Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hac ve umre kaydından korona test kiti satışına hızlı geçiş

Korona test kiti üreten Bioeksen adlı şirketin tek yetkili satıcısı piyasaya Temmuz’da giren Yeni Berke Medikal çıktı. Firma 3 ay öncesine kadar hac ve umre turları düzenliyordu. CHP’li Mustafa Adıgüzel, Sağlık Bakanı’na “Rant kime gidiyor” diye sordu.

BOLD – Kovid-19 salgını ile yerli test kiti üretimi için çalışmalara başlandı ve Bioeksen adlı şirket yetkilendirildi. Sonra piyasaya RTA ve Gensutek firmaları girdi. Devlet Malzeme Ofisi (DMO) ihaleleri ile bu firmalardan her ay toplam 3 milyon 200 bin kit alınıyor ve bunlar 190’a yakın merkeze iletiliyor.

YANGININ SÖNDÜRÜLMESİ İÇİN DEVLETİN YANINDAYIZ

Bioeksen üretimi kitler piyasaya, Sağlık Bakanlığı’nca yetkilendirilen Yeni Berke Medikal adlı Temmuz 2020’de sektöre giren şirketçe piyasaya sürülüyor. Yeni Berke Medikal Genel Müdürü Haydar Özkök, ‘Bioeksen batmasın diye hac turizmi yaparken, medikal sektörüne girdiklerini’ belirtip “Bir yangın var. Söndürülmesi gerekiyor, onun için devletimizin yanındayız” diye konuştu.

CHP’Lİ ADIGÜZEL RANTIN KİME GİTTİĞİNİ SORDU

Konuyu Meclis gündemine taşıyan CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ise firmanın hiçbir medikal tecrübesinin bulunmadığına işaretle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya “Üretici firmalardan kitleri doğrudan mı yoksa aracı kurumdan mı alıyorsunuz? Aracı kurumun ruhsatı, medikal tecrübesi var mı? Aradaki rant kimlere gidiyor?” sorularını yöneltti.

KÂRI TAŞIMA TÜPÜNDEN YAPTIKLARINI SÖYLEDİ

Ankara Atatürk Bulvarı No:117/12 adresindeki Yeni Berke Medikal’in yer aldığı binanın 3’üncü katındaki şirket kapısında Anadolu Umre Grubu tabelası yer alıyor. Şirket internet sitesinde Bioeksen ürünleri ‘tek yetkili satıcısı’ olduğu ibaresi bulunuyor. Bioeksen’in pazarlama yükünü aldıklarını söyleyen Genel Müdür Özkök, testin tanesini 1,65 dolara aldıklarını, aynı fiyatla piyasaya sürdüklerini dile getirdi. Test yanında verdikleri 15 centlik taşıma tüpünden kâr ettiklerini açıklayarak “Mesela 2 milyon test istiyorsa bizden de 1 milyon tüp alıyor” dedi.

70 MİLYON LİRAYA KADAR DESTEK SUNDUK

Üretici firmayı batmaktan kurtardıklarını iddia ederek “Bioeksen vaatlerini yerine getirememeye başlamıştı. Ankara’ya gelmişti, aradık, ‘Durum nedir?’ dedik. ‘Batıyorum’ dedi. ‘Ne kadara ihtiyaç var?’ dedik. 70 milyon liraya kadar destek sunduk. Sonra ayağa kalktı. Ardından şirkete devletten ödeme geldi. 200 milyon lira alacağının 102’sini devlete bağışladı ve kalan 98 milyonu hesabına aldı. Şimdi bize borcunu taksit taksit ödüyor. Üstüne bir kuruş koymak, faizdir, nedir de yok” ifadelerini kullandı.

SOĞUK ZİNCİR İHTİYACI OLMADIĞINI İLERİ SÜRDÜ

Bioeksen’in test kitleri için ABD Sağlık Bakanlığına bağlı FDA (Food and Drug Administration) onayının 15 gün önce alındığını kaydeden Özkök, kitlerin 5 gün dayanabildiğini ve ‘soğuk zincir ihtiyacı olmadığı’nı iddia etti: “Zaten üretildiği gibi gidiyor. 200 bin üretildiyse, hemen paketlenip gönderiliyor.”

ÜRÜN TAKİP SİSTEMİNE GİRİLMESİ GEREKİYOR AMA…

Mevzuata göre Bioeksen’in kitlerinin Ürün Takip Sistemine (ÜTS) girişle satılması ve Yeni Berke’nin son alıcıya öyle ulaştırması gerekiyor. Konuya dair bilgi veren kaynaklar, satışta ÜTS’ye giriş yapılsaydı, Türkiye’de ne kadar test yapıldığının ve bunların kaçının pozitif çıktığının görüleceğini vurguladı. Ancak mevcut sistemde hastaneler ve test merkezleri Devlet Malzeme Ofisine (DMO) talebini bildiriyor. DMO da firmalara sayıyı iletiyor. Şirketler de buna göre kiti tedarik ediyor.

Dış ticaret açığında rekor artış

Gündem

Diyanet İşleri Başkanı korona oldu

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, koronavirüse yakalandı. Erbaş, genel durumunun iyi olduğunu duyurdu.

BOLD- Erbaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kovid-19 testinin pozitif çıktığını söyledi. Milletten dua isteyen Erbaş, hastalara da şifa diledi.

 

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan’ı zorlayan ikinci Halkbank Davası

ABD’de ikinci Halkbank Davası 3 Mayıs’ta başlayacak. Yargılama, Alman Der Spiegel dergisinin ifadesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk ekonomisini korkunç bir duruma sokabilir.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri’nde Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir dava var. Davanın sonunda Halkbank’a 20 milyar dolarlık bir ceza kesilebileceği ifade ediliyor. Reza Zarrab’ın itirafları davada önemli rol oynuyor. Biden’lı yeni dönemde Erdoğan için tünelin ucunda ışık görünmüyor.

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu kararını onayan Yargıtay, IŞİD’lilerin dosyasını bekletiyor

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının sorumlularına verilen cezayı görmezden gelen Yargıtay, insan hakları mücadelesiyle iktidarın sabrını taşıran Gergerlioğlu’nun dosyasını gündemine alıp cezayı onadı.

BOLD – Yargıtay, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun barış yanlısı bir paylaşımı nedeniyle verilen cezayı onadı. Karar Meclis’te okunursa Gergerlioğlu hapse girecek.

t24.com.tr’den Gökçer Tahincioğlu, Gergerlioğlu’nun hapis cezası kararını jet hızıyla gündemine alan Yargıtay’ın IŞİD dosyalarını yıllardır beklettiğine dikkat çekti. Tahincioğlu, IŞİD’lilerin dosyalarının Yargıtay’da 3 ile 5 yıldır dondurulduğunu yazdı.

Yargıtay’ın bu tutumunu eleştiren Tahincioğlu’nun “O bombalar nasıl patladı: IŞİD beklesin, Gergerlioğlu’nu mahkûm edelim” başlıklı yazısı:

ARTIK YAPILANLAR KAVRAMLARLA AÇIKLANAMIYOR

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Türkiye, ne zamandır, “etik ve ahlak” üzerine konuşulamayacak bir ülke. Bir zamanlar, “iki yüzlü ahlak” üzerine konuşmak, etikle ahlakın benzerlikleri ve farkları üzerine yorum yaparak, olanı biteni yorumlamak mümkündü belki.

Sonrasında ahlak, kavramsal olarak, muhafazakârlığın amentülerinden biri haline geldi ve sadece mahalle baskısı, başkalarının hayatı üzerine ahkam kesmenin aracı olarak kullanıldı.

Etik de eğilip bükülen, felsefe ile bağı kopartılan kavramlardan birine dönüştü.

Ama konuşulamamasının nedeni aslında bunlar değil.

Eski ve yeni Türkiye gibi nafile ve gerçekten uzak karşılaştırmalar yapmak da değil.

Konuşulamamasının nedeni, artık birçok eylemin, yapılıp edilenlerin “naif” kavramlarla açıklanamayacak olması. O kavramların, doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin, eksik kalması…

IŞİD’LİLER KISA SÜREDE SERBEST BIRAKILDI

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının mimarlarından İlhami Balı, ismi, IŞİD’in sınır emiri olarak bilinmeden önce de devlet tarafından tanınıyordu.

Balı, niyetini gizlemeyenlerden biriydi.

Defalarca dinlemeye takılmıştı.

2010 ve öncesinde El Kaide’nin Türkiye yapılanması içinde yer almıştı ve bomba yapımına yönelik malzemelerin temini, saklanması dahil birçok eyleme imza atmıştı.

Balı, uzunca bir takibin ardından yakalandı ama çok kısa bir süre cezaevinde kaldı. Adana ve çevresinde “Sanayi grubu” olarak bilinen El Kaide bağlantılı bu grupta Balı’nın dışında, Mehmet Gök ve Hasan Aydın da vardı. Çok kısa süre cezaevinde tutulup, serbest bırakılan bu isimler, davada yargılanan diğer üç sanıkla birlikte 2015’te 6 ila 8 yıl arasında hapse mahkûm edildiler.

Ancak artık ortada yoklardı.

Balı, o tarihte, çoktan IŞİD’e katılmıştı ve Türkiye’nin sınır emiri olarak görev yapıyordu.

Hasan Aydın, daha sonra yeniden yakalanıp serbest bırakılmıştı ve IŞİD saflarına, Suriye’ye geçmişti.

Mehmet Gök de Gaziantep grubu içinde faaliyet göstermeye başlamıştı.

YARGITAY 3 YILDA ANCAK ESAS NUMARASI VEREBİLDİ

Bu dosya, 2016’da Yargıtay’a geldi.

Yargıtay’da dosyaya sadece esas numarası verilmesi bile üç yıl sürdü. 2019’da nihayet Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde esas numarası alabildi.

Hemen burada bir virgül koymak gerekiyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, terör suçlarının temyiz incelemesini yapan, mühim bir daire.

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki 2 yıl 6 aylık hapis cezasını 19 Şubat’ta onamasıyla gündeme geldi.

Gergerlioğlu, internet sitelerinde yayımlanan yazıları sosyal medya hesabından paylaştığı için hapse mahkûm edildi. Eylemi bundan ibaret. Çözüm süreci devam ederken bu eylemleri yapsa ya da bir başka partiden olsa cezalandırılması bir yana, alkışlanacaktı. Türkiye’deki adalet sisteminin dönemlere, kişilere göre nasıl eğilip bükülebildiğinin sıcak kanıtı.

Gergerlioğlu’nun ceza aldığı eylemiyle ilgili iddianame, 4 Ağustos 2017’de hazırlandı. “Propaganda” ile suçlanan Gergerlioğlu, hızlı bir yargılama sonunda, 21 Şubat 2018’de hapse mahkûm edildi. Hemen ardından, 24 Haziran 2018 seçiminde milletvekili seçilmesine rağmen yargılaması durdurulmadı. Oysa, dokunulmazlık kapsamında olmayan suçlar arasında o güne kadar “propaganda” geçmiyordu. Gergerlioğlu söz konusu olunca, bu tartışılmadı bile.

KARAR TBMM’DE OKUNURSA GERGERLİOĞLU HAPSE GİRECEK

Sürdürülen yargılama sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, 7 Aralık 2018’de Gergerlioğlu’nun istinaf başvurusunu reddetti. Yargı paketiyle 5 yılın altındaki suçlar için Yargıtay yolu açılmasa, aslında ceza o sırada kesinleşecekti. Ancak dosya paket sayesinde Yargıtay’a taşındı.

IŞİD’lilerin dosyasını yıllardır bekleten Yargıtay, Gergerlioğlu için o kadar beklemeye gerek görmedi. Özellikle “sabır taşıran”, çıplak arama tartışmalarından hemen sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi, dosyayı gündemine aldı ve 21 sayfalık bir kararla verilen cezayı onadı.

Bu cezanın TBMM Genel Kurulu’nda okunması halinde, Gergerlioğlu, cezaevine girecek. Üstelik Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu ile ilgili verdiği, “dokunulmazlık sürmeliydi” kararı ortadayken.

Şimdi IŞİD dosyasına dönebiliriz.

IŞİD’İN ÖNEMLİ İSİMLERİ HALA ARANIYOR

İlhami Balı, cezasının onanmadığı, elini kolunu sallayarak IŞİD saflarına geçtikten sonra yüzlerce kişiyi Türkiye sınırından Suriye’ye taşıdı. Yakıldıkları resmi makamlarca hâlâ kabul edilmeyen iki askerin kaçırılması dahil, sınırdaki onlarca eyleme imza attı. 10 Ekim Gar Katliamı başta olmak üzere, IŞİD’in Türkiye’deki bombalı saldırılarının tamamında, sınırdaki geçişlerde, planlamalarda görev alan bir numaralı isimdi. Halen firari olarak, “kırmızı bültenle” aranıyor.

Hasan Aydın, 2016’da, IŞİD’in yakarak öldürdüğü iki askerin videosunu çeken ve paylaşan isim. Tahliye olduktan bir süre sonra Suriye’ye geçerken bir kez daha yakalandı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sadece bir yıl sonra bu eyleme imza attı.

Mehmet Gök’ün onlarca telefon konuşması dinlemeye takıldı. Sınırdaki insan kaçakçılığının Türkiye tarafındaki etkin isimlerinden biriydi. Ancak ne hikmetse ne operasyon yapıldı kendisine ne hakkında yeni telefon dinleme kararları çıkartıldı. Brüksel’deki bombalı saldırılardan, Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırıya kadar pek çok eylemde izine rastlanan Gök, Diyarbakır saldırısı davasında kısa süre sonra beraat etti. Gerekçe, dinlenen telefonların kendisine ait olduğuna yönelik somut kanıt bulunamamasıydı…

KANLI EYLEMLERİN MİMARLARI İLE İLGİLİ KESİNLEŞEN BİR KARAR YOK

Kanlı eylemlerin mimarı bu isimler hakkında Türkiye’de halen kesinleşmiş yargı kararı yok.

Dosyaları Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin önünde duruyor.

Gergerlioğlu, çok daha tehlikeli bir isim olacak ki daire, dosyasına öncelik verdi.

Basın açıklaması, protesto yürüyüşü gibi demokratik hak niteliğinde kalabilecek ancak terör kapsamında değerlendirilen sürüyle dosyaya öncelik verdiği gibi.

Elbette vardır tüm bunların bir hikmeti.

Ancak rafta saklansa da unutulmuyor o dosyalar, zamana bırakılsa da bu yapılanlar unutulmuyor.

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Toplumsal olaylara hazırlık: Biber gazı ve kelepçe alınacak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0