Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hukukçu Altıparmak: “Örgüt üyeliği uydurulmuş bir şey”

İnsan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak, örgüt üyeliğinin uydurulmuş bir suç olduğunu ve birçok insanın bu şekilde mağdur edildiğini söyledi.

BOLD – İnsan hakları hukukçusu Kerem Altıparmak, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan, tutuklanan insanların yaşadığı hukuksuzluğa dikkat çekti. “Örgüt üyeliği uydurulmuş bir şey. 314. maddesinden dolayı 1 milyon insan yargılandı. Neden? Falan gazeteyi okudun, bu bankaya para yatırdın. Bir de örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım diyerek örgüt üyeliğinden ceza veriyor” dedi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun kanalı ÖFG TV’ye konuşan Altıparmak, muhalif kesimlere yapılan operasyonları değerlendirdi. Geçen hafta Ankara’da gözaltına alınan 48 avukatın kimliğine bakılmadan herkesin pozisyon alması gerektiğini söyleyen Altıparmak, “Adaletin ortaya çıkması için avukat-müvekkil ilişkisinin sıkı korunması gerekiyor. Savunma hakkı sadece savunulan kişiyi mağdur etmez bir ülkedeki hukuk güvencesini ortadan kaldırır herkesi mağdur eder.” diye konuştu.

Cezaevinde yapılan avukat-müvekkil görüşlerindeki uygulamaları da eleştiren Altıparmak şöyle devam etti: “Kamera koydun, ses kaydı aldın, başına infaz koruma memuru dikmişsin. Yahu daha artık geriye nasıl bir gizli görüşme var? Madem kişiler suçlu ilan edildiler artık savunulmaya gerek yoksa kapatsınlar mahkemeyi versinler cezayı gitsin. Bunca şeye ne gerek var? Avukatlara yönelik bu muameleye devam edildiğinde hukuk yok denilmeye başlanır.”

“BİR SİYASİ HAREKETİ SUSTURMA ÇABASI İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

Kerem Altıparmak, Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder başta olmak üzere 12 ilde yapılan operasyonlarda 82 HDP’linin 6 yıl önce meydana gelen Kobani olayları nedeniyle gözaltına alınmasını da tepki gösterdi.

Altıparmak:

“Kobani olaylarında ölenlerle HDP MYK kararları arasında hukuken bir bağlantı kuramazsınız. Barutu bulan kişiyi bundan sonra barutun kullanıldığı eylemlerden bu kişiyi sorumlu tutmak gibidir. Bu kişiler 4 gün gözaltında kalmış ve sormak lazım ne yaptınız diye. Neden 4 gün daha istiyorsunuz? Demirtaşın şiddetsizlikle ilgili açıklaması var. Sonra diyorlar ki bakmayın öyle dediğine. İyi de ne demek istediğini siz nereden biliyorsunuz? Köklü bir siyaset hareketin hukuk kararlarıyla ortadan kaldırılması imkansız. Demirel’in dediği Kürt siyasi hareketini realitesini görmezden gelemezler. Bir siyasi hareketi susturma çabası büyük bir insan hakkı ihlalidir.

“GİZLİ TANIK BULUNMUŞ OLABİLİR”

2014’teki Kobani olaylarıyla ilgili HDP hesabından atılan tweet yeni gündeme gelmedi. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ dosyalarında HDP MYK kararı da geçiyordu. Sağdan soldan toplanan suçlamalar tek dosya yapıldı. Ayhan Bilgen dosyası çok önemlidir. Anayasa Mahkemesi tarafından Meral Danış ile birlikte ihlal kararı aldılar ve tazminata hükmedildi. Bu isimlerin tutuklandığı dönem de çok önemli. Referandum sürecinde tutuklandılar. Her şeyin bu kadar gizli olduğu ortamda maalesef niyet okumak zorunda kalıyoruz. Bence gizli tanık bulunmuş olabilir. Selahattin Demirtaş için bence 2020 sonuna kadar AİHM kararını açıklayacak. Anayasa Mahkemesi temmuz ayında Selahattin Demirtaş ile ilgili bir karar verdi ve AİHM kararını biraz erteledi ama daha fazla erteleyemezler. Demirtaş dosyasın sadece bir dosya değil.

“HUKUKU BÖYLE UYGULAYAMAZSINIZ”

Milletvekilliği dokunulmazlığı tartışılıyor. Bu karar ile birlikte o dönemde tutuklanan bütün milletvekilleri için bir şey söyleyecek. Bütün ülkeyi ilgilendiren konuda bir operasyon yapılıyor ama gizlilik kararı veriliyor. 6 yıl önce olan bir olayda kim neyi saklayacak da gizlilik geliyor. Biz hukukun temeL ilkelerini savunmayacaksak biz neyi savunacağız? Savcı bu MYK açıklaması ile ortaya çıkan ölümleri samut açıklaması gerekir. Hukuku böyle uygulayamazsın. Savcı, hakim kafasına göre yorumlayamaz.”

Helikopterden atılan Servet Turgut yoğun bakımda öldü

 

Gündem

Diyanet İşleri Başkanı korona oldu

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, koronavirüse yakalandı. Erbaş, genel durumunun iyi olduğunu duyurdu.

BOLD- Erbaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kovid-19 testinin pozitif çıktığını söyledi. Milletten dua isteyen Erbaş, hastalara da şifa diledi.

 

Okumaya devam et

Gündem

Erdoğan’ı zorlayan ikinci Halkbank Davası

ABD’de ikinci Halkbank Davası 3 Mayıs’ta başlayacak. Yargılama, Alman Der Spiegel dergisinin ifadesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk ekonomisini korkunç bir duruma sokabilir.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri’nde Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren bir dava var. Davanın sonunda Halkbank’a 20 milyar dolarlık bir ceza kesilebileceği ifade ediliyor. Reza Zarrab’ın itirafları davada önemli rol oynuyor. Biden’lı yeni dönemde Erdoğan için tünelin ucunda ışık görünmüyor.

Okumaya devam et

Gündem

Gergerlioğlu kararını onayan Yargıtay, IŞİD’lilerin dosyasını bekletiyor

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının sorumlularına verilen cezayı görmezden gelen Yargıtay, insan hakları mücadelesiyle iktidarın sabrını taşıran Gergerlioğlu’nun dosyasını gündemine alıp cezayı onadı.

BOLD – Yargıtay, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun barış yanlısı bir paylaşımı nedeniyle verilen cezayı onadı. Karar Meclis’te okunursa Gergerlioğlu hapse girecek.

t24.com.tr’den Gökçer Tahincioğlu, Gergerlioğlu’nun hapis cezası kararını jet hızıyla gündemine alan Yargıtay’ın IŞİD dosyalarını yıllardır beklettiğine dikkat çekti. Tahincioğlu, IŞİD’lilerin dosyalarının Yargıtay’da 3 ile 5 yıldır dondurulduğunu yazdı.

Yargıtay’ın bu tutumunu eleştiren Tahincioğlu’nun “O bombalar nasıl patladı: IŞİD beklesin, Gergerlioğlu’nu mahkûm edelim” başlıklı yazısı:

ARTIK YAPILANLAR KAVRAMLARLA AÇIKLANAMIYOR

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Türkiye, ne zamandır, “etik ve ahlak” üzerine konuşulamayacak bir ülke. Bir zamanlar, “iki yüzlü ahlak” üzerine konuşmak, etikle ahlakın benzerlikleri ve farkları üzerine yorum yaparak, olanı biteni yorumlamak mümkündü belki.

Sonrasında ahlak, kavramsal olarak, muhafazakârlığın amentülerinden biri haline geldi ve sadece mahalle baskısı, başkalarının hayatı üzerine ahkam kesmenin aracı olarak kullanıldı.

Etik de eğilip bükülen, felsefe ile bağı kopartılan kavramlardan birine dönüştü.

Ama konuşulamamasının nedeni aslında bunlar değil.

Eski ve yeni Türkiye gibi nafile ve gerçekten uzak karşılaştırmalar yapmak da değil.

Konuşulamamasının nedeni, artık birçok eylemin, yapılıp edilenlerin “naif” kavramlarla açıklanamayacak olması. O kavramların, doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin, eksik kalması…

IŞİD’LİLER KISA SÜREDE SERBEST BIRAKILDI

Türkiye’yi hedef alan IŞİD katliamlarının mimarlarından İlhami Balı, ismi, IŞİD’in sınır emiri olarak bilinmeden önce de devlet tarafından tanınıyordu.

Balı, niyetini gizlemeyenlerden biriydi.

Defalarca dinlemeye takılmıştı.

2010 ve öncesinde El Kaide’nin Türkiye yapılanması içinde yer almıştı ve bomba yapımına yönelik malzemelerin temini, saklanması dahil birçok eyleme imza atmıştı.

Balı, uzunca bir takibin ardından yakalandı ama çok kısa bir süre cezaevinde kaldı. Adana ve çevresinde “Sanayi grubu” olarak bilinen El Kaide bağlantılı bu grupta Balı’nın dışında, Mehmet Gök ve Hasan Aydın da vardı. Çok kısa süre cezaevinde tutulup, serbest bırakılan bu isimler, davada yargılanan diğer üç sanıkla birlikte 2015’te 6 ila 8 yıl arasında hapse mahkûm edildiler.

Ancak artık ortada yoklardı.

Balı, o tarihte, çoktan IŞİD’e katılmıştı ve Türkiye’nin sınır emiri olarak görev yapıyordu.

Hasan Aydın, daha sonra yeniden yakalanıp serbest bırakılmıştı ve IŞİD saflarına, Suriye’ye geçmişti.

Mehmet Gök de Gaziantep grubu içinde faaliyet göstermeye başlamıştı.

YARGITAY 3 YILDA ANCAK ESAS NUMARASI VEREBİLDİ

Bu dosya, 2016’da Yargıtay’a geldi.

Yargıtay’da dosyaya sadece esas numarası verilmesi bile üç yıl sürdü. 2019’da nihayet Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde esas numarası alabildi.

Hemen burada bir virgül koymak gerekiyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, terör suçlarının temyiz incelemesini yapan, mühim bir daire.

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki 2 yıl 6 aylık hapis cezasını 19 Şubat’ta onamasıyla gündeme geldi.

Gergerlioğlu, internet sitelerinde yayımlanan yazıları sosyal medya hesabından paylaştığı için hapse mahkûm edildi. Eylemi bundan ibaret. Çözüm süreci devam ederken bu eylemleri yapsa ya da bir başka partiden olsa cezalandırılması bir yana, alkışlanacaktı. Türkiye’deki adalet sisteminin dönemlere, kişilere göre nasıl eğilip bükülebildiğinin sıcak kanıtı.

Gergerlioğlu’nun ceza aldığı eylemiyle ilgili iddianame, 4 Ağustos 2017’de hazırlandı. “Propaganda” ile suçlanan Gergerlioğlu, hızlı bir yargılama sonunda, 21 Şubat 2018’de hapse mahkûm edildi. Hemen ardından, 24 Haziran 2018 seçiminde milletvekili seçilmesine rağmen yargılaması durdurulmadı. Oysa, dokunulmazlık kapsamında olmayan suçlar arasında o güne kadar “propaganda” geçmiyordu. Gergerlioğlu söz konusu olunca, bu tartışılmadı bile.

KARAR TBMM’DE OKUNURSA GERGERLİOĞLU HAPSE GİRECEK

Sürdürülen yargılama sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3’üncü Ceza Dairesi, 7 Aralık 2018’de Gergerlioğlu’nun istinaf başvurusunu reddetti. Yargı paketiyle 5 yılın altındaki suçlar için Yargıtay yolu açılmasa, aslında ceza o sırada kesinleşecekti. Ancak dosya paket sayesinde Yargıtay’a taşındı.

IŞİD’lilerin dosyasını yıllardır bekleten Yargıtay, Gergerlioğlu için o kadar beklemeye gerek görmedi. Özellikle “sabır taşıran”, çıplak arama tartışmalarından hemen sonra Yargıtay 16. Ceza Dairesi, dosyayı gündemine aldı ve 21 sayfalık bir kararla verilen cezayı onadı.

Bu cezanın TBMM Genel Kurulu’nda okunması halinde, Gergerlioğlu, cezaevine girecek. Üstelik Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu ile ilgili verdiği, “dokunulmazlık sürmeliydi” kararı ortadayken.

Şimdi IŞİD dosyasına dönebiliriz.

IŞİD’İN ÖNEMLİ İSİMLERİ HALA ARANIYOR

İlhami Balı, cezasının onanmadığı, elini kolunu sallayarak IŞİD saflarına geçtikten sonra yüzlerce kişiyi Türkiye sınırından Suriye’ye taşıdı. Yakıldıkları resmi makamlarca hâlâ kabul edilmeyen iki askerin kaçırılması dahil, sınırdaki onlarca eyleme imza attı. 10 Ekim Gar Katliamı başta olmak üzere, IŞİD’in Türkiye’deki bombalı saldırılarının tamamında, sınırdaki geçişlerde, planlamalarda görev alan bir numaralı isimdi. Halen firari olarak, “kırmızı bültenle” aranıyor.

Hasan Aydın, 2016’da, IŞİD’in yakarak öldürdüğü iki askerin videosunu çeken ve paylaşan isim. Tahliye olduktan bir süre sonra Suriye’ye geçerken bir kez daha yakalandı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldıktan sadece bir yıl sonra bu eyleme imza attı.

Mehmet Gök’ün onlarca telefon konuşması dinlemeye takıldı. Sınırdaki insan kaçakçılığının Türkiye tarafındaki etkin isimlerinden biriydi. Ancak ne hikmetse ne operasyon yapıldı kendisine ne hakkında yeni telefon dinleme kararları çıkartıldı. Brüksel’deki bombalı saldırılardan, Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırıya kadar pek çok eylemde izine rastlanan Gök, Diyarbakır saldırısı davasında kısa süre sonra beraat etti. Gerekçe, dinlenen telefonların kendisine ait olduğuna yönelik somut kanıt bulunamamasıydı…

KANLI EYLEMLERİN MİMARLARI İLE İLGİLİ KESİNLEŞEN BİR KARAR YOK

Kanlı eylemlerin mimarı bu isimler hakkında Türkiye’de halen kesinleşmiş yargı kararı yok.

Dosyaları Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin önünde duruyor.

Gergerlioğlu, çok daha tehlikeli bir isim olacak ki daire, dosyasına öncelik verdi.

Basın açıklaması, protesto yürüyüşü gibi demokratik hak niteliğinde kalabilecek ancak terör kapsamında değerlendirilen sürüyle dosyaya öncelik verdiği gibi.

Elbette vardır tüm bunların bir hikmeti.

Ancak rafta saklansa da unutulmuyor o dosyalar, zamana bırakılsa da bu yapılanlar unutulmuyor.

İnsanlık suçlarına imza atanların o imzaları nasıl bu kadar kolay atabildiklerinin kanıtları, basit bir arşiv taraması ve bu dosyaları yıllarca sayfa sayfa takip eden hak savunucularının, avukatların çabalarıyla hep önümüzde duruyor.

Toplumsal olaylara hazırlık: Biber gazı ve kelepçe alınacak

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0