Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Diyanet’e hastane devrine tepki gösteren doktorlar kararın iptalini istedi

Heybeliada Sanatoryumu’nun eski Başhekimi Prof. Dr. Attila Saygı, Atatürk’ün yaptırdığı hastanenin Diyanet’e devredilmesine tepki gösterdi. Hastanenin ismini, yerini ve saygınlığını koruyacak şekilde yeniden sağlık alanında hizmet vermesi gerektiğini kaydetti. 

BOLD – Heybeliada Sanatoryumu’nun eski başhekimi Prof. Dr. Attila Saygı ve Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nin (TÜSAD) Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, sanatoryumun Diyanet’e devredilme kararının iptal edilmesini istedi.

KURUM İSMİ İLE TARİHE GÖMÜLDÜ

Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye konuşan Prof. Saygı, Atatürk tarafından kurulun Heybeliada Sanatoryumu Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi’nin 2005 yılında hasta azlığı nedeniyle kapatıldığını söyledi. Saygı, “Kurum ismi ile birlikte tarihe gömüldü. O günden bu yana Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesi’nin adadan taşınması ve sanatoryumun kapatılması Heybeliada’da önemli bir gelir ve prestij kaybına ve basına da sıklıkla yansıyan ciddi sağlık sorunlarına yol açtı. Heybeliada’da halen ciddi bir sağlık kuruluşu yok” dedi.

DENEYSEL ARAŞTIRMA MERKEZİNE DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR

Prof. Yılmaz ve Prof. Saygı, şu ortak açıklamayı yaptı: “Heybeliada Sanatoryumu arazisine deneysel araştırma ve çalışmaların yapılabileceği ve özel kanunla kurulacak bir Türk Tüberküloz Enstitüsü, tüm sağlıkçıların yararlanacağı bir dinlenme tesisi, sağlık eğitimlerinin yapılabileceği ve konferansların verilebileceği bir eğitim merkezi, bir sağlık müzesi ve adaya yetecek kapasitede bir hastane veya sağlık ünitesinden oluşan ‘Heybeliada Sanatoryumu Sağlık Kompleksi’ kurulması bu tarihi ve kültürel mirasın ismini, yerini ve saygınlığını koruyacak ve ada halkına da ciddi katkı olacaktır.”

Korkunç iddia! Gümüşhane’de hücreye konulan koronavirüslü mahkum ölü bulundu

 

Gündem

6 yıl sonra Kobani olaylarına 30 gözaltı daha

6-8 Ekim 2014’te Kobani gösterilerine katıldığı tespit edilen 30 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Eş zamanlı operasyonlarda 27 kişi gözaltına alındı.

BOLD – Batman Cumhuriyet Başsavcılığı 6 yıl aradan sonra Kobani olayları için bir kez daha düğmeye bastı. İddiaya göre başsavcılık 6-8 Ekim 2014’teki Kobani olaylarına dair yeni bilgilere ulaştı. Bu kapsamda Batman İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “Şehit Birol Öztekin” ismiyle operasyon başlatıldı.

Güvenlik güçleri, izinsiz gösterilere karıştığı belirtilen 30 şüpheli hakkında verilen gözaltı kararının ardından belirlenen adreslere eş zamanlı operasyonlar yaptı. Operasyonlarda 27 kişi gözaltına alındı. 3 şüphelinin yakalanması için de çalışmalar sürüyor.

Şahısların adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, fotoğraf, doküman, 2 tabanca, pompalı tüfek ve kaleşnikof silah ele geçirildi.

Okumaya devam et

Gündem

TİHV: En az 3 tutuklu karantina koğuşunda öldü

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) cezaevlerindeki karantina koğuşlarında hastane dönüşü en az 3 tutuklunun hayatını kaybettiğini açıkladı. Vakfın genel sekreteri Coşkun Üsterci, cezaevlerinde bulunan tutukluların neredeyse tamamının hasta tutuklu olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

BOLD – Beyaz sandalyede ölümlere yenilerinin eklendiği ortaya çıktı. Korkutan açıklama Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) geldi. Vakfın başkanı Coşkun Üsterci, hastanelerden dönüşte cezaevlerindeki karantina koğuşlarında en az 3 tutuklunun hayatını kaybettiğini açıkladı.

KARANTİNA KOĞUŞU, ÖLÜM KOĞUŞUNA DÖNDÜ

KHK’lı Mustafa Kabakçı’nın Gümüşhane Cezaevindeki karantina hücresinde ve plastik bir sandalye üzerinde tek başına vefat etmesi hala akıllarda. Pandemi ile birlikte cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini ve hasta tutukluların karşı karşıya bırakıldığı riskleri değerlendiren Üsterci’nin verdiği bilgiye göre en az 3 tutuklu, karantina koğuşunda vefat etti.

TUTUKLU HASTALAR HASTANEYE GİTMEK İSTEMİYOR

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Üsterci, salgın gerekçe gösterilerek hasta tutukluların cezaevi revirine veya hastaneye sevklerinin geciktirildiğini belirtti. Bazı cezaevlerinden acil durumlarda bile hastane sevklerinin yapılmadığına dair şikayetler aldıklarını paylaşan Üsterci, “Yine hasta tutukluların ilaçlarının düzenli verilmediğine dair şikayetler var. Koronavirüs salgını nedeniyle hasta tutuklular hastane sevki dönüşünde karantina koğuşuna konuluyorlar. Bu nedenle pek çok hasta tutuklu hastaneye gitmek istememektedir. Dahası dokümantasyon merkezimizin tespitlerine göre usulen yapılan ve etkisiz olan bu tür karantina uygulamaları sonucunda en az 3 tutulu hastane dönüşü tutuldukları karantina koğuşunda yaşamını yitirdi” dedi.

 BİR YILDA 5 HASTA TUTUKLU YAŞAMINI YİTİRDİ

Tedavileri yapılmadığı için yaşamını yitiren hasta tutukluların sayısı hakkındaki veri ve bilgilerin yetersiz olduğunu söyleyen Üsterci, “Örneğin, ağır hasta tutukluların karşı karşıya kaldıkları en ciddi sorunlardan biri de ‘cezaevinde kalamaz’ yönünde raporlar verilmesine karşın tahliye edilmiyorlar. Bu durumda olan tutuklular son aşamaya kadar bekletilip, sağlık durumları iyice ağırlaşınca tahliye edilmektedirler. Dolayısıyla hasta tutukluların bazıları son aşamaya gelindiği için tahliye edildikten kısa bir süre içinde yaşamlarını yitirmekte. Yine İHD’nin verilerine göre; bu yıl içinde en az 5 ağır hasta tutuklu tahliye edilmelerinden çok kısa bir süre sonra yaşamlarını yitirdi.” ifadelerini kullandı.

Üsterci ayrıca yapılan tüm düzenlemelere rağmen, cezaevlerinde kapasitenin üzerinde tutuklu bulunduğunu ve koğuşlarda fiziksel mesafe oluşturmanın imkânsız olduğunu kaydetti. Yine tutuklulara yeterli dezenfektan ve maske gibi temizlik malzemelerin verilmediğini aktaran Üsterci, şunları söyledi: “Bu tür malzemeler cezaevi kantinlerinde olsa bile fiyatları oldukça yüksek. Bu sebeple tutukluların büyük bir bölümü bunları temin edemiyor. Bunun yanı sıra infaz koruma memurlarının ve görevli diğer personelin koğuş aramaları sırasında fiziksel mesafe kurallarına uymadıkları, ellerine eldiven ve maske takmadıklarına ilişkin bize sık sık şikayetler geliyor. Hastalık belirtileri gösteren tutuklular koronavirüs testi yaptırma konusunda ciddi sorunlar yaşamakta.”

NET SAYI BİLİNMİYOR

Coşkun Üsterci’nin verdiği bilgilere göre Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün benimsediği şeffaflıktan uzak tutum sebebiyle, cezaevlerinde kaç hasta tutuklu olduğu tam olarak bilinemiyor. Bu sebeple 31 Mart tarihli İnsan Hakları Derneği verilerine itibar ettiklerini belirten Üsterci Türkiye cezaevlerinde halen 590’ı ağır olmak üzere en az bin 564 hasta tutuklu bulunduğunu belirtti. TİHV Genel Sekreteri Üsterci “Ancak hasta tutuklulara dair bilgilere ulaşmak giderek zorlaşıyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 8 Kasım tarihinde ‘Kovid-19 Pandemi Sürecinde Ceza İnfaz Kurumları’ başlıklı raporuna göre; 368 cezaevinden 117’sinde koronavirüs testi pozitif çıkan tutuklu var. Ancak testleri pozitif çıkan toplam tutuklu sayısı verilmedi. Söz konusu rapora göre, salgın nedeniyle cezaevlerinde 12 tutuklu yaşamını yitirdi. İHD’nin tespitlerine göre ise; 2020 yılı içinde hastalık nedeniyle yaşamını yitiren hasta tutuklu sayısı en az 49. Fakat gerçek sayı bunun çok üzerindedir” diye konuştu.

İHLALLERİ ANLATAN TUTUKLUYA DİSİPLİN SORUŞTURMASI

Üsterci, salgın koşullarında tutukların yaşadıkları hak ihlallerini ancak aileleri aracılığıyla basına duyurabildiğine de dikkat çekti. Cezaevi yönetimlerinin bu nedenle tutuklulara disiplin soruşturması açtığını söyleyen Üsterci, “Bunun son örneği yakın bir zamanda Kayseri-Bünyan 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşandı. Burada tutulan bir tutukluya salgın ile ilgili gelişmeleri basına ve bir milletvekiline anlattığı gerekçesiyle disiplin cezası verildi. Cezaevlerinde bulunan tutukluların neredeyse tamamı koronavirüs  salgınına karşı gerekli önlemler alınmadığı için hasta tutuklu olma yolunda hızla ilerliyorlar. Böylesi bir fikre kapılmamıza yol açan da cezaevlerinden basına ve bizlere ulaşan şikâyetlerdir” diye konuştu.

Okumaya devam et

Gündem

45 gündür kayıptı, emniyette işkenceden konuşamaz halde bulundu

İşkence iddialarına bir yenisi daha eklendi. İran’a gitmek isterken kaçırılan Bahtiyar Fırat’ın, 45 gün sonra İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu ortaya çıktı. Fırat ailesi, oğullarının şiddet gördüğünü ve konuşamaz durumda olduğunu açıkladı.

BOLD – İşkence iddialarına bir yenisi daha eklendi. 45 gündür kayıp olan Bahtiyar Fırat, gördüğü işkence sebebiyle konuşamaz halde iken İstanbul Emniyetinde bulundu.

Bahtiyar Fırat, 45 gün önce İran’a gitmek isterken İstanbul’da kaçırılmıştı ve ailesi o günden bu yana çocuklarından haber alamamıştı. Gazete Duvar’ın haberine göre Fırat’ın İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu ortaya çıktı. Fırat’ın Ailesi, Bahtiyar Fırat’ın kollarında, yüzünde şiddete uğradığına dair yaraların bulunduğunu ve konuşamaz durumda olduğunu ifade etti.

BAHTİYAR FIRAT’IN EŞİNDEN ‘MİT KAÇIRDI’ İDDİASI

Bahtiyar Fırat’ın eşi Esra Fırat, kaçırılmadan hemen sonra savcının kendisine “eşin MİT tarafından alıkonuldu ve bu konuya karışmam” dediğini aktarmıştı. Habere göre 26 Kasım’da emniyet tarafından ailesi aranan Fırat’ın İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu bilgisi verildi. Emniyette Fırat’ı görmeye gittiklerini aktaran ailesi Fırat’ın işkence gördüğünü, kollarında ve yüzünde işkence izlerinin olduğunu belirtti.

“İŞKENCE EDİLMİŞ VE KONUŞAMAZ HALDE”

Bahtiyar Fırat’ın ailesi 45 gün boyunca savcılığa gittiklerini ve kendilerine bilgi verilmediğini belirterek, şöyle devam edildi: “Ne yaptıysak haber alamadık. Bu süre zarfında sürekli bütün başvurularımıza rağmen ‘bizde değildir’ dediler. 26 Kasım günü telefonla arandık, Bahtiyar’ın emniyette tutulduğunu öğrendik.”

“Bahtiyar Fırat’ın suçu ne olursa olsun 45 gün boyunca işkence görmesini doğrulamaz” diyen Ailesi  görüşmeyle ilgili izlenimlerini şöyle anlattı: “Çok endişeleniyoruz, aşırı kilo kaybı var. Şöyle ilk başta işkence yapılmış, belirli günler bu işkence izleri gitsin diye de ilaç sürülmüş. Kollarında, yüzünde şiddete uğradığına dair yaralar var. Zaten kendisini iyi ifade bile edemiyor, konuşamaz durumda.”

Diğer yandan Bahtiyar Fırat’ın İranlı uyuşturucu kaçakçısı Naci Şerifi Zindaşti’nin akrabası olduğu ortaya çıkmıştı.

Okumaya devam et

Popular