Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mehmet Baransu tam 2000 gündür özgürlüğünden mahrum: Dreyfus’un başına gelmeyenleri yaşadı

Kapatılan Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu, Balyoz Darbe Planı belgelerini yayımladığı iddiasıyla açılan davada 2 Mart 2015 tarihinden itibaren tutuklu yargılanıyor. Kardeşi Ahmet Baransu, “Kimseden merhamet beklemiyor ve kimsenin önünde eğilmiyoruz! Sadece hukuk ve adalet arayışı içerisindeyiz” diyor.

BOLD – Mehmet Baransu, Egemen Harekat Planı başlıklı savaş planlarını Taraf Gazetesinde yayınladığı iddiasıyla 2 Mart 2015 tarihinden itibaren Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. Baransu’ya “Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma,” “devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme” ve “devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlaması yöneltiliyor.

Türkiye’de cezaevindeki en uzun süredir tutuklu bulunan gazeteciler arasında yer alan Baransu’nun kardeşi Ahmet Baransu, sosyal medya hesabından tutukluluğa tepki gösterdi. Abisi Mehmet Baransu’nun 2 bin gündür özgürlüğünden mahrum olduğunu belirten Ahmet Baransu, “Abimin yasa dışı tek bir işi/suçu yok! Yasalarda suç olarak tanımlanan herhangi bir suça iştiraki yok! “Kanun da benim, yasa da benim” diyenlerin esiridir” ifadelerini kullandı.

Baransu, paylaşımlarında şunları belirtti:

100’DEN FAZLA DAVADA BİN YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ

“1 Mart 2015 tarihinde hukuksuz bir şekilde gözaltına alınıp, özgürlüğünün elinden alınmasının üzerinden İKİ BİN GÜN geçti. Evet TAM TAMINA 2.000 GÜN.

Bu anlamlı fakat diğer taraftan bizler için son derece üzücü olan bu hadise karşısında, ağabeyimin bir kere daha sesi olmak ve tarihe not düşmek için hislerimi paylaşmak istiyorum:

Ağabeyimin yaşadıklarının ne Türkiye’de ne de dünyada emsali var. Tutuklandıktan sonra hakkında 100’den fazla dava açılan ve toplamda 1000 yıl üzeri ceza istenilen tarihteki TEK gazetecidir.

DREYFUS’UN BAŞINA GELMEYENLERİ DAHİ YAŞADI

Hayatının hiçbir aşamasında gizli saklı işi olmamış bir ailenin, her bireyini etkileyen “Baransu Davası”nın Fransa’da yaşanan“Dreyfus Davası”ndan hiçbir farkı yoktur. Hatta Dreyfus’un başına gelmeyenleri dahi yaşamış; eski eşine, kardeşlerine kadar bu olayın içerisine sokulmaya çalışılmıştır. Öte yandan, Dreyfus’u savunan bir Emile Zola varken, abim Mehmet Baransu en yakın gördükleri tarafından dahi hiçliğe mahkum edilmiştir. Birileri “hain” dese de o GERÇEKte bir KAHRAMAN!

Cesaretinin bedelini esaretle ödeyen ve mesleğin şerefini kurtaran YALNIZ(ca) bir Gazeteci! Belgesiz tek bir tane bile haberi yok!

Birileri onun yaptığı / verdiği haberlerin kaymağını yerken ve şimdilerde adını dahi ağızlarına almazken, Mehmet Baransu tam İKİ BİN GÜNDÜR özgürlüğünden mahrum, sevdiklerinden uzak!

Bir tarafta ballı milletvekili maaşları alanlar & köşe yazarlığından köşeyi dönüp kendisini gazeteci / yazar zannedenler; diğer tarafta bu ülke için her şeyini feda etmiş, çok ağır bedeller ödemiş ve ödemeye devam eden bir yazar!

Bir tarafta yazdıkları kitaplar sayesinde milyonlar kazananlar; diğer tarafta yazdığı kitaplar ve yaptığı haberlerle dünyada ses getiren, ödül alan ama elektrik, su faturasını ödeyemeyen “unutulmuş, yalnızlığa terk edilmiş” bir yazar!

TARİHTE BİR KARŞILIĞI OLACAK

Oysa Mehmet Baransu’ya da çok uçuk dünyalık tekliflerle gelmişlerdi de o; kalemini, onurunu satmamış ve bir an olsun düşünmeden yapılan teklifleri elinin tersiyle itmişti!

Eskiden beri süregelen ve hemen hiç kimsenin (gazeteci, milletvekili, avukat, insan hak. sav…), 2 BİN GÜNDÜR hukuksuz bir şekilde Silivri’de esir tutulan, abim gazeteci Mehmet Baransu’nun adını bir kez dahi olsa anmayışı karşısında derin bir üzüntü, onlar adına utanç duydum. Yanlış anlaşılmasın üzüntüm kendi adımıza değil; demokrat, insan hakları savunucusu diye anılan kişilerin bu tutumlarına karşıdır. Zira bunun tarihte bir karşılığı olacak, haklıya hakkı teslim edilirken, yapılanlara korku, kaygı ile susan, göz yumanların, ya da tekerlerine çomak soktu diye kin duyanların yaptıkları haksızlıklar da anlatılacaktır.

KANUN DA BENİM YASA DA BENİM DİYENLERİN ESİRİ!

Hani isimlerimizi Twitter ‘da, köşelerinizde yazmaya, sohbetlerinizde anmaya korkup, çekiniyorsunuz ya bilin istedim: abimin yasa dışı tek bir işi / suçu yok! Yasalarda suç olarak tanımlanan herhangi bir suça iştiraki yok! “Kanun da benim, yasa da benim” diyenlerin esiridir.

Ağabeyimin ve tüm ailemizin telefonları sadece yasal olarak değil yasa dışı da dinlenmiş, HTS kayıtları, banka hesapları, mal varlıkları incelenmiştir. Fakat herhangi bir yüz kızartıcı olay, kanunen suç sayılacak hiçbir eylem ve görüşme tespit edilememiştir. Karalama ve iftira kampanyalarında kullanılacak malzeme arayanlar her defasında elleri boş dönmüştür.

Kimseden merhamet beklemiyor ve kimsenin önünde eğilmiyoruz!

SADECE HUKUK ve ADALET ARAYIŞI İÇERİSİNDEYİZ!”

AYM cezaevinde işkence için “eziyet suçundan soruşturma” istedi ve tazminata hükmetti

Gündem

Sabah yazarı Barlas: Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor

Sıkı bir Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan destekçisi olan Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas, İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle Türkiye’nin yönetilmesine tepki gösterdi. Barlas, “Türkiye’yi yönetmek güçleşiyor.” dedi.

BOLD – ‘Artık markete pazara İçişleri Bakanlığı yön veriyor’ başlıklı yazısında Barlas, “Eski Türkiye’de pazarda ve markette nelerin satılacağını esnaf belirlerdi. İçişleri Bakanlığı, asayiş ve güvenlik gibi sorunlarla ilgilenirdi. Ama artık nerede neyin satılıp neyin satın alınacağına İçişleri Bakanlığı karar veriyor.” ifadeleri kullandı.

ESKİDEN BÖYLE DEĞİLDİ

İçişleri Bakanlığı’nın eskiden “Sadece meyve ve sebze satılacak” diye pazarcıların işine karışmadığını hatırlatan Barlas, “Hele marketlerin raflarındaki ürünlerden hangilerinin satılacağına karışmak kimsenin aklına gelmezdi. Baksanıza…” vurgusu yaptı.

Okumaya devam et

Gündem

Cengiz Holding İkizdere’yi Kanlımezra’ya dönüştürecek

Rize İkizdere’de Saray’a yakın firmalardan Cengiz Holding tarafından açılmak istenen taş ocağına tepkiler sürüyor. İkizdere’ye taş ocağı açılması halinde bölge Kanlımezra’nın akıbetini yaşayacak.

BOLD – Rize’nin İkizdere ilçesinde açılmak istenen taş ocağı, akıllara Rize-Artvin Havalimanı inşaatında kullanılmak amacıyla tahrip edilen ormanlık alan Kanlımezra’yı akıllara getirdi.

YÖRE HALKI DİRENİYOR

İkizdere’de, Cengiz Holding tarafından Rize sahilinde yürütülen İyidere Lojistik Limanı inşaatında kullanılmak üzere açılmak istenen taş ocağı için yol yapım çalışmaları başlatıldı. Taş ocağı inşaatına karşı çıkan yöre halkı direnişini sürdürüyor.

HAVALİMANI İNŞAATI İÇİN DOĞA KATLEDİLDİ

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca 1000 hektarlık alanda, Türkiye’nin deniz dolgusuna inşa edilecek ikinci havalimanı olarak tanıtılan Rize-Artvin Havalimanı projesi de yine Cengiz Holding’e ait. Havalimanı projesi için 3 kilometre uzaklıktaki Kanlımezra ve 7 kilometre uzaklıktaki Tektaş Taş Ocakları’ndan kamyonlarla taşınan taşlar, bağlantı yolu ile denize dökülüyor.

GERİYE AĞAÇSIZ BİR DAĞ KALDI

Denizin doldurulmasında kullanılmak üzere 7 kilometre mesafede bulunan, taş ocağı yapılması planlanan yerlerden Subaşı’da halk ocak yapımına karşı çıkarak eylem yaptı. Defalarca gözaltına alınan köylüler taş ocağı projelerine dava açarken, Subaşı’na üç kilometre uzaklıktaki Kanlımezra’da taş ocağı faaliyete geçti. Dört yılın sonunda ise bir dağın iki yamacı ortadan kalktı.

HER TARAF TOZ TOPRAK

Sözcü’den İsmail Saymaz’a konuşan Sol Parti Parti Meclisi (PM) üyesi Alper Taş, “Köyde her taraf toz toprak. Her gün patlatma sesinden ötürü gürültü var. 24 saat durmaksızın damperli kamyonlar gelip gidiyor. Bütün hayatımızı etkiliyor. Esas etki toz. İkizdere’de de olacak olan aynısıdır. Orada da alanı büyütmeye çalışacaklar” dedi.

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Okumaya devam et

Gündem

Sağlık Bakanlığı başka Fahrettin Koca başka konuşuyor

Uluslar arası örgütlerden gelen tepkiler sonrasında salgınla ilgili verileri güncellemek zorunda kalan Sağlık Bakanlığının verileri yine kafa karıştırdı. Fahrettin Koca’nın paylaştığı tablodaki verilerin, bakanlığın haftalık vaka haritasıyla uyumlu olmaması dikkat çekti.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dün paylaştığı ve vaka sayısının en çok azaldığı kentleri gösteren tablodaki verilerin, bakanlığın haftalık vaka haritasıyla uyumlu olmaması dikkat çekti.

KENTLERİN HAFTALIK VAKA TABLOLARI FARKLI ÇIKTI

Koca, 24-30 Nisan haftasında vaka sayısı en çok azalan 10 kente dair tabloyu dün Twitter hesabından paylaştı. Tabloda, vaka 399,78’lik azalışla İzmir’in 439,11 vakaya gerilediği belirtildi. Bu nedenle İzmir’in vaka sayısının en çok azalan kent olduğu söylendi. Ancak Anadolu Ajansı’nın dünkü haberinde 17-23 Nisan haftasına göre en çok azalış görülen kentin Çanakkale olduğu belirtildi. Doğrulama platformu Malumatfuruş da tablodaki 10 kentin Zonguldak hariç dokuzunun, haftalık vaka tablosunda farklı görüldüğünü bildirdi.

ÇANAKKALE YERİNE İZMİR YAZILDI

Sağlık Bakanlığı’nın verileri incelendiğinde, İzmir’in bir haftada 335,09’dan 223,34’e gerilediği, diğer deyişle 111,75’lik azalma görüldüğü anlaşılıyor. Çanakkale’de ise vaka sayısı 838,89’dan 439,11’e düştü. Aradaki fark 399,78. Buna karşın yukarıdaki tabloda Çanakkale yerine İzmir yazıldığı görüldü.

İLLERİN VERİLERİ Mİ KARIŞTI?

Sakarya tabloda 532,02 haritada 300,77; Adana tabloda 388,44 haritada 106,70; Kırşehir tabloda 345,95 haritada 257,75; Kars tabloda 489,89 haritada 293,41; Tokat tabloda 352,83 haritada 313,45; Batman tabloda 437,65 haritada 120,91; Nevşehir tabloda 213,43 haritada 327,58; Manisa ise tabloda 498,70 haritada 223,63 görülüyor. Bakanlığın haritaları kaynak alınırsa, Sakarya’nın verisi İstanbul’a, Adana’nın verisi Giresun’a, Kırşehir’in verisi Yalova’ya, Kars’ın verisi Tekirdağ’a, Tokat’ın verisi Bayburt’a, Batman’ın verisi Kastamonu’ya, Nevşehir’in verisi Sinop’a, Manisa’nın verisi ise Kırklareli’ne ait.

Kolombiya’da ordu ve polis katliam yaptı: Ölü sayısı 100’ün üzerinde

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0