalarına izin verilmediğini altı çiziliyor.
Yurtdışında da Erdoğan hükümetinin Gülen hareketi mensubu ya da sempatizanlarını hedef aldığı belirtiliyor.
Uluslararası hukuka aykırı şekilde Türkiye’ye iadelerin ve Ankara’nın baskısıyla Hizmet mensuplarının tutukladığı ülkeler şu şekilde listeleniyor:
Karadağ, Kosova, Moldova, Fas, Pakistan, Malezya, Azerbaycan, Bahreyn, Bulgaristan, Gürcistan, Endonezya, Kazakistan, Myanmar, Katar, Suudi Arabistan, Sudan ve Türkmenistan.
KÖTÜ MUAMELE VE İŞKENCE DETAYLI ŞEKİLDE ANLATILDI

Kanadalı yetkililer, 2016 sonrasında 28 Hizmet hareketi mensubunun kaçırıldığını, zorla kaybettirildiğini de hatırlatıyor.

İRB’nin raporunda Türkiye’de gözaltı ve cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muameleye dair ayrıntılar şu şekilde özetleniyor:
  • Feci şekilde dövme
  • Cinsel taciz tehdidi ve cinsel taciz
  • Elektrik şoku verme
  • Suda nefessiz bırakma
  • Yumruklama, tekmeleme
  • Falaka
  • Fiziksel ve sözlü taciz
  • Uykusuz bırakma
  • Stres pozisyonunda uzun süre kalmaya zorlama
  • Günlerce gözlerini kapatma, kelepçeyle askıda tutma

https://www.boldmedya.com/2020/06/25/abd-disisleri-bakanligi-teror-raporunda-akp-hukumetine-gulen-hareketi-elestirisi/

Dünya

Belarus’ta gözaltındaki protestoculara işkence iddiası

Belarus’ta gözaltına alınan protestoculara yaygın şekilde işkence yapıldığı iddia edildi. Seçim sonrası patlak veren gösterilerde gözaltına alınan 7 bin kişiden bini serbest bırakılırken tartışmalı seçiminin resmi sonuçları da açıklandı.

BOLD – Belarus’ta 26 yıldır iktidardaki Aleksander Lukaşenko’nun zaferiyle sonuçlandığı açıklanan başkanlık seçimlerine yönelik protestolar beşinci gününe girerken, insan hakları aktivistleri ve gözlemciler polisin gözaltındaki protestoculara şiddet uyguladığına dair kanıtların arttığını söylüyor.

Gözaltına alınanlar kötü muameleye maruz kaldıklarını ve dövüldüklerini iddia etti.

AF ÖRGÜTÜ: YAYGIN İŞKENCE

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), gözaltına alınan kişilerin ifadelerinin “yaygın işkenceye” işaret ettiğini açıkladı.

Serbest bırakılanlardan bazıları mesajlaşma uygulaması Nexta üzerinden morarmış vücutlarının fotoğraflarını paylaştı.

Af Örgütü, gözaltına alınanların soyunmaya zorlandıklarını, dövüldüklerini ve tecavüzle tehdit edildiklerini duyurdu.

7 BİN KİŞİDEN BİN KİŞİ SERBEST BIRAKILDI

Belarus’ta 9 Ağustos’taki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yapılan protestolarda gözaltına alınan 7 bin kişiden bini serbest bırakıldı.

Gece geç saatlerde hapishanelerden çıkanların ayakta durmakta zorluk çektiği görüldü. Bazı kişiler ise ambülanslarla taşındı.

İçişleri Bakanı Yuri Karayev, göstericilere karşı şiddet kullanılmasıyla ilgili sorumluluğu üstlendiğini açıkladı.

YÖNETİM PROTESTOLARI KAN GÖLÜNE ÇEVİRDİ

Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’ya karşı yarışan; ancak kaybettiği seçimin ardından Litvanya’ya giden Svetlana Tikhanovskaya açıklamalarda bulundu.

Yönetimin barışçıl protestoları ‘kan gölüne’ çevirdiğini söyleyen Tikhanovskaya, “Belarus sokaklarındaki şiddeti sonlandırmamız gerekiyor. Yöneticileri bunu sonlandırmaya ve diyalog sürecini başlatmaya çağırıyorum.” diye konuştu.

Ülkedeki durumun kritik noktaya geldiğini belirten Tikhanovskaya, “Oyumuzu savunmanın yalnızca yasal ve şiddetsiz yollarla yapılması gerektiğini her zaman söyledik” dedi.

KESİN SONUÇLAR AÇIKLANDI

Belarus’ta hafta sonu yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini, kesin sonuçlara göre mevcut Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko kazandı.

Merkez Seçim Komisyonundan yapılan açıklamada, cumhurbaşkanlığı sonuçları resmen ilan edildi.

Açıklamada, “Seçim sonuçları komisyon kararıyla onaylandı. Belarus Cumhurbaşkanlığına Aleksandr Lukaşenko seçildi.” ifadeleri kullanıldı.

Komisyonun açıkladığı kesin sonuçlara göre, Lukaşenko yüzde 80,1 oy aldı. Lukaşenko’nun en yakın rakibi Svetlana Tikhanovskaya’nın oyları, yüzde 10,12’de kaldı.

SEÇİMLERDE HİLE İDDİALARI

Ülkeyi 26 yıldır yöneten Aleksandr Lukaşenko’ya karşı olan ve seçimde hile yapıldığını iddia eden protestocular meydanlara inmişti.

Güvenlik güçlerinin sert müdahale ettiği gösterilerde en az 7 bin kişi gözaltına alındı. En az 2 kişini öldüğü belirtildi.

Seçim Kurulu yetkililerinin Lukaşenko’yu galip ilan etmelerine karşın, rakibi Svetlena Tikhanovskaya sandıktan kendisinin zaferle çıktığını söylüyor.

AB, BELARUS’A YAPTIRIMLARI GÖRÜŞECEK

Bu arada bugün acil toplanan AB Dış İlişkiler Konseyi’nden Belarus’a yönelik yaptırım kararı çıkacağı belirtiliyor.

Toplantısı öncesinde, Almanya, Litvanya, Letonya ve İsveç Belarus’a yönelik yeni yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas da AB’nin Belarus üzerindeki “baskıyı artıracağını” söyledi.

“Türkiye terör saldırıları düzenleyen Hamas’ın üst düzey elamanlarına vatandaşlık verdi”

Okumaya devam et

Dünya

ABD ve Avrupa’dan Türkiye’ye yaptırım çağrıları yükseliyor

Amerikalı 2 senatör, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’ya bir mektup yazarak Doğu Akdeniz’deki gerilim nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanması için ABD’nin AB ile birlikte çalışmasını talep etti. Almanya ve Avusturya’da ise siyasiler Türkiye’ye baskı yapılmasını istedi.

BOLD – ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi üyesi Bob Menendez ve ABD Senatosu Devlet, Dış Operasyonlar ve İlgili Programlar Tahsisat Alt Komitesi üyesi Chris Van Hollen, Dışişleri Bakanı Pompeo’ya bir mektup yazarak Doğu Akdeniz’deki gerilim nedeniyle Türkiye’ye yaptırım uygulanması için ABD’nin Avrupa Birliği (AB) ile birlikte çalışmasını talep etti.

ABD’li iki senatör mektuplarını Mike Pompeo’nun Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile Cuma günü Atina’da gerçekleştireceği görüşme öncesinde Pompeo’ya iletti.

Mektupta Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Oruç Reis isimli sismik araştırma gemisiyle doğal gaz ve petrol arama faaliyetleri yürütmesi “provokatif” bir eylem olarak nitelendirildi.

İki Demokrat Partili senatörün mektubunda Türkiye’nin “provokasyonlarına ve Doğu Akdeniz’deki yasa dışı faaliyetlerine karşı verilecek yanıt için” ABD’nin AB ile birlikte “derhal çalışmaya” başlaması talep edildi.

ÖZDEMİR ROTH’DAN TÜRKİYE’YE BASKI ÇAĞRISI

Alman Yeşiller Parti milletvekilleri Claudia Roth ve Cem Özdemir AB’nin Türkiye’ye ekonomik baskı uygulamasını istedi. Siyasetçiler Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a da bu yönde çağrıda bulundu.

Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının bugün yapacağı toplantı öncesi Roth ve Özdemir, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı sert bir dille eleştirdi. Siyasetçiler yaptıkları ortak basın açıklamasında Erdoğan’a ekonomik baskı uygulanarak ”kırmızı kart gösterilmesi” gerektiğini söyledi.

Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a Ankara’ya ekonomik baskı uygulaması yönünde çağrıda bulunan Roth ve Özdemir, AB ülkelerinin Erdoğan’ın “agresif dış siyasetini” ancak bu şekilde engelleyebileceğini söyledi.

AVUSTURYA: TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının bugün yapacağı toplantı öncesinde bir açıklama yapan Avusturya Dışişleri Bakanı, birliğin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirmesi gerektiğini söyledi.

Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenber, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Viyana ziyareti sırasında düzenlediği ortak basın açıklamasında Doğu Akdeniz’deki gerginlik hakkında “Avusturya bu tehlikeli durum nedeniyle çok endişeli. Bu gerilimin artma riski var” dedi.

Schallenberg “Doğu Akdeniz’deki bazı ülkelerin attığı adımlar, AB’nin Türkiye ile ilişkisini gözden geçirmesine yol açmalı” diye konuştu.

Yunan ve Türk gemileri çarpıştı: Atina olayı ‘kaza’ olarak tanımladı

Okumaya devam et

Dünya

Çavuşoğlu: İsviçre’nin arabuluculuk teklifini prensipte kabul ettik

Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim tırmanırken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre’nin arabuluculuk teklifinde bulunduğunu ve teklifi prensipte kabul ettiklerini söyledi.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret kapsamında İsviçre’de Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis ile görüştü. İki ülke Dışişleri Bakanlarının ortak basın toplantısında Çavuşoğlu, İsviçre’nin arabuluculuk teklifinde bulunduğunu ve teklifi prensipte kabul ettiklerini söyledi.

Çavuşoğlu, İsviçre’nin arabulucu rolü üstlenme teklifini prensipte kabul ettiklerini belirtip “Yunanistan ile gerginlikten yana olmadık. Yunanistan taciz ederse karşılığını alır” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Avrupa Birliği’nin (AB) tavrıyla ilgili de “AB, Yunanistan’ı daha fazla teselli etmemeli ve bunun yerine diplomasiyi ve sağduyuyu desteklemeli” diye konuştu.

Fransa, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji arama çalışmalarına karşı bölgedeki askeri varlığını geçici olarak artıracağını söylemiş ve Perşembe günü bölgeye iki savaş uçağı ve bir firkateyn konuşlandırmıştı.

Bakan Çavuşoğlu, Fransa’yı eleştirip “Fransa’nın özellikle gerginliği artıracak adımlardan kaçınması lazım. Böyle kabadayılıklarla bir yere varamazlar. Bu tür adımların da Türkiye üzerinde bir etkisinin olmayacağını söylemek isterim” dedi.

Yunan ve Türk gemileri çarpıştı: Atina olayı ‘kaza’ olarak tanımladı

Okumaya devam et

Popular