Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Azerbaycan: Ermenistan’a ait 2 savaş uçağı düştü

Ermenistan Türkiye’nin düşürdüğünü öne sürdüğü SU-25’in fotoğrafını yayınladı. Azerbaycan ise Ermenistan’a ait 2 savaş uçağının düştüğünü ve uçaklardan birinin düşme nedenleri ile ilgili Erivan’ın açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

BOLD – Azerbaycan lideri Aliyev’in dış politika danışmanı Hikmet Gadjiyev ellerindeki bilgilere göre dün Ermenistan’ın iki Su-25 uçağının havalandığını, her ikisinin de bir dağa çarparak düştüklerini savundu.

Gadjiyev Su-25 uçaklarından birisini Türkiye’ye ait bir F-16’nın düşürdüğü biçimindeki açıklamaları ise ‘Ermenistan’ın dezenformasyonu’ olarak tanımladı.

Aliyev’in danışmanının açıklaması, Ermenistan’ın dün Türkiye tarafından düşürüldüğünü öne sürdüğü bir Su-25 uçağının enkazına ilişkin görüntüleri yayınlamasını izledi.

Ermenistan Savunma Bakanlığı yetkilileri söz konusu uçağın düşmesiyle hayatını kaybeden pilotun ismini bugün Valeri Danelin olarak açıklamıştı.

Ankara da Bakü de dün Ermenistan hava sahasında bu ülkenin bir uçağının düşürüldüğü suçlamalarını reddetmişti.

Ermenistan ile Azerbaycan’ın ilişkileri, sınırdaki Karabağ bölgesinde pazar sabahı alevlenen çatışmalar nedeniyle bir defa daha gerilmiş durumda.

AFP: ÇATIŞMALARDA 98 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Fransız haber ajansı AFP, Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 98’e çıktığını aktardı.

Pazar gününden bu yana iki devletin yaptığı resmi açıklamaları derleyen ajans, Dağlık Karabağ’da 81 ayrılık yanlısı askerin ve iki tarafta 17 sivilin yaşamını yitirdiğini belirtti.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise Pazar’dan bu yana 2 bin 300 Ermeni askeri öldürdüğünü belirtiyor.

Azerbaycan 130 tank, 200 top, 25 hava savunma sistemi ve 55 askeri aracı imha ettiğini de açıklamıştı.

Ermenistan ise bu iddiaları reddediyor.

ERMENİSTAN’DAN İDDİALAR

Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Şuşan Stepyan, Azerbaycan’ın bölgenin kuzeyinde “Dağlık Karabağ Savunma Ordusu mevzilerine hava bombardımanı” düzenlediğini, operasyonlarda Türkiye yapımı İHA’ların kullanıldığını ve Türk F-16’larının havada görüldüğünü açıkladı.

Ermenistan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan’da 790 askerin yaşamını yitirdiğini, 1900’den fazlasının yaralandığını belirtirken, 137 tank, 72 İHA, yedi helikopter ve bir An-2 uçağının imha edildiğini aktardı.

Dağlık Karabağ’daki ayrılıkçı yönetimin Savunma Bakan Yardımcısı Artur Sargisyan, Azerbaycan’a ait 17 tank, dört zırhlı personel aracı, üç mühendislik ve teknik zırhlı araç ve 13 İHA’nın imha edildiğini, 500 askerin yaşamını yitirdiğini öne sürdü.

BM’nin ateşkes çağrısına Ermenistan ve Azerbaycan’dan ret

Dünya

Almanya’da Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Veliaht Prens hakkında suç duyurusu

Sınır Tanımayan Gazeteciler, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili olarak Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu. ABD istihbaratının geçen hafta açıklanan raporu cinayetle alakalı olarak Veliaht Prens’i işaret etmişti.

BOLD – Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün Almanya birimi, Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sorumlu tutulan Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman hakkında Almanya’da suç duyurusunda bulundu.

Başsavcılığa iletilen suç duyurusunda Veliaht Prensin Kaşıkçı cinayeti ve 30’u aşkın Suudi gazetecinin tutuklanmasında baş sorumlu olduğu şüphesine işaret edilerek, bin Selman ‘insanlığa karşı suç işlemekle’ itham edildi. Veliaht prensin yanı sıra dört üst düzey Suudi yetkili hakkında da suç duyurusunda bulunuldu.

ALMAN MAHKEMELERİNİN YARGI YETKİSİ

RSF, Almanya’da 2002 yılında yürürlüğe giren Devletler Hukuku Ceza Kanunu uyarınca söz konusu suçların aydınlatılabilmesi için Başsavcılığı inceleme başlatmaya çağırdı. Kanun, Alman mahkemelerine, suçun nerede işlendiği ya da zanlının milliyetinden bağımsız olarak soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda yargılama yetkisi veriyor.

EVRENSEL YARGI YETKİSİ İLKESİ NEDİR?

Almanya’da, 2002 yılında, savaş suçları ve soykırım gibi uluslararası suçların soruşturulması ve kovuşturulmasını kapsayan evrensel yargı yetkisi ilkesi kabul edildi.

Bu adımla Almanya’da mahkemelerin yargılama yetkisi, ‘uluslararası toplumu bir bütün olarak etkileyen en önemli suçları’ da kapsayacak şekilde genişletilmiş oldu. Bu nedenle bu suçların failleri, suçun işlendiği yer, sanığın uyruğundan bağımsız olarak, Alman mahkemelerinde yargılanarak cezalandırılabilir.

Almanya’da evrensel yargı yetkisini kullanan hakimler, 2015 yılında, Ruandalı Hutu lideri Ignace Murvanashkaya ve yardımcısını yargılamış, insanlığa karşı suç işlediklerine hükmetmişti. Karar itiraz eden Murvanashkaya, yeniden yargılanmayı beklerken, 2018 yılında hayatını kaybetmişti.

Federal Savcılık, bu kanuna dayanarak Suriye’deki savaş suçlarının yargıya taşınmasında öncü rol oynamıştı.

Koblenz Eyalet Yüksek Mahkemesinde 24 Şubat’ta karar duruşması yapılan davada, Suriye’de devlet eliyle işlenen cinayet ve işkence suçlarıyla ilgili dünyadaki ilk yargılama gerçekleştirildi. Davada Suriye’de tutuklulara işkence yaptığı gerekçesiyle yargılanan ve Almanya’da mülteci olarak bulunan Eyad A. adlı sanık 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

RSF: BAŞ ZANLILAR HALA CEZALANDIRILMADI

RSF, Kaşıkçı cinayetinde baş zanlıların hala cezalandırılmadığına işaret ederek suç duyurusuna konu olan vakaların, gazetecilerin yaşamı ve özgürlüklerini tehdit eden bir sistemi ortaya koyduğunu vurguladı.

Kaşıkçı’nın, nikah işlemleriyle ilgili 2 Ekim 2018’de girdiği İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürüldüğü ve cesedinin parçalara ayrıldığı tespit edilmişti. Kaşıkçı’nın cesedine bugüne kadar ulaşılamadı.

Uluslararası baskılar karşısında Suudi Arabistan’da yapılan yargılamada ismi açıklanmayan beş sanık idam cezasına, üç kişi de ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Dokuz ay sonra idam cezaları 20 yıla varan hapis cezalarına çevrildi.

ABD’de Biden yönetimi, Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili istihbarat raporunu Perşembe günü kamuoyuyla paylaşmıştı. Raporda Kaşıkçı cinayetinin Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’ın bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştirildiği değerlendirmesinde bulunulmuştu.

ABD Cemal Kaşıkçı cinayetiyle suçladığı Veliaht Prens Selman’a karşı neden adım atmıyor?

Okumaya devam et

Dünya

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu akşam video konferans yoluyla görüşme gerçekleştirecek. İki lider son olarak Eylül ayında bir görüşme gerçekleştirmişti.

BOLD – Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyondan bu yana yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıklar nedeniyle gerginleşen Ankara-Paris ilişkisinde yumuşama adımları atılıyor. Fransa ve Türkiye liderleri, eylül ayından bu yana Paris-Ankara hattında artan diplomatik gerginliğin ardından ilk kez görüşecek.

Beş ay sonra video konferans aracılığıyla yapılacak bu ilk görüşmede iki ülke arasında krize yol açan pek çok konu ele alınacak.

Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, iki liderin görüşmesinde öncelikli olarak ikili ilişkiler, bölgesel sorunlar ve Avrupa Birliği ile ilişkiler ele alınacak.

Görüşme, Türkiye ile Fransa arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz veya Paris’in ‘İslam dininin Fransa’ya uyarlanması’ girişimi ile ‘Türkiye’nin Fransa’daki Müslümanlar üzerindeki etkisi’ gibi çeşitli konularda çatışma yaşanan derin diplomatik anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşecek.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

BM araştırma komisyonu: Suriye’de savaşan bütün gruplar savaş suçu işledi

Okumaya devam et

Dünya

Nijerya’da kaçırılan kız öğrencilerden 279’u serbest bırakıldı

Batı Afrika ülkesi Nijerya’nın Zamfara eyaletinde 26 Şubat’ta silahlı kişiler tarafından kaçırılan kız öğrencilerden 279’unun serbest bırakıldı. Ülkede okullar, son yıllarda fidye almak isteyen silahlı grupların hedefi haline geldi.

BOLD – Nijerya’da yatılı okula düzenlenen saldırıda kaçırılan 279 kız öğrencinin serbest bırakıldığı bildirildi.

Zamfara Valisi Bello Muhammed Matawalle, öğrencilerin sağlık durumlarının iyi olduğunu ve kalan 31 öğrencinin kurtarılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Silahlı kişiler, 26 Şubat’ta sabah erken saatlerde Zamfara eyaletindeki Jangebe bölgesinde bir kız lisesine saldırı düzenleyerek 317 öğrenciyi kaçırmıştı. Saldırının ardından 7 kız öğrenci, silahlı kişilerin elinden kaçarak kurtulmuştu.

Matawalle, kaçırılan öğrencilerin serbest bırakılması için hükümetin fidye ödemeyeceğini açıklamıştı.

Zamfara Valisi Bello Matawalle, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Elhamdülillah! Jangebe GGSS’den kaçırılan öğrencilerimizin esaretten salıverildiğini duyurmak yüreğimi ferahlattı. Önümüze çıkan birden fazla engele rağmen bunu başardık. Tüm Nijeryalılarla birlikte bunu kutluyoruz.” dedi.

Okula düzenlenen saldırı esnasında, silahlı çete elemanları yakınlardaki bir askeri üs ve kontrol noktasına da aynı anda saldırı düzenleyerek askerlerin okulda kaçırma olayına müdahale etmesine engel oldu.

Kaçırma olayı uluslararası tepkiye neden olmuştu.

OKULLAR HEDEF HALİNE GELDİ

Batı Afrika ülkesi Nijerya’nın kuzeyinde okullar silahlı grupların genellikle fidye için öğrencileri kaçırmaları nedeniyle hedef haline geldi. Kaçırma vakaları radikal Boko Haram örgütü ile başlamıştı.

Kaçırma olayları arasında en fazla bilinen vaka, 2014 yılında Batılı eğitime karşı olan Boko Haram milislerinin 276 kız öğrenciyi Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Çibok kentinden kaçırmasıydı. Olay dünya basını tarafından takip edilmişti. Bu öğrencilerin 100’den fazlası halen kayıp durumda.

Son dönemdeki benzer olayların ise radikal militanlar tarafından değil suç örgütleri tarafından yapıldığı düşünülüyor.

Son eylem sonrası, Zamfara eyaletindeki tüm yatılı okullar tatil edilmişti.

HÜKUMET FİDYE ÖDEMEYİ REDDEDİYOR

Nijerya hükumeti kaçırma olaylarında defalarca fidye ödemeyi reddetti. Nijerya Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari Cuma günü yaptığı açıklamada eyalet yönetimlerini ‘haydutlara para ve araç vererek ödüllendirme politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini aksi halde bu politikanın bumerang gibi feci şekilde geri dönebileceği’ uyarısında bulundu.

Zamfara eyaletindeki kaçırma olayı ülkenin çetelere hedef olan kuzey batısında bir hafta içinde meydana gelen ikinci kaçırma vakası oldu. Silahlı bir çete 17 Şubat’ta ülkenin Nijer eyaletinde bir okuldan kaçırılan 27 erkek öğrenciyi Cumartesi günü serbest bırakmıştı.

Aralık ayında ülkenin kuzey batısındaki Kankara’da bir ortaokuldan 300 öğrenci kaçırılmış ve daha sonra serbest bırakılmıştı. Hükümet fidye ödenmediğini açıklamıştı. Uzmanlar kaçırma olaylarının cezasız kalması durumunda devam edeceği uyarısında bulunuyor.

Nijerya’da okul saldırısı: 300’den fazla kız öğrenci kaçırıldı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0