Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“OHAL hala devam ediyor, KHK’lılar ‘Kod 36’ ile fişleniyor”

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, KHK’ların yıldönümünde konuştu: “OHAL hala devam ediyor. Her sabah hukuksuzluklarla, adaletsizliklerle dolu bir Türkiye’ye uyanıyoruz.”

BOLD – KHK mağduru muhafazakarlar arasında sol değerlere bir kayma olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Kendini ülkücü, milliyetçi, maneviyatçı, muhafazakar, dindar tanımlayan insanların, sol-sosyalist camiaları ve Kürtleri çok daha iyi anlamaya çalıştığını görüyorum.” dedi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 20 Temmuz’da ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen binlerce kişinin yaşadıklarını anlattı. KHK’lıların SGK kayıtlarında fişlendiğini kaydeden Gergerlioğlu, “İş başvurusu yapanlar görüşmeye gittiklerinde bilgisayarda ‘kod 36’ diye bir ibare yanıp sönüyor. O yanıp sönen şey, ‘bu adam vatan hainidir, teröristtir’ diyor aslında. Böyle bir anlayış var” ifadesini kullandı.

KHK’lıların yaşadığı mağduriyetleri, “Mağdurlar İçin Adalet” başlığıyla raporlaştıran Gergerlioğlu, Mezapotomya Haber Ajansı’na şunları söyledi:

KOD 36 İLE FİŞLENİYORLAR

Her yıl OHAL’de yaşanan sorunlara ilişkin rapor hazırlıyorsunuz. Bu yıl da “Mağdurlar İçin Adalet” raporunu açıkladınız. Bu raporlarda hangi temel sorunları ortaya koydunuz?

Anayasal rejimin ortadan kaldırıldığını, KHK rejimi kurulduğunu, insanların hayatlarının alt üst edildiğini, ailece bu sıkıntıları yaşadıklarını, neslin tahrip edildiğini, çocukların psikolojilerinin bozulduğunu, çocukların dini inançları, sosyal tavırları ve benzeri birçok insani yönlerinin değişime uğradığı ve büyük bir deprem yaşadığını görüyoruz. Bu tablonun da mağdurlarla sınırlı kalmadığını, mağdur yakınlarını etkiledikten sonra toplumun mağduriyetle tanışmamış kesimlerini de etkilediğini görüyoruz. Toplumun fakirleşmeye başladığını, bilimsel araştırmaların çökmeye başladığını gördük. Depresyonun arttığını görüyoruz. Sıkıntıların arttığını kederin derinleştiğini görüyoruz. Bunlar üzücü tablolar. Muhaliflerin üstünde bir fırtına estirildi. İnsanları işten atmakla kalmadılar, özel şirkette işe girmelerinin önü kesildi. SGK kayıtlarında damgalandılar. İş başvurusu yapanlar görüşmeye gittiklerinde bilgisayarda ‘kod 36’ diye bir ibare yanıp sönüyor. O yanıp sönen şey, ‘bu adam vatan hainidir, teröristtir’ diyor aslında. Böyle bir anlayış var.

LANETLENMİŞ BİR HALDEYİZ, KHK’YI GÖREN İŞ VERMİYOR

İşlerine iade edilenler hala mağduriyet yaşıyor mu?

İade olanlar bile güvenilmez sınıfındalar. Yargı kararına rağmen işe alınmayanlar var ve bunların sayısı 20 bin civarı. Takipsizlik ve beraat almış, hakkında hiçbir işlem yapılmamış insanlar var. İnsanları çaresiz bir şekilde bırakmış bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bu durumu ‘KHK rejimi’ olarak tanımlıyoruz. KHK’lar anayasaya aykırı bir şekilde ilan edildi. Raporu açıkladığımız gün salona gelen bir mağdur, Kürt olduğu için ihraç edildiğini söyledi. Ve ‘3 buçuk yıldır iş bulamıyoruz. Lanetlenmiş bir haldeyiz, KHK’yı gören bize iş vermiyor’ dedi. İnsanların artık canı burnuna gelmiş. OHAL’in, darbenin yıl dönümünde Türkiye böyle bir yer oldu. OHAL güya darbe girişimine karşı ilan edildi ama aslında ikinci bir darbeydi. Bazıları ‘Ben takipsizlik aldım, beni affedin’ diyor ama mahkemeye gidip ceza alan sanki suçlu mu? Mahkemeye gidiyorsun abuk sabuk suçlamalar var.

Örnek verebilir misiniz?

Barış açıklamasına katıldığı için, Bank Asya’da hesabı olduğu için, sokak eylemine katıldığı için… Örneğin; ‘HDP’liler ile gezmem iddianameme konulmuş’ diyen var ya da Nazlı Ilıcak’ın yazısını okuması iddianamesine konulan var. Biz bu raporları, ileride Türkiye tarihine kalıcı büyük bir iz düşürmek için yapıyoruz. Bu raporlar belgeleriyle birlikte kapı gibi duracak. Belki bugünkü yöneticilerin yargılanmasında bile bir delil olarak kullanılabilecek.

DİNDAR İNSANLAR ÖZGÜRLÜKÇÜ BAKIŞ AÇISINA YÖNELDİ

Raporunuzda dikkat çeken bir tespit vardı. Kendilerini “demokrat muhafazakar” olarak tanımlayan kesimlerin OHAL’den sonra daha çok sol, sosyalist, seküler/hümanist anlayışlara yöneldiği konusunda. Biraz açar mısınız bu tespiti?

Bu eğilimi birinci ve ikinci yıl çalışmalarımızda da görmüştük. Üçüncü yıl çalışmalarımızda daha da arttığını görüyoruz. Muhafazakar camiada çok önemli bir sosyolojik değişim yaşanıyor. Muhafazakarlıktan sekülerliğe, dindarlıktan dinden uzaklaşmaya ve soğumaya doğru bir cereyan var. Bunun en büyük nedeni de kendisini dindar gibi göstermeye çalışan iktidarın ikiyüzlü ve hain politikalarıdır. İnsanları çaresizliğe itmek, açlığa, susuzluğa itmek kabul edilecek bir şey değil. Bu insanlar bir günde bu hale gelmediler. 5 vakit namaz kılan, tamamen hayata sağ pencereden bakan insanları çok iyi tanıyorum. Büyük bir şok yaşadıklarını görüyoruz ve bunun sonucunda hayatı sorgulamaya başladıkları ve sol değerlere doğru yaklaştıklarını görüyorum. Daha önce kendisini ülkücü, milliyetçi, maneviyatçı, muhafazakar, dindar tanımlayan insanların sol, sosyalist camialarla çok daha iyi anlaştığı, onları çok daha iyi anlamaya çalıştığını görüyorum. Kürtleri çok daha iyi anlamaya çalıştıklarını görüyorum. Ve çok daha özgürlükçü, liberal bir bakış açısı sahibi olmaya başladılar. Sol camialarda, mağdur sağ kesimden insanlara karşı empatiyi yapabiliyor. Bunu da görüyoruz. Böyle bir sosyolojik değişim yaşanıyor.

İKTİDARIN DİNİ İSTİSMAR ETMESİ İNSANLARI DİNDEN SOĞUTTU

Peki bu sosyolojik değişimi yaşayan insanların iktidardan bir beklentisi kaldı mı? Mesela bu değişim herhangi bir seçimde oy tercihlerine yansıyacak mı?

KHK’lılar içerisinde yüzde 70 oranında daha önceki seçimlerde AKP’ye oy verenler vardı. Bu giderek azaldı ve neredeyse sıfırlandı. Bu durum MHP için geçerli. AKP ve MHP’den bir beklentileri yok artık. Özgürlükçü sol değerlere doğru kayma var. Dini anlamda dindar gibi görünen bir iktidarın dini istismar etmesi karşısında dinden uzaklaşan, soğuyan olan insanlar var. Böyle bir eğilim var. Şaşkınlık yaşayan insanlar var. Dünkü saf arkadaşının kendisini arkadan bıçaklaması karşısında ne yapacağını bilemeyen insanlar var. Bunlar yeni nesil gençleri çok etkiliyor. İktidarın oluşturduğu tablo dinden, Diyanet’ten uzaklaştıran bir tablo oluyor.

GELMEYİN, ÇOCUĞUMUZUN BAŞINA İŞ GELMESİN DİYORLAR

Mağdurlar, işlerine iade edilmeleri konusunda beklentilerinin olması ile korku ve sindirme ikliminin hakim olması gibi çeşitli gerekçelerle tepkilerini yeterince gösterememişti. Bu durum aşılabildi mi?

KHK’ların ilk dönemlerinde korkunç bir sinme hali vardı. Ama dayanışmalar ve kurulan KHK platformları bu durumun aşılmasında rol oynadı. Ama bir kısım insanda hala o derin kuyuda bekliyor. Güvenlik soruşturması gibi bir uygulama getirildi. Kimi mahallere gidiyoruz. ‘Gelmeyin, oyumuz size ama ortamı biliyorsunuz, çoluk çocuk var, başımıza bir iş gelmesin ama oyumuzu size vereceğiz’ diyorlar. Oyunu verip, kaybolan bir kesim var.

OHAL KOMİSYONU YANLIŞ KARAR ALSA ERDOĞAN KELLERİNİ ALIR

OHAL Komisyonu geldiğimiz aşamada mağduriyetleri giderdi mi?

OHAL komisyonu bir oyalama komisyonu, ihlal komisyonudur. Kapatılması gerekiyor. Erdoğan’a karşı tek bir itirazı olsa görevden alınacak olan heyetin insafına bırakılmış insanlar. Komisyon üyeleri yargısal zırhla kaplanmış durumdalar. Aldıkları kararlardan dolayı yargılanmayacaklar. En ufak ‘yanlış’ bir karar alsalar, Erdoğan tarafından kelleleri alınacak. Mağduriyetleri gidermedi. Yüzde 90 oranında ret verildi, Yüzde 10 kabul. 3 buçuk yıl odu ve 18 bin kişi daha yargıya ulaşılabilmiş değil. OHAL Komisyonunun iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Takipsizlik almış, hakkında bir yargı kararı olmayan insanlar hala bekletiliyor neden? Bir suç işlesinler de ret verelim diye bekletiliyorlar. Yani ihraç edildikten sonra bir basın açıklamasına katıldığı için OHAL Komisyon raporunda ‘sen ihraçtan sonra bu eyleme katıldın, o yüzden sana ret veriyoruz’ diye açıklamanın olduğunu biliyoruz. Yaptığımız simülasyona göre Komisyon, 2021 Aralık ayında bitecek.

HER SABAH HUKUKSUZLUKLARLA DOLU BİR TÜRKİYE’YE UYANIYORUZ

OHAL kaldırıldı ama mevcut uygulamalara baktığımızda devam ediyor mu hala size göre?

OHAL hala devam ediyor ve uygulamaları artarak devam ediyor. Biz ‘bitmeyen OHAL’ diyoruz. OHAL’in devamı hukukun iyice ayaklar altına alınmasını sağladı. Ama bununla da kalmadılar ve yeni bir yasayla bir 3 yıl daha OHAL benzeri bir hali devam ettirmek istediler ve bunu yapıyorlar. Her sabah yeni bir Türkiye’ye uyanıyoruz. Hukuksuzluklarla, adaletsizliklerle dolu bir Türkiye’ye uyanıyoruz. Aklımıza hayalimize gelmeyen yeni şeyler buluyorlar. Bekçi yasası, çoklu baro yasası, güvenlik soruşturması, sosyal medyaya el atmaya çalışıyorlar. Bütün bu hukuksuzlukları yüzünden çöken iktidar, inanılmaz bir şekilde OHAL baskılarını arttırıyor. Şu anda 65 HDP belediyesinden 10 tane belediye kaldı. Bir kıyım yapılıyor.

KHKLILAR’A BASKI AĞIR ŞEKİLDE DEVAM EDİYOR

KHK’lılar açısından durum nasıl?

KHK’lılara yönelik uygulamalar son derece ağır bir şekilde seyrediyor. Birkaç gün önce OHAL mağduru olan ve cezaevinde bulunan Fatih Terzioğlu adlı bir yurttaş, kanser olmasına rağmen tahliye edilmedi. Uzun süre cezaevinde kaldıktan sonra ancak rapor aldıktan sonra çıktı ama hastalığı çok ilerlemişti. O bana ‘Ben kahrımdan cezaevinde kanser oldum ama inanın ki Cumhuriyet tarihinin en ağır dramları yaşanıyor cezaevlerinde’ diye anlattı. Bu OHAL döneminde   yaşatılan kırım hadisesini, insanlara yaşatılan soykırımı göstermiş oluyor. Geçtiğimiz günlerde KESK üyesi bir OHAL mağduru intihar girişiminde bulundu. ‘Lanet olsun bu KHK düzenine’ diyerek intihar etmek istedi. Son anda kurtarıldı. Yoğun bakımda şimdilik, hayatı kurtulmuş. İlerde deneyip denemeyeceğini bilmiyoruz. Birçok intihar vakası oldu. OHAL’den bu yana şu ana kadar 84 kişi intihar etti. Kendileri intihar ediyor, anne-babaları intihar edenler var. İhraç edildikten sonra ani kalp krizi geçirenler oldu. İnfaz memuru bir KHK’lı intihar etti ve onun ölümünden sonra OHAL Komisyonu onu işe geri iade etti. İnanılmaz dramlar yaşanıyor.

Olmayan çocuğunu Cemaat okuluna göndermekten ihraç edildi

Gündem

Tutuklanan avukatlara yöneltilen suçlama: İşkence nedeniyle şikayetçi olmak

12 gündür gözaltında tutulan 39 avukattan 6’sı tutuklandı. Avukatların, işkence nedeniyle suç duyurusunda bulunmaları, insan hakları savunucularıyla temasları suç sayıldı.

BOLD – 11 Eylül’de Ankara Merkezli 7 ilde yapılan operasyonlarda 48’i avukat olmak üzere 60 hukukçu gözaltına alındı. 12 gün gözaltında kalan avukatlardan 39’u dün tutuklanma talebiyle mahkemeye çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alınan 39 avukattan 6’sı tutuklandı. Diğerleri ev hapsi ve adli kontrol şartıyla bırakıldı.

Tanık ifadeleri ve teknik takip yapılarak alınan avukatların gözaltı gerekçesi, 15 Temmuz’dan sonra Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananlara avukatlık yapmalarıydı. Avukatlar, gözaltı süresinin uzatılması için 14 Eylül’de Ankara Adliyesi’ne plastik kelepçeli getirilmişti. Avukatlara yapılan bu gözaltılara İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 10 baro tepki göstermişti.

İzmir’de dün sabah yapılan operasyonlarda da gözaltına alınan 55 avukatın sorgusu ise devam ediyor. Avukatlara yapılan bu operasyonların devam edeceği iddia ediliyor.

İŞKENCE BAŞVURULARI SUÇ SAYILDI

Avukatlara yönelik operasyondan önce avukatların iki yıl boyunca teknik ve fiziki takibe alındığı da ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile soruşturmanın 2018’de başladığı ve avukatların 24 saat izlemeye alındıkları savcılıktaki belgelere yansıdı.

Avukatların müvekkillerinin yaşadıkları hak ihlalleriyle ilgili başta tanınmış hukukçular olmak üzere, insan hakları savunucuları ve  uluslararası hukuk mekanizmalarını harekete geçirmiş olmaları da savcılık tarafından suç kapsamına sokuldu. Özellikle avukatların işkence konusunda yaptıkları başvurular, örgütsel faaliyet sayıldı.

Avukatların; KHK ile ihraç edilenler, Bylock davaları, Anayasa Mahkemesine itiraz dosyalarına bakmaları, mahkeme ve savcılık kararlarına sürekli itiraz etmeleri örgüt talimatı ile işlenmiş bir suç olarak sunuldu.

Ayrıca avukatların bazı tutuklu sanıklardan ücret almadıkları, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişileri vazgeçirmeye çalıştıkları öne sürüldü ve tüm bu avukatlık çabaları suç olarak savcılık tarafından nitelendi.

AİLE ÜYELERİYLE İLGİLİ VURGU

Avukatların gözaltında işkence iddialarında bulunup defalarca suç duyurusunda bulunmaları da “Fethullah Gülen grubuyla etkin mücadele eden emniyet personelini hedef almak” olarak nitelendi. Avukatların bazılarının aile üyelerinin tutuklu olması, avukatların örgüt üyesi olduğuna ilişkin bir veri olarak savcılık tarafından mahkemeye sunuldu.

Mahkeme 6 avukatı tutuklarken diğer avukatlara ev hapsi cezası getirdi. Ev hapsi nedeniyle adliyeye gidemeyecek avukatların fiilen mesleklerini yapmaları imkansız hale geldi.

Avrupa Konseyi: Avukatların durumundan endişeliyiz

Savunmaya operasyon sürüyor: 55 avukat daha gözaltına alındı

Okumaya devam et

Gündem

“En büyük insan Erdoğan” diyen gurbetçi ekonomiden dert yananlara terörist dedi

Türkiye’de ekonomik kriz olmadığını iddia eden gurbetçinin, “Türkiye’de yaşayanlar nankörlük etmeyin! Erdoğan’dan büyük insan yok, insanların en büyüğü o.” ifadeleri gerginliğe neden oldu.

BOLD- İstanbul’da yapılan bir sokak röportajında mikrofon uzatılan gurbetçi çift, Türkiye’de ekonomik kriz olmadığını, “açız” diyerek ağlayanların restoranları dolduğunu söyleyerek AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a övgüler düzdü.

EN BÜYÜK O

Almanya’da yaşadıklarını söyleyen gurbetçiler, Türkiye’deki insan haklarına saygının Almanya’da olmadığını iddia etti. Erdoğan’a övgüler dizen gurbetçi kadın: “Türkiye’de yaşayanlar nankörlük etmeyin! Erdoğan’dan büyük insan yok, insanların en büyüğü o” diye konuştu.

GERGİNLİĞE NEDEN OLDU

Gurbetçilerin, Erdoğan ve AKP konusunda Türk vatandaşlarını suçlayıcı ifadelerine çevredekilerden müdahale geldi. Yaşadıkları sıkıntıları anlatan vatandaşlar, gurbetçi çiftten hiç beklemedikleri bir tepkiyle karşılaştı. Yaşanan tartışma sırasında Almanya’da yaşayan çift Erdoğan’ı eleştiren İstanbulluları “terörist” ilan etti. Gerginlik çiftin ayrılmasıyla son buldu. Sosyal medyada da gündem olan olayla ilgili, Almanya’da yaşamayı seçen ve sadece tatil için Türkiye’ye gelen gurbetçi çifte tepkiler vardı.

Sağlıkçılara saldıran 5 kişi gözaltına alındı

 

Okumaya devam et

Gündem

Acil serviste doktor ve hemşirelere saldıran 5 şüpheliden 2’si tutuklandı

Ankara Keçiören’de bir hastanede 5 doktor ile 5 hemşireye saldıranlara yönelik soruşturmada gözaltına alınan 5 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

BOLD- Ankara Keçiören’de bir hastanede sağlık çalışanlarına saldıran 5 kişi bugün gözaltına alındı. Saldırıya uğrayan ve barikat kurarak kendilerini korumaya çalışan doktor ve hemşireler şüphelilerden şikayetçi olmazken, hastane başhekiminin şikayetçi olduğu öğrenildi. İfadelerinin ardından adliyeye sevk edilen 5 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Öte yandan saldırıya ilişkin basında yeni fotoğraflar yer aldı. Hastanenin güvenlik kamerası görüntülerinden elde edilen fotoğraflarda, husumetli olduğu kişi tarafından vurulan A.Ö, hastaneye getirildikten kısa bir süre sonra yakınları da yoğun bakım servisi önünde toplanıyor.

Bir süre sonra maktulün eşi G.Ö, kayıt masasındaki bilgisayarı düşürmeye çalışıyor.

Ardından maktulün yakınlarından B.O ile olayda yaralanan F.Ö de canlandırma bölümünün kapı ve camlarını yumrukluyor.

Polisin müdahalesi üzerine maktul yakınlarından Y.Ö yoğun bakım girişindeki masaya vururken, M.D.Ö ise polis ve güvenlik görevlilerine mukavemet ediyor.

Bu esnada bazı maktul yakınlarının yoğun bakım kapısını zorlayarak içeri girmeye çalışması üzerine sağlık çalışanları, polisin oluşturduğu koridordan olay yerinden tahliye ediliyor.

Sağlıkçılara saldıran 5 kişi gözaltına alındı

Okumaya devam et

Popular