Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

ABD’li gazeteci Andre Vltchek’in şüpheli ölümü

Rus asıllı Amerikalı gazeteci Andre Vltchek, İstanbul Karaköy’de bir VIP araç içinde ölü bulundu. Emniyet kayıtlarına ‘şüpheli ölüm’ diye geçen olayla ilgili soruşturma sürüyor.

BOLD – Samsun’dan kiraladıkları VIP araçla İstanbul’a doğru yola çıkan 57 yaşındaki Andre Vltchek ve eşi Rossie İndira Vltchek, sabah saat 05:30 sıralarında Karaköy’de kalacakları otelin önüne geldi. Eşi Amerikalı gazeteciyi uyandırmak istedi. Kocasının hareket etmediğini görünce araç şoförleri ile sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen görevliler Vltchek’in öldüğünü tespit etti.

EŞİNİN VE ŞOFÖRLERİN İFADESİNE BAŞVURULACAK

Belgeselci ve araştırmacı gazeteci Andre Vltchek’in vefatı polis kayıtlarına ‘şüpheli ölüm’ şeklinde geçti. Cenaze Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı. Araç incelenmek üzere emniyet otoparkına çekilirken, gazetecinin eşinin ve şoförlerin ifadesinin alınacağı öğrenildi.

Helikopterden atılan Osman Şiban için askeri hastaneden ‘ifade veremez’ raporu

Gündem

TİHV: En az 3 tutuklu karantina koğuşunda öldü

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) cezaevlerindeki karantina koğuşlarında hastane dönüşü en az 3 tutuklunun hayatını kaybettiğini açıkladı. Vakfın genel sekreteri Coşkun Üsterci, cezaevlerinde bulunan tutukluların neredeyse tamamının hasta tutuklu olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

BOLD – Beyaz sandalyede ölümlere yenilerinin eklendiği ortaya çıktı. Korkutan açıklama Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) geldi. Vakfın başkanı Coşkun Üsterci, hastanelerden dönüşte cezaevlerindeki karantina koğuşlarında en az 3 tutuklunun hayatını kaybettiğini açıkladı.

KARANTİNA KOĞUŞU, ÖLÜM KOĞUŞUNA DÖNDÜ

KHK’lı Mustafa Kabakçı’nın Gümüşhane Cezaevindeki karantina hücresinde ve plastik bir sandalye üzerinde tek başına vefat etmesi hala akıllarda. Pandemi ile birlikte cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini ve hasta tutukluların karşı karşıya bırakıldığı riskleri değerlendiren Üsterci’nin verdiği bilgiye göre en az 3 tutuklu, karantina koğuşunda vefat etti.

TUTUKLU HASTALAR HASTANEYE GİTMEK İSTEMİYOR

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Üsterci, salgın gerekçe gösterilerek hasta tutukluların cezaevi revirine veya hastaneye sevklerinin geciktirildiğini belirtti. Bazı cezaevlerinden acil durumlarda bile hastane sevklerinin yapılmadığına dair şikayetler aldıklarını paylaşan Üsterci, “Yine hasta tutukluların ilaçlarının düzenli verilmediğine dair şikayetler var. Koronavirüs salgını nedeniyle hasta tutuklular hastane sevki dönüşünde karantina koğuşuna konuluyorlar. Bu nedenle pek çok hasta tutuklu hastaneye gitmek istememektedir. Dahası dokümantasyon merkezimizin tespitlerine göre usulen yapılan ve etkisiz olan bu tür karantina uygulamaları sonucunda en az 3 tutulu hastane dönüşü tutuldukları karantina koğuşunda yaşamını yitirdi” dedi.

 BİR YILDA 5 HASTA TUTUKLU YAŞAMINI YİTİRDİ

Tedavileri yapılmadığı için yaşamını yitiren hasta tutukluların sayısı hakkındaki veri ve bilgilerin yetersiz olduğunu söyleyen Üsterci, “Örneğin, ağır hasta tutukluların karşı karşıya kaldıkları en ciddi sorunlardan biri de ‘cezaevinde kalamaz’ yönünde raporlar verilmesine karşın tahliye edilmiyorlar. Bu durumda olan tutuklular son aşamaya kadar bekletilip, sağlık durumları iyice ağırlaşınca tahliye edilmektedirler. Dolayısıyla hasta tutukluların bazıları son aşamaya gelindiği için tahliye edildikten kısa bir süre içinde yaşamlarını yitirmekte. Yine İHD’nin verilerine göre; bu yıl içinde en az 5 ağır hasta tutuklu tahliye edilmelerinden çok kısa bir süre sonra yaşamlarını yitirdi.” ifadelerini kullandı.

Üsterci ayrıca yapılan tüm düzenlemelere rağmen, cezaevlerinde kapasitenin üzerinde tutuklu bulunduğunu ve koğuşlarda fiziksel mesafe oluşturmanın imkânsız olduğunu kaydetti. Yine tutuklulara yeterli dezenfektan ve maske gibi temizlik malzemelerin verilmediğini aktaran Üsterci, şunları söyledi: “Bu tür malzemeler cezaevi kantinlerinde olsa bile fiyatları oldukça yüksek. Bu sebeple tutukluların büyük bir bölümü bunları temin edemiyor. Bunun yanı sıra infaz koruma memurlarının ve görevli diğer personelin koğuş aramaları sırasında fiziksel mesafe kurallarına uymadıkları, ellerine eldiven ve maske takmadıklarına ilişkin bize sık sık şikayetler geliyor. Hastalık belirtileri gösteren tutuklular koronavirüs testi yaptırma konusunda ciddi sorunlar yaşamakta.”

NET SAYI BİLİNMİYOR

Coşkun Üsterci’nin verdiği bilgilere göre Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün benimsediği şeffaflıktan uzak tutum sebebiyle, cezaevlerinde kaç hasta tutuklu olduğu tam olarak bilinemiyor. Bu sebeple 31 Mart tarihli İnsan Hakları Derneği verilerine itibar ettiklerini belirten Üsterci Türkiye cezaevlerinde halen 590’ı ağır olmak üzere en az bin 564 hasta tutuklu bulunduğunu belirtti. TİHV Genel Sekreteri Üsterci “Ancak hasta tutuklulara dair bilgilere ulaşmak giderek zorlaşıyor. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 8 Kasım tarihinde ‘Kovid-19 Pandemi Sürecinde Ceza İnfaz Kurumları’ başlıklı raporuna göre; 368 cezaevinden 117’sinde koronavirüs testi pozitif çıkan tutuklu var. Ancak testleri pozitif çıkan toplam tutuklu sayısı verilmedi. Söz konusu rapora göre, salgın nedeniyle cezaevlerinde 12 tutuklu yaşamını yitirdi. İHD’nin tespitlerine göre ise; 2020 yılı içinde hastalık nedeniyle yaşamını yitiren hasta tutuklu sayısı en az 49. Fakat gerçek sayı bunun çok üzerindedir” diye konuştu.

İHLALLERİ ANLATAN TUTUKLUYA DİSİPLİN SORUŞTURMASI

Üsterci, salgın koşullarında tutukların yaşadıkları hak ihlallerini ancak aileleri aracılığıyla basına duyurabildiğine de dikkat çekti. Cezaevi yönetimlerinin bu nedenle tutuklulara disiplin soruşturması açtığını söyleyen Üsterci, “Bunun son örneği yakın bir zamanda Kayseri-Bünyan 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşandı. Burada tutulan bir tutukluya salgın ile ilgili gelişmeleri basına ve bir milletvekiline anlattığı gerekçesiyle disiplin cezası verildi. Cezaevlerinde bulunan tutukluların neredeyse tamamı koronavirüs  salgınına karşı gerekli önlemler alınmadığı için hasta tutuklu olma yolunda hızla ilerliyorlar. Böylesi bir fikre kapılmamıza yol açan da cezaevlerinden basına ve bizlere ulaşan şikâyetlerdir” diye konuştu.

Okumaya devam et

Gündem

45 gündür kayıptı, emniyette işkenceden konuşamaz halde bulundu

İşkence iddialarına bir yenisi daha eklendi. İran’a gitmek isterken kaçırılan Bahtiyar Fırat’ın, 45 gün sonra İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu ortaya çıktı. Fırat ailesi, oğullarının şiddet gördüğünü ve konuşamaz durumda olduğunu açıkladı.

BOLD – İşkence iddialarına bir yenisi daha eklendi. 45 gündür kayıp olan Bahtiyar Fırat, gördüğü işkence sebebiyle konuşamaz halde iken İstanbul Emniyetinde bulundu.

Bahtiyar Fırat, 45 gün önce İran’a gitmek isterken İstanbul’da kaçırılmıştı ve ailesi o günden bu yana çocuklarından haber alamamıştı. Gazete Duvar’ın haberine göre Fırat’ın İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu ortaya çıktı. Fırat’ın Ailesi, Bahtiyar Fırat’ın kollarında, yüzünde şiddete uğradığına dair yaraların bulunduğunu ve konuşamaz durumda olduğunu ifade etti.

BAHTİYAR FIRAT’IN EŞİNDEN ‘MİT KAÇIRDI’ İDDİASI

Bahtiyar Fırat’ın eşi Esra Fırat, kaçırılmadan hemen sonra savcının kendisine “eşin MİT tarafından alıkonuldu ve bu konuya karışmam” dediğini aktarmıştı. Habere göre 26 Kasım’da emniyet tarafından ailesi aranan Fırat’ın İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde olduğu bilgisi verildi. Emniyette Fırat’ı görmeye gittiklerini aktaran ailesi Fırat’ın işkence gördüğünü, kollarında ve yüzünde işkence izlerinin olduğunu belirtti.

“İŞKENCE EDİLMİŞ VE KONUŞAMAZ HALDE”

Bahtiyar Fırat’ın ailesi 45 gün boyunca savcılığa gittiklerini ve kendilerine bilgi verilmediğini belirterek, şöyle devam edildi: “Ne yaptıysak haber alamadık. Bu süre zarfında sürekli bütün başvurularımıza rağmen ‘bizde değildir’ dediler. 26 Kasım günü telefonla arandık, Bahtiyar’ın emniyette tutulduğunu öğrendik.”

“Bahtiyar Fırat’ın suçu ne olursa olsun 45 gün boyunca işkence görmesini doğrulamaz” diyen Ailesi  görüşmeyle ilgili izlenimlerini şöyle anlattı: “Çok endişeleniyoruz, aşırı kilo kaybı var. Şöyle ilk başta işkence yapılmış, belirli günler bu işkence izleri gitsin diye de ilaç sürülmüş. Kollarında, yüzünde şiddete uğradığına dair yaralar var. Zaten kendisini iyi ifade bile edemiyor, konuşamaz durumda.”

Diğer yandan Bahtiyar Fırat’ın İranlı uyuşturucu kaçakçısı Naci Şerifi Zindaşti’nin akrabası olduğu ortaya çıkmıştı.

Okumaya devam et

Gündem

Eğitim-Sen KHK’lı üyelerini ihraç etti

Eğitim-Sen, tepki çeken bir karara imza attı. Tutuklu Yüksel direnişçileri Acun Karadağ, Mehmet Dersulu ve Nuriye Gülmen, Genel Kurul toplantısında oy çokluğu ile ihraç edildi.

BOLD – Kamu Emekçileri Sendikası’na (KESK) bağlı Eğitim-Sen, yıllardır OHAL ve KHK’ya karşı mücadele eden üyelerini Genel Kurul toplantısında, oy çokluğuyla ihraç etti. Toplantıda alelacele yapılan oylama sendika üyelerinden de büyük tepki gördü.

YÜKSEL DİRENİŞÇİLERİNE SENDİKA DARBESİ

Genel Kurul öncesi disiplin kuruluna sevk edilen Acun Karadağ, Mehmet Dersulu ve Nuriye Gülmen’in yanısıra Ayhan Erkal, Pelin Akbaş Yeşil, Yusuf Mengilli, Eylem Uysal, Sabah Aras ve Ahmet Korkmaz, tersi yöndeki tüm çağrıların aksine sendikadan ihraç edildi. Genel Kurul öncesi, aralarında onlarca KHK’lı Eğitim-Sen üyesinin bulunduğu gruplardan ihraçların durdurulması yönünde çağrılar yapıldı. İtirazlar sonuç getirmezken ihraç kararı oy çokluğuyla kabul edildi. Böylece yıllardır KHK’yla ihraç edildikleri işlerini geri isteyen Acun Karadağ, Mehmet Dersulu ve Nuriye Gülmen şimdi sendikalarından da ihraç edildiler.

“BUGÜN UTANÇ YAŞANDI”

İhraç kararına Eğitim-Sen üyelerinden tepki yağdı. Acun Karadağ’ın hesabından yapılan paylaşımda, “Bugün bu utanç yaşandı. Bu gün direnmek yerine sendikayı tasfiyeyi seçenler devletin ardından direnen üyelerini bu sefer kendileri ihraç etti. Bu suç hepinizin!” ifadesi kullanıldı.

Sanatçı Pınar Aydınlar da tepkisini, “Dayanışmayı büyütmek en büyük ihtiyaç iken neden böyle bir tasfiye? Tüm iyi niyetimle soruyorum. Benim için çok değerli bir yerde duran, lisede ilken ilk gittiğim eylemin adresi olan, Eğitim- Sen tarafından cevap almak istiyorum” sözleriyle dile getirdi.

“UTANÇ KALKAN ELLERİN!”

İhraç edilen Eğitim-Sen Hatay Şube Başkanı Pelin Akbaş Yeşil, kararı “Az önce 12 yıllık meslek hayatımın 11 yılında emek harcadığım @egitimsen den @NuriyeGulmen @acun_karadag @mehmetdersulu ile, Hatay şube yürütmesinde birlikte görev aldığım arkadaşlarımla birlikte ihraç edildim. Mücadele bizim, utanç kalkan ellerindir!” sözleriyle eleştirdi.

Okumaya devam et

Popular