Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Sıra geldi dijital diktatörlüğe

Çin modelini örnek alan sistem Türkiye’de kurulmak üzere çalışmalar sürüyor. Bütün düzenlemeler hayata geçtiğinde Saray, Türk halkının ‘big data’sına sahip olacak.

FATİH YURTSEVER – BOLD ANALİZ

Bilginin internet üzerinden paylaşılması ve bilgi işleme kapasitesinde yaşanan logaritmik artış, “büyük veri (big data)” algoritmalarının geliştirilmesini mümkün kıldı. Big Data algoritmaları hayatı kolaylaştırdığı kadar, bilgiye sahip olanların insanların davranışlarını manipüle ederek toplum üzerinde dijital bir kontrol tesis etmelerine de imkân veriyor. Erdoğan rejimi son aylarda yaptığı düzenlemelerle iktidarının bekasını sağlamak için, Türk toplumu üzerinde dijital gözetim mekanizması kurmayı hedefliyor. Peki, bu plan ne kadar gerçekçi?

EN BÜYÜK BİLGİ

Big data bütün verilerin toplanmasıyla oluşturulan en büyük bilgi olarak tanımlanabilir. Tek başına bir değer ifade etmeyen veriler toplanarak big data algoritmaları tarafından işlenir ve anlamlı sonuçlara ulaşılır. Normal internet kullanıcısı bir kişi, internette harcadığı her saat bilerek veya bilmeyerek kendisi hakkında 15, ailesi ve arkadaşları hakkında 4 bilgiyi sanal ortama bırakır. Bilgi yığınlarını rafine etmek ve birleştirmek için yapay zekâ algoritmalarına sahip süper bilgisayarlar kullanılıyor.

İngiliz Times gazetesi 2018 yılında Google’ın “X” adlı gizli araştırma birimi tarafından 2016 yılında hazırlanan sekiz dakikalık bir videoyu okuyucuları ile paylaştı. Buna göre Google; tüm canlıların ve insanların faydasına olacak şekilde, insan davranışlarını manipüle etmek için bireyler hakkında topladığı devasa bilgileri kullanıyor. Haberin yayınından sonra Google, yayımlanan videonun mevcut veya ileriye dönük herhangi bir planı yansıtmadığını, sadece bir düşünce deneyi olduğunu açıkladı. 50 milyon Facebook kullanıcısının bilgilerini kullanan Cambridge Analytica isimli veri analiz şirketinin Amerikan seçmeninin siyasal tercihlerini manipüle ettiğine dair ciddi iddialar mevcut.

TÜM HAREKETLER İZLENECEK

Big data ve yapay zekâ algoritmalarının sahip olduğu bu güç, insanlık için yakın gelecekte dijital bir diktatörlük tehlikesini gündeme getiriyor. Çin Hükumeti 2021 yılında “Sosyal Kredi” sisteminin kurulumunu tamamlamış olacak. Bu sistem sayesinde tüm Çin halkının, hem sanal alemde hem de gerçek hayatta tüm hareketleri kontrol edilebilecek. Puanlama sistemi ile vatandaşların ne kadar güvenilir olduklarına karar verilecek.

Bu sisteme göre; trafik kurallarına uymazsanız, faturalarınızı zamanında ödemezseniz, uyumlu bir insan olmazsanız puanınız düşüyor, seyahat, eğitim, kredi ve sigorta gibi hizmetlerden yararlanıp yararlanamayacağınız belirleniyor. Düşük puana sahip olanlar, restoran ve otellere giremiyor, uçak bileti alamıyor, metroya binemiyor, havaalanındaki hizmetlerden ve diğer birçok sosyal haklardan yararlanamıyor. Rejim “Sosyal Kredi” sistemini bir nevi ödül ve ceza mekanizması olarak kullanarak, muhalif hareketlerin önünü alıyor.

Yaşanan ekonomik sorunlar, gelir dağılımındaki adaletsizlikler ve devlet yönetimde mafyatik yollara başvurulması, henüz belirtileri görünür olmasa da Türk halkında içten içe bir öfkenin birikmesine neden oluyor. Erdoğan rejimini ayakta tutan dış dinamikler için halkın desteği, en önemli parametre olarak öne çıkıyor. Zira, küresel sermaye için demokratik bir toplumu ve kurumları ikna etmek yerine, halkının kendisine sorgusuz sualsiz itaat ettiği bir otoriter lider ile anlaşmak daha kolay ve masrafsız bir yol.

SARAY’DA TOPLANACAK

Bu gerçeğin farkında olan Erdoğan Çin modelini örnek alarak benzer bir sistemi Türkiye’de kurmak üzere düğmeye bastı. Türkiye’nin her yerindeki güvenlik kamerası görüntüleri Saray’da toplanacak. Çipli kimlik kartları, ehliyet ve banka bilgilerini tek merkezde toplayacak. Yurt genelinde hizmet veren kargo şirketlerine ait tüm veri tabanları kolluk güçlerinin erişimine açılmış durumda. E Nabız uygulaması her türlü sağlık verilerini depoluyor. GSM firmalarının ne tür bilgileri Saray ile paylaştığı ise şimdilik belirsiz. Basında çıkan haberler göre; Türk Telekom internet hizmeti daha önce Whatsapp yazışmalarının hacklenmesi ile gündeme gelen İsrailli bir firmadan alınan yazılım ile devamlı denetim altında tutuluyor. 1 Ekim’de yürürlüğe girecek yeni yasa ile sosyal medya platformları da denetim altına alınacak. “Hayat Eve Sığar” uygulaması şu anda casus bir uygulama gibi, yükleyen herkesin verilerine ulaşabiliyor, tüm hareketleri de kayıt altına alabiliyor.

Bütün düzenlemeler hayata geçtiğinde Saray, Türk halkının big datasına sahip olacak. Sonraki aşamada yapay zekâ algoritmaları ile bu veriler işlenerek anlamlı hale getirilecek. Elde edilen bilgiler halkın gözetiminde ve manipüle edilmesinde kullanılacak. Kiralanan binanın büyüklüğüne ve istihdam edilecek personelin sayısına bakılırsa, İletişim Başkanlığı da Digital Diktatörlüğün harekât merkezi olacak. Kişisel mahremiyetine önem veren ve manipüle edilmek isteyen herkesin ve sivil toplum kuruluşlarının gelen tehlikenin farkına vararak tek ses olması dışında, şu aşamada yapılabilecek çok fazla da bir şey yok. Maalesef COVİD-19 baskıcı rejimlere planlarını hayata geçirmek için uygun şartları sağlamış durumda.

Analiz

Davutoğlu’nun danışmanlığına getirilen ‘balıkçı’ İlhami Işık kimdir?

Geçmiş dönemlerde devletle PKK arasında arabuluculuk yapan gazeteci İlhami Işık, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı oldu. Suriye’de PKK’nın uzantısı PYD’yi yakından takip eden İlhami Işık kimdir?

BOLD ANALİZ – ‘Balıkçı’ kod adıyla devletle 1990’larda görüşmeler yapan Işık, AKP’nin başlattığı çözüm sürecinde de ön plana çıktı. PKK’yı yakından takip eden gazeteci Işık, 8 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmesinin yeni bir döneme işaret ettiğini açıklamıştı.

1980’DE ÖCALAN İLE TANIŞTI

Balıkçının Feneri isimli bir kitabı bulunan Işık, 1959 Batman doğumludur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni henüz 1. sınıftayken terk etti. Işık, 1980 darbesi öncesi İlerici Gençlik Derneği’nin Doğu ve Güneydoğu sorumlusu oldu ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile tanıştı.

ÖZEL DÖNEMİNDE PKK İLE TEMAS KURDU

1990’larda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı PKK ile temaslarda görev aldığını saklamayan Işık, “Arabuluculuk dönemim devletin şiddetle problemi çözemeyeceğinin anlaşıldığı 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo sonucu başladı. Devlet, Kürt meselesini şiddetle çözüleceğine o kadar kendisini inandırmıştı ki seçim sonuçları bunun tam tersini doğurdu. Bu tablo devlette bir anlayış değişikliği getirdi. Bugün itibariyle benim arabuluculuk yapmamın bir önemi kalmadı.” açıklaması yapmıştı.

SAADET PARTİSİ’NDEN BAŞKAN ADAYI OLMUŞTU

Çeşitli dergiler ve gazetelerde yazıları yayımlanan Işık, uzun süre tekstil sektöründe faaliyet gösterdi. Siyaset ile de yakından ilgili olan İlhami Işık’ın ismi kamuoyu tarafından “Çözüm Süreci”nde duyuldu. Işık, son yerel seçimlerde Saadet Partisinin Batman belediye başkan adayı olmuştu.

Sedat Peker’i öven TRT spikeri Ersoy Dede’nin zor anları

Okumaya devam et

Analiz

Yatay mimaride 8. baskı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘yatay mimariye geçiyoruz’ vaadinin sekizincisini dolaşıma soktu. Erdoğan, ilk olarak 2013 yılında yüksek binalara izin vermeyeceklerini açıkladı. Ancak o günden bugüne şehirleri gökdelenler sardı.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Başbakanken 17 Nisan 2013 tarihinde AKP genel merkezindeki toplantıda Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle yatay mimariye geçeceklerini açıkladı. O yıldan sonra hemen her yıl yatay mimari sözü veren Erdoğan, aynı konuda sekizinci vaadini 9 Nisan 2021 yılında verdi.

YENİ BİR DEVİR BAŞLATIYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hakim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz. Yatay mimariyi yaygınlaştırmak suretiyle Türkiye’nin çehresini orta ve uzun vadede tamamen değiştireceğimize inanıyoruz.” dedi.

GÖKDELEN FOTOĞRAFLI ELEŞTİRİ

Erdoğan’ın her türlü yetkiye rağmen dikey mimariyi 8 yıldır durdurmaması sosyal medyada eleştiri konusu oldu. Erdoğan, yatay bina derken, AKP’li belediyelerin dikey binalar yapmasına dikkat çekildi. AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 4 gün önce yatay binaları yıkıp dikey binaları övdüğü görüntüler de sosyal medyada alay konusu oldu.

ERDOĞAN, SİLUETİ BOZAN KULECİLERLE KÜS MÜ?

Muhalefet, kamuoyu önünde 8 yıldır yatay bina isteyen Erdoğan’ın İstanbul’un siluetini bozan kulelerle ilgili adım atmamasına da tepki gösterdi. İstanbul’un tarihi görüntüsünü bozan kulelerin tıraşlanmasını isteyen Erdoğan, 2013 yılında “Tıraşlayın dedim, yapmadılar, 5 yıldır konuşmuyorum” demişti.

SINIRSIZ YETKİYE RAĞMEN GÖKDELENLERİ TIRAŞLAYAMIYOR !

Muhalefet partilerine göre, uluslararası sözleşmeleri fesih yetkisini kullanan Erdoğan’ın istemesi halinde İstanbul’un görüntüsünü bozan kuleleri tıraşlanmasının önünde hiçbir engel bulunmuyor. Erdoğan’ın, küsmek yerine adım karar vermesi halinde İstanbul’un görüntüsüne de kurtaracağına dikkat çekiliyor.

 

 

 

 

Okumaya devam et

Analiz

Halka silahlanma çağrısı yapıp kaçan Sedat Peker kimdir?

Halka silahlanma çağrısı yapan, devletin istemesi halinde sokağa çıkacaklarını söyleyen Sedat Peker’in adamlarına yönelik operasyon başlatıldı. Bir zamanlar AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yanında yer alan, şimdi ise yurt dışında kaçak yaşayan Sedat Peker kimdir?

BOLD – Sahte evraklarla ‘Djadin Ademovski’ adına düzenlenmiş kimlikle Makedonya’da ikamet ettiği ortaya çıkan organize çete lideri Sedat Peker’in Türkiye’deki adamlarına yönelik 5 şehirde eş zamanlı operasyon yapıldı. Peker’in birçok adamı gözaltına alındı. İşte kendisi hakkında çok sayıda kitap yazılan Peker’in hayat hikayesi…

19 YAŞINDA KENDİ ÖRGÜTÜNÜ KURDU

26 Haziran 1971’de Sakarya’ya doğdu. Rizeli bir aileden gelen Sakarya doğumlu olup uzun süre Almanya’da yaşayan Peker, 1990 yılında T. Bülent Kılıç ile kurduğu bir oto firmasının servisinin dolandırılmasından ve ortağından ayrıldıktan sonra yasa dışı örgüt kurarak birçok suça karıştı. 1997’de Rize’de kaçakçı Abdullah Topçu’yu öldürmek suçundan savcı karşısına çıkan ve serbest bırakılan Peker’in iki adamı, aynı davadan müebbet hapse mahkûm oldu.

SİCİLİNDE İŞLEMEDİĞİ SUÇ YOK

Tehditle tahsilât yapmak, zorla alıkoymak, adam öldürmeye azmettirmek ve benzeri suçlardan yedi ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirildi. Eylül 1998’de Peker ve adamları hakkında 7,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 12 sanıkla birlikte çete oluşturmak suçundan yargılandığı davada, 24 Mayıs 1999’da tahliye edildi. Sekiz ay 29 gün cezaevinde bulundu. 12 Mart 2005 tarihinde İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan Kelebek Operasyonu ile tutuklandı ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 31 Ocak 2007 tarihinde karara bağlanarak 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

AKP’NİN ÇIKARDIĞI YASA İLE CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Peker ayrıca örgüt kurmak, tehdit, iş yeri kurşunlama, yaralama, hürriyeti tahdit, yağma ve sahte kimlik kullanma iddiasıyla İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Ergenekon davasında “silahlı terör örgütü kurma” suçuyla yargılandı. Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında Sedat Peker’e 10 yıl hapis cezası verildi. 10 Mart 2014 tarihinde AKP tarafından çıkarılan özel yetkili mahkemelerin kararlarına ilişkin yasa değişikliği ve tutukluluk süresi 5 yılı aştığı için mevzuat gereği tahliye edildi.

ERDOĞAN’IN SURİYE’DEKİ MİLİSLERİNE SİLAH VE TECHİZAT GÖNDERDİ

30 Kasım 2015 Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen Dünya Karapapak Türkleri 1. Kurultayı ve Kültür Etkinliklerinde kendisine Türklük Hakanı unvanı verildi. 4 Mayıs 2016 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılan Türkiye Gençlik Ödülleri’nden En İyi İş Adamı ödülünü aldı. Suriye’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da desteklediği muhalif güçlere yönelik gıda, insansız hava aracı, telsiz, bilgisayar, arazi aracı gibi yardımları ise basına yansıdı.

OLUK OLUK KAN AKITMAKLA TEHDİT ETTİ

2015-16 Şırnak çatışmalarında yaşanan olaylar hakkında 10 Ocak 2016’da yayınlanan Barış İçin Akademisyenler Bildirisi üzerine, Sedat Peker karşı bildiri yayınladı. Bildirisinde tehdit içerikli bir üslup ve nefret dilini kullanıp, akademisyenleri ölümle tehdit etti. Yazısında, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diyerek bildiriye imza attı. Peker, memleketi Rize’de düzenlediği ‘teröre lanet’ mitinginde de “Adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız. Nehirler dolusu kanları aktıkları zaman anlayacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

SİLAHLANIN ÇAĞRISI YAPTI

Sedat Peker, “Biz bu vatanın delileriyiz, fedaileriyiz” diyerek taraftarlarına “silahlanın” çağrısında bulunmuştu. “Emperyalist güçlerin ve Türkiye’deki uşakların bazı hesapları var” diyen Sedat Peker, “Allah yemin olsun bu ülkenin evlatları da bu ülkenin sokaklarını karış karış koruyacaklardır. Bu ülkenin bir karışını bile onlara vermeyeceğiz. Bu sebeple kardeşlerim imkânı olan arkadaşlarımız ruhsatlı silahlarını alsınlar. Mutlaka av tüfeklerini alsınlar. Mutlaka hazırlıklı olsunlar kardeşlerim” demişti.

DEVLET SOKAĞA ÇIK DERSE ÇIKARIZ

Sedat Peker, 31 Mart 2019 seçim sonuçlarına ilişkin olarak kaleme aldığı bir yazıda “Bu ülkenin vatan evlatları yani bizler, devletimiz bizlere ne görev verirse onu yaparız. Devletimiz ‘Sokağa çıkın’ dese sokağa çıkarız. ‘Sabır edin evinizde oturun’ derse de evimizde otururuz. Bu anlamda bizim hiçbir kompleksimiz olmaz. Ya da devlet görevlilerimizin başarılarında rol çalma gayretimiz de olamaz” demişti.

ŞİMDİ İKİ REKAT NAMAZ KILIP İNTİHAR EDECEK Mİ?

Sedat Peker, Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün bir yazısında isim vermeden kendisinin ima edildiğini öne sürerek yaptığı açıklamada, gözümü kırpmadan intihar edeceğini belirterek şunları söyledi: “Eğer ki bir gün ülkeme devletime saç teli kadar zarar vereceğime inandığım an 2 rekat şükür namazımı kılıp sonrasında ise yakışanı yapacak kadar cesaret sahibi bir insanım. Yüce Allah korusun bir gün böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam bir saniye bile tereddüt etmemek için bu şekilde geçmişte hayatına son vermiş olan hemen hemen herkesin hatta farklı dünya görüşüne sahip olan insanların biyografilerini eserlerini dahi okudum. Yüce Allah vermesin ancak öyle bir şey hissedersem yakışanı yapmaya çok uzun yıllardır hazırlıklıyım.”

Sedat Peker ve suç örgütüne 5 şehirde eş zamanlı operasyon

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0