Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gözaltındaki avukatlar için 10 barodan açıklama: Amaç savunmaya gözdağı

60 avukatın gözaltına alınmasına başta İstanbul Barosu olmak üzere çok sayıda Baro tepki gösterdi. Barolar “Gözaltılar savunmaya gözdağıdır.” tepkisinde birleşti.

BOLD – Ankara merkezli 7 ilde önceki gün yapılan cemaat operasyonlarında 48 avukatın gözaltına alınmasına İstanbul, Ankara ve Diyarbakır baroları başta olmak üzere 10 baro tepki gösterdi. Barolar, gözaltıları gelecek adına vahim bir tablo olarak değerlendirdi.

İstanbul Barosu, cemaat operasyonu adı altında avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilerek gözaltına alınmasıyla ilgili bir açıklama yayınlayarak gözaltıların savunmaya dönük bir gözdağı olduğunu belirtti. Baro, “Avukatların mesleki faaliyetlerinin sorgulanması amacıyla gözaltına alınmaları, o sayede avukatların sindirilmesi, korkutulması hedefleniyorsa, bu hedefe varılabilmesi asla olası değildir” dedi.

Operasyonda avukatlarla birlikte 7 stajyer avukat, 3 ihraç hakim, 1 ihraç hakim adayı ve 1 hukuk fakültesi mezunu olmak üzere toplam 60 hukukçu alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan 8 aylık hamile Av. Kübra hanım ile 20 günlük bebeği olan av. Kamile Hanım dün serbest bırakıldı.

“VAHİM BİR GELECEK KURGUSUNU ANLATMAKTADIR”

Gözaltıların “vahim bir gelecek kurgusu” olduğunu ifade eden İstanbul Barosu’nun “Bu Gözaltılar, Gözdağıdır” başlıklı açıklaması şöyle:

“Önceki gün Ankara’da Fetö soruşturmaları kapsamında olduğu vurgulanarak gözaltına alınan avukatların, bugünkü sorguları sonrasında açıklığa kavuşan durumları, yargının kurucu unsuru konumunda bulunan savunmanın nasıl tahayyül edildiğine dair fikir vermeye yeterli olmuştur.

Fetö kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmaları, 15 Temmuz darbe girişimine atfettiği karşıtlığın odağında özenle değerlendiren İstanbul Barosu, bu son gözaltıların neden ve haklılığını da aynı özenle araştırarak değerlendirmiştir. Başsavcılığın büro aramalarında yasa gereğince barodan temsilci talep etmelerinden açıkça anlaşıldığı üzere, yapılan gözaltılar, meslekten kaynaklanan “isnatlar” içermektedir. Açık deyişle, örgüt üyeliği isnadı, mesleğin ifası ile bağdaşık olarak nitelendirilmiştir.

Şimdiye değin yapılan gözaltılardan -istisnalar haricinde- farklılık gösteren bu son durum, son derecede de vahim bir gelecek kurgusunu anlatmaktadır. İki gündür yapılan sorgulamalar sırasında şüpheli avukatlara sorulan sorular, bu geleceğin vahametini saptamaya yeterlidir.

Öncelikle belirlemeliyiz ki, bu sorular karşısında alınacak yanıtlar nasıl olursa olsun, isnatları haklı çıkaran bir içerik olarak nitelendirilemez. “Şüpheli” sıfatıyla sorulara yanıt veren kişilerin “avukat” kimlikleri, bu saptamanın doğal sonucudur.

ULUSLARARASI SÖZLEŞME HATIRLATILDI

Avukat, müvekkili ile özdeşleşmez. Avukatın bu bağlamda gösterdiği duyarlılık, sadece kendisine özgü değildir. Diğer anlatımla, avukat başkaları tarafından da müvekkilleri ile özdeş görülemez.

Maddi gerçeğin aranması aşamasında, savunma görevinin ifa edilmesi, yargılamanın en temel unsurudur. Savunmanın (avukat) konumu, adil yargılanma hakkının güvencesidir. Avukatın görevinin sınırlandırılması, onun özenle bir “otokontrole” yönelmesini sağlamayı uman gözdağı, avukat kadar halkı etkileyecek ve giderek adalete olan güveni de yok edecektir. Bu nedenledir ki, avukatların bu konumu, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu Havana Kuralları ile bu güvencenin işlerliğe kavuşturulması da hükümetlere “görev” olarak verilmiştir.

Bu hükümler, hukuk devletinin temel koşuludur. Şimdi bir hükümet tasarrufu ile yapılan bu gözaltılar, hukuk devletinden ne denli uzaklaşmakta olduğumuzun da göstergesidir. Kendisine “güvence” olarak terk edilen hakları, bizzat kendisi ihlal eden bir hükümet ile karşı karşıyayız.Avukatların mesleki faaliyetlerinin sorgulanması amacıyla gözaltına alınmaları, o sayede avukatların sindirilmesi, korkutulması hedefleniyorsa, bu hedefe varılabilmesi asla olası değildir.

Mesleğinin toplumsal ve hukuksal anlamını her konjonktürde özenle değerlendiren avukatlar, bu türden gözdağı içeren gözaltılardan etkilenmeyecektir. İstanbul Barosu olarak, Ankara Barosu ve meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz. Yapılan soruşturmayı özenle takip etmekteyiz. Soruşturmanın sonuçlarının ifade edeceği anlam, bizim açımızdan mücadele azmimizin göstergesi olacaktır.”

ANKARA BAROSU: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ

Ankara Barosu, avukatların müvekkilleri ile özdeşleştirildiğini ve yapılan uygulamaların hukuka aykırı olduğunu söyledi. Ankara Barosu, süreci etkin şekilde takip edeceğini ve tüm yasal yollara başvuracaklarını belirtti.

Açıklamada şöyle denildi:

“”Soruşturma dosyası kapsamında şüphelilere sorulan ve kamuoyuna da yansıyan bazı sorular şüpheli avukatların doğrudan mesleki faaliyetleri ile ilgili olup avukatlık görevini icra ederken işlerini yaptıkları müvekkilleri ile özdeşleştirildiklerini ve delillerden yola çıkarak şüpheli/sanığa ulaşılması gerekirken varsayımlarla şüpheli belirleyip şüpheliden delile ulaşmaya çalışıldığını göstermektedir. Havana kuralları başta olmak üzere avukatlık mesleğinin gereği gibi yürütülebilmesi ve bağımsızlığı amacıyla benimsenen, ulusal ve uluslararası mevzuat ve AİHM içtihatları ile güvence altına alınan ‘avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesi yasağı’nı yok saymak son derece vahim olup, vatandaşın savunma hakkını yok saymak, hukuk devletini yok saymak demektir. Adil yargılanma ilkesinin en önemli teminatını işlevsiz hale getirmek demektir. Avukatın mesleki faaliyetinin sorgulanması için gözaltına alınması gibi bir hukuk devletinde tartışmasının dahi yapılamayacağı hukuk dışı ve suç teşkil eden bir uygulamanın konuşuluyor olması dahi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na hiç zaman geçirmeksizin dosyadaki gizlilik kararını kaldırmak, şeffaf şekilde yürüteceği soruşturmayı hızla sonuçlandırmak, hak ihlallerine hemen son vermek ve süreçte sorumluluğu bulunanlarla ilgili resen işlem yapmak ve kamuoyunu aydınlatmak sorumluluğunu yüklemektedir.

Ankara Barosu olarak soruşturma sürecini etkin şekilde takip etmeye devam edeceğimizi, yasaya aykırı işlem yapan tüm görevlilerle ilgili yasal yollara başvurulacağını kamuoyunun bilgisine sunarız”

Avukatlara dönük operasyon, sosyal medyada da #SavunmaTutsakEdilemez hastagi ile gündeme geldi.”

8 BARO DA TEPKİ GÖSTERDİ

Gözaltına bulunan avukatlara İzmir, Urfa, Gaziantep, Van, Batman, Diyarbakır barolarından sonra Mardin ve Sakarya barosu da tepki gösterdi. Mardin Barosu “Daha önce de benzer gerekçelerle açılan soruşturmalar nedeniyle yaptığımız açıklamalarda dile getirdiğimiz üzere ulusal ve uluslararası mevzuatlar uyarınca meslekî faaliyetleri sebebiyle gözaltında bulunan tüm meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Sakarya Barosu ise “Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız: Savunma hakkı kutsaldır, herkesin savunma hakkı vardır. Ve avukat, görevini yaptığı için müvekkiline isnad edilen suç ile özdeşleştirilemez.” dedi.

Sıhhiye’den Beştepe’ye selam olsun: Biri 8 aylık hamile diğeri 25 günlük bebeği olan iki avukat gözaltında

Gündem

Diyanet’ten kayıp 978 at ile ilgili fetva: Yenebilir!

İstanbul Adalar’da faytonculuğun kaldırılmasının ardından Büyükşehir Belediyesi buradaki atları satın alıp sahiplendirdi. Kamu kurumlarına da verilen atların kaybolması kamuoyunda tedirginliğe yol açtı. At eti yediğinden endişelenen halkı Diyanet’in “yenebilir” fetvası rahatlattı!

BOLD – İstanbul Adalar’da faytonculuğun kaldırılmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından satın alınan atların birçoğu kamu kurumlarına gönderildi, bazıları ise sahiplendirildi. Hatay Dörtyol’a gönderilen atların kaybolduğunun ortaya çıkmasıyla kamuoyunda tedirginlik oluştu. Atların kesilip piyasaya sürüldüğü iddiası sonrası kamuoyunda oluşan tedirginliği Diyanet’in “yenebilir” fetvası giderdi.

AT ETİ YENİLMESİ MUBAHTIR

Güncel fetvalar bölümünde yer alan “At eti helal midir?” sorusuna Diyanet şu şekilde cevap verdi: “Kur’an ve sünnette at eti yemenin hükmü hakkında açık bir delil bulunmamaktadır. Hanefî mezhebinde Ebû Hanife’den rivayet edilip tercih edilen görüş ile Malikîlerden gelen bir görüşe göre, at etinin yenilmesi tenzihen (helale yakın) mekruhtur. İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleriyle Malikîlerden gelen diğer bir rivayete göre ise at etinin yenilmesi mubahtır.”

HARAM SAYILMASININ GEREKÇESİ SAVAŞTA KULLANILMASIYDI

At eti yemenin mekruh, hatta haram olduğunu söyleyen âlimlerin de bulunduğunu belirten Diyanet, fetvasını şöyle sürdürdü: “Şüphesiz mekruh ya da haram olduğu görüşünde, o dönemlerde atın gerek askeri gerekse sivil hizmetlerde yoğun bir şekilde kullanılan bir hayvan olması etkili olmuştur. Günümüzde atın etkinlik alanı eski dönemlere göre çok daralmış olsa da at etinin yenilmesi konusundaki mesafeli tutum özellikle Anadolu coğrafyasında devam etmektedir.”

978 AT KAYIP İDDİASI

İstanbul Adalar’da faytonculuğun kaldırılmasının ardından İBB tarafından satın alınan 978 atın kaybolduğu öne sürüldü. Bu iddia sonrası açıklama yapan İBB, bin 179 atın İBB tarafından satın alındığı ve bugüne dek toplam 860 atın sahiplendirildiğini duyurdu. İBB’den yapılan açıklamada “Bakım altındayken satın alınan gebe atlardan doğan 20 adet tayın kayda alınması ile toplam bin 199 at İBB uhdesinde yer almıştır. Toplam 860 at sahiplendirilmiştir. Atların 665’i kamu kurum ve kuruluşlarına, 42’si sivil toplum örgütlerine, 148’ü şahıslara, 5’i de muhtarlara sahiplendirilmiştir. Atların Adalar’daki bakımı sürecinde çeşitli sebeplerle toplam 224 at ölmüştür. İBB bünyesinde 115 adet atın bakımı sürdürülmektedir” denildi. Açıklamada, İBB’nin kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz devir ile verdiği atların ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğunda yer aldığına dikkat çekildi.

AKP’lilerin suçları ortaya saçıldı gözaltına masum insanlar alındı

Okumaya devam et

Gündem

AKP’lilerin suçları ortaya saçıldı gözaltına masum insanlar alındı

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ifşaları sonrasında suçları ortaya saçılan AKP’lilerle ilgili iddiaları görmezden gelen savcılar, Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yeni bir soruşturmaya imza attı. 33’ü muvazzaf, 132 kişi hakkında verilen gözaltı kararı sonrasında güvenlik güçleri sabah saatlerinde 40 ilde cadı avına çıktı. 

BOLD – Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında İzmir merkezli 40 ilde operasyon düzenlendi. Soruşturmada 33’ü muvazzaf, 132 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

SUÇLARI ANKESÖRLÜ TELEFONLA ARANMAK

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, ankesörlü ya da kontörlü sabit hat ile görüşmeleri olduğu gerekçesiyle 132 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ve İzmir İl Jandarma Komutanlığı hakkında gözaltı kararı verilen isimlere yönelik çalışma başlattı.

34’Ü İLİŞİĞİ KESİLEN ASKERİ OKUL ÖĞRENCİSİ

Gözaltı kararı verilenlerin 19’u Deniz Kuvvetleri, 13’ü Kara Kuvvetleri, 46’sı Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına, 15’i Jandarma Genel Komutanlığı, 2’si Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup 33’ü muvazzaf 95 asker ile 34’ü askeri okullarla ilişikleri kesilen öğrenci ve 2 sivil olduğu öğrenildi. Gözaltı kararı olanlardan 3’ünün albay, 2’sinin yarbay, 3’ünün binbaşı, 6’sının yüzbaşı, 15’inin üsteğmen, 3’ünün teğmen, 57’sinin astsubay ve 6’sının uzman çavuş rütbesinde olduğu belirtildi.

Neslihan ve Hande de annesiz babasız kaldı

Okumaya devam et

Gündem

Süleyman Özışık’ın açıklaması itiraf mı tehdit mi?

süleyman özışık

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’le olan ilişkileri ortaya çıkan gazetecilerden Süleyman Özışık skandal bir açıklamaya imza attı. “Soylu’ya binlerce dosya götürdüm, görevlerine iade edildiler” diyen Özışık’ın bu açıklaması, üstü kapalı olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu tehdit ettiği yorumlarına yol açtı. Sosyal medya kullanıcıları ise Özışık’a dosyaların kaç para karşılında aklandığını sordu. 

BOLD – Süleyman Özışık, KHK ile kamu görevinden ihraç edilen binlerce kişinin dosyasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya verdiğini belirterek, “Araştırmalar yaptı ve hepsi görevlerine iade edildi” dedi. Sosyal medyada büyük tepki çeken Özışık’ın açıklaması Soylu’yu üstü kapalı olarak tehdit olarak yorumlandı.

KURDUKLARI BORSAYI İTİRAF ETTİ

Sedat Peker’in açıklamalarıyla gündeme gelen Özışık kardeşlerden Süleyman Özışık, tepki çeken bir itirafta bulundu. Açıklamaları “borsa itirafı” olarak değerlendirilen Özışık “Soylu’ya binlerce insanın dosyasını götürdüm, görevlerine iade edildiler” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile organize suç örgütü lideri olmakla suçlanan Sedat Peker arasında aracılık yaptığı ifade edilen Özışık, İnternethaber sitesinin Youtube kanalındaki yayında “Süleyman Soylu’ya masum olduğuna inandığım binlerce insanın dosyasını götürdüm; görevlerine iade edildiler” ifadelerini kullanıyor. Özışık ayrıca “Dedim ki; bu insanlar eğer masum çıkmazsa hesabını benden sorun. Araştırmalar yapıldı. Hepsinin bir iftiraya kurban gittiği ortaya çıktı. Hepsi görevlerine iade edildi” diye konuştu.

SOSYAL MEDYADA TEPKİ ÇEKTİ: KAÇ LİRA ALDINIZ?

Özışık’ın açıklamaları sosyal medyada tepki çekti. Yapılanın borsa itirafı olduğunu belirten sosyal medya kullanıcıları Özışık’a o dosyaların aklanması için kaç lira alındığını sordu. İşte sosyal medyada Özışık’a yöneltilen eleştirilerden bazıları şöyle:

– Kaç paraya inandınız acaba suçsuz olduklarına
– Para alıp dosyayı halletmiştir.
– Dosyalarda meblağ ne kadar yazıyordu acaba…
– Karşılığında ne götürdün onu da anlat bakem.
– Yani diyor ki parayı veren döner. Vermeyen dönemez.
– 100 bin TL ye beraat eden var..
– Nakit karşılığında mı inanmış çek karşılığında mı?
– Kim bilir ne kadar komisyon aldılar.
– Vay be hepsi temiz çıkmış. Hiç fire yok. Ne tesadüf

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0