Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Kuveyt’in yeni Emiri Veliaht Prens Nevvaf oldu

Kuveyt Bakanlar Kurulu, Veliaht Prens Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın (83) ülkenin yeni Emiri olduğunu duyurdu. Emir Nevvaf, bugün Kuveyt Meclisi’nde yemin etti.

BOLD – Kuveyt’teki es-Seyf Sarayında, Başbakan Sabah el-Halid es-Sabah başkanlığında olağanüstü olarak toplanan bakanlar kurulundan yapılan yazılı açıklamada, “Anayasa hükümleri ve emirliğin miras bırakılması hükümlerine ilişkin 1964 tarihli 4 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca, Veliaht Prens Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın Kuveyt Emiri olduğu” belirtildi.

Emir Nevvaf, bugün Kuveyt Meclisi’nde yemin ederek resmen göreve başlamış oldu.

Kuveyt Emiri Sabah el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın dün 91 yaşında hayatını kaybettiği duyurulmuştu.

1937’de dünyaya gelen yeni Kuveyt Emiri Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, 1950’ye kadar 29 yıl hüküm süren Emir el-Ahmed el-Cabir el-Mubarek es-Sabah’ın 6. oğlu. Siyasi hayata 1962’de atılan Sabah, 1991 yılından itibaren Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı görevlerini üstlendi. 2006 yılında ise veliaht prens olarak atandı.

Kuveyt’te 1937’de dünyaya gelen yeni Kuveyt Emiri Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, 1921’den 1950’ye kadar 29 yıl hüküm süren Emir el-Ahmed el-Cabir el-Mubarek es-Sabah’ın 6’ncı oğlu.

Emir Nevvaf’ın 4 erkek ve 1 kız çocuğu var.

Kuveyt Emiri Cabir es-Sabah hayatını kaybetti

Dünya

Ermenistan’da Başbakan Paşinyan’ın istifasını isteyen göstericiler hükumet binasına girdi

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Başbakan Nikol Paşinyan’ın istifasını isteyen bir grup gösterici hükumet binasına girdi. Protestocular, kısa bir süre sonra binayı terk etti.

BOLD – Ermenistan’da muhalifler hükumet binasını bastı. Bazı bakanlıkların bulunduğu hükumet binasında slogan atan göstericiler, Nikol Paşinyan’ın istifasını talep etti.

Kısa bir süre sonra binayı terk eden göstericiler, “İstediğimiz binaya girebileceğimizi göstermek istedik” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyaya düşen görüntülerde, hükumet binasının içerisinde bir grup göstericinin olduğu, aralarından birinin megafonla kalabalığa seslendiği görülüyor.

ERMENİSTAN’DA SİYASİ KRİZ

Başbakan Paşinyan, ordunun geçen hafta Perşembe günü kendisine istifa çağrısında bulunmasının ardından, Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan’ı görevden almıştı. Ancak Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Paşinyan’ın kararını veto etmişti.

Ermenistan Başbakanı, ordunun istifasını istemesini “darbe girişimi” olarak nitelendirmiş, destekçilerini sokağa çağırmıştı.

PAŞİNYAN, KARARNAMEYİ YENİDEN CUMHURBAŞKANLIĞINA GÖNDERDİ

Paşinyan, aynı kararnameyi yeniden Cumhurbaşkanlığına gönderdi. Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, söz konu kararnamenin yeniden Sarkisyan’a ulaştığı belirtildi.

Sarkisyan’ın önünde, ya kararı imzalamak ya da anayasa mahkemesine göndermek şeklinde iki seçenek bulunuyor.

Eğer Sarkisyan bu iki seçenekten ikisini de uygulamazsa, karar otomatikman yürürlüğe girecek.

PAŞİNYAN, GÜVENLİK KONSEYİ’Nİ TOPLADI

Ermenistan Başbakanlığından yapılan açıklamada, Paşinyan’ın bugün Güvenlik Konseyini topladığı belirtildi.

Toplantıda, ülkenin iç ve dış güvenlik sorunlarının ele alındığı kaydedildi.

ERİVAN’DA KARŞIT GÖSTERİLER

İktidar ve muhalefet yanlıları, bugün başkent Erivan’da aynı anda mitingler düzenleyecek.

Paşinyan, destekçilerini saat 18.30’da Erivan’daki Cumhuriyet Meydanı’na çağırırken, hükümete muhalif kesimler ise Mareşal Bağramyan Meydanı’nda saat 18.00’de bir araya gelecek.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Genelkurmay Başkanı’nı görevden almayı reddetti

Okumaya devam et

Dünya

ABD’deki Halkbank davasının olası sonuçları: Türkiye kriz yıllarına dönebilir

Alman Der Spiegel dergisi, New York’ta Mayıs ayında başlayacak Halkbank davasında 20 milyar dolar ceza veya Halkbank’a uluslararası bankacılık sisteminden atılma cezası verilebileceğini yazdı. Dergiye göre Türkiye 2001’deki ekonomik kriz şartlarına dönebilir.

BOLD – Almanya’nın prestijli haber dergilerinden Der Spiegel yeni sayısında, ABD’deki Halkbank davasına ilişkin kapsamlı bir dosya haber yayınladı.

Haberde, söz konusu davanın Türkiye ekonomisini ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘korkunç bir duruma’ sokabileceği öngörüsünde bulunuldu.

ERDOĞAN’IN EVİNDE SAKLANAN PARALAR

Der Spiegel haberinde, Reza Zarrab’ın 2010 yılında Türkiye’de yasa dışı para transferine başladığı ve bu faaliyetlerini devam ettirebilmek için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Halkbank eski Başkanı Süleyman Arslan da dahil olmak üzere birçok bürokrata rüşvet verdiğini itiraf ettiği ve bu işleyişin 2013 yılında yaşanan ’17-25 Aralık Soruşturması’ olarak bilinen sürece kadar başarıyla devam ettiği yer alıyor.

Der Spiegel, Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan arasındaki telefon görüşmelerinde evlerinde saklanan milyonlarca doların dağıtılmasıyla alakalı ses kayıtlarının olduğu ayrıntılarını da kapsamlı bir şekilde ele almış.

Der Spiegel’e göre, Halkbank davasında ilişkisi ispatlansa dahi Cumhurbaşkanı olduğu için Erdoğan’ın dokunulmazlığı bulunuyor ve bu nedenle suçlanması mümkün değil. Ancak dava süresince Erdoğan’ın uluslararası itibarının yerle bir olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

ZERRAB, ERDOĞAN’A AĞIR SUÇLAMALARDA BULUNDU

Der Spiegel’in dosyasında en çok dikkati çeken ayrıntılardan biri İranlı iş insanı Reza Zarrab’ın Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) soruşturmasında Erdoğan’ı ağır biçimde suçladığı iddiası.

Haberde, Erdoğan hükümetinin bu davayı engelleme girişimleri, Donald Trump’ı ikna etme çalışmaları ve lobi şirketlerine harcanan milyonların dökümü de yer alıyor. İddiaya göre, 2017-2019 arasında Erdoğan hükümeti ABD’deki lobicilik faaliyetleri için 5 milyon dolardan fazla harcama yaptı.

BİDEN, DAVAYA HİÇBİR ŞEKİLDE KARIŞMAYACAK

Spiegel, Halkbank üst yöneticisi Hakan Atilla’nın gözaltı süreci öncesi Erdoğan’ın dönemin ABD Başkanı Barack Obama ve yardımcısı Joe Biden’dan, söz konusu davanın düşürülmesini talep ettiği ancak ikilinin bunu reddettiğini haberde hatırlatıyor. Erdoğan’ın Obama sonrası göreve gelen ABD eski Başkanı Donald Trump ile bu davanın düşürülmesi için yakınlaştığı ve Zerrab’ın ABD’de tutuklanması sonrası Trump’ın danışmanı Rudy Giuliani’nin Erdoğan ile konunun ayrıntılarını görüşmek için Ankara’ya geldiği belirtiliyor.

Kısa bir süre sonraysa davaya bakan New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara ve halefi Geoffrey Berman, Trump tarafından görevden alınmıştı.

Der Spiegel haberinde, ABD Başkanı Joe Biden’ın Halkbank davasına hiçbir şekilde karışmayacağını ve mahkemenin kararını bekleyeceğini ifade ediyor.

20 MİLYAR DOLAR CEZA

Haberde, Bir Türk yetkilisinin ABD’ye 2017’de bu davayla ilgili belgeleri gizlice getirmeyi başardığı belirtilirken, New York mahkemesinin kanıtlarının çok ağır olduğu, Halkbank’ın belki 20 milyar dolarlık bir ceza alabileceği ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası prestijinin de büyük oranda zarar göreceği kaydediliyor.

HALKBANK ULUSLARARASI BANKACILIK SİSTEMİNDEN ATILABİLİR

Bunun yanında Halkbank’ın uluslararası bankacılık sisteminden (Swift) atılabileceği, bunun Türkiye ekonomisi için de altından kalkılması güç bir darbe olacağı ve 2001’de yaşanan ekonomik kriz şartlarına geri dönüleceği öngörüsü yapılıyor.

SWIFT NEDİR?

Yurt içi yada yurt dışındaki banka hesaplarına döviz olarak gerçekleştirilen tüm para transferleri SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication / Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği) sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Swift sistemi 1973 yılında kuruldu ve 1977 yılında fiilen çalışmaya başladı.

Sistem, bankaların döviz hesaplarına yapılan transferlerin gerçekleştirilmesini sağlıyor.

Bu anlamda bir banka SWIFT sisteminden atıldığı takdirde yurt içinde ve yurt dışında hiçbir şekilde döviz transferi yapamaz, yani bankacılık yapma imkanı kalmaz.

ABD, İRAN YAPTIRIMLARINI DELEN BANKALARA AĞIR CEZALAR VERDİ

ABD, devrimin yaşandığı 1979 yılından beri İran’a birçok alanda yaptırımlar uyguladı. Bu kapsamda son yıllarda  uyguladığı yaptırımları delen çok sayıda Avrupalı bankayı da cezalandırdı.

Bu bankalar arasında Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman ve İsviçre’nin önde gelen birçok bankası yer aldı.

Genellikle cezalar ilgili banka ile Amerikan hükumeti arasında yapılan görüşmelerde anlaşma yoluyla belirlendi.

FRANSIZ BANKASI BNP PARİBAS’A 8.9 MİLYAR DOLAR CEZA

ABD, İran yaptırımlarını deldiği için en büyük cezayı Fransız bankası BNP Paribas’a verdi.

2014 yılında BNP Paribas, Amerikan hükumeti ile yürüttüğü görüşmelerde 8.9 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, diğer bir Fransız bankası Credit Agricole, 2003-2008 yılları arasında ABD’nin yaptırım uyguladığı İran, Sudan ve Küba’ya yaptığı para transferleri nedeniyle 787 milyon dolar para cezası ödemeyi kabul etti.

2015 yılında, Alman Commerzbank ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkelere yapılan para transferleri ve para aklama suçlamaları nedeniyle Amerikan hükumetine 1.45 milyar dolar ceza ödemeyi kabul etti.

2015 yılında diğer bir Alman bankası Deutsche Bank; İran, Libya ve Suriye’ye yaptırımları deldiği için 258 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti ve Amerikan hükumeti ile bir anlaşma imzaladı.

Aynı yıl, İsviçre bankası UBS, ABD’nin yaptırım uyguladığı ülkeler ve terörizmle alakalı para transferleri nedeniyle 1.7 milyon dolar ceza ödeme konusunda Amerikan hükumeti ile anlaştı. Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve, 2004 yılı Mayıs ayında da UBS’e Küba, İran, Libya ve Yugoslavya yaptırımları delmek suçlamasıyla 100 milyon dolar ceza kesmişti.

2018 yılı Ekim ayında Amerikan J.P. Morgan Chase Bank, Küba ve İran yaptırımlarını delmek suçlaması nedeniyle Amerikan hükumeti ile anlaşmaya vardı. J.P. Morgan Chase Bank, anlaşma kapsamında 5.3 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.

İngiliz bankası Standard Chartered, 2012 yılında İran, Sudan, Libya ve Myanmar’a yaptığı illegal para transferleri nedeniyle 667 milyon dolar Amerikan hükumetine ödemeyi kabul etti. Banka, 2019 yılında da İran’a ve diğer ülkelere uygulanan yaptırımları delmek suçlamasıyla Amerikan ve İngiliz hükumetlerine 1.1 milyar dolar ceza ödemek zorunda kalmıştı.

Libya’da ele geçirilen Rus hava savunma sistemi ABD iş birliğiyle Türkiye’ye getirildi

Okumaya devam et

Dünya

Londra’dan Tahir Elçi cinayeti davasına ‘iddianame’ tepkisi

Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü, Diyarbakır Barosunun talebiyle Tahir Elçi cinayetine ilişkin rapor hazırladı. Olay yerindeki 3 polisten biri ‘kesin fail’ olarak belirtildi. Ancak iddianamede bu önemli bilginin dikkate alınmamasına üniversiteden tepki geldi.

BOLD – Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin açılan davanın ikinci duruşması 3 Mart’ta görülecek.

Diyarbakır Barosunun gazetecilerin olay yerinde çektiği görüntüleri incelettiği Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture, suikasta ilişkin bir rapor hazırladı. Elçi’nin öldürüldüğü esnada ateş açan polislerin atış yönü ve sayısı ile yere düştüğü ana dair yapılan incelemeler sonucunda fail olarak tespit ettiği 3 polisten biri, rapora göre ‘kesin fail’ olarak belirtildi. Baro, raporu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sundu.

Savcılık, 4 yıl süren soruşturma sonucunda iddianame hazırladı. Tutuksuz yargılanan polis memurları M.S., F.T. ile S.T. ile birlikte firari PKK üyesi Uğur Yakışır, iddianamede sanık olarak yer aldı. Polis memurlarına bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 2 yıldan 6 yıla kadar hapis isteyen başsavcılık, Elçi’yi olası kastla öldürmekten suçladığı PKK’lı Yakışır’a yine 2 polisi öldürmek, ülke birliğini ve bütünlüğünü bozmak, polis memuru S.T’yi öldürmeye teşebbüs ve izinsiz silah bulundurmak suçlarından toplamda 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıl hapsi isteminde bulundu.

TÜRKÇE PAYLAŞIM

Forensic Architecture, davanın 3 Mart’ta görülecek ikinci duruşması öncesinde sosyal medya hesabından Türkçe paylaşımda bulundu. Tahir Elçi cinayetine ilişkin hazırlanan raporun kısa bir videosunun da eklendiği paylaşımda şöyle denildi: “Tahir Elçi davasının ikinci duruşması 3 Mart’ta görülecek. Fakat iddianamede bir sorun var. Saptadığımız polis memurlarının yanı sıra PKK üyelerinden biri de Elçi’nin katil sanığı olarak gösteriliyor. Oysa bulgularımız PKK üyelerinin Elçi’ye ateş etmediğini açıkça göstermişti.”

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0