Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Bütün ayrıntılarıyla Beyrut’taki patlama: Ne sebep oldu? İhmal iddiaları, saldırı ihtimali…

Lübnan, Beyrut Limanı’ndaki bir depoda çıkan yangının 2 bin 750 ton amonyum nitratın bulunduğu depoya sıçramasıyla meydana gelen patlama sonucu korkunç bir felaket yaşadı.

BOLD – Lübnan uzun süredir, yerel para biriminin dolar karşısında beş kata varan değer kaybı, ekonomik krizin yol açtığı protesto dalgası ve Hizbullah-İsrail arasındaki gerilimin tırmanması gibi konularla gündemdeydi.

Ülkenin en büyük nüfusa sahip, ticari ve sosyal metropolü aynı zamanda da başkenti Beyrut’un limanında dün bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı.

Beyrut’ta bir hafta boyunca olağanüstü hal ilan edildi. Lübnan Kızılhaçı da ülke genelinde vatandaşlara acil kan bağışı çağrısı yaptı. Beyrut’taki hastanelerin tamamen dolduğu da aktarılıyor.

NÜKLEER BOMBAYA BENZETİLDİ

Beyrut sakinleri limandaki yangını cep telefonlarıyla görüntülerken, meydana gelen ikinci bir patlama korkunç bir etkiye yol açtı. Nükleer bombalarla ilişkilendirilen patlama sonrasındaki mantar bulutu ve patlamanın yol açtığı şok dalgası görüntülere yansıdı. Ortaya çıkan görüntülerin ardından, felaketin büyüklüğüne ilişkin endişeler de arttı.

Yıkılan bölgeleri inceleyen Beyrut Valisi Mervan Abbud patlamayı Hiroşima ve Nagazaki’ye benzetti ve yaptığı açıklama sırasında gözyaşlarını tutamadı.

KENT MERKEZİNDEKİ TÜM MAHALLELER SARSILDI

Beyrut Limanı, kent merkezinde yer alıyor. Bu nedenle limanın çevresinde yoğun yerleşim bölgeleri de bulunuyor. Liman aynı zamanda kentin idari ve ticari merkezlerine de yakın mesafede yer alıyor.

Limanda yaşanan korkunç patlamanın ardından, kent merkezinin çevresindeki mahallelerde şok dalgası nedeniyle evlerin, otomobillerin, dükkanların camları kırıldı ve vatandaşlar büyük korku yaşadı.

Başkentteki Şehitler Meydanı üzerinde yer alan Muhammed el-Emin Camisi, başbakanlık olarak hizmet veren Saraya binası ve bunun yakınında yer alan eski Başbakan Saad Hariri’nin konutunun da patlama sonucu zarar gördüğü belirtildi. Eski Başbakan Hariri’nin olayda yaralanmadığı bilgisi paylaşıldı.

PATLAMANIN BİLANÇOSU

Lübnan‘da Kızılhaç, patlamada şimdiye kadar 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 4 binden fazla kişinin de yaralandığını açıkladı. Lübnan Kızılhaçı, enkaz altında kalanları arama çalışmalarının devam ettiği ve ölü sayısının artmasından endişe edildiğini belirtti. İsmini vermeyen bir güvenlik yetkilisi de en az 100 kişinin kayıp olduğunu ve çok sayıda kişinin de enkaz altında olduğunu aktardı. Patlamanın kurbanları için ülkede Çarşamba günü ulusal yas ilan edildi.

300 BİN EV HASAR GÖRDÜ

Beyrut Valisi Mervan Abbud, 2 milyondan fazla kişinin yaşadığı başkentte patlama nedeniyle yüz binlerce kişinin evini terk etmek zorunda kaldığını ifade etti. Abbud, hasar gören ev sayısına ilişkin net bilgi vermezken, hem yerel hem uluslararası medyada çıkan haberlere göre, patlamada 300 bin ev hasar gördü. Beyrut Valisi Abbud, yaptığı basın açıklamasında, “Beyrut, felaket bölgesi oldu. Şehrin yarısı yıkıldı. Patlama sonucu evlerini terk etmek zorunda kalan yüz binlerce kişi, 2-3 aydan önce evlerine dönemez.” ifadelerini kullandı.

3-5 MİLYAR DOLARLIK ZARAR

Vali Abbud’a göre patlama, 3 ila 5 milyar dolarlık zarara neden oldu. Kentteki lüks otellerin bulunduğu bölge, olayın meydana geldiği Beyrut Limanı yakınında yer alıyor. Ağır hasar bölgesindeki otellerin yüzde 90’ının kullanılamaz hale geldiği belirtiliyor.

LÜBNAN’IN 1 AYLIK TAHIL STOĞU KALDI

Patlamanın yaşandığı deponun hemen yanındaki tahıl silosu tamamen yıkıldı. Ülkedeki yerel medyaya göre patlama sonrası Lübnan’ın elinde sadece 1 aylık tahıl stoku kaldı.

2 BİN 750 TON AMONYUM NİTRAT PATLADI

Lübnan resmi ajansı NNA, patlamadan kısa süre önce Beyrut Limanı’nda patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda yangın çıktığını duyurdu. Depoda daha sonra şiddetli bir patlama meydana geldi. Lübnan Emniyet Genel Müdürü Abbas İbrahim, olayın, daha önce el konulan patlayıcıların tutulduğu bir depoda meydana geldiğini söyledi. Daha sonra, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Cumhurbaşkanlığına ait Twitter hesabından yaptığı açıklamada, herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan 2 bin 750 ton amonyum nitratın 6 yıl boyunca bir depoda tutulmasının “kabul edilemez” olduğunu ifade etti. İlk yangına neyin yol açtığına ilişkin henüz resmi bir açıklama yok ancak sosyal medyada limanda kaynak yapıldığı iddiaları yer aldı.

ZEHİRLİ GAZ ENDİŞESİ

Lübnan’daki ABD Büyükelçiliği, Beyrut Limanı’nda dün meydana gelen patlama nedeniyle ülkede yaşayan Amerikan vatandaşlarına “patlamada zehirli gazların açığa çıktığına dair haberlerin olduğu ve vatandaşlara evlerinde kalmaları ve mümkünse maske kullanmaları” uyarısı yaptı.

SALDIRI İHTİMALİ

ABD Başkanı Donald Trump, patlama için “Bir saldırıya benziyor” dedi. ABD ordusundan generallerle buluştuğunu ve onların da kendisine bu yönde bilgi verdiğini söyleyen Trump, “Bir tür bombaydı” diye konuştu.

ULUSLARARASI TOPLUM YARDIMA KOŞTU

Beyrut Limanı’ndaki patlamanın ardından Lübnan’a Türkiye, Fransa, Katar, Mısır, Ürdün, Çekya, Irak, İran, Danimarka, Yunanistan, ABD ve İsrail’den yardım teklifleri ile dayanışma açıklamaları geldi. Birçok ülke Lübnan’a yardım için harekete geçti.

Fransa, onlarca sağlık çalışanı, mobil sağlık birimi ve 15 ton yardım taşıyan iki uçak gönderdi. Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada gönderilen yardımın yaklaşık 500 yaralının tedavisinde kullanılabileceği belirtildi.

Ürdün de tüm gerekli personelin hazır bulunacağı bir askeri hastane kurulacağını söyledi. Mısır da Beyrut’ta yaralıların tedavisi için bölge hastanesi açtı.

Çek İçişleri Bakanı Jan Hamacek, Lübnan’ın 37 acil kurtarma çalışanı ve yardım köpeğinin bulunduğu bir ekip gönderme teklini kabul ettiğini söyledi.

Danimarka ve Yunanistan da Lübnan’a insani yardım göndermeye hazır olduğunu ifade etti.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

Beyrut Limanı’ndaki patlamanın nasıl gerçekleştiğine dair birçok sorunun cevapsız kalması tartışmaları da beraberinde getirdi. İlk akla gelen, patlama özelliği olan 2 bin 750 tonluk amonyum nitratın neden 6 yıldır limanda tutulduğu sorusu oldu. Lübnan Emniyet Genel Müdürü Abbas İbrahim, söz konusu maddenin Afrika’da bir ülkeye gönderilmek üzereyken limanda infilak ettiğini söyledi. Ancak bu açıklama akıllardaki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya yetmediği gibi başka soruları da beraberinde getirdi. Depoda tutulan patlayıcı maddelerin infilak etmesinin önüne geçilmesi için neden 2014’ten bu yana gerekli tedbirlerin alınmadığı cevapsız kalan bir başka soru.

Lübnanlılar, patlama ihtimali olan çok yüksek miktardaki amonyum nitratın limanda, kent merkezinin en işlek yerinde bekletilmesiyle ilgili de net açıklama bekliyor. Tonlarca patlayıcı maddenin diplomatik misyonlar, turistik noktalar, çarşı merkezi, fuar alanı, ünlü oteller ve Başbakanlık Sarayı’nın da içinde bulunduğu bölgeye yakın bir yerde tutulmasının nedenleri büyük bir merak konusu.

Beyrut Limanı’ndaki ölümcül patlamanın nasıl meydana geldiğine dair net bilgiler henüz Lübnanlı yetkililerce paylaşılmadı. Lübnan Başbakanı Diyab, sadece sorumlulardan hesap sorulacağını söylerken, birçok insanın ölümüne sebebiyet veren patlamada kimin ihmalkar davrandığı, patlamaya neyin sebebiyet verdiğine hiç değinmedi. Lübnan Savunma Bakanı Zeyne Aker de, başkent Beyrut’ta dün meydana gelen patlamayla ilgili ihmalden sorumlu olanların cezalandırılacağını söyledi. Lübnan Savunma Bakanı Zeyne Aker, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Bu büyük ihmalin üzerinden 6 yıl geçti. Evet, sorumlular cezalandırılacak.” ifadelerini kullandı.

Faciaya ayin sırasında yakalanan papaz canını böyle kurtardı

Dünya

AB Komisyonu’ndan üye ülkelere yeni göç anlaşması: Kişi başı 10 bin avro

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun, üye ülkelere daha önce uygulanmayan kota sisteminin yerine yeni bir göç ve iltica anlaşması önerisinde bulunduğu açıklandı.

BOLD – Avrupa Komisyonu uzun zamandır beklenen ve daha önce birçok kez ertelenen ‘Avrupa Birliği Göç ve iltica Paktını’ açıkladı. Söz konusu reform, üye ülkeler arasında ‘zorunlu dayanışma mekanizması’ oluşturulmasını hedefliyor.

Avrupa Komisyonu’nun İç İşlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, AB’nin yasa dışı göçmenlerin ülkelerine geri dönüşleri konusunda daha etkili olmayı amaçladığını söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2015’teki göç akınından beri sığınmacıların nasıl dağıtılacağı ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm bulunamaması nedeniyle yeni bir tasarı hazırladı.

Tasarıyla, göçmenleri kabul etmeyen üyelerin, bu kişilerin AB’ye ilk giriş yaptığı ülkeye destek olması ve göçmenleri ülkelerine göndermesi bekleniyor.

AB Komisyonunun Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyine yasal düzenlemeler hakkında gönderdiği belgeye göre, iltica başvurusu yapanlar, düzensiz göçmenler ve uluslararası korumadan yararlananların yerleştirildiği ülkeye, yerleştirilen kişi başı 10 bin avro ödenecek. Bu ödeme AB bütçesinden yapılacak.

Yerleştirilen kişinin yanında refakatçisi bulunmayan çocuk olması halinde bu kişiler için de 12 bin avro ödeme yapılacak. Durumu karmaşık olan kişiler için daha fazla ödeme yapılabilecek. Ayrıca yerleştirme yapılacak ülkeye transfer için 500 avro ödenecek.

“SORUMLULUK PAYLAŞIMI VE DAYANIŞMA”

Anlaşmanın bir diğer unsurunu üyeler arasındaki adil sorumluluk paylaşımı ve dayanışma oluşturuyor. Buna göre, üye ülkelerin tamamının sorumluluk alması ve dayanışma sergilemesi isteniyor.

Göç baskısı altında olan üyelere, diğer ülkelerin esnek biçimde katkıda bulunması talep ediliyor. Bu katkılar arasında iltica başvurusu yapanların ilk geldikleri ülkelerden başka üye ülkelere götürülmesi, AB içinde kalmasına mümkün olmayan kişilerin geri gönderilmesi veya diğer operasyonel destekler gibi konular bulunuyor.

Yeni sistemin “gönüllü iş birliği ve esnek destek” temelinde başlaması planlanıyor ancak üye ülkelerin birine veya birkaçına yönelik göç baskısının artması halinde daha sıkı katkıların yapılması istenecek.

SÜREÇLER HIZLANDIRILACAK

Önerilen yeni sistemde işlemlerin hızlandırılması ve daha verimli hale getirilmesi, entegre sınır işlemlerine geçilmesi, AB sınırlarına girmeden önce veya bir kurtarma operasyonunun hemen sonrasında kimlik tespit, sağlık, güvenlik ve parmak izi taraması, bu bilgilerin ortak veri sisteminde toplanması hedefleniyor.

Taramadan sonra gelen kişilerin başvuru kategorilerine göre veya normal bir iltica işlemine yönlendirilmesi, ardından iltica başvurusunun kabulü veya reddedilmesi hızlıca sağlanacak. Bu süreçte AB’nin ilgili kurumları işlemleri daha sıkı takip edecek ve operasyonel destek verecek.

ÜÇÜNCÜ ÜLKELERLE ORTAKLIKLAR

Yeni sistemde AB’nin üçüncü ülkelerle duruma özel ve her iki tarafın çıkarını gözetecek ortaklıklar kurması amaçlanıyor. Bu yolla insan kaçakçılığı gibi ortak zorlukların giderilmesi, geri kabul anlaşmalarının ve düzenlemelerinin etkin uygulaması için yasal yolların geliştirilmesi hedefleniyor. AB üyelerinin geri kabul konusunda üçüncü ülkelerle iş birliğinin desteklenmesi konusunda tam bir birlik içinde hareket etmesinin altı çiziliyor.

Yeni sistemin işlerliğini artırmak için “AB Geri Dönüş Koordinatörü” makamı oluşturulacak ve her ülke bu yapı içinde çalışmak üzere kendi ulusal temsilcisini atayacak.

Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi, Komisyonun önerisini inceleyecek ve uzlaşma sağlanırsa gerekli yasal düzenlemeleri çıkaracak. AB Komisyonu, bu sürecin yıl sonuna kadar tamamlanmasını istiyor.

Avrupa Birliği’ne sığınma başvuruları yüzde 69 azaldı

Okumaya devam et

Dünya

En geniş katılımlı koronavirüs aşı çalışması başladı

Merkezi ABD’de bulunan Johnson&Johnson şirketi, Kovid-19’a karşı geliştirdiği tek doz aşının koruyuculuğunu test etmek için geniş katılımlı nihai çalışmalara başladı.

BOLD – Şirketin geliştirildiği aşı adayı bugünden itibaren ABD, Güney Afrika, Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Meksika ve Peru’da 60 bin gönüllüye yapılacak.

Çalışma, dünyada bugüne kadarki en geniş katılımlı Kovid-19 aşı araştırmalarından biri olacak.

Johnson&Johnson’ın Kovid-19 aşı adayının, şirketin Ebola aşısını model aldığı ve geç aşama için diğerlerinden biraz faklı bir teknolojiyle üretildiği ifade ediliyor.

ABD’de geç aşama testlerine başlanan 3 aşının aksine Johnson&Johnson’ın aşısının 2 değil bir doz vurulması planlanıyor.

Şirket yetkilisi Dr. Paul Stoffels, araştırmanın, aşı adayının etkisi hakkında gelecek yıl başına kadar cevaplar alınmasını sağlayacak kadar geniş kapsamlı olduğunu söyledi.

ABD’de son aşamadaki Kovid-19 aşıları arasında Moderna ve Pfizer’ın geliştirdikleri de bulunuyor.

Grip ve Kovid-19’a aynı anda yakalananlarda ölüm riski iki katına çıkıyor

Okumaya devam et

Dünya

Stoltenberg: Türkiye ile Yunanistan teknik görüşmelerinde ilerleme kaydedildi

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye ile Yunanistan arasındaki teknik görüşmelerde “iyi bir ilerleme” kaydedildiğini bildirdi. Almanya da Atina-Ankara diyaloğundan memnun olduğunu açıkladı. 

BOLD – NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile NATO karargahındaki görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanistan’ın, Doğu Akdeniz’de ayrıştırma usulleri oluşturulması, havada ve denizde istenmeyen olayların ve kazaların önlenmesi için bugüne kadar birkaç toplantı yaptığını hatırlattı.

Stoltenberg, “Bu toplantılar devam ediyor. İyi bir ilerleme kaydedildi.” diye konuştu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Madrid’deki Moncloa Başbakanlık Sarayı’nda biraraya geldi

Toplantıların askeri teknik görüşmeler olduğunu vurgulayan Stoltenberg, bunların Almanya’nın anlaşmazlıkların çözümü konusunda yürüttüğü diplomatik çabalara tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, Almanya’nın çabalarının dün Türkiye ile Yunanistan’ın istikşafi görüşmeleri yeniden başlatma konusunda anlaşmasını sağladığını belirterek, bundan memnuniyet duyduğunu, Türk ve Yunanlı liderlerle yakın temas içinde olmayı sürdüreceğini söyledi.

BERLİN: DİYALOGDAN MEMNUNUZ

Alman Hükumet Sözcüsü Steffen Seibert, bugün Berlin’de yaptığı açıklamada, Almanya’nın Türkiye ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki doğal gaz tartışmasını diyalog yoluyla çözmek için masaya oturacak olmasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Seibert, “Görüşmelerin kabul edilmesi, iki NATO ortağı arasındaki ilişkiler açısından, ama aynı zamanda tüm bölgenin istikrarı ve Avrupa-Türkiye ilişkileri açısından da önemli bir adım” diye konuştu. Seibert, ancak şu anda Atina ile Ankara arasında dört yıl önce kesintiye uğrayan görüşmelerin yeniden başlamasının öncelikli olduğunu da sözlerine ekledi.

ICG: YAPTIRIM YERİNE DİYALOĞU TERCİH EDİN

Merkezi Belçika’da bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) tarafından hazırlanan, Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimle ilgili raporda, Avrupa Birliği’ne, Türkiye konusunda yaptırım yerine diyalog yollarını tercih etmesi tavsiye edildi. Raporda olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına dikkat çekildi.

“Doğu Akdeniz’de Gerilim Nasıl Azaltılır?” başlığıyla hazırlanan raporda, taraflara bazı uyarılar yapıldı.

“ANKARA’DAKİ RADİKALLERİ GÜÇLENDİRECEKTİR”

Raporda, “Avrupa Konseyi toplantısında, Avrupalı liderler yaptırımları tercih etmek yerine diyalog için daha fazla zaman ayırmalıdır. Diğer cezai tedbirlerin Ankara’yı müzakerelere itmesi olası görünmüyor. Türk firmalarının AB limanlarından yasaklanması, sektörel yaptırımlar, Türkiye’nin AB üyeliğini kolaylaştırmak için ayrılan fonların kesilmesi veya Türkiye’nin AB adaylığının tamamen sonlandırılması gibi daha sert seçenekler, Ankara’daki radikalleri  kesinlikle güçlendirecektir” görüşlerine yer verildi.

“ÇATIŞMANIN BEDELİ AĞIR OLUR”

Doğu Akdeniz’deki olası bir çatışmanın bedelinin ağır olacağına vurgu yapılan rapor şu uyarılarla son buldu: ”Doğu Akdeniz’deki herhangi bir ihtilafın maliyeti yüksek olacaktır. Enerji yatırımını bozacak, Transatlantik güvenliği zayıflatacak ve Türkiye ile AB arasındaki hayati bağlara zarar verecektir. Taraflar bunları yönetmenin bir yolunu bulamazlarsa, deniz sınırlarıyla ilgili anlaşmazlıklar herkes için zararlı sonuçlar doğurabilir.”

Koronalı güvenlik görevlisi nedeniyle AB Zirvesi ertelendi

Okumaya devam et

Popular