Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Alman istihbaratı: MİT Almanya’da örtülü casusluk faaliyeti yürütüyor

Alman iç istihbarat teşkilatı, Almanya’nın MİT’in odak ülkelerinden biri olduğunu tespit etti. Türk istihbaratının odağında PKK, Hizmet Hareketi ve muhaliflerin bulunduğuna dikkat çekildi.

BOLD – Almanya iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), 2019 yılı raporunu kamuoyuyla paylaştı. İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve BfV Başkanı Thomas Haldenwang tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklanan 377 sayfalık raporda, Türkiye’nin Almanya’daki istihbarat faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer aldı. DW Türkçe’den Değer Akal’ın haberine göre MİT’in Almanya’daki casusluk faaliyetlerine dikkat çekilen raporda, ayrıca PKK, DHKP-C ve Ülkücü hareketle ilgili bilgi ve değerlendirmelere yer verildi.

AKP’nin lobi organizasyonu olarak UID’nin Berlin ve Batı Almanya’da yaklaşık 13 bölgede örgütlendiği not edilen raporda, UID’nin kendini kamuoyuna ılımlı olarak göstermeye çabaladığı, Türkiye’ye bağlı olmadığı izlenimini vermeye çalıştığı belirtiliyor.

Türk hükumetinin Türkiye kökenli diasporayı hem ülke içinde hem de ülke dışındaki politikaları için araçsallaştırmaya dönük girişimleri olduğuna vurgu yapılıyor, Almanya’daki Türk toplumunun Türkiye’deki siyasi yapılar ve süreçler için ‘anlam taşıdığı’, 2018 cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için Almanya’daki 1 milyon 400 bin Türk vatandaşının, yaklaşık 600 bininin oy kullandığı hatırlatılıyor.

Raporda şunlara dikkat çekildi:

  • ‘Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsuru’ MİT son dönemde geçirdiği değişimle ‘geniş yetkilere’ sahip. Hakan Fidan başkanlığındaki teşkilatın 8 ila 9 bin personeli var.
  • MİT, cumhurbaşkanı ve partisi AKP’nin yönetimindeki Türk Hükumeti’ne, hükumet politikalarının uygulanması, iç güvenliğinin muhafazası ve aynı zamanda siyasi kararların hazırlanmasına dönük istihbarat toplamak için hizmet vermekte.
  • MİT Almanya’da hem açık kaynaklardan bilgi topluyor hem de örtülü casusluk faaliyetleri yürütüyor. Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun büyüklüğü, Türk örgütlerinin ve diplomatik temsilciliklerinin sayıca çokluğu MİT’in istihbarat faaliyetleri lehine bir ortam sağlıyor.
  • Türkiye’deki Alman diplomatik temsilciliklerinde çalışanlar da MİT’in odağında. Son dönemde hem Alman hem Türk vatandaşlığına sahip olanlar, Türkiye seyahatlerinde gözaltı ya da giriş yasağı gibi sıkıntılı uygulamalarla karşı karşıya kalabiliyor.
  • Almanya, Türk istihbaratının faaliyetlerinin odağındaki ülkeler arasında. Bunun siyasi, ekonomik ve teknolojik istihbarat elde etme boyutları var. Ayrıca nüfuz etme gayretleri de sürüyor.
  • Türk istihbarat faaliyetlerinin yoğunluğu, Türkiye’deki mevcut siyasi ve ekonomik gelişmelerden bağımsız olarak devam edecektir. Almanya’daki Türkiye kökenli topluma, aktif diaspora politikası kapsamında nüfuz etme çalışmaları da devam edecektir.
  • Türk istihbaratının faaliyetlerinde, Türkiye tarafından ‘radikal’ veya ‘terörist’ olarak sınıflandırılan PKK ve ‘Gülen yapılanması’na ağırlık veriliyor. Ayrıca MİT’in öncelikleri arasında AKP hükumetine muhalif dernek veya kişilere yönelik istihbarat faaliyetleri var.
  • Türk istihbaratının, Almanya’daki Türkiye kökenli topluma nüfuz etme amaçlı girişim çabaları dikkat çekici. MİT aynı zamanda Almanya genelinde, siyasi karar alma süreçlerini etkilemeye, Alman siyaseti, ekonomisi, ordusu, bilim dünyası ve yüksek teknolojisine yönelik istihbarat edinmeye çalışıyor.
  • AKP hükumetine yakın organizasyonlar Almanya ve Avrupa ülkelerinde hükumet politikalarının propagandası yaparken aynı zamanda eleştiriler karşısında yine Türk hükumetini korumaya alıyor.
  • Silahlı mücadele yoluyla Türkiye’de sosyalist düzenin inşası hedefi güden’ DHKP-C, tıpkı Ülkücü hareket ve PKK gibi, anavatanlarında, çoğu zaman şiddet ve teröre başvurarak siyasi düzende radikal değişim hedefleyen siyasi oluşumlar.
  • Ülkücü hareket, aşırı sağcı bir hareket. Hareket, pantürkçü, panturancı kökenlere, milliyetçi ve ırkçı aşırı sağcı ideolojiye dayanıyor.
  • PKK, yaklaşık 14 bin 500 üyeyle yabancı aşırılıkçı hareketler arasında en büyük grup.
  • PKK yapılanmaları Avrupa’da terör örgütü algısını kırmak için çeşitli isim değişikliklerine gitti. Bu çerçevede geçen yıl Almanya’da da adımlar atıldı.
  • PKK’nın etkisindeki derneklerin çatı örgütü olarak görülen NAV-DEM geri planda kalırken, yeni kurulan KON-MED, örgütün faaliyetlerinde öne çıkmaya başladı.
  • Son dönemde PKK etkinliklerine katılanların sayısı geriledi. Örgüt 2019 yılında Almanya’da yaklaşık 16 milyon avro topladı. Bu geçen yıla göre daha fazla. PKK geçen sene Avrupa genelinde ise 25 milyon avro topladı.
  • PKK son dönemde Almanya’da özellikle gençleri endoktrine ederek silahlı mücadele için yanına çekmeye çalışıyor. Bu çabalar Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri harekatıyla birlikte arttı.
  • Haziran 2013’ten bu yana en az 280 kişi PKK’ya katılmak için Almanya’dan, Türkiye’nin güneydoğusuna, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’ye gitti. Bunlardan en az 23’ü bölgede hayatını kaybettiği, 135 kişi ise yeniden Almanya’ya döndü.
  • 2019 yılında, PKK’ya katılmış en az dört Alman vatandaşı çatışmalarda hayatını kaybetti. Bunlar, Almanya’dan kişilerin, gerçekten de askeri olarak eğitildikleri ve çatışmalarda kullanıldıklarını ispatlıyor.

Dünya

AB Komisyonu’ndan üye ülkelere yeni göç anlaşması: Kişi başı 10 bin avro

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun, üye ülkelere daha önce uygulanmayan kota sisteminin yerine yeni bir göç ve iltica anlaşması önerisinde bulunduğu açıklandı.

BOLD – Avrupa Komisyonu uzun zamandır beklenen ve daha önce birçok kez ertelenen ‘Avrupa Birliği Göç ve iltica Paktını’ açıkladı. Söz konusu reform, üye ülkeler arasında ‘zorunlu dayanışma mekanizması’ oluşturulmasını hedefliyor.

Avrupa Komisyonu’nun İç İşlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, AB’nin yasa dışı göçmenlerin ülkelerine geri dönüşleri konusunda daha etkili olmayı amaçladığını söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2015’teki göç akınından beri sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir tasarı hazırladı.

Tasarıyla, göçmenleri kabul etmeyen üyelerin, bu kişilerin AB’ye ilk giriş yaptığı ülkeye destek olması ve göçmenleri ülkelerine göndermesi bekleniyor.

AB Komisyonunun Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyine yasal düzenlemeler hakkında gönderdiği belgeye göre, iltica başvurusu yapanlar, düzensiz göçmenler ve uluslararası korumadan yararlananların yerleştirildiği ülkeye, yerleştirilen kişi başı 10 bin avro ödenecek. Bu ödeme AB bütçesinden yapılacak.

Yerleştirilen kişinin yanında refakatçisi bulunmayan çocuk olması halinde bu kişiler için de 12 bin avro ödeme yapılacak. Durumu karmaşık olan kişiler için daha fazla ödeme yapılabilecek. Ayrıca yerleştirme yapılacak ülkeye transfer için 500 avro ödenecek.

“SORUMLULUK PAYLAŞIMI VE DAYANIŞMA”

Anlaşmanın bir diğer unsurunu üyeler arasındaki adil sorumluluk paylaşımı ve dayanışma oluşturuyor. Buna göre, üye ülkelerin tamamının sorumluluk alması ve dayanışma sergilemesi isteniyor.

Göç baskısı altında olan üyelere, diğer ülkelerin esnek biçimde katkıda bulunması talep ediliyor. Bu katkılar arasında iltica başvurusu yapanların ilk geldikleri ülkelerden başka üye ülkelere götürülmesi, AB içinde kalmasına mümkün olmayan kişilerin geri gönderilmesi veya diğer operasyonel destekler gibi konular bulunuyor.

Yeni sistemin “gönüllü iş birliği ve esnek destek” temelinde başlaması planlanıyor ancak üye ülkelerin birine veya birkaçına yönelik göç baskısının artması halinde daha sıkı katkıların yapılması istenecek.

SÜREÇLER HIZLANDIRILACAK

Önerilen yeni sistemde işlemlerin hızlandırılması ve daha verimli hale getirilmesi, entegre sınır işlemlerine geçilmesi, AB sınırlarına girmeden önce veya bir kurtarma operasyonunun hemen sonrasında kimlik tespit, sağlık, güvenlik ve parmak izi taraması, bu bilgilerin ortak veri sisteminde toplanması hedefleniyor.

Taramadan sonra gelen kişilerin başvuru kategorilerine göre veya normal bir iltica işlemine yönlendirilmesi, ardından iltica başvurusunun kabulü veya reddedilmesi hızlıca sağlanacak. Bu süreçte AB’nin ilgili kurumları işlemleri daha sıkı takip edecek ve operasyonel destek verecek.

ÜÇÜNCÜ ÜLKELERLE ORTAKLIKLAR

Yeni sistemde AB’nin üçüncü ülkelerle duruma özel ve her iki tarafın çıkarını gözetecek ortaklıklar kurması amaçlanıyor. Bu yolla insan kaçakçılığı gibi ortak zorlukların giderilmesi, geri kabul anlaşmalarının ve düzenlemelerinin etkin uygulaması için yasal yolların geliştirilmesi hedefleniyor. AB üyelerinin geri kabul konusunda üçüncü ülkelerle iş birliğinin desteklenmesi konusunda tam bir birlik içinde hareket etmesinin altı çiziliyor.

Yeni sistemin işlerliğini artırmak için “AB Geri Dönüş Koordinatörü” makamı oluşturulacak ve her ülke bu yapı içinde çalışmak üzere kendi ulusal temsilcisini atayacak.

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi, Komisyonun önerisini inceleyecek ve uzlaşma sağlanırsa gerekli yasal düzenlemeleri çıkaracak. AB Komisyonu, bu sürecin yıl sonuna kadar tamamlanmasını istiyor.

Avrupa Birliği’ne sığınma başvuruları yüzde 69 azaldı

Okumaya devam et

Dünya

En geniş katılımlı koronavirüs aşı çalışması başladı

Merkezi ABD’de bulunan Johnson&Johnson şirketi, Kovid-19’a karşı geliştirdiği tek doz aşının koruyuculuğunu test etmek için geniş katılımlı nihai çalışmalara başladı.

BOLD – Şirketin geliştirildiği aşı adayı bugünden itibaren ABD, Güney Afrika, Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’da 60 bin gönüllüye yapılacak.

Çalışma, dünyada bugüne kadarki en geniş katılımlı Kovid-19 aşı araştırmalarından biri olacak.

Johnson&Johnson’ın Kovid-19 aşı adayının, şirketin Ebola aşısını model aldığı ve geç aşama için diğerlerinden biraz faklı bir teknolojiyle üretildiği ifade ediliyor.

ABD’de geç aşama testlerine başlanan 3 aşının aksine Johnson&Johnson’ın aşısının 2 değil bir doz vurulması planlanıyor.

Şirket yetkilisi Dr. Paul Stoffels, araştırmanın, aşı adayının etkisi hakkında gelecek yıl başına kadar cevaplar alınmasını sağlayacak kadar geniş kapsamlı olduğunu söyledi.

ABD’de son aşamadaki Kovid-19 aşıları arasında Moderna ve Pfizer’ın geliştirdikleri de bulunuyor.

Grip ve Kovid-19’a aynı anda yakalananlarda ölüm riski iki katına çıkıyor

Okumaya devam et

Dünya

Stoltenberg: Türkiye ile Yunanistan teknik görüşmelerinde ilerleme kaydedildi

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye ile Yunanistan arasındaki teknik görüşmelerde “iyi bir ilerleme” kaydedildiğini bildirdi. Almanya da Atina-Ankara diyaloğundan memnun olduğunu açıkladı. 

BOLD – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile NATO karargahındaki görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanistan’ın, Doğu Akdeniz’de ayrıştırma usulleri oluşturulması, havada ve denizde istenmeyen olayların ve kazaların önlenmesi için bugüne kadar birkaç toplantı yaptığını hatırlattı.

Stoltenberg, “Bu toplantılar devam ediyor. İyi bir ilerleme kaydedildi.” diye konuştu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Madrid’deki Moncloa Başbakanlık Sarayı’nda biraraya geldi

Toplantıların askeri teknik görüşmeler olduğunu vurgulayan Stoltenberg, bunların Almanya’nın anlaşmazlıkların çözümü konusunda yürüttüğü diplomatik çabalara tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, Almanya’nın çabalarının dün Türkiye ile Yunanistan’ın istikşafi görüşmeleri yeniden başlatma konusunda anlaşmasını sağladığını belirterek, bundan memnuniyet duyduğunu, Türk ve Yunanlı liderlerle yakın temas içinde olmayı sürdüreceğini söyledi.

BERLİN: DİYALOGDAN MEMNUNUZ

Alman Hükumet Sözcüsü Steffen Seibert, bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Almanya’nın Türkiye ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki doğal gaz tartışmasını diyalog yoluyla çözmek için masaya oturacak olmasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Seibert, “Görüşmelerin kabul edilmesi, iki NATO ortağı arasındaki ilişkiler açısından, ama aynı zamanda tüm bölgenin istikrarı ve Avrupa-Türkiye ilişkileri açısından da önemli bir adım” diye konuştu. Seibert, ancak şu anda Atina ile Ankara arasında dört yıl önce kesintiye uğrayan görüşmelerin yeniden başlamasının öncelikli olduğunu da sözlerine ekledi.

ICG: YAPTIRIM YERİNE DİYALOĞU TERCİH EDİN

Merkezi Belçika’da bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) tarafından hazırlanan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimle ilgili raporda, Avrupa Birliği’ne, Türkiye konusunda yaptırım yerine diyalog yollarını tercih etmesi tavsiye edildi. Raporda olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına dikkat çekildi.

“Doğu Akdeniz’de Gerilim Nasıl Azaltılır?” başlığıyla hazırlanan raporda, taraflara bazı uyarılar yapıldı.

“ANKARA’DAKİ RADİKALLERİ GÜÇLENDİRECEKTİR”

Raporda, “Avrupa Konseyi toplantısında, Avrupalı liderler yaptırımları tercih etmek yerine diyalog için daha fazla zaman ayırmalıdır. Diğer cezai tedbirlerin Ankara’yı müzakerelere itmesi olası görünmüyor. Türk firmalarının AB limanlarından yasaklanması, sektörel yaptırımlar, Türkiye’nin AB üyeliğini kolaylaştırmak için ayrılan fonların kesilmesi veya Türkiye’nin AB adaylığının tamamen sonlandırılması gibi daha sert seçenekler, Ankara’daki radikalleri  kesinlikle güçlendirecektir” görüşlerine yer verildi.

“ÇATIŞMANIN BEDELİ AĞIR OLUR”

Doğu Akdeniz’deki olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına vurgu yapılan rapor şu uyarılarla son buldu: ”Doğu Akdeniz’deki herhangi bir ihtilafın maliyeti yüksek olacaktır. Enerji yatırımını bozacak, Transatlantik güvenliği zayıflatacak ve Türkiye ile AB arasındaki hayati bağlara zarar verecektir. Taraflar bunları yönetmenin bir yolunu bulamazlarsa, deniz sınırlarıyla ilgili anlaşmazlıklar herkes için zararlı sonuçlar doğurabilir.”

Koronalı güvenlik görevlisi nedeniyle AB Zirvesi ertelendi

Okumaya devam et

Popular