Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sanatçı Şanar Yurdatapan: Türkiye’nin bundan daha kötü bir zamanını görmedim

80 darbesinden sonra 11 yıl Almanya’da mülteci olarak yaşayan sanatçı Şanar Yurdatapan, “Türkiye’nin bundan daha kötü bir zamanını görmedim.” dedi.

BOLD – Farklı kesimlerden gelen ve kendilerini “101 Aksaçlı” olarak tanımlayan ünlü isimler geçtiğimiz günlerde iktidarı uyaran, muhalefete seslenen, gençlere çağrıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride özetle “Kimse beni ilgilendirmez demesin, hepimiz tehdit altındayız” deniliyordu.

101 isimden biri de Türkiye’nin en önemli sanatçılarından ve düşünce adamlarından Şanar Yurdatapan’dı.  Türkiye’nin ilk müzik yapım firması ŞAT Yapım’ı Atila Özdemir ile birlikte kuran Yurdatapan, Arkadaş başta olmak üzere 100’den fazla şarkının sözünü yazdı, bestesini yaptı.

1980 darbesinden sonra hapse atılan ve Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Yurdatapan, 11 yıl Almanya’da mülteci olarak yaşadı. 1990’lı yıllarda Türkiye’ye döndüğünde ise bir grup arkadaşıyla birlikte ‘Düşünce Suçuna Karşı Girişim’ hareketi başlattılar. “Her kim başı düşüncesinden dolayı belaya girerse, onun düşüncesine katılsak da katılmasak da onu destekleyelim, onun işlediği suça iştirak edip kendimizi ihbar edelim” dediler. Böylece teker teker insanların tutuklanmasını önleyeceklerdi.

Şanar Yurdatapan’ın Üsküdar’daki evi, 2014.

İlk olarak ne yaptılar? O yıllarda Yaşar Kemal’i Der Spigel’de yayınlanan bir yazısından dolayı savcı ifadeye çağırmıştı. Milleyet gazetesinin de yayınladığı yazıda Kemal, devletin Kürtlere karşı davranışlarını eleştiriyordu.

Yurdatapan ve arkadaşları, 23 Ocak 1995’te Yaşar Kemal’in o yazıdan dolayı yargılandığı gün “Düşünce Suçuna Karşı Girişim” adı altında bir imza kampanyası başlattılar. Bir kitap basıldı, içine 10 makale konuldu. Bunlar düşünce suçlularının, yargılanan insanların makaleleriydi. Kampanyaya imza veren 1.040 kişi de kitabın yayıncısı oldu. Makaleler tekrar yayınladığı için kanuna göre onlar da suçluydu. İki üç günde bir savcıdan randevu alarak kendilerini yargılamalarını istediler. Savcının kapısına her gün ayrı bir grup diziliyordu. Bir gün yazarlar, bir gün gazeteciler, profesörler, sanatçılar… 2002 yılına kadar, birbirinden farklı 300 fikre bu şekilde sahip çıktılar. Şiir okuduğu için hapis yatan Erdoğan’ı da desteklediler. Bu olay Türkiye’de büyük sansasyon yarattı.

“ERDOĞAN’IN HİÇBİR DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜLÜ YOK”

Şanar Yurdatapan, bu fikrini 2014’te online müzeye dönüştürdü. O günlerde KHK ile kapatılan Zaman gazetesine röportaj veren Yurdatapan şöyle demişti:

“Ben Cumhurbaşkanı ile aynı görüşte değilim, bu ayrı bir şeydir. Müzemizde düşüncesinden dolayı hapse giren herkese yer var. Fakat bir zamanlar şiir okuduğu için mahkûm edilen Erdoğan, şimdi hiçbir düşünceye tahammül edemiyor.” Yurdatapan, hala düşünce özgürlüğü mücadelesine devam ediyor.

Erkam Tufan Aytav’ın Youtube kanalına konuk olan Yurdatapan, “Türkiye’nin bundan daha kötü bir zamanını görmedim. Her zaman için bir alternatif vardı. Sesini çıkaramasa bile, fırsat geldiğinde 80 sonrası, Aydınlar dilekçesi gibi tekrardan ayağa kalkmalar olabiliyordu. Ama bu defa bir patlamadan başka çare kalmadı. Çünkü bütün demokratik yollar bir bir kapanıyor. Şu anda bu görüşmeyi yapabilmemiz, internetin açık olması bile bir nimet.” dedi. Söyleşiden öne çıkan başlıklar şöyle:

“BİZİM TOPLUM EŞİT YURTTAŞLIĞI KABULLENEMEDİ”

Biz hep ifade özgürlüğünü savunurken Voltaire’in meşhur sözünü hatırlatıyoruz. Düşüncelerinin hiçbirine katılmıyorum ama onları açıklama özgürlüğün için seninle beraber mücadele etmeye hazırım. Fransız Devrimi’nin hazırlayıcılarından Montesque’nin de yine çok güzel bir sözü vardır: Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.” diye. Bizim toplum, tebaa olmak geleneğinden geldiği için eşit yurttaşlığı kabullenemedi bir türlü.

“KORKMAKTA HAKLI, ÇÜNKÜ ÇOK SUÇ İŞLEDİLER”

Türkiye toplumu Kürdüyle Türküyle artık çok başka bir yere ulaştı. Artık bu deli gömleğinin içine sığmıyor. Toplumun bilinç seviyesi ve erişmiş olduğu noktaya bu deli gömleği çok dar geliyor. Onu yırtacaktır. Ama şuna hazırlanalım daha kötü günler göreceğiz herhalde. Beka meselesi diyorlardı ya hani. Türkiye’nin bekası mı? Yoo kendi bekalarından korkuyorlar. Çökerlerse hesap verecekler. Korkusu onu daha hırçın olmaya iteliyor. Korkmakta da haklı, çünkü çok suç işlediler. Hesap vermemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar.

“BİZİM İŞİMİZ KORKANLA DEĞİL, KORKUTANLA OLMALI”

Benim hapishane çantam hep hazır durur. Ne zaman gelecekleri belli değil. Herkese sıra gelir. Korku insani bir duygudur. Bizim işimiz korkanla değil, onu korkutanla olmalıdır. Ben korku çağını geçtim. Yaşım 79. Korksam ne olacak, korkmasam ne olacak.”

“Kimse beni ilgilendirmez demesin, hepimiz tehdit altındayız”

Gündem

Kamudaki işlemler öncesi pandemi cezalarının ödenmesi zorunlu olacak

Kabine toplantısı sonrası konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, maske ve mekan denetimlerinde uygulanan cezaların kamu kurumlarındaki işlemler öncesi ödenmiş olmasının mecburi hale getirileceğini söyledi.

BOLD- Son günlerde tartışma konusu olan pandemi cezalarına ilişkin hükumetten yeni bir düzenleme geliyor. Hukukçular denetimlerde ceza alan vatandaşların mahkemeye giderek bu cezalardan kurtulabileceğini söylüyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da kabine toplantısı sonrası konuya ilişkin önemli bir açıklamada bulundu. Erdoğan: “Maske ve mekan denetimlerinde uygulanan cezaların bazı kamu kurumlarında yapılacak işlemler öncesi ödenmiş olması mecburi hale getirilecek” dedi.

Erdoğan açıklamalarının devamında şunları kaydetti: “Virüs taşıdığını bildiği halde sokağa çıkan herkes, hem yasal olarak suç işlemekte hem de büyük bir vebal altına girmektedir. Türkiye, salgının en başından itibaren küresel çapta örnek gösterilen ülkeler arasında yer almıştır.”

AŞI İÇİN TARİH VERDİ

Aşı konusunda da tarih veren Erdoğan: “Kendi aşımızı üretme yolunda hızla ilerliyoruz. İnşallah önümüzdeki yılın ilk aylarında aşımızı milletimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz. Hamdolsun devletimiz her bakımdan güçlüdür. Vatandaşlarımız bireysel sorumluluklarını yerine getirdikleri müddetçe Allah’ın izniyle bu işin altından kalkarız. Tarih boyunca bize büyük mücadeleleri zaferler neticelendiren milletimizin inşallah bu sağlık krizini de yeneceğine tüm kalbimle inanıyorum” dedi.

Yeni kısıtlama ve denetimler hakkında da bilgi veren Erdoğan İl Hıfzısıhha kurullarının gerektiğinde karar alıp uygulayabileceğini kaydetti. Erdoğan’ın açıklamalarının devamı şöyle: “Kafe ve restoranların denetimi sıklaştırılacak. İzolasyonda olan kişilerin kurallara uyup uymadıkları daha yakından takip edilecek. Çeşitli ülkeler tarafından geliştirilen ve son aşamaya gelen aşıların Türkiye’deki çalışmaları yakından takip edilmektedir. İl bazında 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın ulaşımı için sınırlama yapılabilecektir. Karşılaştığımız tabii afetler sonrası milletimize verdiğimiz sözleri birer birer yerine getiriyoruz.”

Türkiye’nin koronavirüse karşı zayıflığı: Otokratik yönetim, ekonomik kriz, sağlığın ticarileşmesi

 

Okumaya devam et

Gündem

Dükkanına haciz gelen esnaf kendini yakmaya çalıştı

Avcılar’da, dükkanına gelen icra memurlarını borcu olmadığına ikna edemeyen M.Ö. adlı esnafın kendini işyerine kilitleyip yakacağını söylemesi hareketli dakikaların yaşanmasına neden oldu.

BOLD- Olay İstanbul’un Avcılar ilçesine bağlı Cihangir Mahallesi Kalem Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, işyeri sahibi M.Ö adlı esnaf haciz işlemi için gelen icra memurlarıyla tartıştı. İcra memurları, borcu bulunmadığını iddia eden M.Ö’ye, ellerindeki dosyaya göre hareket etmekle yükümlü olduklarını beyan etti.

 

BİR BİDON BENZİNLE KENDİNİ İŞYERİNE KİLİTLEDİ

İcra memurlarının haciz işlemini uygulayacaklarını söylemeleri üzerine M.Ö., bir bidon ile kendisini işyerine kilitlerdi. M.Ö. icra memurlarına gitmemeleri hallinde kendisini yakacağını söyledi.

Bunun üzerine polise haber verildi. Gelen ekipler ve yakınları içeriden çıkmayan M.Ö.’yü ikna etmeye çalıştı. İtfaiye gele kadar, polisler yangın söndürme tüpleriyle herhangi bir olumsuzluğa karşı hazır bekledi. Müzakereci polisin ikna ettiği M.Ö. eyleminden vazgeçerek dışarı çıktı. M.Ö adlı esnaf ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

Türkiye’nin koronavirüse karşı zayıflığı: Otokratik yönetim, ekonomik kriz, sağlığın ticarileşmesi

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’nin koronavirüse karşı zayıflığı: Otokratik yönetim, ekonomik kriz, sağlığın ticarileşmesi

Türk Tabipler Birliği’nin açıkladığı Koronavirüs Pandemisi Altıncı Ay Değerlendirme Raporu’na göre, pandemiye karşı Türkiye’nin güçlü yanı sağlıkçıların özverisi, zayıflığıysa ülke yönetimi

BOLD- Türk Tabipler Birliği’nin (TTB) açıkladığı Koronavirüs Pandemisi Altıncı Ay Değerlendirme Raporu’nu açıkladı.

Raporda Türkiye’nin pandemiyle mücadelesinde zayıf ve güçlü yönlerini ortaya koyan SWOT analizi yapıldı. Ülkenin güçlü yönleri arasında sağlık çalışanlarının özverisi yer alırken, zayıf yönleri arasındaysa Sağlıkta Dönüşüm Programı, salgın yönetim yetersizliği, birlikte çalışma becerisinin olmaması ve sağlık okuryazarlığının düşük olması gösterildi.

TBMM VE BAKANLIKLAR İŞLEVSİZ

TTB raporunda Türkiye’yi tehdit eden unsurlar ise şöyle sıralandı: “Otokratik ülke yönetimi, ekonomik kriz ve sağlığın ticarileşmesi.”

Otokratik ülke yönetimiyle yasama organı TBMM ile yürütme organı bakanlıkların işlevsizleştirildiği ve önemsizleştirildiğinin belirtildiği raporda konuyla ilgili şu ifadeler kullanıldı: “Toplumsal sorunlar karşısında farklı fikir, yaklaşım ve önerilerin demokratik bir zeminde müzakeresini ‘zaman kaybı’ ve ‘istikrarsızlık öğesi’ olarak yorumlayan Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi, devlet aygıtının oldukça eğilimli doğasını da yeniden biçimlendirerek her bir alanı şeffaf olmayan, tek bir düşüncenin onaylanılmasının istendiği, hesap verebilirlikten uzak otokratik bir yapıya dönüştürdü.”

KISITLI VE GERÇEK DIŞI VERİ PAYLAŞIMI

Kamuoyu ile paylaşılan salgın verilerinin kısıtlı ve gerçeği yansıtmadığının belirtildiği raporda: “Toplumun geleceğini etkileyen KOVİD-19 gibi bir halk sağlığı sorunu karşısında tıp ve sosyal bilimler alanının temsilcileri, sorunu kontrol etmeye çalışırken hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının örgütleri ve bir bütün olarak kendi yaşam hakkını savunması gereken toplum salgın kontrol mücadelesinden uzaklaştırılarak pasif olarak alınan kararları izleyen ve uygulaması istenen bir nesneye dönüştürülmüştür. Kuşkusuz bu politika toplumun alınan kararları içselleştirmemesi ve uygulamaya dönüştürmemesi gibi bir sonucu da doğurmuştur. Bu nedenle ivedilikle TBMM başta olmak üzere her bir alanda demokratik temsil ve farklı grup ve düşüncelerin birbiriyle müzakere etmesine olanak tanıyan bir demokratikleşme hamlesine ihtiyaç vardır. KOVİD-19’un yaşamımızı ve geleceğimizi tehdit ettiği düşünülerek bu demokratikleşme hamlesinin bugünden sağlık hizmet alanından başlaması ertelenemez bir gerekliliktir” denildi.

YÜK HER GEÇEN GÜN ARTACAKTIR

Raporda ekonomik kriz ve sağlığın ticarileşmesinin pandemiyle mücadelede oluşturduğu zafiyetle ilgili ise şu ifadelere verildi: “KOVİD-19 pandemi mücadelesi açısından başka bir tehdit de ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz ve sağlığın ticarileştirilmiş olmasıdır. Türkiye’nin yüksek dış borç ve açık ile pandemiye yakalanmış olması hiç kuşku yok ki salgının toplum genelinde yaratacağı işsizlik ve yoksullaşmayı derinleştirecektir. Öte yandan bu kriz ortamında azalan hane halkı giderlerinin aksine sağlık hizmet alanının ticarileştirilmiş olması nedeniyle ev halkı sağlık harcamaları her geçen gün artmaktadır. Bu çerçevede 3 Eylül 2020 tarihinde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan Ağustos 2020 Tüketici Fiyat Endeksi’nde hane halkı harcamalarının yıllık değişim oranında en fazla artışın sağlık alanında olduğunun tespit edilmiş olması dikkat çekicidir. 30 Sağlıklı yaşamanın en önemli belirleyicisinin gelir (sınıf) olduğu dikkate alındığında, pandeminin Türkiye’ye getirdiği yükün etkisi önümüzdeki süreçte her geçen gün artacaktır.”

TTB’nin salgında hayatını kaybeden sağlık çalışanları için hayata geöirmek istediği siyah kurdele uygulaması MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tepkisini çekti. Bahçeli yaptığı açıklamada, TTB’nin hükumeti hedef aldığı kapatılması gerektiği belirtildi. Bahçeli’nin açıklamaları muhalefet partilerinin yanı sıra meslek örgütlerinin de tepkisini çekti. Bu arada, TTB’nin son raporunun da Bahçeli’nin tepkisini çekeceği yorumları yapıldı.

Bilim Kurulu Üyesi Tevfik Özlü bugün bazı kısıtlama ve yasak karalarının alınacağını söyledi

 

Okumaya devam et

Popular