Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Perinçek ve adamları yapamayınca Cübbeli’yi devreye soktular”

Cübbeli Ahmet’in “Selefiler silahlanıyor” iddiasına dair Furkan Vakfı Kurucusu Alparslan Kuytul’dan “Yeni 28 Şubat hazırlığı” uyarısı geldi. “İş Perinçek hapisten çıkınca başladı. 15 Temmuz’la tamamını yapamadılar. Perinçek ve adamları istedikleri algı operasyonunu yapamadı, Cübbeli’yi devreye soktular. Dün ‘Fetö’ şimdi ‘Selefi’ diyorlar” dedi.

BOLD – Silahlanan selefi örgütler iddiası bir süredir Türkiye gündeminde. Konuyu ilk dillendiren Cübbeli Ahmet, “Savcılar çağırırsa bildiklerimi anlatırım” dedi. Polislere ifadeye gittikten sonra ise “Anlattıklarıma şaşırmadılar” açıklaması yaptı.

SÖYLENENLERİ MİT BİLMİYORSA MİT’İ TASFİYE ETMEK LAZIM

Furkan Vakfı öncüsü Alparslan Kuytul ise meseleyi başka bir açıdan ele alarak Cübbeli’nin birilerince kullanıldığını iddia etti: “Selefi örgütlenmelerin silahlandığını söyleyen Cübbeli bu bilgileri nereden aldı? Kimse bilmiyor da Cübbeli mi biliyor? Eğer böyle 150 grup, bunların da 2 bin derneği varsa ve bunlar silahlanmışsa, o zaman devlet nerede, istihbarat nerede? Cübbeli’nin bildiğini MİT bilmiyorsa, MİT’i tasfiye lazım. Yok biliyor da sessiz kalıyorsa bunun da hesabını mahkemelerde vermeleri lazım. Eğer böyle bir şey yoksa o zaman Cübbeli’ye iftira attığını söylemek icap eder. Hangisi?”

MALKOÇ VE GÖKÇEK’İN SİLAHLANMA SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Ülke geneli silahlanma sürecini ilk 15 Temmuz sonrası AKP’lilerin başlattığını hatırlatan Kuytul, Şeref Malkoç ve Melih Gökçek gibi isimlerin şu sözlerini anımsattı: “O zaman Cumhurbaşkanı Başdanışmanı idi Şeref Malkoç, ‘Darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah verilmesinin önünün açılması lazım’ dedi. Melih Gökçek dedi ki ‘Muazzam silahlanma oldu. Pompalı tüfeği alan evine koydu. Yarın darbeye kalksan, sende piyade tüfeği, keleş varken, bu da kalkıp pompalı tüfeğiyle gelmeyecek mi? Yani AKP’liler de pompalı tüfeği ile sizinle savaşmayacak mı?'”

İŞİ HALKA BIRAKSAN NE OLACAĞI BELLİ Mİ OLUR?

Kaos ve iç kargaşa uyarısı yapmayı da ihmal etmeyerek “Elinizde koskoca ordu, koskoca polis teşkilatı, istihbarat var. Bunlara güvenmiyor musunuz? Halka mı düştü bu iş? Halka bırakırsan halkın, eğitimsiz insanların ne yapacağı belli mi olur? Adam düşmanını öldürür ‘Şu örgüttendi, o yüzden öldürdüm’ diye yalan söyler. Bunun önünü alamazsınız” ifadelerini kullandı.

DİYANET RAPORU TUTMAYINCA CÜBBELİ’Yİ SÜRDÜLER

İşte Alparslan Kuytul’un dikkat çeken açıklamalarından bazı bölümler:

15 Temmuzla tamamını yapamadılar. Şimdi kalanı yapabilmek için birini buldular. Onu konuşturalım, tamamlayalım diye.. Diyanet raporu diye bir rapor attılar ortaya fakat Diyanet üstlenmiyor. Gündeme kim getiriyor? Cübbeli’nin kardeşim dediği Doğu Perinçek. Perinçek ve adamları, istedikleri algı operasyonunu yapamadı. Bu sefer Cübbeli’yi devreye soktular. Cübbeli’nin bu örgütleri kendinin öğrenmesi mümkün değil, demek ki bilgi alıyor.

SİYAH GÖZLÜKLÜLERDEN DİNLEDİKLERİNE GÜVENME

Cübbeli’ye tavsiyem, her verilen bilgiye inanma. Seni kandırdıkları şuradan belli. Hayatımda İrancı olmadım, PKK sempatizanı olmadım. Allah da, arkadaşlarım da şahit. Şii olmadım ama yazısında benle ilgili İrancı, PKK taraftarı gibi laflar ediyor. İnsan bu kadar iftiracı olmaz! Demek benle ilgili bir siyah gözlüklü sana gelip böyle bilgi vermiş ama vallahi de billahi de yalan. İyisi mi sus! Ona buna iftira atma! Silahlanma lafını ilk edenler 15 Temmuz sonrası AKP’liler. Onlara niye laf etmiyorsun?

İŞİN UCU ENİNDE SONUNDA AKP’YE DAYANIR UYARISI

AKP’lilere de şunu söylemek istiyorum: Silahlanma meselesinin ucu eninde sonunda size dayanır. Birileri Cübbeli eliyle aslında sadece Selefilere değil, AKP’ye de darbe planlamış. İstedikleri kadar tarikat-cemaat demesinler. Eğer bu projeye hükumet de ‘evet’ der ve engel olmazsa bütün muhaliflere selefi diyecekler damgayı vuracaklar, baskın yapacaklar, operasyon yapacaklar. 40 yıldır silaha elini vurmadığını, silahsız olduğunu göstermiş ispat etmiş cemaatlere bile!

DERİN GÜÇLERLE BAĞLANTILI EMNİYETÇİLERE DİKKAT

Bu iş Doğu Perinçek hapisten çıkınca başladı. Onunla hapishanede planlar yapılıp anlaşılmış, ‘Fetöcüleri bitirmen için seni çıkarıyoruz. Onlarla mücadele edeceksin’ denilmiş. 6-7 yıldır yapacaklarını yaptılar, şimdi gerisini yapmaya çalışıyorlar. Ne diyecekler? Dün ‘Fetö’ diyerek, şimdi de ‘Selefi’ diyerek. Yeni bir 28 Şubat olabilir. Hükumete de ‘Sen bunlara müsaade ettin’ denilecek. Eğer proje yürürse şafak operasyonları yapılacak. ‘Yat yere!’ diyecekler, içeri 20 polis girecek. Acaba biri bir yere bir şey koydu mu koymadı mı, sen göremeyeceksin. Bu şekilde ‘Bir şey bulduk’ diyebilirler. Emniyetçilerin içinden bazıları yapabilir, hepsini suçlamıyorum, derin güçlerle bağlantılı olan emniyetçiler var, talimatı ne validen ne de savcıdan alıyor! Sadece bu da değil! Siz evinizden hiçbir yere gitmeyecek misiniz? Maymuncukla kapıyı açarlar, öyle güzel açarlar ki kapıyı, ruhunuz duymaz. İçeri girerler, 1 hafta veya 3 gün önceden bir yere yerleştirirler, sonra baskın yaparlar. “İşte bulduk!” derler. Bu iş oraya gidiyor.

PROJE TUTSUN DİYE CÜBBELİ’YE ZARAR VEREBİLİRLER

Projeyi yapanlar, tutması için böyle herkes hakkında bilgi veren Cübbeli’ye kötülük yapmak isteyebilir. Böylece “Bak işte dediğimiz doğruymuş. Bakın işte böyleleri varmış, işte ona da böyle yaptılar” diye inandırıcı olmaya çalışabilir. Peki, gerçekten böyle silahlanan, delidolu adamlar yok mu? Olabilir, devlet gitsin, yakalasın. Anlatmak istediğim, burada bir proje var. Böyle bir şey varsa devlet, neden gerekeni yapmıyor? Demek ki bir şeyi bekliyor, bir şeyler planlamışlar. 15 Temmuz sonrası nasıl ki bütün faaliyetler hep askıya alındı, şimdi yine ona benzer bir şey yapacaklar, baskıyı daha da arttıracaklar.

TÜRKİYE’DE SELEFİLERİ DERİN DEVLET KULLANIYOR

Selefilik, Türkiye’de yoktu. Türkiye, ehli sünnettir, Selefilik ise Arabistan kaynaklı. Dünyada akımı ilk Irak’ta, Arabistan ile ABD başlattı. Ortak proje ile finanse ettiler, büyüttüler, güçlendirdiler. Dünyada ABD yaptı, Türkiye’de derin devlet yapıyor. Dünkü mahallenin serserisi bir bakıyorsunuz DAİŞçi, El-Kaideci, tekfirci olmuş. “Suriye’ye, Irak’a gitmek lazım” diyor. Bir sakal bırakmış, şalvar giymiş olmuş şeriatçı. Belli ki bu işte bir iş dönüyor. Adamın böyle şeylerle alakası yok. Kimisi eroinman, kimi kavgacı, hayatında neler neler yapmış? Hepsini kast etmiyorum. Asıl işi idare eden, gizli görüşmeler yapan, saf gençlerini alıp alıp Suriye’ye gönderen bunlar. Kendileri gitmiyor. Niye? ‘Benim burada işim var’ diyor. Oraya gidip öldürülmelerini istiyorlar, temizlik yapıyorlar.

Polislere silahlanan selefileri anlatan Cübbeli: Hayretler içinde kalacaklarını sanıyordum…

Gündem

Anne ve babası tutuklu olan çocuklarla ilgili dikkat çeken uyarı

KHK’lı akademisyen Yasemin Ceylan, anne ve babası dini sebeplerle cezaevlerinde olan gençlerde inançsızlığın baş gösterdiğini ve beş yıl sonunda bazılarının intihar etmeye başladığını söyledi.

BOLD – Anadolu Üniversitesi’nden ihraç edilen sosyolog Yasemin Ceylan, annesi ve babası cezaevinde olan çocuklarda intihar eğiliminin arttığını söyledi. Beş yıldır anne-baba yolu gözleyen gençlerde inançsızlığın da ciddi bir şekilde baş gösterdiğini belirten Ceylan, “Çünkü bu çocuklar belli bir dindar çevreden geliyor. Aileleri dini gerekçelerle cezaevinde. Mesela suç gerekçelerinden biri dershanedeki öğretmenin dershane sonrasında Kuran-ı Kerim öğretmesi. Bunu gören çocuklar dinden soğuyor” dedi.

TV 5’te yayınlanan Mustafa Mehdigil’in sunduğu Haber Merkezi programının konuk olan Ceylan, “Öyle bir cendereye sokulmuş durumdayız ki, hiçbir noktadan nefes almamıza izin verilmiyor. O kadar sistematik bir işkence var ki ne tarafından tutup hangisine üzüleceğimizi bilmiyoruz.” diye konuştu.

“OĞLUM HALA PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR”

Kendisinin ve ailesinin de bu hukuksuzluklardan etkilendiğini ifade eden Ceylan, 8 Mart 2017’de gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Ceylan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

7 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğu olduğunu söyleyen Ceylan, büyük oğluna Diyanet’in okulunda kendisi KHK’lı olduğu için mobing yapıldığını söyledi. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşim de 5,5 ay hapis yattı. Ben o sırada doğum yapmak üzereydim. O süreci hapishanelerde geçirdim, yüksek düşük riskiyle beraber. Feci bir hamilelik süreci yaşadım. Keza çocuğum ‘babam niye burada’ diye demirleri yumrukluyordu, bir çocuğa bunu nasıl açıklayabilirsiniz. O zaman 2,5 yaşındaydı. Hala psikolojik tedavi görüyor. Hala kaygı duyuyor. ‘Ya babamı bir sabah gelip alırlarsa’ diye. Oğlumu Diyanet’in sübyan mektebine gönderiyordum. Öğretmeni benim ihraç bir akademisyen olduğumu öğrenince çocuğuma mobing uygulayıp gitmesini sağladı. İstemiyoruz çocuğunuzu, dediler.”

6 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan: Her gün acile gidiyorum, tansiyonum 20!

Okumaya devam et

Gündem

“Ümit Dündar, askeri öğrencilerin infaz edilmesine göz yumdu”

15 Temmuz gecesi, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar ile yakın çalışan bir subay konuştu: “Dündar o gece köprünün dibindeydi. Halkın askerleri infaz etmesine göz yumdu.”

BOLD – 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişimini durdurmak için mücadele verdiğini söyleyen ve adının açıklanmasını istemeyen bir ihraç asker önemli açıklamalarda bulundu. Kronos’a konuşan ihraç albay, o dönemde İstanbul’da görev yaptığını ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la yakın çalıştığını söyledi.

“YAŞANANLARI NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ İZLEDİ”

O gece İstanbul’un en yetkili komutanı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar paşanın olduğu belirten ihraç albay, “Şayet birileri köprüye ya da başka yere çıkmışsa bunu tek bir emirle geri getirebilirdi. Ama Ümit Dündar’la ilgili gecede çok karanlık noktalar var. Askerlerin birliklerine geri dönmeleri için hiçbir şey yapmamıştır. Tam aksine Boğaziçi Köprüsü’ne siyah sivil bir araçla gelmiş, yaşananları normal bir vatandaş gibi izlemiştir. Sonra da köprünün dibinde halkın askeri infaz etmesine göz yummuştur.” dedi.

15 Temmuz gecesi Orgeneral Ümit Dündar ile hem köprüde hem de köprünün ayağında aracında beklerken birkaç kez görüştüğünü kaydeden ihraç albay, buna karşın dönemin 1. Ordu Komutanı’nın kılını bir kıpırdatmadığını söyledi. “Komutanım bir emrinizle çocukları birliklerine geri gönderirsiniz. Aksi halde bu halk çocukları infaz edecek.” dediğini kaydeden albay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki Ümit Paşa, askerlerin halkın ayakları altında ezilmesine göz yumdu. Oralı dahi olmadı. ‘Hangi akılla darbe yapmaya kalkıştılar. Hesabını versinler paralel köpekler’ ifadesini kullandı. Ben ilk defa o zaman ‘fetö’ ve ‘paralel darbe’ ifadesini duydum.”

15 Temmuz gecesi kendisine bağlı birliklerden bir tek askerin sokağa çıkmadığını ve hiçbir faaliyetinin olmadığına dikkat çeken ihraç albay, buna rağmen ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla bir dönem tutuklu kaldığını belirtti. İhraç albay, görev yaptığı dönemde yazılı ya da sözlü olarak tarafına darbeye yönelik hiçbir çağrı yapıldığının altını çizdi.

“BİZLER DE ÇOK ŞAŞIRDIK”

İhraç albay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın da darbe girişiminden haberdar olduğu imasında bulundu. O gece Çalışkan ile Ümit Dündar paşanın ile birlikte hareket ettikleri yönünde kendisinde bir intiba oluştuğunu söyleyen ihraç albay sözlerini şöyle noktaladı: “Bizler sivil halk ile asker arasında çevik kuvvet ekiplerini yerleştirdik. Sonra da askerleri ikna ettik. O çocuklar silahlarını indirdi. Kendilerini 1. Ordu Komutanlığı İnzibat ekiplerine teslim edecektik. Bu konuda Mustafa Çalışkan ve ekibiyle anlaştık. Ne hikmetse Çalışkan bir anda elindeki hoparlörden ‘çevik çekil’ şeklinde talimat verdi. Bizler de çok şaşırdık. Bir anda kızgın halkla askerler karşı karşıya geldi. Elinde kesici aletler olan sarıklı cübbeli tipler askerlerin arasına daldı. Bazı çocuklar gözlerimizin önünde infaz edildi. Bizler bir şey yapamadık. O çocukların acısını buralarda hala yaşıyorum.”

“BİR MİT MENSUBU VE İKİ GAZETECİ ARADI”

Adının açıklanmasını istemeyen ihraç tümgeneral de bazı askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne tankla çıkmasının ardından hükümete yakın bir ismin kendisini aradığını, darbeyi reddettiği ve hükümetin yanında yer aldığı yönünde basına demeç vermesini söylediğini belirtti. İhraç tümgeneral, yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Ben kendisine izinli olduğumu, olayları basından duyduğumu aktardım. Konuya vakıf olmadığım için üstlerimden bilgi alıp değerlendireceğimi belirttim. Sonra beni birazdan bir MİT mensubu ile iki gazetecinin de arayacağını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra Dündar paşayı aradım. Ne yazık ki telefonuma çıkmadı. Telefonlarıma çıkmayan Dündar Paşa ne hikmettir ki, başkaları ile sivil aracında uzun uzun görüşmeler yapıyormuş. Hem de görüşme yaparken yanına da kimseyi yaklaştırmıyormuş.”

İhraç tümgeneralin verdiği bilgilere göre hükümete yakın kişinin telefonu kapatmasının hemen ardından üst düzey bir MİT mensubu kendisini aradı. Darbeye karşı olduğunu açıkça beyan etmesi telkininde bulundu. Aksi durumda darbenin bastırılmasından sonra mağdur olabileceği mesajını verdi. Tanıdığı iki gazetecinin de kendisinin selamıyla arayacağını söyledi. ,

MİT mensubu ile yaptığı görüşmenin ardından telefonu kapattı. MİT mensubundan sonra iki gazeteci peşi sıra aradı. Ümit Dündar paşaya ulaşamadığı için gelen çağrılara yanıt verdi. Darbenin karşısında olduğunu ifade etti. Ancak 15 Temmuz’un ardından, darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı. Bu dönemde gözaltı ve tutuklanma aşamasında insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Birkaç yıl tutuklu kaldı. Halen TSK’da etkin pozisyonda bulunan bazı komutanların, “fetöcü değil” şeklindeki bilgilendirmeleri üzerine tahliye edildi.

Adil Öksüz videosu neden 5 yıl sonra servis edildi?

Okumaya devam et

Gündem

Time to Help’ten iyilik kervanı: 500 noktada kurban eti dağıtıldı

İnsani yardım kuruluşu “Time to Help” başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede, 500 farklı noktada kurban eti dağıttı.

BOLD – Time to Help’in Almanya şubesi bu yılki Kurban Bayramı’nda on binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Dernek gönüllüleri, Kenya’dan Uganda’ya, Nijerya’dan Tanzanya’ya, Yemen’den Filipinler’e, Pakistan’dan Etiyopya’ya birçok ülkede mağdur insanlara umut oldu.

Kurban dağıtımı başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede yapıldı. Time to Help Almanya, 500’e yakın noktada yapılan kurban dağıtımını, bu ülkelerde bulunan partner kuruluşlar ile gerçekleştirdi. Önce vekaletler verildi, ardından tekbirler eşliğinde kesim yapıldı. Özenle paketlenen kurban etleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere araçlara yüklendi.

Kara ulaşımı mümkün olmayan bazı köylere teknelerle kurban eti götürüldü. İyilik kervanına çoğu farklı ülkelerden gelen 2 bine yakın gönüllü katıldı. Binlerce kilometre uzaktan mağdur coğrafyalara giden gönüllüler, yardımları en ücra köylere kadar ulaştırdı.

YILDA 1 KEZ ET YİYORLAR

Almanya’da bir kişi yılda ortalama 90 kilogram et tüketirken, bu oran Afrika ülkelerinde yıllık 10 kilograma düşüyor. Bu rakamlar ülkede yaşayan bütün insanların ortalaması. Yine istatistiklere göre gelir seviyesi düşük olan insanlar bir yılda 1-2 kg et ya yiyorlar ya da hiç yiyemiyorlar.

Yılda sadece bir kez et yiyebilen on binlerce insan olduğunu belirten Time to Help görevlileri, bu yüzden Kurban Bayramı’nın bu insanlar için çok daha değerli olduğuna dikkat çekiyor. Time to Help Almanya yetkilileri, bu yılki Kurban Kampanyası’nda hedeflenenden çok daha fazla kişiye yardım ulaştırdıklarını belirtti.

Almanya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gönderilen kurbanlar, yüzlerde tebessüm oldu. Yardım eli uzatılan binlerce ailenin sofrası bereketlendi, hanesi neşelendi.

Okumaya devam et

Popular

Shares