Bizimle iletişime geçiniz

Politika

İmamoğlu, Şeyda Moza ve Berat Albayrak’a piyango gibi imar planına itiraz etti

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İçi ihanet dolu süreç” dediği Berat Albayrak ve Katarlıların arazilerinin bulunduğu Kanal İstanbul çevresindeki imar planı düzenlemesine itiraz etti.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul projesi çevresindeki arazilerin imarlarında değişiklik ön gören plana itiraz etti.

CANLI YAYINLA İTİRAZ

İtiraz için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne bizzat giden İmamoğlu, itiraz dilekçesini sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında imzaladı. İmamoğlu görüntüleri, ”Kanal İstanbul 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni ve 1/1000 ölçekli İmar Planlarına itiraz dilekçemizi sunmak üzere Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’deyiz” notuyla paylaştı.

İÇİ İHANET DOLU SÜREÇ

İmamoğlu yaptığı konuşmada, tarla iken vatandaştan toplanan arazilerin imar planıyla turizm alanına çevrilmesini ‘içi ihanet dolu süreç’ olarak niteledi’

YABANCIYA GİTMESİN DİYE ALMIŞTI

Berat Albayrak’ın Kanal İstanbul güzergâhında, ‘yabancıya gitmesin diye’ aldığı 13 dönümlük tarla vasfındaki arazi imar planı değişikliğiyle “konut + ticaret alanına” dönüşmüştü. Araziye konut, alışveriş merkezi, otel, konaklama tesisleri gibi yapılar inşa edilebilecek.

KATAR EMİRİ’NİN ANNESİNİN DE ARAZİLERİ VAR

Kata Emiri’nin annesi Şeyda Moza’nın da aynı imar planı içerisinde 44 dönümlük arazisi bulunuyor. Yapılan imar planıyla Moza’nın arazilerine de otel ve AVM inşası izni verilmişti.

Berat Albayrak’ın Kanal İstanbul’daki arazisine imar kıyağı: Konut ve ticaret alanı oldu

Politika

CHP’li Karayalçın’dan İnce’nin hareketine sert tepki: Yaptığı şantaj!

murat karayalçın

CHP eski Genel Başkanı Murat Karayalçın, yeni parti kuracağı iddia edilen Muharrem İnce’ye sert tepki gösterdi. “Ben CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olurum, olmazsam imzayla kampanya başlatırım ‘, bir partilinin kullanacağı açıklama değil. Bir şantaj bu” dedi.

BOLD – Murat Karayalçın, Muharrem İnce’nin yeni parti ve hareket iddiasıyla CHP içerisinde baş gösteren krizi görüşmek için dün eski CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin ile birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmişti.

Ziyaretiyle ilgili Haber Global’e konuşan Karayalçın, “Durum tam olarak kamuoyunda düşünüldüğü gibi değil. Öyleydi ama cumartesi günü Muharrem İnce’nin verdiği demeç durumun öyle olmadığını gösteriyor. Muharrem Bey ‘Ben bir parti kurmuyorum, hareket başlatıyorum’ dedi. Bir parti kurmuyorsa CHP’den de ayrılmıyor. Bu hareket muhtemelen ileride yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığı düşündüğü için. Ortada bir sorun olmadığı anlaşılıyor. Onun için bir girişimde bulunmanın da anlamı yok. Ben Sayın Genel Başkanı kutlamak için ziyaret ettim” dedi.

CHP’Lİ SİYASETÇİNİN SÖYLEYECEĞİ SÖZLER DEĞİL

Karayalçın şöyle konuştu: “Muharrem İnce’nin çıkışını da konuştuk. Düşüncelerimizi anlattık Hikmet Çetin’le birlikte. Hikmet Çetin, birliğin bütünlüğün önemini ifade etti. CHP içinde gerçekten birliğe beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bunun yalnızca Muharrem Bey için söylemiyorum tüm partililer için geçerli. Özü itibarıyla hayırlı olsun ziyaretiydi. Ben CHP’nin cuhmurbaşkanı adayı olurum, olmazsam imza ile kampanya başlatırım şeklindeki bir açıklama, bir partilinin kullanacağı açıklama değil. Hele Sayın İnce gibi CHP’nin geleneklerini önemseyen bir siyasetçinin söyleyeceği sözler değil, bir şantaj bu. Bir ön seçimle CHP kendi adayını (Cumhurbaşkanlığı seçimi) belirlerse buna kimsenin itiraz edeceği bir şey olmayacaktır. Tüm partililerimizin katılacağı bir ön seçim olmalı ama aynı zamanda genel başkanımızın ittifak görüşmelerinde elini güçlü tutacak bir marj da kazandırılabilmeli. Biz böyle bir modeli gerçekleştirebiliriz, benim önerim bu. Bunu kabul etmiyorum, ayrıca adaylığımı koyacağım denmesi bana göre doğru değil. Benim tercihim partinin içinde olmaktır.”

CHP’de yeni MYK belli oldu: Genel Sekreter Selin Sayek Böke oldu

Okumaya devam et

Politika

Meral Akşener CHP il başkanını öldürten Ömer Ay’ı Nevşehir il başkanı yaptı

İyi Partinin yeni il Başkanı Ömer Ay, CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’in katillerini cinayete azmettirmiş ve bu suçtan hüküm giymişti.

BOLD – Bu yazı, 17 Haziran 1980’de öldürülen avukat ve CHP Nevşehir İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner’in kızı Aylin Tekiner tarafından, Tekiner ailesi adına kaleme alındı ve bianet’te yayınlandı:

Kırk yıl önce bugün…

17 Haziran 1980’de Nevşehir’de bir bakkal dükkanında iki cinayet işlendi. Mehmet Onur Miman ve Uğur Coşkun isimli iki ülkücü, CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’i ve bakkal dükkânı sahibi Yavuz Yükselbaba’yı öldürdüler. Babamı öldürmeleri için ülkücü Ömer Ay tarafından işe koşulan bu iki tetikçinin işlediği cinayetler, Yükselbaba’nın biri 9 diğeri 15 yaşındaki iki yeğeninin gözleri önünde işlendi ve iki aileden 7 çocuğu babasız bıraktı.

Katiller, cinayeti seyreden insan güruhunun duymazdan geldiği bu iki çocuğun feryadı arasında cadde boyu salınarak cinayet mahallinden uzaklaştılar. Dükkânın içinde duyduğu mermi seslerini balon patlaması sanacak kadar küçük olan 9 yaşındaki Mustafa, sıkıyönetim mahkemelerinde yıllar sürecek bir tanıklık görevini üstlenerek erken büyüdü.

1980’de genel merkezi Nevşehir’de kurulan, genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve ikinci başkanı Abdullah Çatlı olan Ülkü Yolu Derneği’nin İç Anadolu Eğitim Sorumlusu Ömer Ay, bizzat azmettirdiği Tekiner cinayetinin tetikçilerini, cinayetten sonra şehir merkezinde kaldıkları evde koruyup kolladı (polis katillerin yaşadığı bu eve hiç uğramadı), cinayet için kendi temin ettiği silahları imha etti, 4 günün ardından katilleri önce Hacıbektaş’ın bir köyüne oradan da Kayseri’ye kaçırdı.

Öldürülen Zeki Tekiner

Aradan 40 yıl geçti.

CHP Nevşehir İl Başkanı avukat Zeki Tekiner’in katillerini cinayete azmettiren ve bu suçtan hüküm giyen aynı Ömer Ay, 40 yıl sonra, 5 Temmuz 2020 tarihinde CHP’nin ittifak ortağı İyi Parti’nin Nevşehir İl Başkanı seçildi.

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener pandemi nedeniyle ara verdiği il gezilerinin başlangıç startını 5 Ağustos 2020’de Nevşehir’den verdi. İyi Parti’nin siyasi tabanı için sembol değeri taşıyan Abdullah Çatlı, Ömer Ay gibi ülkücülerin memleketi olan Nevşehir’de partililerine seslendiği konuşmasını sonlandırırken yeni il başkanını “O benim Ömer ağabeyimdir” diyerek selamladı ve geçmişe dair ülkü birliklerini ve gönüldaşlıklarını bir kez de kameralar önünde somutlaştırmış oldu.

Siyasi bir cinayetin faillerinden olan bu şahsın bugünün siyaset arenasına fütursuzca kabulünde devlet mekanizmasının ve kolektif sessizliğin yanı sıra CHP’nin takındığı tutum da politik, etik ve vicdani bakımdan sorgulanmaya muhtaçtır. Bu nedenle ailem adına cevaplanmasını elzem bulduğum birkaç soruyu sormak isterim.

1951 yılında CHP’ye kaydolmuş, Kurucu Meclis Nevşehir İl Temsilcisi bir hukukçu olarak 1961 Anayasası’nın hazırlanmasına katkı sunmuş, 15. Dönem CHP Nevşehir milletvekilliği yapmış, ülkücülerin ölüm listelerindeki ilk isim olmasına ve önceki tarihli bir suikast girişiminden şans eseri sağ kurtulmasına rağmen ideallerinden ve partisinden vazgeçmemiş ve katledildiği güne kadar CHP Nevşehir İl Başkanlığı görevine devam etmiş bir parti sevdalısının siyasi kimliği bugün CHP için ne ifade etmektedir?

CHP Nevşehir Eski İl Başkanı’nın katillerini cinayete azmettiren ve bu suçtan hüküm giyen Ömer Ay’ın, ittifakta olduğu İyi Parti’nin Nevşehir İl Başkanı seçilmesine CHP neden kayıtsız kaldı?

Ömer Ay’ın İyi Parti İl Başkanlığı adaylığına ve akabinde de seçilmesine CHP’den herhangi bir tepki gelmediği gibi, seçildiği kongreye CHP Nevşehir İl Örgütü yüksek katılımla iştirak etti ve en ön sıradan basına fotoğraf verdi. Celladıyla siyaset yapmakta beis görmeyen bir siyasi yapının üreteceği siyasete dair ne söylenebilir?

“Siyasi nezaket’’i harfiyen uygulayan CHP İl Örgütü kuvvetle muhtemeldir ki ilerleyen günlerde Ömer Ay’ın makamına yüksek katılımlı bir tebrik ziyaretinde de bulunacaktır. Ömer Ay da İyi Parti Nevşehir İl Başkanı titriyle iade-i ziyarette bulunduğu taktirde 40 yıl önce katledilen İl Başkanı’nın duvarda asılı resmi önünde de basına fotoğraf verecek kadar ileri gidilecek midir?

İttifak ortaklığına zeval gelmesin diyen genel merkez siyasetine kurnazca yaslanmak öyle görünüyor ki yerel siyasetçileri görevlerine memur etmiş ve onları mensubu oldukları partinin yakın tarihine yabancılaştırmıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na aile olarak yazdığımız ve bugüne kadar cevapsız bırakılan mektupta da belirttiğimiz gibi “Geçmişe ait değerleri ve kendi partisinin il düzeyindeki yakın tarihini yapılan onca anma etkinliklerine rağmen unutmanın ya da görmezden gelmenin ve çok temel insani, siyasi ve ahlaki bir hassasiyeti yitirmiş olmanın geri dönüşü olmayan bir çürümenin işareti olduğu düşüncesindeyiz.

Tarihsel kıymeti olan, sembol değeri taşıyan bu türden hadiselere dair takınılacak etik ve etkin tavrın kendi yağıyla kavrulan il örgütlerinin inisiyatifiyle sınırlanmamasından yanayız.’’ Geçen onca haftanın ardından Nevşehir’deki bu yanlış denklemden haberdar olup da sessizliğini koruyan Genel Merkez yönetimini ciddiyete davet ediyoruz. Aile olarak sormakta kendimizde hak gördüğümüz “İttifak ortaklığında her yol mubah mıdır?’’ sorusuna yanıt aramada da Cumhuriyet Halk Partisi’ni genel merkez düzeyinde özeleştiriye çağırıyoruz.

12 Eylül’e giden süreci besleyen bu sistemli cinayetler insanlığa karşı işlenmiş suçtur. Bu suçların failleri hakikati eksiksiz bir şekilde anlatana, adil bir yargılama sonucu fiillerinin cezasını olması gerektiği gibi çekene, mağdurlar ve toplum ile yüzleşene, onlardan özür dileyene ve pişmanlıklarını dile getirene kadar toplumsal ve siyasal düzen içinde normalleşemezler (ki tüm bu adımlar izlense dahi yaşam hakkının kutsallığına istinaden yüzleşme süreci tam anlamıyla tamamlanamaz).

Bu yıl babam ve Yavuz Yükselbaba için düzenlediğimiz 40. Yıl Anma programında sevgili Arat Dink’in de dediği gibi “Bizler unutmak için hatırlıyoruz ve ancak herkes hatırlarsa biz unutacağız”. Bu ülkenin bellek taşları olan canlarımızın isimlerini yaşatmak ve bu cinayetlerin arkasındaki hakikati ortaya çıkarana kadar da katillerin ve faillerin isimlerini unutturmamak gelecek kuşaklara bizden aktarılacak mirastır. Siz de unutmayın.

Okumaya devam et

Politika

Babacan: Sorunları üç ayda çözecek ekibimiz var

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AKP hükumeti ve ekonomi politikasını eleştirdi. “Kimse suçluyu başka yerde aramasın, Türkiye şu an kötü yönetiliyor. Hükumet değişikliği olmadan Türkiye’nin sorunlarının çözülmesi mümkün değil” dedi.

BOLD – Babacan, Tayyip Erdoğan’ın ‘ekonomi uçuşta’ ifadesine, “Halkımız en önemli sorun ‘ekonomi’ diyor, hükumet ekonomimiz uçuyor diyor. Böyle bir şey olamaz; bu ancak güvensizliği çoğaltır” sözleriyle tepki gösterdi.

Resim

Fox TV’de Çalar Saat programında konuşan Babacan, Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Varlık Fonunun gelecek nesillere 60 milyar dolar borç bıraktığını söyledi.  Babacan, “Varlık fonu uygulamasına zamanında da şiddetle karşı çıktık. Yazık günah değil mi?” ifadesini kullandı. Babacan, “Hükûmet işten çıkarmayı yasaklayarak, TÜİK’in istatistikleri olduğundan daha güzel göstermesini sağladı. Memleketin bu kadar yakıcı sorunu varken siyasi gündem, içi boş tartışmalarla dolu. Şöyle bir haberlere baktığınızda, bu ülkenin problemleri için hangi çözüm üretiliyor göremiyorum” dedi.

Babacan’ın açıklamalarından önemli başlıklar şöyle:

TÜRKİYE’NİN BİR NUMARALI PROBLEMİ EKONOMİ

“Türkiye’nin bir numaralı problemi ekonomi. Tüm anketlerde, vatandaşımız “Bir numaralı sorunum ekonomi” diyor. Fakat tüm açıklamalar ekonominin iyiye gittiği yönünde. Hükümet hastalığı kabul etmiyor. Öncelikle teşhisi koymak lazım.

Son bir yılda toplam istihdam 2 milyon 600 bin kişi düşmüş. Gençlerde işsizlik %25 civarında. Artık iş aramaktan vazgeçmiş insanlar var. Ülkeye yatırım lazım. Türkiye’nin kalkınmasının tek yolu yatırım, üretim ve ihracat.

MERKEZ’İN REZERVLERİ PANDEMİDEN ÖNCE TÜKETİLMİŞTİ

Pandemiden önce Türkiye, kendi eliyle çıkardığı bir ekonomik krizin içine zaten düşmüştü. Merkez Bankası rezervleri zaten pandemiden önce tüketilmişti.

Niye insanlarımız fakirleşiyor, niye gençlerimiz iş bulamıyor? Kadınlarımız neden iş aramaktan vazgeçiyor? Kadınların işgücüne katılma oranı hızla düşüyor. Sorunlar büyük ama çözümler de bir o kadar kolay. Biz sadece eleştirmiyoruz. Çözüm için, tedavi için ne gerekiyorsa onu da öneriyoruz.

Tecrübeli ve işi bilen bir ekip olarak reçete hazırlıyoruz, paylaşıyoruz.  Türkiye çaresiz değil. Dürüst ve ehil kadrolar, akıl, bilim, istişare Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırır.

KRİZİ 3 AYDA ÇÖZERİZ

Başta kamu bankaları olmak üzere tüm bankaları, fayda ve risk analizlerine dayanmadan, piyasa gerçeklerinden uzak parametrelerle kredi vermeye zorlamaktan derhal vazgeçilmeli.

Uluslararası tecrübesi olan bir ekonomi ekibi yalnızca DEVA Partisi’nde var. Bu ekonomik reçeteyi hazırlayan ekip, dünyanın herhangi bir yerindeki krizi çözmeye gitse 3 ayda tüm sorunları çözer.”

CHP’de yeni MYK belli oldu: Genel Sekreter Selin Sayek Böke oldu

Okumaya devam et

Popular