Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Bir helikopterden atma vakası ve 90’ların suskunluğu

Askerler tarafından gözaltına alındıktan birkaç saat sonra ağır yaralı olarak hastaneye götürülen ve hastane raporunda “helikopterden düşme” yazılan iki köylüden Servet Turgut hayatını kaybetti. Turgut 20 gündür yoğun bakımdaydı. Diğer köylü Osman Şiban ise taburcu oldu ancak hafızasını kaybettiği için neler olduğunu hatırlayamıyor.

CEVHERİ GÜVEN – BOLD ANALİZ

Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine Yoğurtlu mezrasında 11 Eylül 2020’de Servet Turgut(55) ve Osman Şiban (50), askerler tarafından gözaltına alındılar. İki köylü, birkaç saat sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ağır yaralı halde götürüldü. Yoğun bakıma alınan iki köylüden aileleri ancak iki gün sonra haber alabildi. Hastaneye giden aileler ve avukatların Şiban ve Turgut’u görmelerine de iki gün boyunca izin verilmedi.

Gözaltına alındıktan birkaç saat sonra hastaneye ağır yaralı biçimde götürülen köylülere ne olduğuna ilişkin ilk bilgi HDP Milletvekili Murat Sarısaç’ın görgü tanıklarına dayandırarak yaptığı açıklamada yer aldı. Sarısaç, “Görgü tanıkları iki kişinin helikopterden atıldığını aktardılar” bilgisini paylaştı ve “Helikopterden atılsın veya atılmasın gerçek şu ki, ikisi de köyünde, arazilerinde çalışırken askerler tarafından alınıp, işkenceyle bilinçlerini kaybedip yoğun bakıma alınacak hale getiriliyorlar” dedi.

Servet Turgut

İLK FOTOĞRAF

17 Eylül’de Osman Şiban’ın yoğun bakımdan çıkartılması üzerine ailesine görüş izni verildi. Ailesinin paylaştığı fotoğrafta Şiban’ın suratında ve gözlerinde morluklar olduğu ve gözlerinin kanla dolu olduğu görüldü. 23 Eylül’de bu kez Servet Turgut’un yoğun bakımda çekilen fotoğrafı kamuoyuna yansıdı. Turgut’un solunum cihazına bağlı olduğu, yüzünün kan ve morluklar içinde olduğu görüldü.

Osman Şiban

İLK RAPOR: YÜKSEKTEN DÜŞME

Ailesi ve avukatlarının iki köylüye ne olduğuna ilişkin araştırmasında ilk bilgi hastane raporunda yer aldı. Servet Turgut’a dair hazırlanan raporda, “İsimsiz hasta yüksekten düşme sebebiyle getirildi. Entübe hasta” notu yer aldı. Hastanenin bu notu, Şiban ve Turgut’un “helikopterden atıldıkları” iddiasını güçlendirdi.

EPİKRİZ RAPORU: HELİKOPTERDEN DÜŞME

Mezopotamya Ajansı birkaç gün sonra Osman Şiban’ın Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı E.B. imzasını taşıyan epikriz raporunu yayınladı. Raporda, Şiban’ın “Helikopterden düşme sonrası yaralanma” şikayetiyle hastaneye getirildiği ortaya çıktı. Raporun devamında, “… hasta olay günü acil uzmanınca helikopterden düşme sonrası yaralanma sonrası acile getirildiği belirtilerek yerinde ekonsultasyon (tanı konulmak) istenmiştir. Hasta acilde görülmüştür” ifadelerine yer verildi. Böylece “Helikopterden atıldılar” iddiasının olayın yaşandığı gün resmi rapora geçtiği ortaya çıktı.

GÖRGÜ TANIKLARI: GÖZALTINA ALINDIKLARINDA SAĞLIKLIYDILAR

Osman Şiban’ın kardeşi Cengiz Şiban, olay günü yaşadıklarını Mezopotamya Ajansına anlattı: “Helikopter köyün ortasına iniş yaptı ve askerler bizi çağırdı. Meydanda diz çöktürdüler. ‘Buraya terörist gelmiş’ dediler. Biz de ‘bilmiyoruz ve görmedik’ dedik. Yetkililerden biri kimliklerini Kimliklerimizi alıp, ‘Biz köyden gidene kadar burada diz çökeceksiniz, gittikten sonra ayağa kalkacaksınız’ dedi. Askerler akşam saatlerinde bir kez daha mahalleye geldi. Servet Turgut’u köy meydanına getirdiler. Osman Şiban’nın kim olduğunu sordular. Osman da kendisini gösterdi. Osman’ı da Servet’in yanına götürdüler. Kimlik istedikten sonra ikisini de götürdüler. Arkalarından gittik. Yetkili birisi, bize silahı doğrultarak, ‘gelmeyin, gelirseniz sizi tararız’ dedi. Osman ve Servet’i yaka paça helikoptere attılar.”

OSMAN ŞİBAN İFADE VEREMEDİ

Osman Şiban, 20 Eylül’de hastaneden taburcu edildi ve köyüne götürüldü. Ancak hafıza kaybı nedeniyle yaşadıklarını hatırlayamıyordu. 22 Eylül’de Şiban, polisler tarafından evinden alınarak Askeri Hastaneye götürüldü. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Şiban’ın ifade verip vermeyeceği konusunda hastaneden rapor istedi. Askeri hastanede yapılan muayene üzerine Şiban’ın ifade verecek durumda olmadığı “yer, zaman ve kişileri tanıma yetisinin halen yerinde olmadığı” belirtildi. Rapor üzerine Şiban’ın tekrar tedavi altına alındı. Aile avukatları, Şiban’ın askeri değil devlet hastanesinde tedavi edilmesi için başvuru yaptı.

SERVET TURGUT HAYATINI KAYBETTİ

20 gün boyunca yoğun bakımda tutulan Servet Turgut 30 Eylül’de hayatını kaybetti. Turgut 7 çocuk babasıydı. Servet Turgut’un yoğun bakımda çekilen tek fotoğrafında yüzündeki morluklar görülüyordu.

VAN VALİLİĞİ: KAYALIKTAN DÜŞTÜ

Türk medyası konuya ilgi göstermezken, olay Twitter’da TT oldu. Ardından Van Valiliği’nden açıklama geldi. Valilik, Çatak ilçesinde operasyonuna çıkan askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut hakkında  “dur” ihtarına uymayarak kaçmaya çalıştığı esnada kayalık alanda düştüğü ve yaralandığını belirtildi.

Görgü tanıklarından Cengiz Şiban ise Turgut ve Şiban’ın sağlıklı bir şekilde gözaltına alınarak helikoptere bindirildiğini söyledi. Görgü tanıkları, Turgut’un saman çuvallarının yanında olduğu sırada gözaltına alındığını kaydetti. Turgut’un gözaltına alındığı bölgede kayalık olmadığı da kısa sürede ortaya çıktı.

HDP VALİLİĞE CEVAP VERDİ

HDP olayı araştırmak için milletvekillerinden bir heyet oluşturup Van’a gönderdi. Van Valiliğinin “gözaltı usulüne uygun olarak yapıldı” açıklaması üzerine heyet adına basın açıklaması yapan HDP Gurup Başkanvekili Saruhan Oluç, Valiliğin işkencenin üzerini örtmeye çalıştığını söyledi.

Oruç şöyle konuştu:  “Van valisi yaptığı açıklamada iki yurttaşın usulüne uygun şekilde gözaltına alındığını söylüyor. Yani vücut travması, çok sayıda kırık, iç kanama, beyin kanaması, kafa travması, bir diğerinde ise hafıza kaybı yaşanmış. Ama valilik usulüne uygun alındığını söyleyerek olayı gizlemeye çalışıyor. Hayır, bu insanlar usule uygun bir şekilde alınmamışlar. Bu insanlara çok açık bir şekilde işkence yapılmış. Van valisinin görevi yapılan işkenceyi gizlemek değil, yapılmış olan bu işkenceyi ve insanlık suçunu açığa çıkarmaktır. Bunu yapmış olanların, bunun emrini vermiş olanların hukuken soruşturmaya uğramalarını sağlamaktır. Ama Van valisi olayı örtmeye çalışıyor. Buradan soruyoruz; Bu işkencenin emrini kim verdi ve kim uyguladı? Bu işkence emrini kimler örtbas etmeye çalışıyor?”

HDP Milletvekili Rıdvan Turan ise heyet olarak hastane başhekimleriyle yaptıkları görüşmelerde, iki köylünün yüksekten düştüğünü kendilerine ifade edildiğini belirtti ve yapbozun parçalarının yavaş yavaş bir araya geldiğini söyledi. Olayın devlet eliyle bir cinayete tam teşebbüs olduğunu dile getiren Turan, “Bunu hastanenin verdiği yüksekten düşme raporu, başhekimin yüz üstü düştüğü ifadesi ve çoklu travma tanısına dayanarak söylüyorum. Bu durumlar darpla olmaz yani ancak şiddetli bir şekilde yüksekten düşmeyle olur. Görgü tanıklarının ifadelerinde zaten bu insanların helikoptere bindirilinceye kadar sağlam olduklarına yöneliktir.

HDP’liler basın açıklamasını polis ablukası altında yapmak zorunda kaldılar. Polis önce HDP’lilerin hastaneye girişini engelledi. Milletvekili heyeti güçlükle hastaneye girip bilgi alabildi, ardından basın açıklaması sırasında polis kalkanlarıyla milletvekili grubunun etrafını çevirdi.

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ DOSYAYI İNCELEDİ

Uluslararası Af Örgütü de olaya müdahil oldu ve Osman Şiban ve Servet Turgut’un helikopterden atılmalarına ilişkin Türkiye yetkililerine mektup gönderdi.

“İki kişinin helikopterden atıldığı iddiası da dahil olmak üzere bu ciddi iddialar derhal, bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulmalıdır” denilen mektupta, Uluslararası Af Örgütü’nün incelediği hastane raporlarının, bu kişilerin yüksekten düştüklerine işaret eden yaralanmaları olduğunu gösterdiğine vurgu yapıldı.

Raporda şöyle denildi: “Uluslararası Af Örgütü’nün incelediği hastane raporları, ikisi de ağır yaralanmış olan Turgut ve Şiban’ın 11 Eylül’de saat 21:30 civarında ‘yüksekten düştükten’ sonra hastaneye getirildiğine işaret ediyor. Hastane raporu Osman Şiban’ın boynunda yaralanma (atlantoaksiyal subluksasyon) olabileceğini, dirseklerinde ve dizlerinde çürük (ekimoz) ve şişlik olduğunu, her iki gözünün ağır hasar gördüğünü, ayrıca Şiban’ın ‘anlamsız konuşmaları’ olduğunu ve oryantasyon bozukluğu sergilediğini gösteriyor. Osman Şiban’ın avukatı, Uluslararası Af Örgütü’ne, Şiban’ın kısmi hafıza kaybı yaşadığını aktardı. Avukatın bildirdiğine göre, Şiban ailesine jandarma görevlileri tarafından dövüldüklerini söyledi. Servet Turgut’un hastane raporu ise gözleri ve kulaklarının yaralandığını ve ‘düşüş’ sonrasında ellerinde ve göğüs boşluğunda aşınmalar oluştuğunu gösteriyor. Osman Şiban 20 Eylül’de hastaneden taburcu edildi. Avukatının bildirdiğine göre 22 Eylül’de onlarca jandarma Şiban’ın evine giderek onu bir askeri hastaneye götürdü. Hastanede Şiban’a Kovid-19 testi yapıldı ve yetkililere resmi ifade vermeye uygun olmadığını belirten bir hastane raporu çıkarıldı. 23 Eylül’de Şiban, Mersin’de yaşayan ailesinin evine götürüldü. Avukatı, Uluslararası Af Örgütü’ne, Osman Şiban hakkında resmi bir gözaltı emri bulunmadığını, ancak Şiban ve Turgut hakkında bir ceza soruşturması açıldığını, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin başka bir ceza soruşturmasının da Van Başsavcılığı tarafından açıldığını doğruladı. Her iki soruşturma üzerinde de gizlilik kararı olduğu için avukatlar müvekkilleri hakkındaki dosyalara erişemiyor. Valiliğin açıklaması, gözaltılara tanıklık eden ve her iki kişinin helikoptere bindirilirken sağlıklı olduğunu belirten köylülerin aktardığı olay örgüsüyle ve hastane raporlarıyla büyük ölçüde çelişmektedir”

HELİKOPTERDEN ATILMA 90’LI YILLARDA RAPORLARA KONU OLDU

Devlet ve PKK arasındaki çatışmaların sıcak olduğu 1990’lı yıllarda helikopterden atma olayları ilk kez gündeme geldi.  İnsan Hakları İzleme Örgütü Silah Projesi (Human Rights Watch Arms Project) tarafından hazırlanan ve 1995’de yayınlanan “Türkiye’ye Silah Transferleri ve Savaş Yasaları İhlalleri” başlıklı raporda 14 Mayıs 1994 yılında yaşanan helikopterden atma olayı yer aldı.

Rapordaki bilgilere göre: PKK’lı oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan üç kişi 14 Mayıs 1994’te saat 11 sırasında Cobra tipi bir helikoptere bindirildi ve Lice Yatılı Bölge Okulu’nun karşısındaki pistten havalandı. Helikopterde bulunan gözaltındaki üç kişiden biri olan T.P. sonrasında yaşananları raportöre şöyle anlattı:

“Uzman çavuş, Abdurrahman’a kapının yanında durmasını emretti ve ‘Öteki dünyada bana da yer ayır’ diyerek adamı ölümüne itti. Abdurrahman aşağı atılmadan önce, uzman çavuş geride kalan üç tutsağa helikopterin sağ tarafındaki pencereden seyretmelerini emretti. Daha sonra Bermal’e kapının yanına gelmesini ve giysilerini çıkarmasını emretti. Bermal reddetti ama çavuş yine de elbiseleri yırttı. Çıplak vücudunu elledi, aşağılayıcı cinsel sözler sarf ederek onu s..mek istediğini söyledi ve kızı kapıdan itti. Uzman çavuşun seyretme emrine itaat etmedim. Bakmak çok dehşet vericiydi, gözlerimi kapadım. Nasılsa öldürüleceğimi biliyordum. Zelal de soyulup aşağılandı ve helikopterden atıldı. İstedikleri bilgileri vereceğimi söyleyerek canımı kurtardım.”

MEDYA 90’LARDAKİ GİBİ SUSKUN

Helikopterden atılma iddiası Türk medyasında tıpkı 90’lı yıllarda olduğu gibi yer bulmadı. İktidar partisi AKP’den konuyla ilgili hiçbir açıklama gelmedi. Muhalefet partileri de aynı sessizlik içinde. Olayı HDP Milletvekilleri siyasetin gündemine taşımaya çalışıyorlar. Muhalefet partilerinden  DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Yeneroğlu, Bakan Akar’a 6 soru yöneltti:

  • Osman Şiban ve Servet Turgut isimli vatandaşlarımız, askeri helikoptere hangi gerekçe ile bindirilmişlerdi? Haklarında herhangi bir soruşturma ve gözaltı kararı var mıdır?
  • Vatandaşlarımız hastaneye kim tarafından götürülmüştür?
  • Vatandaşlarımızı hastaneye götüren kişiler neden ‘helikopterden düşme’ şeklinde bir beyan ile kayıt yaptırmışlardır?
  • Vatandaşlarımızın helikopterden atılma iddiaları doğru mudur?
  • Vatandaşlarımız hakkında darp ve işkence yapıldığı iddiaları doğru mudur?
  • Söz konusu olayla ilgili olarak bakanlığınız nezdindi herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

Analiz

Gardaşım Azerbaycan neden İsrail’i destekliyor

Kudüs’te Ramazan ayında başlayan gerginlik, İsrail’in kanlı askeri operasyonuna dönüştü. Şu ana kadar 13’ü çocuk 120’den fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılara dünyadan tepki yağarken, İsrail’le diplomasi, enerji ve askeri işbirliği konusunda köklü ilişkileri bulunan Azerbaycan sessizliğini sürdürüyor.

BOLD – Kudüs’te Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında başlayan gerilim artarak devam ediyor. İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı ‘Surların Muhafızı’ adlı askeri operasyonda, 10 Mayıs’tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 122’ye, yaralı sayısı 830’a yükseldi.

Son olarak, Gazze’deki ABD merkezli Associated Press ve Katar merkezli Al Jazeera haber kuruluşlarının olduğu bir bina, İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkıldı.

Saldırılara dünyanın her yerinden tepki yağarken İsrail’le köklü ilişkileri bulunan Azerbaycan ise sessizliğini koruyor.

İLİŞKİLER NASIL BAŞLADI

SSCB’den ayrılarak 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan’ı ilk tanıyan ülkelerden biri İsrail oldu.

25 Aralık 1991’de Azerbaycan’ı tanıyan İsrail’le diplomatik ilişkiler 7 Nisan 1992’de resmen başladı. 1993’ten beri Bakü’de Büyükelçiliği bulunan İsrail Azerbaycan’ın kanlı bıçaklı olduğu Ermenistan’da ise büyükelçilik açmadı.

Azerbaycan ilk üst düzey ziyareti 2013’te dışişleri bakanı düzeyinde gerçekleştirse de 1998’de Başbakan Netanyahu, 2009’da Cumhurbaşkanı Peres Bakü’yü ziyaret etti.

PETROL-DOĞALGAZ ANLAŞMASI

Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattının devreye girmesiyle 2006’da İsrail, Azerbaycan’ın ikinci en büyük petrol ithalatçısı konumuna geldi. Azerbaycan Devlet Petrol şirketi İsrail’in Asdod petrol bölgesindeki payı yüzde 5.

Ermenistan ile 60 milyon dolar ticaret hacmi olan İsrail’in Azerbaycan ile ticaret cirosu 5 milyar doların üzerinde. 2007, 2009, 2017 ve 2019’da iki ülke arasında farklı konularda yapılmış anlaşmalar da var. Bu arada Azerbaycan havayolu AZAL 93’ten beri Tel Aviv’e haftada iki kez uçuyor.

ASKERİ İŞBİRLİĞİ

Azerbaycan’ın İsrail’den aldığı yıllık askeri ekipmanların değeri 5 milyar dolardan fazla. İsrail savunma şirketi Elbit’in Azerbaycan’da temsilciliği var. 2018’de iki ülke ortak ‘İHA’ yaratma projesine imzaladı.

Öte yandan, Kafkas cumhuriyetleri içinde en fazla Yahudi nüfusu Azerbaycan’da yaşıyor. Azerbaycan’da yaşayan 12 bin Yahudi olduğu biliniyor.

İsrail’de de Azerbaycan’dan göç eden 70 binden fazla Azerbaycan asıllı Yahudi yaşıyor

Azerbaycanlı akademisyen Murad Salmanov, iki ülkenin arasındaki ilişkiyi şöyle özetliyor: “Dünyada Yahudilerin belki de İsrail’den sonra korkmadan ben Yahudiyim dediği ikinci ülke Azerbaycan’dır.”

İstifa krizi gibi olmadı Soylu’ya Bahçeli değil Alaattin Çakıcı kefil oldu

Okumaya devam et

Analiz

İstifa krizi gibi olmadı Soylu’ya Bahçeli değil Alaattin Çakıcı kefil oldu

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddiaları sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya diğer bir mafya babası Alaattin Çakıcı’nın sahip çıkması dikkat çekti. Pandemi genelgesi sonrası sosyal medyadan istifa eden Soylu’ya açıktan destek veren MHP Genel Başkanı Bahçeli bu kez sessizliğe gömüldü.

BOLD ANALİZ –  Yurtdışında bulunan Sedat Peker, 4. videosunda hakkında ‘mafya pisliği’ diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği haber üzerine yurtdışına kaçtığını açıklamıştı. Peker, Soylu’ya ‘Süslü Süleyman, Temiz Süleyman, Cici Süleyman’ ifadeleriyle yüklendi.

Soylu’nun Demokrat Partiye kongrelerine girebilmek için kendisinden ve akrabası Reşat Hacı Fazlıoğlu’ndan destek aldığını belirten Peker, “Yav sen değil miydin, DYP’nin başına ulaşmak için, seni kongrelere almıyorlardı, eski arşivlerden çıkarın. Olaylı kongreleri vardı, çok eskiden, yanında kim var bakın, benim arkadaşlarım” ifadelerini kullandı. Soylu’nun bakanlığ sırasında kendisine koruma tahsis ettiğini kaydeden Peker, yurtdışına kaçarken de Soylu’dan bilgi aldığını açıkladı. Peker, Soylu’nun “Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar.’ ‘Ben tehlikeli bir durum olunca haber vereceğim” dediğini anlattı. Peker’in videoda Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intiharıyla ilgili de İçişleri Bakanını suçlayan ifadeler kullandı. Peker, “Silivri Emniyet müdürü temiz, genç bir arkadaş. Emniyet Müdürü arkadaşları onun neden intihar ettiğini biliyorlar, neden söylemiyorlar? Temiz Süleyman’a da soracağız bunu” dedi.

İddialara sosyal medyadan cevap veren Süleyman Soylu ise, Peker’e “Birilerinin elinde operasyon elemanı olan mafya pisliği” dedi. İddiaları yalanlayan Soylu, Peker’i mahkemeye vereceğini söyledi.

BAHÇELİ BU KEZ SESSİZ KALDI

Sedat Peker’in Mehmet Ağar ve Süleyman Soylu’ya yönelik iddiaları gündemi alt üst ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli’nin sessizliği dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl pandemi genelgesinde yaşanan kaos nedeniyle Süleyman Soylu sosyal medyadan istifa ederken, Erdoğan istifayı kabul etmemiş, Devlet Bahçeli de Twitter’den Soylu’ya sahip çıkmıştı. Bahçeli, “Sayın Süleyman Soylu azimli, inançlı, dirayetli ve mücadeleci kişiliğiyle Türkiye’nin en hassas döneminde üstlendiği bakanlık görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bizim temennimiz bu görevine kararlılıkla devamından yanadır” ifadelerini kullanmıştı.

SARAY’DAN CILIZ DESTEK

Bahçeli’nin Sedat Peker’in iddiaları karşısında zor durumda kalan Soylu’ya bu kez destek açıklaması yapmaması dikkat çekti. Saray’dan ise cılız bir açıklama sözcü İbrahim Kalın’dan geldi. Kalın, Twitter’dan Soylu’ya destek vererek, muhalefeti ‘mafyatik bir şahsın hezeyanlarından medet ummakla’ suçladı.

BAHÇELİ YERİNE ÇAKICI SAHİP ÇIKTI

Erdoğan ve Bahçeli’nin sessiz kaldığı iddialar karşısında İçişleri Bakanı Soylu’ya diğer bir organize suç örgütü kurmak suçundan yıllarca hapis yatan Alaattin Çakıcı’dan destek geldi. Yazılı açıklama yapan Çakıcı, “Cumhuriyet tarihi terörle mücadele etmiş en İçişleri Bakanı sayın Soylu ile ilgili bir şeyler söylenmektedir. Sayın Soylu’yu Türkiye tanıyor. Terörle ile ilgili bedenini 5 bin derecedeki ateşin içine atmıştır” sözleriyle Soylu’ya destek oldu.

Alaattin Çakıcı’dan Sedat Peker’e ‘Cici Süleyman’ çıkışı: En İçişleri Bakanı Soylu’dur

Okumaya devam et

Analiz

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Hizmet Hareketi’ne yönelik kurulan kumpaslarla ilgili itiraflara bir yenisi daha eklendi. Daha önce AKP’li Şamil Tayyar ve Serkan Kurtuluş’un gündeme getirdiği Fetö Borsası iddiasını bu kez de suç örgütü lideri Sedat Peker doğruladı. Peker, “Yarısını istiyor bizim derinciler” dedi.

BOLD ANALİZ – Hizmet Hareketi mensuplarının mallarına çökülmesiyle ilgili bir itiraf da organize suç örgütü lideri Sedat Peker’den geldi. Peker birçok iş adamının mallarına haksız yere çöküldüğünün belirterek, bununla ilgili tapu kayıtlarının incelenmesinin yeterli olacağının altını çizdi.

SERKAN KURTULUŞ DA AÇIKLAMIŞTI

Arjantin’e kaçan ve AKP’nin birlikte iş yaptığı suç örgütü lideri Serkan Kurtuluş da Türkiye’de devlet-mafya ortaklığının ne kadar güçlü olduğunu anlatmıştı. Kurtuluş, eski Başbakan Binali Yıldırım ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu FETÖ Borsası itiraflarında bulunmuştu. Kurtuluş, Rahip Brunson’a suikast, Rus uçağının düşürülmesi, Suriye’de yaşananlarla ilgili anlattıkları sonrasında FBI harekete geçmişti.

AKP’Lİ TAYYAR DA İTİRAF ETTİ

AKP’li Şamil Tayyar da illerde oluşturulan FETÖ borsaları ile ilgili katıldığı bir televizyon kanalında açıklamalar yapmıştı. Tayyar, “Gaziantep’te çok ciddi FETÖ borsası var. Milyon dolarlar dönüyor. Ben bunu söylüyorum. Evet, itirafçı adı altında iş adamlarını serbest bırakıyorlar. Türkiye’nin birçok yerinde var bu. Ben milletvekiliyim her konuşmam suç duyurusudur. Bununla ilgili daha bugün suç duyurusunda bulundum, HSK teftiş kuruluna. Sadece televizyonda konuşmuyorum. HSK ne yapmış? Bir yerde problem var” demişti.

KÜÇÜK VE METİNER DE BORSANIN PARÇALARI

AKP’ye yakın gazeteci Cem Küçük ve AKP’li Mehmet Metiner’in de Kayseri’de oluşturulan Fetö Borsası’nın elemanları olduğu öne sürülmüştü. Gazeteci Mehmet Tahsin, Cem Küçük ve Mehmet Metiner’in iş adamlarına giderek haklarında gizli soruşturma olduğunu söyleyerek korkuttukları, ardından çözme vaadiyle şantajla para kopardıklarını yazmıştı.

YARISINI İSTİYOR BİZİM DERİNCİLER

Sedat Peker, son yayınladığı videoda borsa iddialarını doğruladı. Peker, “Tapu dairelerine bir yazı yazılsın. Bakın tapuların yarısı nerelere gitmiş. Parası olan FETÖ’cülükten yırtıyor, para olmayan cezaevinde. Bu nasıl bir adalet?  Adam ‘FETÖ’den alınırsam hepsi gidecek devlete’ diyor. Yarısını istiyor bizim ‘derin’ciler” demişti.

İngiltere’de 53 parlamenterden Türkiye’yle ilgili mektup: Kaygı duyuyoruz

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0