Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Askerin helikopterden atarak öldürdüğü Servet Turgut’un taziyesine polis baskını

servet turgut taziye polis müdahale

Helikopterden atıldıktan sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Servet Turgut’un taziyesine polis baskın yaptı. HDP’li Hüda Kaya’nın konuşma yaptığı sırada taziye alanına giren polis ile HDP’li milletvekilleri tartıştı.

BOLD – HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Ömer Faruk Gergerlioğlu milletvekilleri, helikopterden atılan ve önceki gün yaşamını yitiren Servet Turgut’un taziyesine katıldı.

HDP’li milletvekilleri, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in katıldığı taziyede, HDP Milletvekili Hüda Kaya konuşmaya başladığı esnada polis müdahalede bulundu. Polis, taziyede siyasi konuşma yapılmasına izin vermeyeceklerini belirterek, ziyareti görüntülemek isteyen gazetecilere de müdahale edilerek çekim yapmalarını engelledi.

Yaşanan tartışmada polis, taziyenin devam etmesi durumunda gözaltı yapacaklarını söyledi. Bunun üzerine HDP’liler ile polis arasında sert tartışma yaşandı. Saliha Aydeniz, “İnsana saygınız olsaydı taziyeye böyle girmezdiniz. Duaya saygısı olanlar buraya silahlı giremezler. İslamiyet’e de dine de saygısızsınız” dedi. Polis ise aileye, “Taziyeyi derhal bitirin” uyarısında bulundu. Polisin müdahalesinin ardından HDP’liler taziyede oturmaya devam etti.

Cadı avı İzmir’de devam ediyor

Politika

HDP’siz seçim planı devrede

Kapatma davası iddiaları ve milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılması girişimleri HDP’yi köşeye sıkıştırdı. Masada duran sine-i millet seçeneği ise her geçen gün imkansızlaşıyor. İktidarın planı ise 2023 seçimlerine HDP’siz girmek.

BOLD – İktidar kanadı, kapatma davası tehdidi altındaki HDP’nin vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için harekete geçince, kulislerde sine-i millet formülü tartışılmaya başlandı. Ancak Türk siyasi tarihinde hep bir koz olarak kullanılmasına karşın, sine-i millet hiç gerçekleşmedi.

HEDEF 2023’E HDP’SİZ GİTMEK

Son olarak dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 25 milletvekili hakkında hazırlanan 33 fezleke daha Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Bu fezlekelerden 28’si HDP’li milletvekillerine ait. Bununla birlikte Mecliste HDP’li bütün vekiller hakkında fezleke bulunuyor.

Toplamda Meclis Başkanlığı’nda dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle 1.300’ün üzerinde fezleke bekliyor. Fezlekelerin görüşülmesi tarihi sıraya göre yapılmıyor. İstenilen fezleke öne çekilerek ele alınabiliyor. Cumhuriyet gazetesinin haberine göre ise HDP’li milletvekilleri hakkındaki fezlekelerin “içeriklerine göre” bir an önce TBMM Karma Komisyonu’na gelmesi bekleniyor. Hakkında “terörle mücadeleye muhalefet, terör örgütlerine destek ve halkı devlete karşı tahrik etme” gibi suçlardan fezleke bulunan milletvekillerinin komisyonda “dokunulmazlıklarının düşürülmesi” yönünde karar alınacak. Ardından da Genel Kurul’da HDP’li isimlerin dokunulmazlığı kaldırılacak.

SEÇİM AYARLI HAMLELER

HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve yargılama süreçlerinin en az bir yılı bulacağı belirtiliyor. HDP’li isimlerin yargılama sonrası suçlu bulunması ve milletvekilliklerinin düşmesi halinde bile yeterli yasal süre kalmadığı için 2023 seçimleri öncesinde bir ara seçim yapma ihtimali de ortadan kalkıyor.

Diğer yandan bir dava açılarak HDP’nin kapatılması ve 2023 seçimlerine HDP’siz girilmesi seçeneği de kulislerde konuşuluyor. İddialara göre AKP, özellikle doğu illerindeki muhafazar HDP seçmeninin oylarını bu yolla kendine yönlendirmeyi planlıyor.

BİR SEÇENEK OLARAK SİNE-İ MİLLET

Tüm bu senaryolarla birlikte HDP’nin bu süreçte “mümkün olduğunca parlamento çatısı altında siyaset yapma yönünde adım atacağı” ifade ediliyor. Ancak sine-i millet de HDP’nin önünde henüz bir seçenek olarak duruyor.

Anayasa’nın 78. maddesine göre TBMM üyeliklerinde en az 30 sandalyenin boşalması durumunda 3 ay içinde ara seçim yapılması gerekiyor. HDP’nin Mecliste 56 milletvekilinin istifası ile ara seçimin önü açılabilir. Ancak Anayasa’nın 84. maddesinde yer alan ”İstifa edenin milletvekilliğinin düşmesi, TBMM Başkanlık Divanınca tespit edildikten sonra, TBMM Genel Kurulunca kararlaştırılır” hükmü nedeniyle istifaların AKP-MHP ittifakınca onaylanmaması ve ara seçimin engellenmesi ihtimali de siyasi hesaplamalara dahil ediliyor.

HDP’de sine-i millet tartışması, belediye başkanlarının görevden alınması, yerlerine kayyum atanması ve partiye yönelik baskılar sonrasında Kasım 2019’da da masaya yatırılmış ancak bu yönde bir karar alınmamıştı.

SİNE-İ MİLLET NEDİR?

Sine-i millete, Türkiye siyasi tarihinde siyasi temsil meşruiyetini yitirdiği düşünülen TBMM’den çekilerek siyasete halk içinde devam için kullanılan bir tanımlamadır. Türkiye tarihinde hemen her dönem birçok siyasetçi tarafından dile getirilmiş olsa da fiili olarak şimdiye kadar herhangi bir siyasi parti tarafından uygulanmamıştır.

Bununla birlikte 1989’da Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası DYP’li Murat Sökmenoğlu, Özal’ın gerekli oyu almadan seçildiğini ileri sürerek tepki amacıyla istifa etti. Sökmenoğlu’nun bu istifası Türk siyasi tarihinde sine-i milletin tek örneği olarak gösteriliyor.

Okumaya devam et

Politika

Türkiye yine ‘parti kapatma’yı konuşuyor: Güçlenerek dönüyorlar!

HDP’nin kapatılması için harekete geçen Cumhur İttifakı, 2023 planını uygulamaya başladı. Çok partili döneme geçildiğinden bu yana komünizm, irtica, bölücülük gibi gerekçelerle sayısız partinin kapısına kilit vuruldu. Ancak önemli siyasi hareketler güçlenerek geri geldi.

BOLD – Cumhur İttifakı’nın HDP’nin kapatılmasına yönelik çağrıları küçük partilerin de desteğini aldı. Parti kapatma tartışması Türkiye gündemine bir kez daha oturdu. Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, kapatılan partiler güçlenerek dönüyor.

Türkiye İkinci Dünya Savaşı’nın sonlanmasının ardından, Nuri Demirağ liderliğindeki Milli Kalkınma Partisi (MKP) ve CHP’den koparak kurulan Demokrat Parti ile birlikte çok partili siyasi yaşama adım attı. Daha önceki denemelere karşın başarılı olan bu süreçte, çok sayıda siyasi parti de kapatıldı.

KOMÜNİZM VE İRTİCA

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadarki süreçte, parti kapatmaların çoğunluğunun gerekçesini “komünizm propagandası yapmak” ve “irticayı teşvik etmek” oluşturdu. Bu kapsamda: İslam Koruma Partisi, 1946’da; İslam Demokrasi Partisi, 1952’de; Türk Muhafazakâr Partisi, 1953’te ve Millet Partisi 1954’te “dini siyasete alet etmek” gibi gerekçelerle kapatıldı. Çiftçi Köylü Partisi, 1946’da; Türk Sosyal Demokrat Partisi, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi ile Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi 1946’da; Türkiye Sosyalist Partisi, 1952’de ve Hikmet Kıvılcım liderliğinde 1954’te kurulan Vatan Partisi ise 1957’de “komünistlik” gibi suçlamalarla kapatılan partilerden bazılarını oluşturdu. Demokrat Parti (DP) ise bu süreçte kapatılan partiler arasında en bilineni oldu. DP, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından 29 Eylül 1960’ta, askeri mahkeme kararıyla kapatıldı.

ADALET PARTİSİNDEN DYP’YE

Kapatılan partilerin bazıları, farklı siyasi adlar ile siyasete devam etti. 1950 seçimlerinde yüzde 52.64 ile iktidara gelen, oy oranını 1954 seçimlerinde yüzde 57.61’e çıkaran ancak ekonomik sıkıntılar gibi nedenlerle halk desteğini yitirmeye başlayan DP, 1957 seçimlerinde 47.87’ye geriledi ve Meclis’te çok sayıda sandalye kaybetti. DP’nin kapatılmasının ardından başta Adalet Partisi olmak üzere bazı partiler, DP’nin mirasını taşıdığı iddiasıyla Türk siyasi sahnesinde yer aldı.

Demokrat adını andırdığı için Demir Kırat sloganını kullanan AP, 1960’taki askeri müdahalenin ardından yapılan ilk genel seçimlere katılarak yüzde 34.8 oy oranı ile sandıktan ikinci parti olarak çıktı ve sandıktan birinci çıkmasına karşın çoğunluğu bulamayan CHP ile koalisyon kurdu. Daha sonra partinin genel başkanlığına, sonraki yıllarda (1993) cumhurbaşkanı Süleyman Demirel geçti. Demirel liderliğindeki AP, 1965 seçimlerinde aldığı yüzde 52.87 oy ile birinci parti oldu. 12 Eylül askeri darbesi ile kapatılan siyasi partilerin 1983’te yeniden açılması ile birlikte AP’nin mirasçısı olarak değerlendirilen Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.

MİLLİ GÖRÜŞ

Partilerinin kapatılmasına karşın farklı siyasi partiler kuran bir çizgi de Milli Görüş çizgisi. Necmettin Erbakan liderliğinde kurulan ve “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle 1971’de kapatılan Milli Nizam Partisi’nin mirasçısı, 1972’de açılan Milli Selamet Partisi oldu. Kurulduktan bir yıl sonraki genel seçimlere katılan MSP, yüzde 11’lik oy oranı ile 48 milletvekili çıkardı ve 1974’teki koalisyonun ortağı oldu. 1977 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 8.6’a düşen MSP, 1980’de “laikliğe aykırı eylemler” gerekçesi ile kapatıldı.

Milli Görüş çizgisi, 1983’te kurulan Refah Partisi (RP) adıyla siyasete devam etti. Kurulduktan sonraki ilk seçimlere katılamayan RP, 1986’daki ara seçimlere katıldı ancak oy oranı yüzde 4.76’da kaldı. 1994’teki yerel seçimlerde İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazanan, 1995 genel seçimlerinde ise yüzde 21.38 oy ile sandıktan birinci çıkan RP, 1998’de “laikliğe aykırı eylemleri” nedeniyle kapatıldı.

ERDOĞAN GÖMLEK DEĞİŞTİRDİ

Milli Görüş çizgisi, RP’nin ardından Fazilet Partisi adıyla siyasete devam etti ancak Fazilet Partisi, 2001’de, RP’nin devamı olduğu ve “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatıldı. Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından iki yeni parti siyasi yaşama katıldı: “Milli Görüş gömleğini” çıkaran ve Fazilet Partisi’ndeki yenilikçi kanadı oluşturan Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimlerin liderliğindeki AKP ile Milli Görüş çizgisini devam ettiren gelenekçilerin kurduğu Saadet Partisi. 2001’de kurulan AKP, bir yıl sonra gerçekleştirilen seçimlerde aldığı yüzde 34.28 oy oranı ile sandıktan ilk parti olarak çıktı ve 19 yıllık iktidarını başlatmış oldu. Saadet Partisi ise yüzde 2.49 oy oranı ile Meclis dışında kaldı. AKP için de 2008’de “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle kapatma davası açılsa da söz konusu dava, 6 AYM üyesinin aleyhte oy kullanması nedeniyle reddedildi.

KOMÜNİZMİN YERİNİ BÖLÜCÜLÜK ALDI

Parti kapatma davaları, 1961’de Anayasa Mahkemesinin kurulmasıyla birlikte AYM tarafından görülmeye başlandı. Günümüze kadar 25 siyasi parti AYM tarafından kapatıldı. Daha önce kapatma gerekçelerinden olan komünizm propagandası yapmanın yerini ise ‘bölücülük’ aldı. Bu kapsamda, kapatılan 25 siyasi partinin kapatılma gerekçelerini, bölücülük, laikliğe aykırı eylemler ve yasal zorunlulukları yerine getirmemek oluşturdu. Kapatılan partilerin 6’sı, 12 Eylül darbesi ile tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanması öncesinde, 19’u ise 1983’te siyasi partilerin faaliyetlerinin serbest bırakılmasının ardından günümüze kadar geçen süreçte kapatıldı. AYM tarafından kapatılan 25 siyasi parti ve kapatılış yılları şöyle:

İşçi-Çiftçi Partisi (1968), Türkiye İleri Ülkü Partisi (1971), Türkiye İşçi Partisi (1971), Milli Nizam Partisi (1972), Büyük Anadolu Partisi (19 Aralık 1972), Türkiye Emekçi Partisi (1980), Huzur Partisi (1983), Türkiye Birleşik Komünist Partisi (1991), Halk Partisi (1991), Sosyalist Parti (1992), Halkın Emek Partisi (1993), Özgürlük ve Demokrasi Partisi (1993), Sosyalist Türkiye Partisi (1993), Yeşiller Partisi (1994), Demokrasi Partisi (1994), Demokrat Parti (1994), Sosyalist Birlik Partisi (1995), Demokrasi ve Değişim Partisi (1996), Emek Partisi (1997), Diriliş Partisi (1997), Refah Partisi (1998), Demokratik Kitle Partisi (1999), Fazilet Partisi (2001), Halkın Demokrasi Partisi (2003), Demokratik Toplum Partisi (2009).

KÜRTÇE YEMİN KİRİZİ

Türkiye’de etnik kökene dayalı toplamda 9 Kürt partisi kuruldu. Söz konusu partilerden 5’i bölücülük gerekçesiyle kapatıldı. İlk partileri, Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den 1989’da Paris’te düzenlenen “Kürt Ulusal Kimliği ve İnsan Hakları” konulu konferansa katıldığı gerekçesiyle ihraç edilenler ve buna tepki göstererek istifa edenler tarafından 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) oldu. 1991’deki seçimlere barajın aşılamayacağı gerekçesiyle SHP listesinden giren HEP’liler, Meclis’te 21 milletvekili ile temsil edildi. 1992’de, Meclis’in açılışında yaşanan “Kürtçe yemin krizi” nedeniyle kapatılma davası açılan HEP, 1993’te, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” gerekçesiyle kapatıldı.

HEP’in kapatılması sürecinde Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP) kurulsa da aynı yıl ÖZDEP de kapatıldı. Bu nedenle bazı HEP milletvekilleri, Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. DEP de 1994’te AYM kararıyla kapatıldı. Aynı yıl, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995’teki genel seçimlere katılan ancak yüzde 10 barajını aşamayan HADEP, parti kongresinde terör örgütü PKK bayrakları ile PKK elebaşı Abdullah Öcalan posterlerinin açılması ve Türk bayrağının indirilmesi olayları ile gündeme geldi. HADEP de 2003’te, “yasa dışı faaliyetlerin merkezi” olduğu gerekçesi ile kapatıldı. Aynı siyasi gelenek içinde yer alan ve 1997’de kurulan Demokratik Halk Partisi (DEHAP) hakkında 2002’de kapatılma davası açılsa da DEHAP 2005’te kendini feshetti.

21 BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ

HADEP ve ardından DEHAP’ın mirasçısı olarak ise Demokratik Toplum Partisi (DTP), 2005’te kuruldu. Seçim barajı nedeniyle 2007 seçimlerine “Bin Umut Adayları” adıyla bağımsız olarak seçime giren DTP, arasında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ve Leyla Zana gibi isimlerin de bulunduğu 21 milletvekili ile Meclis’te temsil edildi. “PKK’nin terör örgütü olmadığı” yönündeki açıklamaları ile tepki çeken DTP, 2009’da, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi, terör örgütü tarafından kurulması ve Öcalan’dan talimat alması” gerekçeleri ile kapatıldı. Böylece DTP; HEP, DEP, ÖZDEP ve HADEP’in ardından bu siyasi çizgiden kapatılan 5. ve son siyasi parti oldu. DTP’liler ise 2008’de kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’nde (BDP) siyasete devam etti. BDP, kapatılan 5 parti ve kendini fesheden bir partinin ardından bu siyasi çizgide kurulan 7. parti oldu. Ancak BDP, 2014’te adını Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak değiştirdi ve milletvekilleri 2012’de kurulan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı. HEP ile başlayan Kürt partileri, bugün 2 siyasi parti ile temsil ediliyor.

AKP-HDP ORTAK GİRİŞİMİ: ÇÖZÜM SÜRECİ

“Türkiyelileşme” politikası yürüttüğü iddiasıyla çıkan HDP, AKP ile yürütülen Çözüm Süreci’nde oy oranını artırdı. Terör örgütü PKK yöneticilerinden Cemil Bayık’ın da oy verilmesi çağrısında bulunduğu HDP, barajı geçen ilk Kürt partisi oldu ve Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 13,12 oy alarak 80 milletvekili çıkardı. Ancak HDP, Kasım 2015 erken seçiminde oylarını koruyamadı ve yüzde 10.76’ya geriledi. HDP’nin oy kaybında, HDP’li milletvekillerinin PKK’li teröristlerin cenazelerine katılması ve “Çözüm Süreci”nde silah ve mühimmat depolayan PKK’ye karşı Güneydoğu’da yürütülen “Hendek Operasyonları” etkili oldu. Yaklaşık 6 ay süren operasyonlar sırasında, PKK tarafından belediye kontrolündeki yolların altına bomba döşenmesi ve binalar arasında tüneller oluşturulması kamuoyunun tepkisini çekerken, operasyonlar sırasında 800’ü aşkın asker, polis veya korucu şehit oldu.

Okumaya devam et

Politika

Bakan Koca’dan mayıs sonuna kadar 105 milyon aşı güvencesi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, AKP Kongrelerinde koronavirüs önlemlerinin hiçe sayılmasına kaçamak cevap verdi, “Kalabalıktan kaçının” dedi. Mayıs sonuna kadar 52,5 milyon kişinin aşılanmasının güvencesini verdi.

BOLD – Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenleyen Sağlık Bakanı Fahrettin, katıldığı bir cenaze törenindeki kalabalık ortam nedeniyle eleştirilere hedef olduğunu belirtti. Bu durumu öngöremediği için kendi adına dün özür dileyen Koca, AKP kongrelerindeki kalabalık görüntülerle ilgili yöneltilen soruya ise sadece şu yanıtı verebildi: “Genel olarak salgında bulaşın nasıl olduğunu biliyoruz. Yakın temasla birlikte daha da arttığını hep anlatır olduk. Vatandaşımız bunu biliyor. Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak kalmalarını ifade etmiştik. Bu bilgilendirmede bir değişiklik yok. Daha fazla bir şey söylemem de herhalde fazla olur. Özellikle kalabalık ve kapalı ortamdan vatandaşımızın kaçınmasını hassasiyetle ifade etmek istiyorum.”

NORMALLEŞMEYİ ÖNCELEYECEKLER

Koca, artık normalleşmeyi önceleyen bir döneme, yerinde karar dönemine geçildiğini belirtti. Koca, yerinde karar dönemiyle kurallara uyum konusunda güvenlik kuvvetlerinin denetimleri artıracağını kaydetti. Koca, açılma önlemlerinin illerin risk durumuna göre alınacağı mesajını verdi. Aşılamada yaklaşık 1,5 milyonu ikinci doz olmak üzere 8 milyon seviyesine ulaşıldığını ve aşılama planındaki ilk aşamanın sonuna yaklaştıklarını belirten Koca, “Yeterince yüksek hızda ve sistematik olarak aşı programını uygulamış olsak da nüfusa oranla daha kat etmemiz gereken çok yol var… Bir tedarik ve planlama sorunumuz yok. Birinci doz aşısını olan tüm vatandaşlarımızın ikinci doz aşıları güvence altındadır” dedi. En geç Mayıs ayı sonuna kadar 105 milyon aşıya erişimin güvencede olduğunu, bu miktara Biontech, AstraZeneca ve diğer firmalardan gelecek aşıların dahil olmadığını belirten Koca, 105 milyon dozun 52,5 milyon kişinin aşılanması anlamına geldiğini kaydetti.

Alman Biontech firmasından ilk etapta 800 bin doz alınmasının planlandığını ve Mart sonuna kadar netleşen miktarın 4,5 milyon doz olduğunu söyleyen Koca, bu miktarı 5 milyona tamamlamak için çaba sarf ettiklerini ifade etti. Rusya’nın Sputnik V aşısının toksikoloji çalışmalarına Türkiye’de başlandığını belirten Koca, çalışmaların olumlu sonuçlanması durumunda aşının Türkiye’de üretimi için hazırlık yapıldığını kaydetti. Koca, AstraZeneca ile görüşmelerin de yoğunlaştığını ve önümüzdeki 1-2 hafta içinde bir ön sözleşme imzalanabileceğini bildirdi.

AŞI BULMAKTA AKSAKLIK YAŞANABİLİR!

“Aşı savaşları” diye tabir edilebilecek bir dönemden geçildiğine işaret eden Koca, “Aşı tedariğinde her an aksaklık yaşanabilir ve program kesintilere uğrayabilir. Bunu yaşamamanın tek yolu kendi aşımızı üretmektir” dedi. Yerli aşı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Sağlık Bakanı, Erciyes Üniversitesinin geliştirdiği aşı adayında Faz 2 çalışmalarının Nisan ayında bitmesini ve Nisan sonuna doğru Faz-3 safhasına geçilmesini öngördüklerini kaydetti.

Koca, başta Doğu Karadeniz olmak üzere bazı bölgelerde mutasyonlu virüsün etkisini göstermeye başladığına ve sayısının her geçen gün arttığına işaret etti. “Mutasyonlu virüsü dikkate almak mecburiyetindeyiz” dedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ana kadar Türkiye’de Covid-19’un İngiltere mutantı dışında bir Brezilya, 49 Güney Afrika mutasyonunun görüldüğünü bildirdi.

“EN UCUZU TÜRKİYE ALIYOR”

CHP’nin Türkiye’ye bedelsiz gönderilen bir milyon doz aşının distribütör firma tarafından Devlet Malzeme Ofisi’ne fatura edildiği ve devletten 12 milyar dolar para alındığı yönündeki iddiasına yanıt veren Koca, şunları söyledi: “Aşı savaşının olduğu bir dünyada, üretici bir firma bir ülkeye aşıyı bedava bağışlar mı, bunun akılla izahı var mı? Vatandaşımız bunu çok iyi bilsin, biz aşıyı dünyadaki bütün ülkelerin aldığı fiyattan en ucuza alan ülkeyiz. Altını çiziyorum, hiçbir şekilde aracı firmaya zerre kadar bir kuruş ilave verilmemiştir.”

Koca, basın toplantısında ödemenin SinoVac firmasına yapıldığına dair şirketin yazılı açıklamasını gösterdi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0